Etiket: #cerezzine
-

“Kapitalizmin ne kadar da işlevsiz, aciz olduğunu birkez daha pratikte gördük. Şimdi onu yıkmak için kolları sıvama vakti.”
Dünya’da ve Türkiye’de hali hazırda en büyük sorunlarından sınıf ayrışmasını ve savaşı en sert dille eleştiren, günümüzde en ufak bir tweet’le bile gözaltına alınabiliyorken , bu denli “cesur” şarkılar yazan Dipnot ile samimi bir röportaj gerçekleştirdik.
Merhaba,seni daha yakından tanıyabilir miyiz biraz kendinden bahseder misin ?
Serhat Temiroğlu, 1993, İstanbul / Beyoğlu doğumluyum. Kendimi bildim bileli Hip Hop ve en çok da Rap ile iç içeyim. Fotoğrafçılık ve Kameramanlık mezunuyum. Alakasız olarak yaklaşık 6 yıldır öğretmenlik yapıyorum. Bunun dışında yönetmenlik yapıyor ve çeşitli projelerde Post Prodüksiyon işleri yapıyorum. Kendimi ifade etme hürriyetine erişebilmemle paralel bir şekilde de Rap müzik yapıyorum. Bir şeyleri değiştirebilme umuduyla üretmeye devam ediyorum.
Dünya’yı virüs belası sarmış durumda, sen bu süreçte neler yapıyorsun ?
Kötü süreci ‘iyiye’ çevirmek için elimden geleni yapıyorum. Yaklaşık 5 aydır kanser halamla ilgileniyordum. Nisan sonunda kendisini kaybettik. Karantina içinde karantina anlayacağınız. İzlemem gereken film ve belgeseller vardı, okumam gereken birkaç kitap… Onlarla haşır neşir oldum. Onur ile ortak albümümüzü yayınladık. Ve bir o kadar daha yeni şarkı yaptık. Üretkenlik açısından bol, psikolojik açıdan bir o kadar da derin geçiyor. Teraziyi dengede tutmaya gayret ediyorum.
Grup yorum ve politik sanatçılar üzerinde oluşturulan baskılar , bir sanatçının ölümü ile gelişen süreç hakkında ne düşünüyorsun?
Her dönemde varolan baskı elbette ki bizim dönemimizde de fazlasıyla vuku buluyor. Filmleri, albümleri, kitapları vs toplatan ve yakan gelenek bugün pek de farklı olmayan bir şekilde baskı uyguluyor. Baskıları bir kenara bırakacak olursak; bizlerin yaşayıp, mücadele etmesi gerekiyor. Buzu kırıp, yolu açmak gerek.
Tarzını Saian’a benzetiyorum, kendisini ilham alıyor musun. Ya da başka ilham aldığın sanatçılar var mı?
Elbette. Birçok isim var. En güzeli de şuan bu sanatçılarla ortak projeler yaptık, yapıyoruz ve planlıyoruz. Keza sahnelerine davet ediliyoruz. Benim için pek de ötesi yok.
”Dipnot” mahlasını kullanıyorsun. Dipnot nerden geliyor?
Eskiden çok kelime cambazlığı yapar ve kendimize uygun değişik isimler türetirdik, lugat karıştırırdık. Benim için ilk süreçte Dipnot, derinden gelen notlar, söylemler anlamı barındırırdı.
Şuan çerçeve dışına çıkınca hemen hemen her sorun ve problemi politik olarak göğüsleyen bir figür haline geldi. Böyle de kalmaya devam edecek.
Rap müzik dışında ilgilendiğin dallar ya da hobilerin var mı?
Son dönemde pek ilgilenemesem de basketbol, yönetmenlik ve işin mutfak kısmı. Birçok güzel projede yer aldım, almaya da devam edeceğim.İyi bir film izleyicisi olduğumu düşünüyorum. Kitaplarla aram epey iyidir. Kavga barındıran şiirleri severim. Güney abi bir röportajında benden bahsederken; “o da yaşamakla yaralı” gibi bir kavram kullanmıştı. Tam da oradayım.
Son Teklin ‘Kin’ ve sonrasında ‘Hayalet Albümü’ çok başarılı bir işe imza attığını düşünüyorum. Nasıl geri dönüşler aldın?
Öncelikle Kin epey uzun soluklu ve yorucu bir projeydi. Onur ile Kin’i en iyi nasıl sunarız kavgaları ettik. Sonrasında Hayalet albümü oluştu. Onur ne kadar agresif müzikler yaptı ve notalara bastıysa; ben de bir o kadar agresif yazmaya, okumaya çalıştım. Yıllardır iyi bir ikili olduğumuzu düşünüyordum ama Hayalet albümü bunu tescilledi.
Gayet güzel dönüşler aldık. Her işte olduğu gibi dinleyici çemberimiz az da olsa genişledi. Bu işi yazan-çizen birçok arkadaşın radarına takıldık. Eksik olmasınlar. Devamı gelecek…Son olarak Çerezzine okurları ve seni sevenler için eklemek, söylemek istediğin neler?
Umarım herkesin sağlığı, keyfi ve özellikle psikolojisi yerindedir. Kapitalizmin ne kadar da işlevsiz, aciz olduğunu birkez daha pratikte gördük. Şimdi onu yıkmak için kolları sıvama vakti. Mücadele ile… Sevgiler.
-

Türkiye’de okur-gezer olmak (bölüm 1)
Merhaba Çerezzine okurları. Ben Fukara Gezgin. Bu benim ilk yazım, hepinizi sevgi ile selamlıyorum.
Üniversite hayatımın ilk yılı monoton kısacası her öğrencinin yaptığı gibi yanlış tercihler ile yanlış insanlar ile beraber geçti. Bu sebepten üniversitenin ilk yılı için kimseye bir öneri veremiyorum. Gidin doğruyu ve yanlışı deneyimleyerek öğrenin.
Üniversitenin ikinci yılına geçerken kafamda dönen kolay kolay birçok insanın cesaret edemeyeceği bir fikir vardı, yolda olmak!
…Bunun her ne kadar kolay olmadığını bilsem de içim içime sığmıyor, durmadan bir yerlerde olmak, yeni insanlarla tanışmak ve yeni kültürler tanımak istiyordum. Yolda olmamın başlangıcını İstanbul’dan Tekirdağ’a Tekirdağ’dan İstanbul’a çektiğim otostoplarla başladım diyebilirim. (Bu otostopların amacı her ne kadar yolda olmak değil de Türkiye öğrencilerinin yaşam şartları olsa da bu iki üç saatlik kısa otostoplar beni kelimenin tam anlamı ile yola hazırladı.) Bu seyahatler her ne kadar zevkli olsalar da benim için yetersizdi. Yolda olmamın tek amacı zorunluluk olmaktan henüz çıkmıyordu.
Otostopta başıma gelen ilk ilginç olaydan bahsedeyim. Yine hafta sonundayız, günlerden pazar. İstanbul’dan Tekirdağ’a gitmenin vakti gelmişti. Bir arkadaşım ile beraber Tekirdağ’a otostop çekecektik. Akşam saat yedi civarı buluşup Tüyap’ın önüne gidip parmak kaldırmaya başladık. Derken çok geçmeden ilk araba durdu ve bizi Silivri’ye kadar bıraktı. Tekrar parmak kaldırmaya başladık. Bizi alan ikinci adam ise Kınalı’ya kadar bıraktı. Tekrar parmağa başladık. Hava kararmış ve yağmur hızını arttırmıştı. Tam umudumuzu kaybettiğimiz anlardan birinde imdadımıza Tarkan Abi (eğer okuyorsa buradan selamlarımı iletiyorum) yetişti. Bizi Marmara Ereğlisi’ne kadar bırakabileceğini, orada işleri olduğunu söyledi.
Tarkan Abi’nin arabası şimdiye kadar bindiğim en lüks araba olabilirdi. Şimdiye kadar hiçbir araba merakım olmasa da arabanın içi çok hoşuma gitti, bunu belirtmeden geçemeyeceğim. Koyu bir muhabbetin ardından Tarkan Abi Marmara Ereğlisi’nin merkezine girdi, biraz işinin olduğunu ve bekleyip bekleyemeyeceğimizi sordu. Muhabbetin koyuluğundan dolayı biz de bekleyeceğimizi söyledik. Tarkan Abi beş dakika sonra gelip arkadaşıma ve bana iki yüz lira uzattı. “Al bu sana bu da sana.” diyerek. İkimiz de ağzımız açıp kalıp “Abi ne yaptın sen?” diyebildik. İlk şoktan sonra parayı geri vermek istesek de maalesef veremedik. Tekirdağ’a ulaşır ulaşmaz hemen paramı banka hesabıma yatırdım. Almam gereken birkaç eşya vardı, bunlar hayallerimin araçları olan çadır, mat ve uyku tulumuydu. Kendim de biraz para ekleyerek başlangıç seviyesi ekipmanlarını alarak yola başlangıç adımımı atmıştım.
İlk bölümü burada bitiriyorum. Umarım beğenmişsinizdir. Sevgiyle ve umutla kalın :).
-

ORION UFO SYMPOSIUM 2020
Ülkemizde ki Coronavirüs salgını nedeni ile Orion Ufo Symposium’u ileri bir tarihe ertelenmiştir.

UFO Symposium 2020, UFO gerçeği ve “Evrende Yalnız Mıyız” sorusuna cevap veriyor.
16 Mayıs Cumartesi günü gerçekteştirilecek olan sempozyum İstanbul – Ataşehir Belediyesi Kongre Salonunda gerçekleştirilecek.
Sempozyuma katılacak konuşmacılar ise;
Derrel W. Sims – UFO Araştırmacısı
Kuzey Atacan – Orion Ufo Araştırma Merkezi Kurucu Başkanı
Farah Yurdözü – Araştırmacı Yazar
Cem Corapçı – Orion Ufo Araşatırma Merkezi Kurucu 2.Başkanı
Hakan Yedican – Araştımacı

Sempozyum ile ilgili daha fazla bilgi için www.orionuforesearch.org adresini ziyaret edebilirsiniz.
-

2019 Yılının En İyi 10 Korku – Gerilim Filmi
10 – Depraved

Genç bir adam olan Alex oldukça duygusal ve gergin bir gece geçirmektedir. Sevdiği kız arkadaşı Lucy’yi terk etmiş olan genç adam kafası karmakarışık bir halde kendini sokağa atar ve eve yürümeye karar verir. Ancak bu karar onun için hayatını değiştiren cinsten olacaktır. Sessiz gecenin içinde hiç yoktan ortaya çıkan biri tarafından şiddetli bir saldırıya uğrayarak bıçaklanır. Hayatının yavaş yavaş akıp gittiğini hissederken bilincini kaybederek yere yığılır. Kendine geldiğinde ise tanımadığı bir bedenin içinde olduğunu fark eder. Alex ona ait olmayan bu bedenin beynidir. İçinde bulunduğu beden ise Adam isimli bir yaratığa aittir. Adam, Ortadoğu’daki iki turdan sonra TSSB’den muzdarip olan zeki saha cerrahı Henry ve Adam’ı hayata geçiren deneyi paraya çevirmeye kararlı olan suç ortağı Polidori sayesinde canlandırılmıştır. Henry, yaptıklarından dolayı giderek daha fazla pişmanlık duymaktadır ve Adam nihayet kendi kökenini belgeleyen bir video keşfettiğinde, grup içindeki dengeleri altüst edecek bir öfke krizine girecektir.
9 – Midsommar – Ritüel

Ritüel, genç bir kadının ve onun erkek arkadaşının İsveç’te yerel bir pagan kültürünün avı haline gelene kadar geçirdikleri yolculuğu anlatıyor. Geleneksel Midsommar festivaline katılmak isteyen Dani ve Christian, üniversiteden arkadaşları ile birlikte İsveç’e doğru yola koyulur. İlişkilerinin üzerinde kara bulutlar dolaşan çift, İsveç’in köyünde gerçekleştirecekleri bu tatili ilişkilerini kurtarmak için son şans olarak görür. Çılgın tatillerini geçirecekleri mekanı gören gençler, yemyeşil cennete benzeyen mekanı fazlasıyla sever. Ancak bir süre sonra yerel kutlamaların ve pagan ritüellerinin yapıldığı bu yerin pek de düşündükleri kadar masum olmadığını anlarlar. 90 yılda bir düzenlenen gizli bir ayine katılan gençler, kendilerini korku labirentinin içinde bulur.
8 – Fractured

Fractured, aniden sırra kadem basen ailesini bulmaya çalışan bir adamın hikayesini konu ediyor. Ray Monroe, eşi Joanne ve kızları ile birlikte Minneapolis’e gitmek için yola koyulur. Ancak yolculuk sırasında kaza geçiren aile, soluğu hastanede alır. Kazada yaralanan kızın durumunun incelenmesi için tomografi çekilmesi gerekir ve annesi de kızı ile birlikte tomografi çekimine gider. Eşi ve kızının çekimden çıkmasını bekleyen Ray, uzun süre bekleyişin ardından bir tuhaflık olduğunu fark eder. Hastanede karısı ve kızını arayn Ray, ikisine de ulaşamaz. Üstelik aniden sırra kadem basan kızı ve annesi ile ilgili tüm hastane kayıtları da ortadan kaybolur. Ailesini bulmaya çalışan Ray, kızı ve eşine ne olduğuna dair gerçekleri bulmak için zorlu bir mücadeleye girişir.
7 – I See You

Mükemmel ailelerle dolu mükemmel bir kasabada, on iki yaşındaki Justin Whitter kaybolur. Davanın baş dedektif olarak Greg Harper atanır. Greg, Justin’in kayboloşunu soruştururken aynı zaman da benzer bir olayın çok uzun zaman önce geçmişte yaşandığı ortaya çıkar. Greg hem soruşturmanın verdiği hem de bu geçmişteki olayın getirdiği baskıyla uğraşmak zorunda kalır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, karısının ihanetini sindirmeye çalışıyordur. Soruşturma devam ederken kasabada garip olaylar yaşanmaktadır. Bu olaylar hem kasabadakiler hem de Greg’in ailesine zarar verecektir. Ancak Greg her ne olursa olsun bu olayı çözmeyi kafasına koymuştur ve önüne çıkan hiç bir engel için de durmaya niyeti yoktur.
6 – Pet Sematary / Hayvan Mezarlığı

Hayvan Mezarlığı, henüz taşındığı evde ailesi ile kutlama yaparken hayatını kaybeden küçük kızını geri getirmek için eski bir mezarlığa oğlunu gömen bir adamın hikayesini anlatıyor. Louis Creed, iki çocuğu ve eşi Rachel ile birlikte Boston’daki şehir yaşamlarından kurtulup, kırsal kesime taşınmaya karar verir. Yeni yaşamlarına uyum sağlamaya çalışan aile, kedilerinin bir kaza sonucu ölmesiyle büyük bir üzüntüye kapılır. Kedilerini, evlerinin yakınındaki gizemli bir mezarlığa gömen aile, bir süre sonra inanılmayacak bir durumla karşı karşıya kalır. Gömdükleri kedi hayata geri döner. Creed ailesi, artık gizemli mezarlığın sırrını öğrenmiştir. Bu sırada kızlarını kaybeden aile, gömülen her şeyi bedenen hayata döndüren bu mezarlığı, kızlarını geri getirmesi için kullanmaya karar verir. Kızını mezarlığa gömen Luis, onu gerçekten geri getirebilecek midir?
5 – Doctor Sleep / Doktor Uyku

Çocukluğunda yaşadıklarının karanlık gölgesi altında yaşayan Danny, travmalarıyla boğuşmaktan yorgun düşmüş ve alkole bağımlı hale gelmiştir. Babasının umutsuzluk, alkolizm ve şiddetli mirasından kurtulmak için çabalayıp duran Danny, New Hampshire kasabasında, onu ayakta tutan bir destek grubuyla yerleşir ve “parlama” gücü sayesinde ölenlerin son anlarında onlara huzur verebildiği bir bakım evi işine girer. Bu arada Amerika’nın dört bir yanındaki otoyollarda, True Knot adı verilen bir topluluğun üyeleri refah arayışında dolaşıp durmaktadır. Çoğunlukla zararsız ve yaşlı görünen bu grupla ilgili gerçek ise oldukça korkunçtur. Danny, kendisiyle benzer yeteneklere sahip bir kız olan Abra Stone ile psişik bağ kurduğunda, bu grubun yetenekli olanları hedef aldığını fark eder. Bu grup yetenek sahibi çocukların işkence gördükleri sırada çıkan “parıltılarının buharını” teneffüs ederek yarı ölümsüz hale gelmişlerdir. Gördüğü en yüksek psişik güce sahip olan Abra, Danny’i şeytanlarıyla yüzleştirecek ve kendi ruhu için bir savaşa sürükleyecektir.
4 – Gisaengchung / Parazit

Park Ailesi’yle tanışın: soyla gelen servetin klasik bir tablosu. Diğer yanda ise Kim Ailesi, sokak zekası bakımından zengin ama başka hiçbir zenginliğe sahip değil. Şans veya kader olsun, bu iki ev halkı bir şekilde bir araya gelir ve Kim ailesi altın bir fırsatın varlığını hemen sezer. Kolej çağındaki Ki-woo tarafından manipülasyon konusunda yetiştirilen Kim çocukları, öğretmen ve sanat terapisti görevleriyle kendilerini Park ailesinin arasına çabucak yerleştirir. Kim’ler “vazgeçilmez” lüks hizmetler sunarken, Parklar ise habersizce evlerindeki her şeyi Kim ailesine kaybetmektedir. Ancak kısa sürede bu düzen bir tehditle karşılaşır. Asalak bir misafir Kim ailesinin yeni keşfettikleri konforu tehdit eder hale geldiğinde, vahşi ve zorlayıcı bir üstünlük mücadelesi patlak verir. Bu mücadele Kim ve Park aileleri arasındaki kırılgan ekosistemi yıkmakla tehdit etmektedir.
3 – The Lighthouse

The Lighthouse, 20. yüzyılın başlarında Maine’de yaşayan, iki deniz feneri bekçisinin hikayesini konu ediyor. Eski bir denizci olan Thomas Wake, gizemli bir adada deniz feneri bekçiliği yapan bir adamdır. Yıllardır adada tek başına bekçilik yapan Thomas’ın yanına, işlerde yardımcı olması için Ephraim Winslow adında bir genç gönderilir. Birlikte çalışmaya başlayan Thomas ve Ephraim arasında çok geçmeden büyük bir iktidar savaşı meydana gelir. Yaptığı işi büyük bir sorumlulukla yerine getiren Thomas, gücünü ispatlamak için tecrübesiz bir genç olan Ephraim üzerinde baskı kurmaya başlar. Ufak bir adada deniz fenerinin içinde hapsolan ve zamanla akıl sağlığını kaybetmeye başlayan iki adam, en derin korkuları ile yüzleşmek zorunda kalır.
2 – Us / Biz

Biz, kendilerine tıptıp benzeyen davetsiz misafirlerine karşı hayatta kalma savaşı veren bir ailenin yaşadıklarını konu ediyor. Adelaide ve Gabe Wilson birbirlerini ve ailelerini seven, huzurlu ve mutlu bir çifttir. Yorucu geçen bir yılın ardından çift 2 çocuklarını da alıp Kuzey Kaliforniya’da sahil kenarında bulunan evlerine giderler. Tyler ailesi ile sahilde geçirdikleri bir günün ardından, geçmişte bir çeşit travma atlatmış olan Adelaide ailesinin başına bir şey gelebileceği konusunda paranoyaklaşmaya başlar. Gece çöktüğünde Wilson ailesinin, yolda el ele tutuşmuş dört kişiyi görmesinin ardından her şey daha paranoyak bir hal alacaktır. Evlerine yapılan saldırıyı savuşturamayan ailenin yaşayacağı en büyük dehşet ise evlerine giren bu 4 kişinin aslında kendilerinin birebir kopyaları olmasıdır. Birbirinin klonu gibi olan iki ailenin arasındaki en önemli fark ise içlerinden yalnızca birinin hayatta kalabileceğidir.
1 – Joker

Joker, başarısız bir komedyen olan Arthur Fleck’in hayatına odaklanıyor. Toplum tarafından dışlanan bir adam olan Arthur, hayatta yapayalnızdır. Sürekli bir bağ kurma arayışında olan Arthur, yaşamını taktığı iki maske ile geçirir. Gündüzleri, geçimini sağlamak için palyaço maskesini yüzüne takan Arthur, geceleri ise asla üzerinden silip atamayacağı bir maske takar. Babasız büyüyen Arthur’u en yakın arkadaşı olan annesi Happy adıyla çağırır. Bu lakap, Arthur’un içindeki acıyı gizlemesine yardımcı olur. Ancak maruz kaldığı zorbalıklar, onun gitgide toluma aykırı bir adam haline gelmesine neden olur. Yavaş yavaş psikolojik olarak tekinsiz sulara yelken açılan Arthur, bir süre sonra kendisini Gotham Şehri’nde suç ve kaosun içinde bulur. Arthur, zamanla kendi kimliğinden uzaklaşıp Joker karakterine bürünür.
*Film özetleri www.beyazperde.com adresinden alınmıştır.
-

2019 Yılının En İyi 10 Aksiyon – Macera Filmi
10 – Aladdin

Aladdin, sihirli bir lamba sayesinde sevdiği kıza ulaşmaya çalışırken, kendisini zorlu bir maceranın içerisinde bulan bir gencin hikayesini konu ediyor. Aladdin, zamanını Agrabah şehrinde pazardan yiyecek çalarak geçiren fakir bir gençtir. Gecelerini, şehrin farklı bölgelerinde uyuyarak geçirirken, gündüzlerini ise hırsızlığa ayırmaktadır. Ancak yaşam tarzına rağmen aslında Aladdin’in altın gibi bir kalbi vardır. Onun macerası, tuhaf babası tarafından zorla evlendirilmeye çalışılan bir genç kızla tanıştığı zaman başlar. Bu genç kız aslında ülkenin sultanının kızı olan Prenses Jasmine’dir. Aladdin’in şansı, Harikalar Mağarası’ndan sihirli bir lamba aldığında aniden değişir. Bilmeden aldığı bu lambada, eğlenceye düşkün, neşeli ve 3 dileğini gerçekleştirme şansına sahip olan bir cin vardır. Aladdin’in lambanın cini sayesinde sevdiği kıza ulaşmaya çalışırken bilmediği şey ise Sultan’ın danışmanı Jafar’ın hem Aladdin hem de lamba için kendi planları olduğudur.
9 – Fast & Furious Present : Hobbs & Shaw

Hızlı ve Öfkeli serisinin spin-off filmi olan Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw, insanlığı tehlikeye sokan bir güce karşı birlikte hareket etmek zorunda kalan Hobbs ve Shaw’un hikayesini konu ediyor.Amerika’nın Diplomatik Güvenlik Hizmetlerinin sadık bir ajanı olan Luke Hobbs ile eski bir İngiliz askeri elit ajanı olan Deckard Shaw, yıllar boyu birbirlerini yenmeye çalışsalar da bu kez birlikte hareket etmek zorundadır. İnsanlık, büyük bir biyolojik tehdit ile karşı karşıyadır. Siber genetik ile güçlendirilmiş anarşist Brixton, insanlığın değişmesine neden olabilecek olan biyolojik virüsü ele geçirir. Dünyayı tehlikeye sokan Brixton’ı yenmek zorunda olan iri kıyım kanun adamı Hobbs ile kanunları hiçe sayan Shaw’un güçlerini birleştirip, birlikte mücadele etmekten başka şansı yoktur.
8 – Alita : Battle Angel / Alita : Savaş Meleği

Alita (Rosa Salazar), kim olduğunu veya nereden geldiğini bilmediği bir halde, tanımadığı bir gelecekte uyanır. Şefkatli bir doktor olan Ido (Christoph Waltz) onu yanına alır ve cyborg görüntüsünün altında olağanüstü bir geçmişe sahip genç bir kadının kalbi ve ruhu olduğunu fark eder. Alita, yeni hayatına alışmaya çalışırken, Doktor Ido da onu gizemli geçmişinden korumaya çalışır. Yeni arkadaşı Hugo (Keean Johnson) ise Alita’nın geçmişini hatırlaması için, anılarını tetiklemesine yardımcı olmak ister. Bu sırada şehri yöneten tehlikeli ve yozlaşmış güçler Alita’nın peşine düşer. Eşi benzeri görülmemiş dövüş yeteneklerine sahip olduğunu fark eden Alita, geçmişine dair bir ipucu elde eder. Tehlikeli insanlarla karşı karşıya olan Alita, arkadaşlarının, ailesinin ve dünyasının kurtarılmasında kilit rol oynayacaktır.
7 – Aquaman

Arthur Curry kendiyle ilgili büyük bir gerçeği keşfetmiştir. Kendisi okyanuslar altında inşa edilen Atlantis krallığının tahtının varisidir. Ancak Aquaman’in sinsi yarı-kardeşi Orm, Atlantis tahtını istemektedir. Arthur Curry, nam-ı diğer Aquaman, kendisine kalan mirasa sahip çıkmalı ve halkının başına geçmelidir. Yoksa kendi hayatının yanı sıra sevdiği kişiler de büyük bir tehlikeyle yüz yüze gelmek zorunda kalacaktır. Bu yolculukta Arthur kendiyle yüzleşmenin yanı sıra, bir kral olmaya layık olup olmadığını da keşfetmek zorundadır…
6 – Togo

Togo, kasabayı etkisi altına alan salgının tedavi edilmesi için zorlu bir yolculuğa çıkan bir adam ve köpeğin hikayesini konu ediyor. Ölümcül bir salgın Alaska’nın Nome kasabasını etkisi altına almıştır. Tek tedavi imkanı 600 mil ötedeki kasabadadır. Kasabada bulunan antitoksin serumun getirilmesi gerekir ancak bu pek de kolay bir iş değildir. Kasaba halkı, serumun getirilebilmesi için köpek eğitmeni olan Leonhard Seppala’dan yardım ister. Yardım etmeyi kabul eden Leonhard Seppala, cılız görünümlü, yaşlı bir Sibirya kurdu olan Togo ile birlikte yola koyulur. Togo’yu yavru olduğu dönemden beri tanıyan Seppala’nın eşi Constance, Togo’nun her koşulda cesaret ve sadakat göstereceğinden emindir. Serumun bulunduğu kasabaya adım adım yaklaşan Seppala ve Togo, yolculuk sırasına korkunç bir fırtınayla karşı karşıya kalır. -70 dereceye varan soğukta Togo ve Seppala büyük bir yaşam mücadelesi verecektir.
5 – Spider-Man Far From Home / Örümcek Adam Evden Uzakta

Örümcek-Adam: Evden Uzakta, arkadaşları ile gittiği okul gezisi sırasında gizemli bir görev üstlenmek zorunda kalan Peter Parker’a odaklanıyor.
4 – Midway

Midway, II. Dünya Savaşı sırasında Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya İmparatorluğu arasında yapılan Midway Muharebesi’ni konu ediniyor. Filmde, savaşın seyrini değiştiren askerlerin kahramanlık hikayesine odaklanılıyor. Midway Muharebesi, 2. Dünya Savaşı için bir dönüm noktası kabul ediliyor. Liderlerin ve askerlerin, içgüdüleri ve cesaretleriyle verdikleri mücadele, Pasifik Cephesi’ndeki savaşın seyrinin değişmesine neden olur.
3 – Ford v Ferrari

Asfaltın Kralları, 1966 yılında düzenlenen Le Mans 24 Saat Yarışı’nın gerçek hikayesini konu alıyor. Henry Ford II ve Lee Iacocca ikilisi, tuhaf ancak kararlı bir grup Amerikalı mühendis ve tasarımcıdan sıfırdan bir otomobil yapmalarını ister. Otomotiv vizyoneri Carroll Shelby (Matt Damon) ve İngiliz şoförü Ken Miles’ın (Christian Bale) başını çektiği ekip, uzun yıllardır pistlere egemen olan Ferrari’yi Fransa’da düzenlenen 1966 Le Mans Dünya Şampiyonası’nda alt etmek için işe koyulur.
2 – Avengers : Endgame

“Avengers Infinity War”un ardından pek çok süper kahraman küle dönüşmüştür. Doktor Strange, Gamora, Drax, Mantis, genç Örümcek Adam, Black Panther, Bucky Barnes, Groot, Scarlet Witch, Vision, Star Lord, Maria Hill, The Wasp ve Nick Fury gibi pek çok kahraman, Thanos’un Sonsuzluk Eldiveni’ni ele geçirmesi ve kendi dengesini kurması yüzünden yok olmuştur ve dünya umutsuz haldedir. Dünya üzerinde kalan Black Widow, Kaptan Amerika, Thor ve Hulk kendi yaslarını tutmaktayken, Iron ve Nebula ise kontrol edemedikleri bir uzay gemisinin içinde, uzay boşluğunda sürüklenmektedirler. Süper kahramanlar takımı için işler pek de iyi görünmemektedir. Ancak Kuantum Bölgesi’nden çıkmanın bir yolunu bularak Avengers ekibinin kalan üyelerine giden Ant-Man, yeni bir umut ışığı olacaktır. Daha önce var olduğunu bilmedikleri bölgeler, kahramanlar ve evrenlerin varlığını öğrenen ekip, Thanos’un kurduğu bu çarpık dengeyi değiştirmek ve kendilerinden alınanı geri getirmek için hayatlarının en büyük mücadelesine girişeceklerdir. Hepsi kişisel olarak önem verdikleri şeyleri kaybetmiş olan kahramanlarımız için intikam vakti gelmiştir.
1 – John Wick : Chapter 3 – Parabellum

ohn Wick: Chapter 3 – Parabellum, gizli suikastçı birliğinden atılan John Wick’in, kellesi karşılığında ödül almak için peşine düşen suikastçılara karşı verdiği mücadeleyi konu ediyor. John Wick iki nedenden ötürü firaridir. Kellesi üzerine 14 milyon dolarlık açık sözleşme konulmuştur ve temel bir kuralı ihlal etmiştir; Continental Hotel’de birini öldürmüştür. Kurbanı ise açık kontratı sunan Yüksek Masa üyesidir. İşi bitmiş olması gereken John’a otelin yöneticisi Winston tarafından bir saatlik bir kaçış süresi verilir. Ardından üyeliği iptal edilecek, tüm hizmetlerden men edilecek ve diğer üyelerle iletişimi kesilecektir. John’un New York City’den kaçma mücadelesinde güvenebileceği tek şey servis endüstrisidir…
*Film özetleri www.beyazperde.com adresinden alınmıştır.
-

MAYHEM 10 Ocak’ta İstanbul’da

Birlikte Güzel Sunar: Rock Off Event Series, metal akımına devam ediyor! MAYHEM, 10 Ocak 2020 Cuma günü IF Performance Hall Beşiktaş’ta!!! Biletler biletix’te ve çok yakında satış noktalarında!
-

Karadeniz’e Doğru Yelkenler Fora; “ALABABULA”
O Ses Türkiye yarışmasından tanıdığımız Gizem Memişoğlu,İlk solo albümü olan “Alababula” ile karşımıza çıkıyor…Bu güzel albümde,Karadeniz’in batı müziği ile birleşimini keşfedeceksiniz ❤️Albümün müzik direktörlüğünü What Da Funk grubu üstleniyor…Bu albümün ilk klip şarkısı ise,YüzdeYüz Film tarafından çekilen “Anan Var Midur?” 🙂Kısacası bu albümde,Baştan aşağı Karadeniz saklı ✌Mert KARABULUT -

Vurgu Edebiyat Dergisinin 3. Sayısı Çıktı

2 aylık periyotlarla çıkan “Vurgu Edebiyat Dergisi” Kasım-Aralık sayısı ile raflardaki yerini aldı. Derginin bu sayısının odak noktası olarak “Türk Şiirinin Türkçe Rap’e Etkisi” konusu işlendi.
Derginin bu sayısına Ados, Kayra, Saian, Aytekin Parmaksız, Hakan Unutmaz, Mehmet Cengiz, Uğur Olgar ve Yunus Emre Yaylacı dosya konusuyla; Emre Ay dosya konusunun düzenlemesiyle; Ahmet Zeki Yeşil ve Müge Şenel öyküleriyle; Adem Üren, Ahmet Erbaş, Aykut Akgül, Aytaç Ars, Çağın Özbilgi, Çağrı Topsöken, Emre Gürkan Kanmaz, Fatma Kadı, Hülya Acet, İsa Özdemir, Kazım Baran Yılmaz, Mahmut Aksoy, Önder Çolakoğlu, Yiğit Ergün ve Yusuf Araf şiirleriyle; Ertan Mısırlı, Meltem Dağcıı Okan Alay, Süheyla Ağan, Süleyman Timur Dönmezler ve Yusuf Araf da yazılarıyla katkıda bulundular.
Derginin “Editörden” başlıklı yazısı ise şöyle:
“Merhaba değerli okurlarımız,
Bu sayımızda 2019’a veda etmeye hazırlanırken, bu sene gerek müzik piyasasında gerekse toplumsal alanda nüfuzunu, merakını ve kitlesini üst düzey bir dinamik ve heyecanla arttıran ‘Türkçe Rap’i dosya konusu olarak sizlere sunuyoruz. 2000’li yıllarda şiir ve düzyazı üretimine başlayan şair ve yazarların, gelişimine ve değişimine çok yakından tanıklık ettikleri ‘Türkçe Rap’, bazı şair ve yazarlar tarafından da icra edilmiştir. Görülen ilgi, toplumdaki karşılığı, müzisyenlerin sözü kullanmadaki yetkinlikleri bizleri böyle bir alan üzerine dosya konusu yapmaya itmiştir.
‘Türk Şiirinin Türkçe Rap’e Etkisi, Türk Şairinin Türkçe Rap’e İlgisi’ adlı dosya konumuzun ‘Türk Şiirinin Türkçe Rap’e Etkisi’ bölümünde: Ados, Kayra ve Saiyan Sakulta Salkım, ‘Türk Şairinin Türkçe Rap’e İlgisi’ bölümünde: Aytekin Parmaksız, Hakan Unutmaz, Mehmet Cengiz, Uğur Olgar ve Yunus Emre Yaylacı yer almışlardır. Dosyanın düzenleyici ise Emre Ay’dır.
Bu sayımızda, Ertan Mısırlı, Meltem Dağcı, Okan Alay, Süheyla Ağan, Süleyman Timur Dönmezler ve Yusuf Araf değerli yazılarıyla aramızdalar.
Bu sayımızın öykücüleri: Ahmet Zeki Yeşil ve Müge Şenel. Adem Üren, Ahmet Erbaş, Aykut Akgül, Aytaç Ars, Çağın Özbilgi, Çağrı Topsöken, Emre Gürkan Kanmaz, Fatma Kadı, İsa Özdemir, Hülya Acet, Önder Çolakoğlu, Mahmut Aksoy, Yusuf Araf ve Yiğit Ergün şiirleriyle dergimizde yer almaktadırlar. Sayımızda katkıda bulunan tüm şair, yazar ve müzisyenlerimize teşekkür eder -değerli dostlarımıza- keyifli okumalar dileriz.”
Derginin bu sayısının içeriği ise şu şekilde:

Vurgu Dergisinin 3. sayısını Taksim, Beşiktaş ve Kadıköy’deki Mephisto şubelerinden temin edebilirsiniz.
-

Endüstriye karşı bir duruş albümü: KATMAN – ONLAR

Ülkenin tüm şehirlerinden bağımsız müzisyen çalışmaları devam eden OnAir Sahne’nin proje kapsamında çıkardığı Antalyalı grup KATMAN, toplumun gerçeğini anlatan şarkılarıyla cesur bir albüme imza atmış; ONLAR.
Şarkıların hepsi topluma ışık olacak, bilinç düzeyine hitap eden sözlerin müzikle mükemmel buluşması… 7 şarkıdan oluşan KATMAN – ONLAR albümü; söylenmeyenlerin söylendiği albümlerden:
“Çıplak Vatandaş”ta (Başar Sabuncu’nun hikayesindeki) sergilenen naif insanları bulacaksınız.
“Susamazsın”, herkesin birbirini susturmak için güç kullandığı yerde susamazsın yakınmasına aşina olduğumuz bir toplumun yansıması.
İkili ilişkilerdeki problemleri başka aynalara çarpıp çözmeye çalışanlar için yazılmış; “Bana Anlat”
Albümün belki anlam olarak en vurucu şarkılarından “Banka”. Zira hemen herkesin içinde olduğu bir hayatı anlatıyor. Malum toplum olarak bankalara aşinayız, kredi notlarını pek iyi biliriz, çok kredi çektik, çok kredi ödedik, hala ödüyoruz, bedelleriyle…
Herkesi niteliksizleştiren, vasıfsızlığı yücelten tüm kan emicilerin bildiği -bilginin-, tüketici metodolojinin alçaklığıyla yaşayan “Onlar”la daha ne kadar uzaklara düşeceğimizi bilmeden yola devam ediyoruz. Ve illa ki birimiz tüm bu durumlara “Bir Yol Bulunur” diye yaklaşıyor; bulunur mu gerçekten yanıtı belki de şarkıdadır.
“Daha ne kadar” yazmalı böyle şarkılar, hayat gösterecek; durmaya ve susmaya hiç niyeti olmayan Katman’ın tüm şarkılarını keşfetmek, anlamlarına ortak olmak, söylenmeyenleri “Onlar”dan dinlemek istiyorsanız, son dönemin en içi dolu şarkılarını dinlemeye davet ediyoruz sizi.

