İyilik nasıl örgütlenebilir?

Öncelikle iyiliğin sözlük anlamına bakalım,

İyilik; Karşılık beklenilmeden yapılan yardım, kayra, lütuf, kerem, ihsan, inayet. Diyor TDK

Kötülük için ise ; Zarar verecek davranış, eylem ya da söz

Anlamına geliyor.

Hanımlarımızın bir araya geldiği altın günlerini ele alalım. Pek çok iyi  kadın böreklerle, dolmalarla , tatlılarla donatılmış bir masanın başına oturmuşlar. Fatma hanım henüz güne intikal edememiş.

Ayşe Hanım – Ayol şu Fatma da nerede kaldı ?

Zehra hanım – Önce oğlunu besleyecek. Yemini suyunu verecek anca gelir o.

Ayşe hanım- Oğlu otuzuna merdiven dayadı , hala annesinin eline mi bakıyor.

Zehra Hanım – Özgüven aşılamadı ki çocuğa. Adam odadan çıkmıyor. Bilgisayar başından kalkmıyor. Nerdeyse altını bile bezleyecekler çocuğun.

Ayşe Hanım- I hıı şekerim. Olmadı. Yapamadılar bunlar çocuk.

Ayşe Hanım ve Zehra Hanım diğer kadınların içinde Fatma Hanım’ı ve çocuğunu gayet masumane bir şekilde eleştirirken, Fatma hanım ve oğlunun o ortamda olmadığının ve kendini savunma hakkından yoksun olduklarının farkında bile değiller. Kudreti ellerine almışlar ve aslı astarı olup olmayan bir konuda sırf masa başında masumane bir dedikodu eylemi gerçekleştirirken , var olan sıra dışı bir durumun temeline dahi inmeden sadece eleştirel anlamda konuşuyorlar.

Bu konuşmayı yaparken de Fatma Hanım ve oğlu için diğerlerinin üzerinde oluşan olumsuz fikre aldırmıyorlar bile.  Şimdi bu insanlar iyi mi?

Konuyu güncel hayatın içindeki en basit ve en masumane eylemden ele aldım. İyilik ya da kötülükten söz ederken, kadına şiddetten, göç sorunundan, etnik sorunlardan, ırkçılık ve ayrımlaştırmalardan hiç söz etmedim bile.

Bu iki kadın , Fatma Hanım ve oğlunu gömerken iki güzel aile bireyi. Belki masadakilerden biri Fatma :Hanım’ın oğluna iş verecek, belki bir diğeri kızını verecek belki o masada hayırlı eylemler gerçekleşecek. Bu konuşmadan sonra insanlar hakkında olumsuz izlenimler olmaz mı diğerlerinin kafasında.

Peki hiçbir şey yapmamak mıdır iyilik?

Hiçbir söz sarf etmemek, hiçbir eylemde bulunmamak mıdır?

Herkes kendi yaşadığını bildiği için, karşısındaki insanı kendisi ile aynı duygu,düşünce ve davranışa sahip bir insan olarak görmemekten kaynaklanıyor insanın kendisinde söz söyleme, hatta bazen sözleri eyleme geçirme hakkı.

Güçsüz insan yoktur. Gücü kullanmayı ya da kullanmamayı tercih eden insan vardır. Kimse dört dörtlük iyi ya da kötü olarak nitelenemez.  Alet olma durumu var çünkü. Ben o günde , o masada oturuyorsam Fatma hanım henüz masada yokken hakkında insanlar ileri geri konuşuyorsa ben de o duruma alet oluyorum demektir. Sessiz kalıp, tepki vermeyip sadece dinliyorsam o gurupla birlikte hareket ediyorum demektir.

Kötülüğün en büyük tamamlayıcısı umursamayan zihinlerimiz. O masada yapılan dedikodu örgütlü bir kötülük eylemi.

6-7 Eylül Olayları , örgütlü bir kötülük eylemi. Savaşlar örgütlü bir kötülük eylemi. Nazilerin yaptığı soykırım örgütlü bir kötülük eylemi.

İyiliği örgütlemek nasıl olabilir ? Bunun için ne gereklidir? Asıl bu önemli.

Çünkü bencil ve güce tapan bireyleriz hepimiz. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın !” düşüncesi ile hareket eden, yapabileceğimiz iyi  ya da kötü eylemleri ortaya koymaktan imtina gösteren, kapımızın önünde kedi beslerken, bizden bir kuru ekmek isteyen göçmen ya da azınlıktan bir çocuğa “Allah versin!”  cümlesini rahatça kurabilen kendi içimize ve kendimizden olana iyi olduğumuz bizden olmayana sırtımızı  döndüğümüz bireyleriz.

Kimse öz eleştiri yapmıyor. Ne kendi hakkında, ne ailesi hakkında,ne de yaşadığı şehir ne de milleti hakkında. Yapıyor(muş) gibi görünsek de , Kimsenin diğer tarafta olanları umursadığı yok.

Milli,dini ve kültürel farklılıklar ve düşmanlıklar, insanın kibirli bir şekilde sadece kendi, din, millet ve kültürlerinin dünyanın en önemlisi olduğu temeline dayanıyor. Bu yüzden de kendi çıkarlarının diğerlerinin ya da genel olarak insanlığın çıkarlarından önce geldiğini düşünmeleri kaçınılmaz oluyor.

Milletleri, dinleri ve kültürleri;bu dünyadaki asıl yerleri konusunda biraz daha gerçekçive alçakgönğllğ düşünmeye nasıl teşvik edebiliriz?

İşe kendimizden başlamak en azından bir denizyıldızını kurtarabilmek midir?

Çocuklarımıza vicdan, merhamet ve empatiyi öğrettiğimiz andan ve çocuklarımızı sosyal çevreye saldığımız andan itibaren, gelenin de gidenin de vurduğu savunmasız çocuklar mı yetiştirmiş oluyoruz?

Organize iyilik gerçek ve tek ihtiyacımız.

Bunun için ne yapılabilir?

Canan YENİOKATAN

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir