Hollywood’da senaristler grevinin bitmesinin ardından, Marvel Studios’un merakla beklenen ilk “X-Men” filmi için bu sonbaharda yazar toplantıları düzenlemeye hazır olduğu bildiriliyor.
Hayranlar için sevindirici bir haber olsa da bu durum filme yakın bir zamanda kavuşacağımız anlamına gelmiyor. Deadline, filmin henüz bir tarih belirlememesi nedeniyle aceleye gerek olmadığını ve bir yazar tutma kararının muhtemelen 2024’ün başlarına kadar verilmeyeceğini belirtiyor.
Disney’in 2019’da 20th Century Fox’u satın almasından bu yana MCU’nun hazırladığı yeni bir “X-Men” filmi büyük bir heyecanla bekleniyor. Ancak o zamandan bu yana hayranlar yalnızca, 2024 başlarında Disney+’ta yayınlanacak olan animasyon dizisi “X-Men ’97” hakkında küçük ipuçları ve haberler aldılar.
Yakın gelecekte X-Men ve Marvel Sinematik Evreni “Deadpool 3” filmiyle ilk kez bir araya gelecek. Filmde Deadpool olarak geri dönecek olan Ryan Reynolds’a, X-Men filmlerinde yıllarca canlandırdığı Wolverine karakteriyle Hugh Jackman eşlik edecek. Bunun yanı sıra X-Men filmlerinden pek çok karakterin sürpriz görünümler yapması bekleniyor.
Ocak ayı içerisinde gösterime girecek olan yapımlardan öne çıkanları sizler için derledik. İyi Seyirler…
The King’s Man – The King’s Man: Başlangıç
Eggsy ile Harry’nin maceralarını takip ettiğimiz serinin orijin hikâyesi The King’s Man, Ralph Fiennes’in hayat verdiği Oxford Dükü ile Beach Rats filmiyle adını duyuran Harris Dickinson’ın canlandırdığı Conrad’ın, bildiğimiz anlamıyla Kingsman’in ilk yıllarında dünyayı tehdit eden kötücül bir güce karşı koymaya çalışmaları anlatılıyor.
Scream – Çığlık
Scream serisinin beşinci filmi, kendi başından geçenlere benzer seri cinayetleri çözmek için Woodsboro’ya geri dönen Sidney ile bu mücadelede onunla yeniden güçlerini birleştiren Gale ve Dewey’nin hikâyesini anlatıyor.
Ryu to Sobakasu no Hime – Belle
Yalnızca gözalıcı tasarımıyla değil senaryosuyla da hayranlık uyandıran bu çarpıcı fantezi-bilimkurgu, anime dünyasının en tanınmış isimlerinden Mamoru Hosoda’nın son yaratımı. Köyde babasıyla yaşamını sürdüren 17 yaşındaki lise öğrencisi Suzu, beş milyar kullanıcısı olan U adındaki sanal evrende Belle adıyla ünlenir. Suzu, burada tanıştığı gizemli bir yaratıkla birlikte U’nun dört bir diyarında benzersiz maceralara yelken açar. Toei’de çalıştığı sürede Digimon serisine imza atan Mamoru Hosoda’nın kendi kurduğu Chizu Stüdyosu bünyesinde Mirai’den sonra çektiği son filmi Belle, Prömiyerler özel bölümünde ilk gösterimini yaptığı 2021 Cannes Film Festivali’nde büyük beğeni topladı.
https://youtu.be/Gj0jnrS3Dx8
Run – Gizli Gerçek
Run, rahatsızlığı sebebiyle evde eğitim gören ve bu izole hayattan çıkma arzusu içinde olan bir genç kızın, annesinin kendisinden bir şeyler sakladığından şüphelenmesiyle birlikte gelişen olayları konu ediniyor.
Sinema tarihinde kendine has bir yeri olan The Matrix serisinin dördüncü filmi The Matrix Resurrections’tan ilk fragman yayınlandı.
Neo ve Trinity’nin dönüş filmi The Matrix Resurrections‘tan ilk fragman nihayet paylaşıldı. Keanu Reeves ve Carrie-Anne Moss‘un kült karakterlerine, Wachowski Kardeşlerden Lana Wachowski‘nin ise yönetmen koltuğuna geri döndüğü The Matrix Resurrections, sinema tarihinde çığır açmış yapımlardan biri olan üçlemenin ilk filmi The Matrix‘in izleğini takip ediyor gibi duruyor.
Reeves ve Moss’un yanı sıra Jessica Henwick, Jonathan Groff, Neil Patrick Harris, Priyanka Chopra, Jada Pinkett Smith, Yahya Abdul-Mateen II, Christina Ricci‘nin oyuncu kadrosunda yer aldığı film, 22 Aralık 2021‘de gösterime girecek.
Müzik ile ilgilenirken ve/veya icra ederken duyma yetinizi kaybettiğinizi düşünün. Bir sabah uyandığında davul çalan Ruben’in başına da bu geliyor. Ruben işitme kaybı yaşamasını her ne kadar ilk başta kabul etmese de, filmin finalinde mesajını iletiyor. Filmin başrolünde Riz Ahmed yer almakta. Riz Ahmed “Venom” filminde ne kadar sinir bozucu bir karaktere hayat verse de, bu filmde ki performansı ile de şapka çıkartılacak türden.
Filmi izlerkenki ses tonlarının değişimi, işitme kaybı yaşayan kişilerin ne kadar sıkıntılar çektiklerini bizlere gösteriyor.
Filmi izlemeyenlere filmi izlemelerini tavsiye ederim, şimdiden iyi seyirler.
Filmin konusu ise şöyle: Ruben ve kız arkadaşı Lou, karavanları ile dolaşan ve bu sırada gittikleri yerlerde konser veren iki müzisyendir. Lou mikrofonun başındayken Ruben bateri çalar. Ruben’in hayatı bir gün sadece boğuk bir vızıltı duymasıyla altüst olur. Doktor Ruben’e işitme kaybı yaşadığını ve kısa bir süre sonra sağır olacağını söyler. Sessiz geleceği ile yüzleşmek zorunda kalan Ruben, hayatını nasıl şekillendireceği konusunda karar vermek zorunda kalır.
Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyelerinin oylarıyla belirlenen ve online gerçekleşen 52. SİYAD Ödülleri sahiplerini buldu.
52.SİYAD ödül töreninde 8 dalda ödül alan yönetmenliğini Emin Alper’in yaptığı “Kız Kardeşler” geceye damgasını vurdu.
52. SİYAD Ödülleri
En İyi Film / Kız Kardeşler
En İyi Yönetmen / Emin Alper – Kız Kardeşler
En İyi Senaryo / Emin Alper – Kız Kardeşler
En İyi Kadın Oyuncu / Damla Sönmez – Sibel
En İyi Erkek Oyuncu / Alican Yücesoy – Küçük Şeyler
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu / Füsun Demirel – Görülmüştür
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu / Kubilay Tunçer – Kız Kardeşler
En İyi Görüntü Yönetimi / Emre Erkmen – Kız Kardeşler
En İyi Müzik / Giorgos Papaioannou ve Nikos Papaioannou – Kız Kardeşler
En İyi Kurgu / Çiçek Kahraman – Kız Kardeşler
En İyi Sanay Yönetimi / Osman Çankırılı – Kız Kardeşler
Ahmet Uluçay En İyi İlk Film Ödülü / Görülmüştür
Giovanni Scognamillo Fantastik Film Ödülü / Cadı Üçlemesi: 13+ – Ceylan Özgün Özçelik
Uzun Metraj Belgesel Ödülü / Kraliçe Lear – Pelin Esmer
Kısa / Orta Metraj Belgesel Ödülü / Gulyabani – Gürcan Keltek
Kısa Film Ödülü / Ablam – Burcu Aykar
En İyi Yabancı Film / Parazit
Onur Ödülleri / Zuhal Olcay, Thomas Balkenhol
Emek Ödülleri / Coşkun Aral, Mimar Sinan Sinema Tv Merkezi kurucusu Sami Şekeroğlu, mezun ve öğrencileri adına da Prof. Alev İdrisoğlu ve Prof. Asiye Korkmaz
Geçenlerde bulunduğum ildeki yani Tekirdağ Merkez’deki müzik albümlerinin satıldığı tek yer olan D&R mağazasına gidip neler var neler yok bakmak istedim. Tek standa düşmüş olan müzik bölümünde toplamda 20-30 arası farklı albüm mevcuttu. Tekirdağ Merkez’de müzik albümü almak isteseniz seçeneğiniz öyle çok yani!!! Seçmekte çok fena kararsız kalırsınız.
Müzik albümlerinin yanı sıra film almak isteyenler içinde film bakmak, almak, neler çıkmış, neler çok satan görmek için film severler çok zor bir karar içinde olacaklar. Çünkü film için gidip bakılacak bir dükkan, mağaza ya da öyle bir yer mevcut değil. D&R mağazasında zaten film yok, bir de orijinal filmden çok korsan filmin satıldığı bir dükkan vardı o da uzun bir zaman önce kapandı ve bu ilde film almak için tek seçenek internet ortamından sipariş vermek oluyor. Tekirdağ ilinde kültür denilince tek akla gelen ise sahilde bulunan heykeller, çok sanat sever bir yer burası.
Evet doğrudur, internet ortamında her şeye ulaşmanın çok kolay olduğu bir dönemde fiziksel olarak albüm, film gibi şeyleri almak gereksiz görülebilir. Nasıl ki kitap, gazete gibi yayınların elle dokunup okumadaki zevki ayrı ise müzik ve film kaplarına dokunup, hissederek alıp arşive katmak, kitabı elinize alıp okumak da aynı.
Bulunduğum ilde üzülerek söylemek isterim ki kültür ve sanat maalesef ki yerlerde. Denebilir ki konserler oluyor, tiyatro oyunlarına ev sahipliği yapıyorlar vs. parayı verdikten sonra popüler kişiler ve oyunları getirmek kolay, önemli olan farklı müzik, oyun türlerini de insanlarla buluşturmak. Tabii ki bu durum buradaki mekanlar için de geçerli.
Ben ne anlatacaktım, konu nerelere geldi neyse kaldığımız yerden edelim.
Mağazada müzik albümlerini incelerken gözüme çarpan bir albüme bakmak istedim. Düşünce olarak güzel bir çalışma. Kendi kendime önce bunu bir Youtube’den dinleyeyim, beğenirsem albümü alırım diye düşünürken, dinledikten sonraki hayal kırıklığımı anlatamam. Yani o albüme o kadar para vermediğim için şanslıydım. Kapak ve içeriğe bakıp, aldanıp albüm almak iPhone sipariş edip kutunun içinden hıyar çıkınca hissedilen durum ile aynı hissiyata eş değer.
Sonrasında bazı albümleri ve parçaları dinledim. Yeniden seslendirilen eski parçalar ve albümlerin hemen hemen hepsi ayrı bir hayal kırıklığı oldu. Parçanın orijinini dinliyorsun, yeniden yorumlananda daha farklı ve güzel bir etki beklerken bir bakıyorsun ki yeni yapılandırılan parça felaket. Diyorsun kulaklıkta ya da kulağında bir sıkıntı var. Ama durum öyle değil maalesef ki, ağır olabilir belki ama leş albümler ve parçalar ortaya çıkıyor. Evet ortada bir emek var ama ruhsuz bir emek sadece ticari bir emek var, ruh yok.
Sanki albüm çıkartmak için çıkartıyorlar albümleri, parçalar seslendirenlerle uyumsuz, müzik bakımından ilk çıktığı anki duygudan eser yok. Kısacası koca bir albüm hiçlik içinde kalıyor.
Hiç mi güzel işler olmuyor toplama albümlerde ve parça yenilemelerinde? Evet oluyor lakin gelin görün ki bu sayı çok az.
Film sektörü de belli film türleri dışında nasıl dipteyse, müzik sektöründe de bu tarz albümler dibe vuruyor.
İnternet ortamı sayesinde nasıl herkes ( bir parça ile nasıl olunuyor bilmiyorum ) sanatçı oluyorsa bu da ülkenin kültür seviyesini ortaya seriyor ve ortada bir emek var evet ama bu emek gelecek için değil günü kurtarmak için oluyor.
Değerini bilmediğimiz sanatçılarımıza, gruplarımıza nasıl burun kıvırıp umursamıyorsak, dinleyenlere hiçbir şey kazandırmayan kişileri göklere çıkarıyoruz maalesef ki.
Sanat ve sanatçının yanında olalım sözünü gerçek sanat ve gerçek sanatçının yanında olalım olarak değiştirmek gerek gibi. Memlekette herkes sanatçı ama sorsan ne nota bilir ne de enstrüman çalabilir.
Eski bir parçayı yeniden yorumla aaa ne oldu sanatçı oldun, gelsin şan, şöhret, para. O kadar basit olmamalı bunlar. Yeniden yorumladığın parçaya daha fazla değer, yorum katıyorsan eyvallah ama tam aksi oluyorsa gürültü kirliliğinden başka bir şey değil. Hal böyle olunca da o parçayı seslendirene, yazarına vs. haksızlık yapılmış oluyor.
Sizlere yeniden yorumlamanın nasıl yapılması gerektiğine dair farklı müzik türlerinden örnekler dinletmek istiyorum. Daha önce dinleyenler olmuştur mutlaka ama ilk dinleyenler için ise neleri kaçırdıklarını dinleyecekler ve neler düşünecekler. Karar sizin. İyi dinlemeler.
Kaliteli Müzik İle Kalın…
Luxus – Yuvasız Kuş
Jülide Özçelik – Gönül Dağı
Ünlü – Estarabim
Kıraç – Yolcu
Sattas – Yalan Dünya
Damla Kayıhan – Dönence
Pitch Black Process – Halil İbrahim Sofrası
Sitemizde yayınlanan Pitch Black Process röportajına buradan ulaşabilirsiniz.
Dejavu – Duydum Ki Unutmuşsun
Sitemizde yayınlanan Dejavu röportajına buradan ulaşabilirsiniz.
Vizyon tarihi 17 nisan olan filmin çıkış tarihi ertelenmişti yeni vizyon tarihi ise belli değil başrolde Rap sanatçısı Stabil olan film Türkiye’nin ilk rap filmi olacak herkesin beklediği fragman yayınlandı.
Biri elde ettiği kariyeri ve hayatını sorgulayan bir reklamcı, Demir. Diğeri kariyer peşinde koşarken ayağına dolanan hayatla mücadele eden bir rapçi, Dağra, sahne adıyla Stabil. Biri yarattığı kariyerden vazgeçmek için, diğeri yeni bir kariyer yaratmak için, birlikte bir yolculuğa çıkacaklar.
Öncelikle merhaba insancık, her kimsen seni saygı ve sevgi ile selamlıyorum, iyi ki varsın. Başlıktan da anlaşılacağı üzere bir film yorumlamak istedim. Daha öncesinde kitap yorumlamıştım ama film yorumlamak nasıl olacak açıkcası bende bilmiyorum.
Filmle ilgilli çok fazla teknik bilgiye sahip değilim lakin ufak tefek araştırmalarım oldu yorumuma başlamadan evvel ufak bir bilgilendirme yapmak isterim.
Capernaum (Kefernahum), yönetmeni Nadine Labaki olan Lübnan yapımı drama türünde (harikulade) bir filmdir. Başrolde ise Zain Al Rafeea adlı suriyeli çok yetenekli bir oyuncu bizleri mest ediyor tabi orası ayrı…
İsmini daha önce çok sık duyduğum fakat izlememek için çok fazla direndiğim bir filmdir kendisi. İran yapımı diğer dram türündeki filmleri göz önünde bulundurarak bu filmin de beni etkileyeceğine oldukça emindim fakat etkilenmek ne kelime belki inanmayacaksınız ama film boyu gözyaşlarım yer çekimine yenildi defalarca…
İnsanlar çeşitli kitaplardan, filmlerden, olaylardan etkilenebilir bu çok olağan bir durum elbette. Bende o insanlardanım ama birazcık daha yoğun yaşıyorum her duygumu bu filmde olduğu gibi.. Şimdi bırak kendinden bahsetmeyi diye düşünüyorsunuz belki de, fakat yazılarımda kendimden bahsetmeyi seviyorum, yazmak istediklerimi daha iyi aktarabildiğimi düşünüyorum.
Filmde dikkatleri çeken ilk husus ; insanların imkanlarına şöyle bir dönüp bakmadan bilinçsizce üremeleri… 10 tane çocuk bir evde her türlü psikolojik ve fizyolojik şiddete uğruyor ne yazıkki. Zain de bu çocuklardan biri, filmin ilk sahnelerinden itibaren hayata ve insanlara karşı farkındalığı ile bizlere çok şey öğretiyor. Zira o ufak bedenine tüm dünyanın kahrını sığdırmış, savaşmayı iyi bile, üstelik film boyunca yaşama karşı verdiği mücadele ile bizleri kendisine hayran bırakan bir çocuk. Filmde beni daha doğrusu eminim ki izleyen herkesi bilhassa kadınları rahatsız eden birtakım olaylar var. Onlardan biri de Zain ‘in 11 yaşındaki kız kardeşinin sırf bluğ çağına girdi diye büyümüş olduğu farz edilip kendinden yaşça büyük biriyle evlendirilmesiydi… Evlendirmek değil gerçi satmak demeliydim çünkü adamın durumu iyi olduğu için fırsatı kaçırmak istemiyorlar… Film boyunca kadının kötü şartlar altında yaşama karşı yaşamak için verdiği mücadeleyi görmekteyiz. Çünkü kadın olmak tüm dünya karşısında mücadele vermek olabiliyor bazen. Bazen ise tüm dünyaya meydan okumak ve dokunduğu hayatları güzelleştirmek…
Yüzyıllardır her toplumda değişmeyen tek şeye bu filmde de bu gibi olaylarla şahit olmuş oluyoruz. Kadın yüzyıllardır her toplumda her türlü şiddete maruz kalmış, ne annesi ne babası ne bir yakını tarafından sevilmemiş itilmiş ve yaşamdan koparılmıştır.
Filmi izlerken hissettiğim duygular ışığında sevdiğim bir Budizm inancını anımsadım. İnanca göre ; insan eğer bir başka insanın acısını kalbinde hissediyorsa o gerçek insandır. Nietzsche’de bu yüzden delirmemiş miydi. Söylenene göre yıllar boyu akıl sağlığını koruma konusunda çeşitli gelgitler yaşayan üstinsanımız bir gün gözünün önünde bir ata işkence edildiğinde ata sarılıp ağlamıştır çünkü atın çektiği ızdırabı kendi kalbinde derin bir şekilde hissetmiştir. Bunlar ne kadar doğru bilmiyorum ama bu kirli dünyada böyle şeylere inanmak en güzeli diye düşünüyorum. İşte bende film boyunca Zain’in ve kız kardeşinin tüm acısını kalbimde hissettim zaten bir süre de kendime gelemedim söylemekten gurur duyuyorum çünkü ben gerçek bir insanım. Diğer insanların acısını kendi kalbinde hisseden belki de paralel evrende budist olan bir kadınım kim bilir… Çok şey yazmak istiyorum ama yazıyı uzatıyorum düşüncelerimin hepsini yazınca umarım sıkılmadan okuyabilirsiniz zira ben hiç sıkılmadan yazıyorum belki bu dünyada bazı hayatlara dokunabilirim diye kim bilir belki benim hayatımdaki bir kelebeğin kanat çırpışı o hayatlardaki bir bahara sebep olur.
Yazıma Zain’in içimi sızlatan o repliği ile son vermek istiyorum zira o her şeyi açıklar nitelikte. Umarım doğru hatırlıyorumdur.
“Dünya berbat bir yer, tıpkı benim kirli tuvalet terliğim gibi…”
Sevgiyle kalın, sevin birbirinizi en önemlisi de kendinizi, belki Zain haklıydı, dünya berbat bir yerdi ama biz yinede koşulsuz sevginin sonsuz gücünün tüm kötülüklerin sonu olacağına inanalım. Sizlerde inanın, bir şeylere inanmaktan korkmayın ya da inanmamaktan.
Bunu okuyan insancık seni seviyorum ve sen çok değerlisin lütfen bunu unutma ve tüm dünya karşına dikilse bile sakın korkma daima gülümse ve savaşmaktan korkma. Zihninin ve kalbinin gücüne inan.
Yaşamaya devam et.
Ve nefes aldığın her saniye için ne kadar şanslı olduğunu unutma, zira inan bana dünyada senin hayatındaki saniyeler süren basit bir karbondioksit-oksijen alışverişi başka bir hayatın belkide birkaç saniye daha yaşayabilmek için ihtiyaç duyduğu tek şey olabilir. Ben demiyorum kelebek etkisi teorisi diyor.
Genç bir adam olan Alex oldukça duygusal ve gergin bir gece geçirmektedir. Sevdiği kız arkadaşı Lucy’yi terk etmiş olan genç adam kafası karmakarışık bir halde kendini sokağa atar ve eve yürümeye karar verir. Ancak bu karar onun için hayatını değiştiren cinsten olacaktır. Sessiz gecenin içinde hiç yoktan ortaya çıkan biri tarafından şiddetli bir saldırıya uğrayarak bıçaklanır. Hayatının yavaş yavaş akıp gittiğini hissederken bilincini kaybederek yere yığılır. Kendine geldiğinde ise tanımadığı bir bedenin içinde olduğunu fark eder. Alex ona ait olmayan bu bedenin beynidir. İçinde bulunduğu beden ise Adam isimli bir yaratığa aittir. Adam, Ortadoğu’daki iki turdan sonra TSSB’den muzdarip olan zeki saha cerrahı Henry ve Adam’ı hayata geçiren deneyi paraya çevirmeye kararlı olan suç ortağı Polidori sayesinde canlandırılmıştır. Henry, yaptıklarından dolayı giderek daha fazla pişmanlık duymaktadır ve Adam nihayet kendi kökenini belgeleyen bir video keşfettiğinde, grup içindeki dengeleri altüst edecek bir öfke krizine girecektir.
9 – Midsommar – Ritüel
Ritüel, genç bir kadının ve onun erkek arkadaşının İsveç’te yerel bir pagan kültürünün avı haline gelene kadar geçirdikleri yolculuğu anlatıyor. Geleneksel Midsommar festivaline katılmak isteyen Dani ve Christian, üniversiteden arkadaşları ile birlikte İsveç’e doğru yola koyulur. İlişkilerinin üzerinde kara bulutlar dolaşan çift, İsveç’in köyünde gerçekleştirecekleri bu tatili ilişkilerini kurtarmak için son şans olarak görür. Çılgın tatillerini geçirecekleri mekanı gören gençler, yemyeşil cennete benzeyen mekanı fazlasıyla sever. Ancak bir süre sonra yerel kutlamaların ve pagan ritüellerinin yapıldığı bu yerin pek de düşündükleri kadar masum olmadığını anlarlar. 90 yılda bir düzenlenen gizli bir ayine katılan gençler, kendilerini korku labirentinin içinde bulur.
8 – Fractured
Fractured, aniden sırra kadem basen ailesini bulmaya çalışan bir adamın hikayesini konu ediyor. Ray Monroe, eşi Joanne ve kızları ile birlikte Minneapolis’e gitmek için yola koyulur. Ancak yolculuk sırasında kaza geçiren aile, soluğu hastanede alır. Kazada yaralanan kızın durumunun incelenmesi için tomografi çekilmesi gerekir ve annesi de kızı ile birlikte tomografi çekimine gider. Eşi ve kızının çekimden çıkmasını bekleyen Ray, uzun süre bekleyişin ardından bir tuhaflık olduğunu fark eder. Hastanede karısı ve kızını arayn Ray, ikisine de ulaşamaz. Üstelik aniden sırra kadem basan kızı ve annesi ile ilgili tüm hastane kayıtları da ortadan kaybolur. Ailesini bulmaya çalışan Ray, kızı ve eşine ne olduğuna dair gerçekleri bulmak için zorlu bir mücadeleye girişir.
7 – I See You
Mükemmel ailelerle dolu mükemmel bir kasabada, on iki yaşındaki Justin Whitter kaybolur. Davanın baş dedektif olarak Greg Harper atanır. Greg, Justin’in kayboloşunu soruştururken aynı zaman da benzer bir olayın çok uzun zaman önce geçmişte yaşandığı ortaya çıkar. Greg hem soruşturmanın verdiği hem de bu geçmişteki olayın getirdiği baskıyla uğraşmak zorunda kalır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, karısının ihanetini sindirmeye çalışıyordur. Soruşturma devam ederken kasabada garip olaylar yaşanmaktadır. Bu olaylar hem kasabadakiler hem de Greg’in ailesine zarar verecektir. Ancak Greg her ne olursa olsun bu olayı çözmeyi kafasına koymuştur ve önüne çıkan hiç bir engel için de durmaya niyeti yoktur.
Hayvan Mezarlığı, henüz taşındığı evde ailesi ile kutlama yaparken hayatını kaybeden küçük kızını geri getirmek için eski bir mezarlığa oğlunu gömen bir adamın hikayesini anlatıyor. Louis Creed, iki çocuğu ve eşi Rachel ile birlikte Boston’daki şehir yaşamlarından kurtulup, kırsal kesime taşınmaya karar verir. Yeni yaşamlarına uyum sağlamaya çalışan aile, kedilerinin bir kaza sonucu ölmesiyle büyük bir üzüntüye kapılır. Kedilerini, evlerinin yakınındaki gizemli bir mezarlığa gömen aile, bir süre sonra inanılmayacak bir durumla karşı karşıya kalır. Gömdükleri kedi hayata geri döner. Creed ailesi, artık gizemli mezarlığın sırrını öğrenmiştir. Bu sırada kızlarını kaybeden aile, gömülen her şeyi bedenen hayata döndüren bu mezarlığı, kızlarını geri getirmesi için kullanmaya karar verir. Kızını mezarlığa gömen Luis, onu gerçekten geri getirebilecek midir?
5 – Doctor Sleep / Doktor Uyku
Çocukluğunda yaşadıklarının karanlık gölgesi altında yaşayan Danny, travmalarıyla boğuşmaktan yorgun düşmüş ve alkole bağımlı hale gelmiştir. Babasının umutsuzluk, alkolizm ve şiddetli mirasından kurtulmak için çabalayıp duran Danny, New Hampshire kasabasında, onu ayakta tutan bir destek grubuyla yerleşir ve “parlama” gücü sayesinde ölenlerin son anlarında onlara huzur verebildiği bir bakım evi işine girer. Bu arada Amerika’nın dört bir yanındaki otoyollarda, True Knot adı verilen bir topluluğun üyeleri refah arayışında dolaşıp durmaktadır. Çoğunlukla zararsız ve yaşlı görünen bu grupla ilgili gerçek ise oldukça korkunçtur. Danny, kendisiyle benzer yeteneklere sahip bir kız olan Abra Stone ile psişik bağ kurduğunda, bu grubun yetenekli olanları hedef aldığını fark eder. Bu grup yetenek sahibi çocukların işkence gördükleri sırada çıkan “parıltılarının buharını” teneffüs ederek yarı ölümsüz hale gelmişlerdir. Gördüğü en yüksek psişik güce sahip olan Abra, Danny’i şeytanlarıyla yüzleştirecek ve kendi ruhu için bir savaşa sürükleyecektir.
4 – Gisaengchung / Parazit
Park Ailesi’yle tanışın: soyla gelen servetin klasik bir tablosu. Diğer yanda ise Kim Ailesi, sokak zekası bakımından zengin ama başka hiçbir zenginliğe sahip değil. Şans veya kader olsun, bu iki ev halkı bir şekilde bir araya gelir ve Kim ailesi altın bir fırsatın varlığını hemen sezer. Kolej çağındaki Ki-woo tarafından manipülasyon konusunda yetiştirilen Kim çocukları, öğretmen ve sanat terapisti görevleriyle kendilerini Park ailesinin arasına çabucak yerleştirir. Kim’ler “vazgeçilmez” lüks hizmetler sunarken, Parklar ise habersizce evlerindeki her şeyi Kim ailesine kaybetmektedir. Ancak kısa sürede bu düzen bir tehditle karşılaşır. Asalak bir misafir Kim ailesinin yeni keşfettikleri konforu tehdit eder hale geldiğinde, vahşi ve zorlayıcı bir üstünlük mücadelesi patlak verir. Bu mücadele Kim ve Park aileleri arasındaki kırılgan ekosistemi yıkmakla tehdit etmektedir.
3 – The Lighthouse
The Lighthouse, 20. yüzyılın başlarında Maine’de yaşayan, iki deniz feneri bekçisinin hikayesini konu ediyor. Eski bir denizci olan Thomas Wake, gizemli bir adada deniz feneri bekçiliği yapan bir adamdır. Yıllardır adada tek başına bekçilik yapan Thomas’ın yanına, işlerde yardımcı olması için Ephraim Winslow adında bir genç gönderilir. Birlikte çalışmaya başlayan Thomas ve Ephraim arasında çok geçmeden büyük bir iktidar savaşı meydana gelir. Yaptığı işi büyük bir sorumlulukla yerine getiren Thomas, gücünü ispatlamak için tecrübesiz bir genç olan Ephraim üzerinde baskı kurmaya başlar. Ufak bir adada deniz fenerinin içinde hapsolan ve zamanla akıl sağlığını kaybetmeye başlayan iki adam, en derin korkuları ile yüzleşmek zorunda kalır.
2 – Us / Biz
Biz, kendilerine tıptıp benzeyen davetsiz misafirlerine karşı hayatta kalma savaşı veren bir ailenin yaşadıklarını konu ediyor. Adelaide ve Gabe Wilson birbirlerini ve ailelerini seven, huzurlu ve mutlu bir çifttir. Yorucu geçen bir yılın ardından çift 2 çocuklarını da alıp Kuzey Kaliforniya’da sahil kenarında bulunan evlerine giderler. Tyler ailesi ile sahilde geçirdikleri bir günün ardından, geçmişte bir çeşit travma atlatmış olan Adelaide ailesinin başına bir şey gelebileceği konusunda paranoyaklaşmaya başlar. Gece çöktüğünde Wilson ailesinin, yolda el ele tutuşmuş dört kişiyi görmesinin ardından her şey daha paranoyak bir hal alacaktır. Evlerine yapılan saldırıyı savuşturamayan ailenin yaşayacağı en büyük dehşet ise evlerine giren bu 4 kişinin aslında kendilerinin birebir kopyaları olmasıdır. Birbirinin klonu gibi olan iki ailenin arasındaki en önemli fark ise içlerinden yalnızca birinin hayatta kalabileceğidir.
1 – Joker
Joker, başarısız bir komedyen olan Arthur Fleck’in hayatına odaklanıyor. Toplum tarafından dışlanan bir adam olan Arthur, hayatta yapayalnızdır. Sürekli bir bağ kurma arayışında olan Arthur, yaşamını taktığı iki maske ile geçirir. Gündüzleri, geçimini sağlamak için palyaço maskesini yüzüne takan Arthur, geceleri ise asla üzerinden silip atamayacağı bir maske takar. Babasız büyüyen Arthur’u en yakın arkadaşı olan annesi Happy adıyla çağırır. Bu lakap, Arthur’un içindeki acıyı gizlemesine yardımcı olur. Ancak maruz kaldığı zorbalıklar, onun gitgide toluma aykırı bir adam haline gelmesine neden olur. Yavaş yavaş psikolojik olarak tekinsiz sulara yelken açılan Arthur, bir süre sonra kendisini Gotham Şehri’nde suç ve kaosun içinde bulur. Arthur, zamanla kendi kimliğinden uzaklaşıp Joker karakterine bürünür.
*Film özetleri www.beyazperde.com adresinden alınmıştır.
Aladdin, sihirli bir lamba sayesinde sevdiği kıza ulaşmaya çalışırken, kendisini zorlu bir maceranın içerisinde bulan bir gencin hikayesini konu ediyor. Aladdin, zamanını Agrabah şehrinde pazardan yiyecek çalarak geçiren fakir bir gençtir. Gecelerini, şehrin farklı bölgelerinde uyuyarak geçirirken, gündüzlerini ise hırsızlığa ayırmaktadır. Ancak yaşam tarzına rağmen aslında Aladdin’in altın gibi bir kalbi vardır. Onun macerası, tuhaf babası tarafından zorla evlendirilmeye çalışılan bir genç kızla tanıştığı zaman başlar. Bu genç kız aslında ülkenin sultanının kızı olan Prenses Jasmine’dir. Aladdin’in şansı, Harikalar Mağarası’ndan sihirli bir lamba aldığında aniden değişir. Bilmeden aldığı bu lambada, eğlenceye düşkün, neşeli ve 3 dileğini gerçekleştirme şansına sahip olan bir cin vardır. Aladdin’in lambanın cini sayesinde sevdiği kıza ulaşmaya çalışırken bilmediği şey ise Sultan’ın danışmanı Jafar’ın hem Aladdin hem de lamba için kendi planları olduğudur.
Hızlı ve Öfkeli serisinin spin-off filmi olan Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw, insanlığı tehlikeye sokan bir güce karşı birlikte hareket etmek zorunda kalan Hobbs ve Shaw’un hikayesini konu ediyor.Amerika’nın Diplomatik Güvenlik Hizmetlerinin sadık bir ajanı olan Luke Hobbs ile eski bir İngiliz askeri elit ajanı olan Deckard Shaw, yıllar boyu birbirlerini yenmeye çalışsalar da bu kez birlikte hareket etmek zorundadır. İnsanlık, büyük bir biyolojik tehdit ile karşı karşıyadır. Siber genetik ile güçlendirilmiş anarşist Brixton, insanlığın değişmesine neden olabilecek olan biyolojik virüsü ele geçirir. Dünyayı tehlikeye sokan Brixton’ı yenmek zorunda olan iri kıyım kanun adamı Hobbs ile kanunları hiçe sayan Shaw’un güçlerini birleştirip, birlikte mücadele etmekten başka şansı yoktur.
8 – Alita : Battle Angel / Alita : Savaş Meleği
Alita (Rosa Salazar), kim olduğunu veya nereden geldiğini bilmediği bir halde, tanımadığı bir gelecekte uyanır. Şefkatli bir doktor olan Ido (Christoph Waltz) onu yanına alır ve cyborg görüntüsünün altında olağanüstü bir geçmişe sahip genç bir kadının kalbi ve ruhu olduğunu fark eder. Alita, yeni hayatına alışmaya çalışırken, Doktor Ido da onu gizemli geçmişinden korumaya çalışır. Yeni arkadaşı Hugo (Keean Johnson) ise Alita’nın geçmişini hatırlaması için, anılarını tetiklemesine yardımcı olmak ister. Bu sırada şehri yöneten tehlikeli ve yozlaşmış güçler Alita’nın peşine düşer. Eşi benzeri görülmemiş dövüş yeteneklerine sahip olduğunu fark eden Alita, geçmişine dair bir ipucu elde eder. Tehlikeli insanlarla karşı karşıya olan Alita, arkadaşlarının, ailesinin ve dünyasının kurtarılmasında kilit rol oynayacaktır.
7 – Aquaman
Arthur Curry kendiyle ilgili büyük bir gerçeği keşfetmiştir. Kendisi okyanuslar altında inşa edilen Atlantis krallığının tahtının varisidir. Ancak Aquaman’in sinsi yarı-kardeşi Orm, Atlantis tahtını istemektedir. Arthur Curry, nam-ı diğer Aquaman, kendisine kalan mirasa sahip çıkmalı ve halkının başına geçmelidir. Yoksa kendi hayatının yanı sıra sevdiği kişiler de büyük bir tehlikeyle yüz yüze gelmek zorunda kalacaktır. Bu yolculukta Arthur kendiyle yüzleşmenin yanı sıra, bir kral olmaya layık olup olmadığını da keşfetmek zorundadır…
6 – Togo
Togo, kasabayı etkisi altına alan salgının tedavi edilmesi için zorlu bir yolculuğa çıkan bir adam ve köpeğin hikayesini konu ediyor. Ölümcül bir salgın Alaska’nın Nome kasabasını etkisi altına almıştır. Tek tedavi imkanı 600 mil ötedeki kasabadadır. Kasabada bulunan antitoksin serumun getirilmesi gerekir ancak bu pek de kolay bir iş değildir. Kasaba halkı, serumun getirilebilmesi için köpek eğitmeni olan Leonhard Seppala’dan yardım ister. Yardım etmeyi kabul eden Leonhard Seppala, cılız görünümlü, yaşlı bir Sibirya kurdu olan Togo ile birlikte yola koyulur. Togo’yu yavru olduğu dönemden beri tanıyan Seppala’nın eşi Constance, Togo’nun her koşulda cesaret ve sadakat göstereceğinden emindir. Serumun bulunduğu kasabaya adım adım yaklaşan Seppala ve Togo, yolculuk sırasına korkunç bir fırtınayla karşı karşıya kalır. -70 dereceye varan soğukta Togo ve Seppala büyük bir yaşam mücadelesi verecektir.
5 – Spider-Man Far From Home / Örümcek Adam Evden Uzakta
Örümcek-Adam: Evden Uzakta, arkadaşları ile gittiği okul gezisi sırasında gizemli bir görev üstlenmek zorunda kalan Peter Parker’a odaklanıyor.
4 – Midway
Midway, II. Dünya Savaşı sırasında Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya İmparatorluğu arasında yapılan Midway Muharebesi’ni konu ediniyor. Filmde, savaşın seyrini değiştiren askerlerin kahramanlık hikayesine odaklanılıyor. Midway Muharebesi, 2. Dünya Savaşı için bir dönüm noktası kabul ediliyor. Liderlerin ve askerlerin, içgüdüleri ve cesaretleriyle verdikleri mücadele, Pasifik Cephesi’ndeki savaşın seyrinin değişmesine neden olur.
3 – Ford v Ferrari
Asfaltın Kralları, 1966 yılında düzenlenen Le Mans 24 Saat Yarışı’nın gerçek hikayesini konu alıyor. Henry Ford II ve Lee Iacocca ikilisi, tuhaf ancak kararlı bir grup Amerikalı mühendis ve tasarımcıdan sıfırdan bir otomobil yapmalarını ister. Otomotiv vizyoneri Carroll Shelby (Matt Damon) ve İngiliz şoförü Ken Miles’ın (Christian Bale) başını çektiği ekip, uzun yıllardır pistlere egemen olan Ferrari’yi Fransa’da düzenlenen 1966 Le Mans Dünya Şampiyonası’nda alt etmek için işe koyulur.
2 – Avengers : Endgame
“Avengers Infinity War”un ardından pek çok süper kahraman küle dönüşmüştür. Doktor Strange, Gamora, Drax, Mantis, genç Örümcek Adam, Black Panther, Bucky Barnes, Groot, Scarlet Witch, Vision, Star Lord, Maria Hill, The Wasp ve Nick Fury gibi pek çok kahraman, Thanos’un Sonsuzluk Eldiveni’ni ele geçirmesi ve kendi dengesini kurması yüzünden yok olmuştur ve dünya umutsuz haldedir. Dünya üzerinde kalan Black Widow, Kaptan Amerika, Thor ve Hulk kendi yaslarını tutmaktayken, Iron ve Nebula ise kontrol edemedikleri bir uzay gemisinin içinde, uzay boşluğunda sürüklenmektedirler. Süper kahramanlar takımı için işler pek de iyi görünmemektedir. Ancak Kuantum Bölgesi’nden çıkmanın bir yolunu bularak Avengers ekibinin kalan üyelerine giden Ant-Man, yeni bir umut ışığı olacaktır. Daha önce var olduğunu bilmedikleri bölgeler, kahramanlar ve evrenlerin varlığını öğrenen ekip, Thanos’un kurduğu bu çarpık dengeyi değiştirmek ve kendilerinden alınanı geri getirmek için hayatlarının en büyük mücadelesine girişeceklerdir. Hepsi kişisel olarak önem verdikleri şeyleri kaybetmiş olan kahramanlarımız için intikam vakti gelmiştir.
1 – John Wick : Chapter 3 – Parabellum
ohn Wick: Chapter 3 – Parabellum, gizli suikastçı birliğinden atılan John Wick’in, kellesi karşılığında ödül almak için peşine düşen suikastçılara karşı verdiği mücadeleyi konu ediyor. John Wick iki nedenden ötürü firaridir. Kellesi üzerine 14 milyon dolarlık açık sözleşme konulmuştur ve temel bir kuralı ihlal etmiştir; Continental Hotel’de birini öldürmüştür. Kurbanı ise açık kontratı sunan Yüksek Masa üyesidir. İşi bitmiş olması gereken John’a otelin yöneticisi Winston tarafından bir saatlik bir kaçış süresi verilir. Ardından üyeliği iptal edilecek, tüm hizmetlerden men edilecek ve diğer üyelerle iletişimi kesilecektir. John’un New York City’den kaçma mücadelesinde güvenebileceği tek şey servis endüstrisidir…
*Film özetleri www.beyazperde.com adresinden alınmıştır.