Blog

  • ZEMHERİ

    ZEMHERİ

    Baştan başa yaşlanmış gibi kuzgunlar.

    Defterinde kuruttuğu ayçiçeği günlerini dolduruyor.

    Her şey cesur biraz daha hiç olmadığı kadar.

    Delice atılganlık sınırında uçurum….

    Atlarsam kaçıncı ölümün başlangıcı başa sarışı.

    İnmeyin çocukluğuma orası arafta…

    Önümde yaşanmışlıkların bin bir çeşit tonu.

    Anıt gibi duruyorlar baş ucumda.

    İlayda YİĞİT

  • YILBAŞI ŞEYSİ

    YILBAŞI ŞEYSİ

    Geçmiş geçmiştir, yaşandı ve bitti.

    Bu gün, bu yılın olduğu gibi, geride kalan hayatımın da ilk günü.

    19 yaşımda annemi kaybettiğim günden bu güne insanlardan ürkerim, bu bir gerçek, ancak 2018 yılı yaşadığım ve tanık olduğum pek çok şey insanlardan tamamen soğumama ve iyice içime kapanmama neden oldu. Bencillikte o kadar zirve yapmışız ki, birbirimizi çiğ, çiğ yiyecek konuma gelmişiz.

    Bu yüzden 2019 yılının bu ilk günü, kendimi insanlardan korumak adına, kendimle ilgili çok önemli ve radikal değişikliklere gitme kararı aldığım gün…
    Yaşanan her şey ama her şey dünde kaldı. Bir başka deyişle geçen senede.
    Üzüntü , neşe, kaygı, heves, sevgi, nefret, öfke, huzur….hepsi.

    Bundan sonrası da yeni Üzüntü, neşe, kaygı, heves, sevgi, nefret, öfke, huzurlara gebe.

    Üzüntü, kaygı,nefret,öfke hiç olmasın, neşe,heves,sevgi, ümit,huzur bol olsun.
    Bu gün hatta içinde bulunduğumuz şu an yeni deneyimlere, yeni duygulara gebe…
    Geçmişi bu güne taşımanın tek zararı kendimize.
    Dünlerde, tanık olduğum, değmeyecek insanların, sürü kafalıların sırf sürü halindeyken ortaya çıkan güç hissi ile, kendi gibi olmayanlara yaptıkları haksızlık ve ezici davranış yüzünden sabaha kadar uyuyamamalarım da dünde kaldı.
    Çünkü vicdan uyutmaz!
    Bunun kime ne faydası oldu?
    Sadece kendime zararı.
    Nasıl böylesi garip bir kaosun göbeğinde olduğumuzu anlamlandıramıyorum.
    Haksızlıklar, iki yüzlülükler, sahte samimiyetler, mış gibiler, sanal duyarlılıklar, fiili duyarsızlıklar almış başını gidiyor.
    Birbirimizi sevmek yerine, birbirimize katlanmaya çalışıyoruz. Katlanmaya çalışmak bir zorunluluktur. Sevgi ise koşulsuz ve olduğu gibi kabul etmektir. Bu ayırıma varamıyoruz.
    Ben kimseyi değiştiremem.
    Kimse beni değiştiremez.
    Ben sadece kendimi değiştirebilirim.
    Kendimle savaşabilirim.
    Üç önemli silaha sahibim.
    Sevgi, inanç ve vicdan…
    Bu üç silahı da kendim için doğru kullanarak kendimi değiştirebilir, kendimi mutlu edebilirim ancak.

    Beni üzen çok oldu, yıkan olamadı. Çünkü mesafe koymayı öğrendim sayelerinde. Sabretmeyi bildim sonuna kadar. Kırıldığım zaman da daha fazla kırılmamak, karşımdakini de kırmamak adına aldım başımı gittim. Bir daha da arkama bakmadım, tekrar, tekrar aynı şeyleri yaşamamak adına. Kendimi mutlu edebilmenin en büyük formülüydü bu.

    Birçok hatam oldu bu güne dek… En büyüğü
    “El âlem ne der?”
    Ne yaparsan yap, El âlem hep der.
    Hep de sen suçlusundur el âlemin gözünde.
    El âlemin kendinden, kendini görmekten, kendi kusurları ile kendi eksikleri ile, kendi hataları ile yüzleşmekten ödü koptuğu için gözü hep senin üzerindedir. Senin eksiklerin, kusurların, hataların diye gördükleri ise kendininkilerdir aslında.
    Çünkü insan kendinde olmayanı göremez!
    Bu güne kadar ben de bir “El âlem” dim.
    Bundan sonra kendim olmaya karar verdim.
    Toplumun bu gidişatına katlanamıyorum ve beni içine çektikleri girdapta boğulmak istemiyorum çünkü.
    Bu gün geride kalan hayatımın ilk günü.
    Ve ben aynanın önünde şu anın içindeyim…
    Hayatımızdaki aynalar eksik olmasın.
    Yeni yılınız kutlu, günleriniz aydın ve insancıl olsun…

    Canan YENİOKATAN

  • MUTLU YILLAR BARIŞ ABİ…

    MUTLU YILLAR BARIŞ ABİ…

    ”Beni ölüm yıl dönümlerim de değil doğum günlerimde hatırlayın.” diyen Anadolu Pop/Rock’un en büyük isimlerinden ve 90’lı yılların çocuklarının en sevdiği 7 den 77 ye herkesin gönlünü fetheden Barış Abisi, 1 ocak 1991 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı unvanını alan,40 yılı aşkın sanat hayatı boyunca bir çok ülkede konser veren,şu an bile neredeyse tüm şarkıları milyonların dilinde dolaşan değerli sanatçımız Barış Manço’nun 76. yaş gününü kutluyor derin bir özlem ve saygıyla anıyoruz.

    Çerezsever ailesi olarak sizin için derlediğimiz 5 Barış Manço  listesini ekliyoruz.İyi vakit geçirmeniz dileğiyle…

    1. Sarı çizmeli Mehmet ağa
    2. Flowers of love
    3. Kol düğmeleri
    4. Dönence
    5. Gülpembe

  • Gülriz Sururi hayatını kaybetti

    Gülriz Sururi hayatını kaybetti

    Ünlü sanatçı Gülriz Sururi, dün tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Manevi kızı Zeynep Miraç Özkartal Hürriyet’e yaptığı açıklamada “Sessiz bir defin istediği için vasiyetini yerine getirdik. Kendisi definden sonra duyurulmasını istedi. Bir süredir sindirim sisteminden rahatsızdı. Dün kaybettik. Bugün defnettik. Vasiyeti gereği başka bilgi paylaşamıyoruz” dedi.

    Gülriz Sururi, 24 Temmuz 1929 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Babası ilk operet kurucularından Lûtfullah Sururi Bey, annesi de opera sanatçısı Suzan Lütfullah’tır.

    İlk kez 1942’de İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Bölümü’nde sahneye çıktı. İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro ve Şan Bölümleri’nde eğitim gördü. Konservatuvarı bitiremeden bazı özel topluluklarda çalışmaya başladı. 1955’te Muammer Karaca Topluluğu’nda profesyonel sanat yaşamına başladı. 1960’ta Dormen Tiyatrosu’na geçti. 1961’de, bu toplulukta sahnelenen Sokak Kızı İrma’daki rolüyle en iyi kadın oyuncu olarak İlhan İskender Armağanı’nı kazandı.

    1962’de tiyatrocu Engin Cezzar’la evlendi. Aynı yıl eşi ile bilrikte Küçük Sahne’de Gülriz Sururi – Engin Cezzar Tiyatrosu’nu kurdu. Sokak Kızı Irma, Ferhat ile Şirin, Teneke, gibi pek çok oyunda rol aldı. 1966’da “Teneke” oyunundaki rolüyle İlhan İskender En İyi Kadın Oyuncu Armağanı’nı bir kez daha kazandı. Aynı yıl Türk Kadınlar Birliği’nce “Yılın Kadını” seçildi. Haldun Taner’in yazdığı, Genco Erkal’ın yönettiği ve ilk olarak 31 Mart 1964’te sahnelenip uzun süre kapalı gişe oynayan “Keşanlı Ali Destanı”‘nda “Zilha” rolündeki başarısıyla ünü arttı.

  • İdil Çağatay İle Çerezzine Okurları İçin Özel Bir Röportaj…

    İdil Çağatay İle Çerezzine Okurları İçin Özel Bir Röportaj…

    • Merhabalar; öncelikle röportaj isteğimizi kabul ettiğiniz için Çerezzine ailesi olarak teşekkür ederiz. “Ateşler İçinde” albümü ve ateşler içinde yanan videosu hayırlı olsun. Albümün hazırlık ve hayata geçiş sürecinin nasıl geliştiğinden biraz bahseder misiniz?

              Merhaba, ben teşekkür ederim 🙂 Albümde yeni şarkılarımın yanında eskiden yazdığım şarkılar da var. Dolayısıyla sanki hep hayatımdaydı gibi hissediyorum. Aslında biraz da kendi kendini oluşturdu diyebilirim. İçlerinde albümün duygusunu oluşturan dominant diyebileceğim şarkılar var, diğerleri onların enerjisiyle birleşti ve şu anki konsept çıktı ortaya. Süreç ve hazırlık kısmı ise bende bir döngü gibi. Biri bitince diğeri başlıyor ya da bazen aynı anda birden fazla fikir üzerinde çalışıyorum. Mesela şu anda iki farklı proje üzerinde çalışıyorum…

    • Albümün ilk videosu “Ateşler İçinde” ye geldi. Parçanın ve videonun hikayesi nedir?

              Ateşler içinde adı gibi biraz tutkulu bir şarkı benim için. Parçanın hikayesine gelirsek bence herkes bu parçayı dinlerken kendi hikayesini yazabilir, o yüzden hikayeyi dinleyiciye bırakıyorum genelde. Video kısmı için şunları söyleyebilirim. Sevgili arkadaşım ve yönetmenim Özkan Aksular parçayı çok sevdi ve tam olarak ikimizin de duygularını ve tarzını yansıtabilecek bir video klip çekti. Üzerinde çok düşündük ve grup olarak enerjimizi patlatabileceğimiz bir performans videosunun en iyisi olacağına karar verdik. Sanırım yanılmadık 🙂

    • “Ateşler İçinde” için gelen yorumlar ve eleştiriler daha çok ne yönde geliyor?

             Genel olarak yorumlar çok güzel sadece benden daha kirli ve brutal vokal bekleyen dinleyiciye ilginç geldi ama yine de sevdiklerini beyan ettiler.

    • İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera bölümü mezunusunuz ve aynı zamanda Arp bölümünde de eğitim aldınız. Cemal Reşit Bey Operasında korist, oyuncu, reji asistanlığı, İstanbul Devlet ve Opera Balesinde ise teknik ekipte bulundunuz. Opera ve Arp’dan Heavy Metal’e geçiş nasıl oldu?

             Hiçbir zaman tek yönlü biri olmadım. Dolayısıyla klasik müzik okurken ve icra ederken de hep başka türlerle iç içeydim. Klasik müzik benim ilk göz ağrım ama kendimi ifade edebilmek için başka yollarda arıyordum her zaman. Heavy metal benim içimdeki enerjiyi en rahat dışa vurabildiğim türlerden diyebilirim. Yüksek enerjisi, yırtıcılığı, tepkiselliği tam da içimdeki çığlıkları dışarı çıkarmam için araç oluyor ama geçiş kısmı ile ilgili konuşursak pek bir yere geçmiş saymıyorum kendimi. Artık profesyonel olarak olmasa da hobi amaçlı ya da ruhumun diğer yönlerini beslemek amaçlı bir yanım hala orada. Mesela şu an yine operadan bir arkadaşımla bir barok proje üzerinde çalışıyoruz. Kim bilir belki bu sene konser bile yaparız 🙂

    • 2012 yılında Eurock Marathon’da Kırmızı ile ikinci oldunuz. Nasıl bir duyguydu?

            Tabii ki şahane bir duyguydu. İnsan mutluluk ve onur duyuyor böyle başarılar yaşayınca. Sonrası daha muhteşem benim için… Hayranlık duyduğum sanatçı Nina Hagen yarışmanın sonunda bizi özellikle tebrik edip başıma kendisinin olan bir taç taktı. Çalışma odamda hep gözümün önünde durur 😀

    • KA RA grubunun vokalinde sizi görecektik, grup ne durumda şu anda?

            Biz tam olarak üretim amacıyla bir araya gelmiş bir gruptuk. Albüm projemiz vardı. Beraber çalıştığımız süre boyunca hard’n heavy bir programdan oluşan repertuarımızla birkaç konser de yaptık. Birlikte çalmak muazzam keyifli, zaten hem insan hem de müzisyen olarak çok değerli ve çok sevdiğim arkadaşım hepsi. Çok eğlendik çalarken ama albüm kısmında çok toparlanamadık çünkü herkes birden fazla projede çalışıyor, albüm ise çok fazla konsantrasyon, emek ve mesai isteyen bir iş. Dolayısıyla koşullarımızı çok zorladık ama o zaman organize olmakta bayağı zorlandık. Dolayısıyla projeyi şimdilik durdurduk ama gün gelir kudurur tekrar hayata geçiririz bilinmez, onu zaman ve koşullar gösterecek…

    • Türkiye’de son dönemlerde Rock ve Heavy Metal’in farklı alanlarında kadın sesleri iyi bir çıkış yakaladı. Bu işi başlatan Selda Bağcan ve Seyyal Taner’in yeniden doğuşunu da sağladı bu çıkış. Bu konu hakkında bir kadın Rock sanatçısı olarak, ülkemizdeki kadın Rock sanatçıları hakkında neler düşünüyorsunuz?

             Kadınların sesinin daha da fazla yükselmesi gerektiğini düşünüyorum. Bizim türlerde bu anlamda bir eşitsizlik var. Genelde erkeklere ait olduğu düşünülen bir tür. Mesela pop müzikte kadın metalaştırıldığı için çok fazla kadın sesi duyabiliyoruz. Bizim soundların böyle bir kaygısı yok dolayısıyla sektör kadını meta olarak kullanamayacağı türleri desteklemiyor. Biraz daha cesaret ile potansiyelimizi ortaya çıkarabileceğimizi düşünüyorum. Rock müzikte üretim ve icra tarafında cinsiyet dengesi oturunca gerçekte söylenmesi gerekenler söylenmiş olacak…

    • Şarkı sözlerinizde çok etkili. Genel olarak şarkı sözü yazarken nelerden etkilenip, neleri konu ediyorsunuz?

              Şudur diyebileceğim spesifik bir şey yok. Mesela okuduğum bir kitap, yıllar önce yaşamış olduğum bir olay, yolda giderken küçük bir çocuğun bakışı, sokaktaki iki insan arasına geçen diyaloğun içinden kulağıma çalınmış bir cümle, televizyonda izlediğim bir haber, özetle her şey beni etkileyebiliyor. O anda kendi gündemimde olan ya da gündemde olan bir hikayenin bana yansıması dolayısıyla gündemime oturmuş her şey konu olabiliyor.

    • Türkiye’de yapılan festivalleri nasıl buluyorsunuz? Sizi de bu yıl festivallerde görebilecek miyiz?

             Biraz tekelci buluyorum açıkçası. Daha alternatif festivaller olmalı. Geçen senelerden beri izleyip gördüğüm şey bazı organizasyonların elinden çıkan festivaller daha çok bir grup sanatçının yaptığı turneye dönüşüyor. Daha samimi ve yeniliklere açık festivaller gerek artık. Metal festivalleri konsept açısından genelde daha iyi ve tutarlı ama rock adı altında yapılan festivalleri organize edenlerin biraz kafası karışık. Malum işin içine ticaret ve ilişkiler girince olayın rengi değişiyor. Bu yıl için henüz bir şey diyemiyorum. Planları henüz yeni yapmaya başladık. Zaman içinde haberdar edeceğim.

    • Bir eğitmen olarak sizce müziğin eğitimdeki yeri nedir?

             Müzik insanlık tarihi boyunca var olmuş önemli bir eğitim aracıdır. Beynimizi harekete geçirmekle kalmayıp ruhumuzu da eğitir. Özellikle çok küçük yaşta başlayan müzik eğitimi çocukların duygusal, zihinsel, sosyal gelişimi için çok önemlidir. Zaten genel olarak müzik de dahil olmak üzere sanatın gelişmediği toplumlar tam olarak özgürleşmiş sayılmaz. O yüzden genelde bilinçli aileler çocuklarına çok küçük yaşlarda müzik eğitimi aldırmaya çalışıyor. Bu konuda toplumun daha da bilinçlenmesi ve tabii ki müziğin bir lüks olduğu ön yargısını kırması gerekiyor. Burada da iş biraz bizlere düşüyor sanırım.

    • Hayvanlar dostlarımız için herhangi bir çalışma yapmak istiyor musunuz? Malumunuz hayvanlara yapılanlar maalesef ki ortada…

             Hayvanlar konusunda son derecede hassasım. Hali hazırda bir sürü sokakta yardıma muhtaç bir şekilde bulup sahiplendiğim ve sahiplendirdiğim hayvanlar var. Kesinlikle onlar için çalışmalar yapmak istiyorum. Şu anda birey olarak elimden geleni yapmaya çalışıyorum ama sanatçı kimliğimle neler yapabileceğim konusunda da kafa yoruyorum. İlerleyen zamanlarda bununla ilgili bir şeyler de göreceksiniz.

    • Skull, Whisky, Devil, Tünay Akdeniz, Mavi Sakal gibi efsane Heavy Metal, Rock grupları sahnelere geri dönüyor. Bu konu hakkındaki görüşlerinizi merak ediyoruz.

             Heyecan verici bence. Bu Heavy Metal ve Rock müzikte bir diriliş demek. Yeni grup ve sanatçılara da ilham ve cesaret kaynağı olacaktır.

    • Hayatınızın 5 albümünü bizimle paylaşır mısınız?

             Liste çok uzun. Albümden ziyade yıllardır bıkmadan sürekli dinlediğim şarklardan ilk aklıma gelen! 5 tanesini paylaşayım sizinle, daha sıcak temas olur bence 🙂

    – Led Zeppelin – Baby, I’m Gonna Leave You

    – Skunk Anansie – Charlie Big Potato

    – Beatles – When My Guitar Gently Weeps

    – Guano Apes – Open Your Eyes

    – K’s Choice – Everything For Free

    • İdil Çağatay, Çerezzine olarak sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederiz. Son olarak sevenlerinize ve Çerezzine okurlarına neler söylemek istersiniz?

             Ben teşekkür ederim. Müzikle ve ateşler içinde kalın \m/

     

  • Uzaklar…

    Uzaklar…

    Gitmek gerekir bazen… Uzaklara, çok uzaklara… Neresi olduğu, neden olduğu düşünülmeden belki de ya da önemsenmeden sadece gitmek… Gitmekle gidilir mi? Yoksa insanın aklı, ruhu mu kalır ardında bıraktıklarınla beraber orası muamma… Ama yine de gitmek gerekir, belki de hiç dönmemecesine… Çünkü giden bilir ki kalsa aynı olmayacaktır, eskisi gibi olamayacaktır ruhunu kemiren o kuşkularla… İçine yavaş yavaş yayılan, onu sızım sızım sızlatan o ağularla eskisi gibi olamayacaktır her ne kadar istese de… İşte bu nedenle alıp başını gitmelidir bazen insan… Hani Orhan Veli’nin de dediği gibi şu ada senin bu ada benim yelkovan kuşlarının peşi sıra… Ya da ayrılığın sancısını, acısını en iyi çizen tren yolları gibi, o yolda ilerlemeli, hoş kal sen demeli, bir trene binip de gitmeli belki de ardında kalana bir el sallayışla veda ederek… Gözünden süzülen bir damla yaşla…

    Fotoğraf © Nursen Bilgin Kadayıfçıoğlu

  • 2018 Yılında Vefat Eden Ünlüler…

    2018 Yılında Vefat Eden Ünlüler…

    OCAK

    5 Ocak / Münir Özkul ( Oyuncu )

    5 Ocak / Aydın Boysan ( Gazeteci )

    7 Ocak / France Gall ( Şarkıcı )

    9 Ocak / Yılmaz Onay ( Çevirmen, Yazar )

    15 Ocak / Dolores O’Riordan ( Cranberries Vokali )

    15 Ocak / Turan Özdemir ( Oyuncu )

    ŞUBAT

    1 Şubat / Aliye Akkılıç ( Türk Halk Müziği Sanatçısı )

    3 Şubat / Zeki Keskin ( Oyuncu )

    14 Şubat / Tuna Huş ( Spiker )

    14 Şubat / Nuray Hafiftaş ( Türk Halk Müziği Sanatçısı )

    23 Şubat / Ali Teoman Germaner ( Heykel Sanatçısı )

    MART

    7 Mart / Yaşar Gaga ( Şarkıcı, Menajer )

    8 Mart / Ercan Yazgan ( Oyuncu )

    10 Mart / Nur Subaşı ( Oyuncu, Yönetmen, Seslendirme Sanatçısı )

    14 Mart / Stephen Hawking ( Bilim İnsanı )

    23 Mart / Ercüment Balakoğlu ( Oyuncu, Seslendirme Sanatçısı )

    29 Mart / Süreyya Küçük ( Oyuncu )

    31 Mart / Mükerrem Kemertaş ( Türk Halk Müziği Sanatçısı )

    NİSAN

    1 Nisan / Ülkü Tamer ( Şair, Gazeteci, Çevirmen )

    2 Nisan / Dursun Ali Sarıoğlu ( Oyuncu )

    6 Nisan / Sevda Aydan ( Opera Sanatçısı, Oyuncu, Ressam )

    17 Nisan / Cemal Safi ( Şair )

    MAYIS

    1 Mayıs / Galip Kayıhan ( Müzisyen )

    22 Mayıs / Philip Roth ( Yazar )

    27 Mayıs / Arda Öziri ( Oyuncu )

    28 Mayıs / Prof.Dr. Semavi Eyice ( Sanat ve Kültür Tarihçisi )

    HAZİRAN

    6 Haziran / Ümit Kayıhan ( Teknik Direktör )

    30 Haziran / Prof.Dr. Fuat Sezgin ( İslam Bilimleri Tarihçisi )

    AĞUSTOS

    16 Ağustos / Aretha Franklin (Şarkıcı )

    18 Ağustos / Sıtkı Sezgin ( Oyuncu )

    20 Ağustos / Turgut Berkes ( Müzisyen )

    23 Ağustos / Toron Karacaoğlu ( Yönetmen, Oyuncu, Seslendirme Sanatçısı )

    23 Ağustos / Güneş Karabuda ( Gazeteci )

    26 Ağustos / Neil Simon ( Oyun Yazarı )

    27 Ağustos / Ayla Oranlı ( Oyuncu )

    EYLÜL

    1 Eylül / Aram Gülyüz ( Yönetmen )

    2 Eylül / Ferdi Merter ( Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Seslendirme Sanatçısı )

    6 Eylül / İsmet Badem ( Basketbol Yazarı ve Yorumcusu )

    20 Eylül / Oytun Şanal ( Tiyatro Sanatçısı )

    25 Eylül / Yakup Yavru ( Oyuncu )

    29 Eylül / Mehmet Uslu ( Oyuncu )

    30 Eylül / Kemal İnci ( Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı )

    EKİM

    1 Ekim / Charles Aznavour ( Şarkıcı, Söz Yazarı )

    3 Ekim / Yıldırım Öcek ( Oyuncu )

    6 Ekim / Montserrat Caballe ( Opera Sanatçısı )

    11 Ekim / Yaman Tüzcet ( Oyuncu, Sunucu, Oyun Yazarı )

    17 Ekim / Ara Güler ( Foto Muhabiri )

    17 Ekim / Bahaettin Karakoç ( Şair )

    KASIM

    12 Kasım / Stan Lee ( Çizgi Roman Yazarı )

    14 Kasım / Cahide Keskiner ( Tezhip ve Minyatür Sanatçısı )

    27 Kasım / Uğur Kıvılcım ( Oyuncu )

    ARALIK

    1 Aralık / Refik Durbaş ( Şair, Gazeteci, Yazar )

    22 Aralık / Mehmet Öznal ( Kaligrafi Sanatçısı )

    28 Aralık / Amos Oz ( Yazar, Gazeteci )

  • KURTUL MASKELERİNDEN

    KURTUL MASKELERİNDEN

    Hani bir klişe vardır. Herkes maskeyle dolaşıyor insanlar yalancı debireyler. Peki birey hiç kendine soruyor mu maskelerimden kurtulmak için ne yapıyorum diyeBireyin bırak hepsinden kurtulmasından bir tanesinden kurtulması çok sancılı bir süreçtir. Maskeyi o kadar çok kullanırız ki maske suratımıza uzun süre açık yarada kalmış gazlı bez gibi yapışır çıkarmak için derinizle beraber sökmeniz gerekir. O porselenden yapılmış ruhumuzun bir kısmını savunmasız bırakırız. En azından öyle hisseder. Fakat bireyin fark etmediği nokta şudur maske buzlu camdan yapılmadır. Maskesinden kurtulan birey hafifler bütün ağırlığı o maskedir aslında ve o ağırlıktan dolayı toplumun içinde yer almaya uğraşır. Fakat bireyin unuttuğu bir şey vardır maskelerinden kurtulan topluma dışardan bakmaya başlar ve toplum üstü düşünmeye başlar. O andan itibaren kendini yaratmaya yaklaşır. Kısa sözün özü. Bir sakallının dediği gibi “Maskelerimizden kurtulacak başka neyimiz var. 

  • Cem Akyürek ‘ten ”RÜZGARLARIN ÖTESİNDE – KARA KİTAP’IN GÖLGESİ”

    Cem Akyürek ‘ten ”RÜZGARLARIN ÖTESİNDE – KARA KİTAP’IN GÖLGESİ”

     

    Yeni bir destan başlıyor.

    Nereden geldi bilinmez,

    nasıl esti sorulmaz,

    soğuk bir rüzgâr sebep oldu açmama gözlerimi.

    Fısıldadı kulağıma başka bir diyarın hikâyesini.

    Belki kimse bilemedi ne ismini ne yerini.

    Öyle de olsa yaşadı birileri,

    uzaklarda bir yerlerde hepsini.

    Anlatmak düştü bana da ne var ne yoksa.

    Bilinmeyen bir diyarın unutulmuş hikâyesiydi,

    kalemimde dil bulan oysa.

    Yazdım tüm detayıyla yaşananları.

    Merak eden okusun bilsin istedim unutulanları.

    Türk fantastik kurgu edebiyatının genç ve güçlü kalemi Cem Akyürek, soluk soluğa okuyacağınız bir destana hayat veriyor bu kitapla. Rüzgarların Ötesinde, Trusborglular, Zevitheria elfleri, Terra Alatum kanatlı insanları, Elanthore barbarları, Thronbaad cüceleri ve Edenheriyalılardan oluşan ırklarıyla, yeni bir fantastik kurgu romandır. Editörlüğünü edebiyatın bir çok kategorisinde ödüller kazanmış olan yazar Aşkın Güngör’ün yaptığı kitap, okuyucularını rüzgarların ötesinde var olan bir diyara götürüyor.

    Kitap hakkında daha fazla bilgi içeren dökümanlara ulaşmak için kitabın ve yayıncı kuruluşun internet sayfalarını ziyaret edebilir, kitabı verilen satış linklerinden temin edinebilirsiniz.

    http://ruzgarlarinotesinde.blogspot.com

    http://www.patikkitap.com.tr

    https://www.youtube.com/watch?v=4mJVZvGHWRY&feature=youtu.be&fbclid=IwAR1JfjoIN1ZyQpnXGjI3qR0zTM-BGifIc7CNM1_qmUFbOJpRmmB2mUqwZ24

  • Dark Phantom ile Çok Özel Bir Röportaj… (English/Turkish)

    Dark Phantom ile Çok Özel Bir Röportaj… (English/Turkish)

    You can read the English version down below!

    +Selam dostlar. Öncelikle Dark Phantom nerede ve nasıl kuruldu, bizlere biraz hikayenizden bahseder misiniz?

    -Dark Phantom Türkmen, Kürt ve Arap 5 kardeş gibi üye tarafından Kerkük(Irak)’ta kurulmuştur. 2003’te başlayan Irak savaşından sonra metal müziğin ne olduğunu öğrendik ve Kerkük’teki ilk metal grubunu kurmaya karar verdik. 2009 yılında çalmaya, 2011 yılından itibaren Irak’ın çeşitli kentlerinde konserler vermeye başladık. 2012 yılında da ilk kısa albümüzü çıkarttık. İlk başta soft metal yapıyorduk çünkü o zamanlar durumlar çok kötü ve tehlikeliydi. 2014 yılında Vokal ve bateristimizi değiştirdikten sonra müzik türümüzü de değiştirdik. 2016 yılında National of Dogs’u yayınladık. Bildiğiniz gibi kapalı bir toplumda bu tür müzik yapmak çok zordur. Ancak açık bir toplumda yaşamadığımızdan dolayı karşılaştığımız tehditlere ve problemlere karşı müziğimizi yapmayı denedik.

    +İlk albümünüz Nation Of Dogs 2016 yılında çıktı ve özellikle bu yıl  başta Türkiye olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde ilgi görmeye başladı, bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?

    -Albüme tüm ruhumuzu ve eforumuzu koyuyoruz. Tüm zorluklara ve engellere karşı elimizden gelenin en iyisini yaptık. Albümümüzün ilgi çekmesi bizi cesaretlendiriyor ve daha fazla üretmemiz için büyük bir destek oluyor.

    +Nation Of Dogs albümünüzün kayıt süreci nasıl gerçekleşti ve albümün şarkıları nasıl oluştu, bizlere anlatır mısınız?

    -Her şeyi kendimiz kaydettik ve miksleme işlemini vokalistimiz Ali gerçekleştirdi. Bütün her şeyi evlerimizde ve çalışma alanımızda yaptık ve şarkıları genellikle birlikte yazdık.

    +Genel olarak müziğiniz Death Metal ile Thrash Metal’in birleşiminden oluşuyor ve elbette folk öğeler de müziğinizde yer alıyor, siz müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

    -Kendi müziğimizi sert, ham, şiddetli ve gerçek olarak tanımlıyoruz. Eski zamanlardaki gibi kan ve terimizi müziğimizin çıktığı yer olan Doğu kültürüyle harmanlayarak yapıyoruz.

    +Dark Phantom Irak’lı bir grup ve elbette çok zor şartlar altında müzik yapıyorsunuz ama çok da etkili müzik yapıyorsunuz, bizlere biraz Iraklı bir Heavy metal grubu olmaktan bahseder misiniz?

    -Irak’ta bir Metal grubu olup etkili müzik üretip buna devam etmek hiç kolay bir iş değil. Grubumuz farklı milletlerdeki insanlardan oluştuğu için Irak’ın küçük bir özeti sayılabilir. Irak’taki tüm farklı milletler için barış ve kardeşlik mesajları veriyoruz.

    +Ben Irak’taki piyasaya az çok hakim biriyim, sizin çıkışınızdan sonra birçok metal grubu çıkmış durumda, bu da elbette çok güzel bir durum, genel olarak Irak’taki metal grupları ve piyasanız hakkında neler düşünüyorsunuz?

    -Irak’tan çıkan tüm Metal gruplarını kahraman olarak görüyoruz. Tüm masraflar tamamen gruplar tarafından karşılanıyor ve Irak’ta Metal müzik için piyasa ve destek mevcut değil.

    +Yeniden Nation Of Dogs’a dönecek olursak albümün enfes besteleri kadar, şarkı sözlerinizi de çok önemsiyorum. Genel olarak bu albümde nelerden beslendiniz ve hangi konulardan bahsettiniz?

    -Şarkı sözlerimiz politika ve dindeki yozlaşmadan bahsediyor. Bunları Irak’taki kötülüğün ve yıkımın temeli olarak görüyoruz. Bunlardan bahsederek daha fazla insanın dikkatini çekerek daha bilinçli bir topluluk oluşturmayı hedefliyoruz

    +Türkiye’deki metal piyasası hakkında neler düşünüyorsunuz ve sevdiğiniz desteklediğiniz Türk Metal grupları kimler?

    -Bizi en çok etkileyen Türk grubu Pentagram’dır. Irak’taki sahnelerimizde onlardan da şarkılar çalıyoruz.

    +Türkiye’deki fanlarınız Nation Of Dogs isimli albümünüzü arşivlerinde görmek istiyorlar, bu albüm Türkiye’de yayınlanacak mı? Böyle bir plan yada görüşmeniz var mı?

    -Albümümüz Bandcamp’ta mevcuttur. (https://darkphantom.bandcamp.com/). Türkiye’de Dead Generation Records ile çalışıyoruz. Ayrıca albümlerimiz Finlandiya’da Satanath Records ve Belarus’ta Symbol of Domination etiketleriyle satılıyor.

    +Aynı zamanda çok yakın dostlarım olduğunuz için, uzun zamandır büyük bir heyecanla yeni bir albüm üzerinde çalıştığınızı biliyorum, o yüzden sormak istiyorum. Nasıl gidiyor çalışmalar ve nasıl bir albüm gelecek, biraz yeni albümden de bahsetmek ister misiniz?

    -Elbette. Yeni albümümüz üzerinde çalışıyoruz ama sanırım kaydetmesi ve yayınlanması biraz zaman alacak çünkü daha iyi ve güçlü bir şeyler üretmeye çalışıyoruz. Tek söyleyebileceğim şey tüm şarkıların 7 telli gitarlar ile yapıldığı. Diğer bilgilerin sürpriz olmasını istiyorum.

    +Yeniden Nation Of Dogs’a dönecek olursak genel olarak aldığınız yorumlar nasıl ve ne yönde?

    -Tüm dünyadan harika geri bildirimler aldık. Bizi destekleyen herkes bizi devam etmek ve daha çok müzik üretmek için cesaretlendiriyor

    +Dark Phantom olarak en çok etkilendiğiniz gruplar kimlerdir?

    -Bizi en çok etkileyen ve bize ilham kaynağı olan gruplar Metallica, Slayer ve Lamb of God’dır.

    +Çerezzine olarak sizi çok sevdiğimizi ve her zaman yanınızda olduğumuzu bilmenizi istiyoruz. Son olarak başta Irak ve Türkiye olmak üzere dünyanın her yerinden bu satırları okuyan hayranlarınıza neler söylemek istersiniz?

    -Çok teşekkür ederiz ve bizim de sizi çok sevdiğimizi bilmenizi isterim. Şarkı sözlerimizi okuyarak verdiğimiz mesajı anlamak ve olayları farklı bir açıdan görmek için vakit harcayanlara teşekkür etmek isterim. Okuyup anlamak isteyenlere de söylemek isteyeceğim şey kendi rahat bölgelerinden çıkıp olayları farklı bir açıdan görebilen insanlar değişiklik yapmak için gücü olan insanlardır.

    +Hi dear friends. First of all, where and how was the Dark Phantom set up? Could you tell us your story a little bit?

    -Dark phantom its a metal band from kirkuk city in iraq with Five members mixed with different nationalities turkmen , kurds and arab as a brothers – After iraqi war in 2003 we start to know what is a metal music and we decided to make a first metal band in kirkuk the band start playing music since 2009 and after we did many shows since 2011 in iraq in multiple cities and we recorded our first short album in 2012 we were playing a soft metal because the situation was very bad and dangerous in that time than after changing members the drummer and the lead vocalist we changed our music genre too in 2014 and we released National of dogs in 2016 – As you know It’s not easy to play this type of music in a closed society – But we tried and we faced many threats electronic attacks and we faced those problems because we do not living in open minded community.

    +Your first album, Nation Of Dogs, came out in 2016 and began to draw the world’s attention in many countries, especially in Turkey, what do you think about this topic?

    -We put all our souls and efforts into the album. We did out best against all odds and roadblocks. It’s very encouraging that we see our album is drawing attention and it’s a great support for us to continue and produce more

    +How did the recording process of Nation Of Dogs happen and how the songs of the album came out?

    -We recorded everything on our own and it was mixed by our vocalist Mir. All the process happened in our homes and practice place and we wrote the songs together mostly while practicing.

    +In general, your music consists of a combination of Death Metal and Thrash Metal, and of course folk items are included in your music. How do you define your music?

    -We describe our sound as rough, raw, harsh and true. Made with blood and sweat like in the old ways and we use the eastern scales as a flavor to give it a flavor of where the music if coming from.

    +Dark Phantom is an Iraqi group and of course you are doing music under very difficult conditions, but you are doing a lot of effective music, can you tell us about being an Iraqi Heavy Metal band?

    -It’s certainly not easy being a Metal band in Iraq, let alone creating effective music and continuing to do so. Our band is like a small sum-up of Iraq, with all the members with different nationalities, we give the message of peace and brother-hood between all different nationalities of Iraq.

    +I know some about the metal market in Iraq, after you came out, many metal bands have emerged, which of course is a very good situation. What do you think about the metal groups in Iraq and your market in general?

    -We think of any Metal band that comes out of Iraq as heroes. All expenses are always by the band and there are no support or any market for Metal in Iraq.

    +If we go back to Nation Of Dogs, I care your song lyrics as much as the album’s exquisite compositions. In general, what did you feed on this album and what did you about?

    -Our lyrical theme talks about corruption both in politics and religion and we see them as the corner stones of evil and destruction in Iraq. By talking about the subjects we hope that we will be able to make more people aware of the situation and build a better more awake society.

    +What do you think about the metal market in Turkey? And which Turkish Metal groups that you love and support?

    -Our big influence Turkish band is pentagram we are also play there songs in iraq in our shows

    +Your fans in Turkey want to buy your album. Will you sell your album in Turkey?

    -Our album is also available in Bandcamp and and we have a label in turkey dead generation records they can get contact with Mr semih and there is another label in Finland and Belarus Satanath records and symbol of domination pord.

    +I also know that you’ve been working on a new album with great enthusiasm for a long time, so I want to ask. How are the recordings going? Do you want to tell us about the new album?

    -Absolutely we are working on our new album but i think its take time for get record and release because we wanna make something better and stronger i just can tell about our upcoming songs it gonna be all the songs in 7 strings guitars thats what i can tell and let the other information be Suprise

    +If we go back to Nation Of Dogs, how are the comments you’ve got so far?

    -We’ve got amazing feedback from all around the world and many people and fans encourage us and support us to continue and make more music

    +Which are the groups most affected you?

    -Metallica ,Slayer ,Lamb of god those are big influence and inspired for us

    +We want you to know that we love you very much and we are always with you. Finally, what would you say to your fans who read these lines?

    -Thanks so much we love too guys I’d like to thank them for taking the time to read our lyrics and wanting to understand our message, and for wanting to see things in a different aspect. People who read and try to understand, to put themselves out of their comfort zone and to see things from other aspects are the ones who have the power to make changes.