Blog

  • SHORT STORIES ” Zaman”

    SHORT STORIES ” Zaman”

    Zaman

    ihtiyar bir kadın..yüzündeki geçen zamanın bıraktığı tortu… Zamanın izleri… suyu çekilmiş ve kurumuş göl yatağı gibi çatlaklar ve kırışıklar.. ama gözler yaşlanmamış.. hala gülen gözler.. 1927’den beri hiç susmamış kahkahası.. bizi oturtmadan oturmadı.. ikram etti yedirdi içirdi.. kırık ayağına rağmen oturmadı.. gözlerinde yaşlandığı için özür diler bakışları… tutunarak gezdiği evin her karışına alışmış elleri bir o kadar da mahir hala yemek yaparken… eski insanları bu yüzden seviyorum.. biz modern ve her fırsatta ağlayan ve depresyondan depresyona koşan insanlara iki dünya savaşından çıkmış gülümseyişleriyle anlatıyorlar var olan hayatın değerini..

                                                                    İrfan Alış

  • Film İzlenir mi, Okunur Mu? “Akira”

    Film İzlenir mi, Okunur Mu? “Akira”

    Tarih : 9 Ocak 2019 / 19:30 – 22:30
    Mekan : Tasarım Atölyesi Kadıköy
    www.eventbrite.com ve www.facebook.com/events/398495600693259/?ti=as adresinden etkinlikle ilgili bilgilere ulaşabilirsiniz…

    Gelin keyifli filmler izleyip hep beraber üzerine konuşalım.
    Amacımız filmin altında buzağı aramak değil, alt metinde yatan fikirlere birlikte kafa yormak.
    Paranoyakça komplo teorileri kovalamak değil, filmleri gerçekten anlamak istiyoruz.
    Sadece kendimiz konuşmak istemiyoruz, filmleri biz anladık gelin size de anlatalım demiyoruz. Herkesin çıkarımlarına önem veriyor ve merak ediyoruz. Aynı filmden farklı neler çıkartabiliriz görmek istiyoruz.

    Özetle; izlemek, konuşmak, anlamak istiyoruz.

    Multidisipliner tasarım bakış açısıyla yola çıkan Cycle, “Film izlenir mi okunur mu ? ” etkinliklerinde de farklı algılara sahip insanları bir araya getirerek filmler üzerine konuşup, tartışabilecekleri bir ortam oluşturmak istemektedir. Yönetmen Alican Koçdönmez’in öncülüğünde film izlenir mi, okunur mu sorusuna cevap arayacağız.

    İki haftada bir yaptığımız etkinliğimize, Katsuhiro Ôtomo’nun yazıp, yönetmenliğini yaptığı “Akira” ile devam ediyoruz.

    Etkinlik herkesin katılımına açık ve ücretsizdir, istediğiniz bölüme katılabilirsiniz.

  • KİMLİKSİZ

    KİMLİKSİZ

    en az kafan kadar karışık bir şehrin, bir sitesinde, yine şehrin kadar karışık bir sitenin en üst katında oturuyorsun, işten çıktığında yorgunluğunu atmak için -özellikle balkonlu olmasını istediğin- evine geldin, balkonunun ışığı yanıyor, -var olduktan sonra hevesinin kaçtığı her şey gibi çiçeklerle donattığın balkonun- yine bir hevesle yalnızlığına teselli için aldığın küçük süs köpeğin, yatağın en konforlusu, televizyonun en geniş ekranlısı, sırf zengin görünmek için aldığın, içinde omurganın eğreti durduğu elbisen, yoksun. Var olmaya çalışıyorsun ama yoksun, sırf sosyal gözükmek için gittiğin tiyatro kursu kadar yapmacıksın, yoksun, aynaya bakamıyorsun, okur-yazar gözükmek için aldığın kitaplığın kadar dolusun hayata, öfkelisin ama yoksun, insanların ne düşündüğünü düşünmekten uyuyamıyorsun, yanlış bir şey söyleyeceksin, seni küçümseyecekler diye ödün kopuyor, bilmiyorum demeye korkuyorsun, bilmiyorsun, bilmediğini de bilmiyorsun. İmbd puanı en fazla olan film koleksiyonunla övünüyorsun, rağbet gören her şeye tapıyorsun, sevme duygun yok toplum tarafından kabul gören her şey sana doğruymuş gibi geliyor, yalnız uyuyorsun, sırf sevdiğin için bir adamla uyumaya korkuyorsun, bir imzaya mı sarılmak istiyorsun, bir imza sana sevilme dahası sevişme izni veriyor, gölgesinde oturduğun ağaca para veriyorsun, tüm sene çalışıp en lüks otellerde tatil yapıyorsun, açık büfede yiyemediğinde kalıyor aklın hep, diyeceksin ki “sana hak vermeden önce yaşam felsefeni bilmek isterim.” ben bir şehre ait değilim, bir dine mensup değilim, eş cinsel, anarşist yada faşist değilim. kariyerinin zirvesinde; fikirleri gazete yayımlanan, Nobel ödüllü bir bilim insanı değilim, bir doktor, bir mühendis veya öğretmen değilim, günlerdir bankta oturup senin evini izliyorum, ajan yada sapık değilim, kaybolduğunu gördüm; tamamen yok olmandan korkuyorum, bu kaybolmuşlukla doğuracağın çocuklardan korkuyorum, doğuracağın çocuğun ileride benim halkım hakkında karar verecek olmasından korkuyorum

  • ZEMHERİ

    ZEMHERİ

    Baştan başa yaşlanmış gibi kuzgunlar.

    Defterinde kuruttuğu ayçiçeği günlerini dolduruyor.

    Her şey cesur biraz daha hiç olmadığı kadar.

    Delice atılganlık sınırında uçurum….

    Atlarsam kaçıncı ölümün başlangıcı başa sarışı.

    İnmeyin çocukluğuma orası arafta…

    Önümde yaşanmışlıkların bin bir çeşit tonu.

    Anıt gibi duruyorlar baş ucumda.

    İlayda YİĞİT

  • YILBAŞI ŞEYSİ

    YILBAŞI ŞEYSİ

    Geçmiş geçmiştir, yaşandı ve bitti.

    Bu gün, bu yılın olduğu gibi, geride kalan hayatımın da ilk günü.

    19 yaşımda annemi kaybettiğim günden bu güne insanlardan ürkerim, bu bir gerçek, ancak 2018 yılı yaşadığım ve tanık olduğum pek çok şey insanlardan tamamen soğumama ve iyice içime kapanmama neden oldu. Bencillikte o kadar zirve yapmışız ki, birbirimizi çiğ, çiğ yiyecek konuma gelmişiz.

    Bu yüzden 2019 yılının bu ilk günü, kendimi insanlardan korumak adına, kendimle ilgili çok önemli ve radikal değişikliklere gitme kararı aldığım gün…
    Yaşanan her şey ama her şey dünde kaldı. Bir başka deyişle geçen senede.
    Üzüntü , neşe, kaygı, heves, sevgi, nefret, öfke, huzur….hepsi.

    Bundan sonrası da yeni Üzüntü, neşe, kaygı, heves, sevgi, nefret, öfke, huzurlara gebe.

    Üzüntü, kaygı,nefret,öfke hiç olmasın, neşe,heves,sevgi, ümit,huzur bol olsun.
    Bu gün hatta içinde bulunduğumuz şu an yeni deneyimlere, yeni duygulara gebe…
    Geçmişi bu güne taşımanın tek zararı kendimize.
    Dünlerde, tanık olduğum, değmeyecek insanların, sürü kafalıların sırf sürü halindeyken ortaya çıkan güç hissi ile, kendi gibi olmayanlara yaptıkları haksızlık ve ezici davranış yüzünden sabaha kadar uyuyamamalarım da dünde kaldı.
    Çünkü vicdan uyutmaz!
    Bunun kime ne faydası oldu?
    Sadece kendime zararı.
    Nasıl böylesi garip bir kaosun göbeğinde olduğumuzu anlamlandıramıyorum.
    Haksızlıklar, iki yüzlülükler, sahte samimiyetler, mış gibiler, sanal duyarlılıklar, fiili duyarsızlıklar almış başını gidiyor.
    Birbirimizi sevmek yerine, birbirimize katlanmaya çalışıyoruz. Katlanmaya çalışmak bir zorunluluktur. Sevgi ise koşulsuz ve olduğu gibi kabul etmektir. Bu ayırıma varamıyoruz.
    Ben kimseyi değiştiremem.
    Kimse beni değiştiremez.
    Ben sadece kendimi değiştirebilirim.
    Kendimle savaşabilirim.
    Üç önemli silaha sahibim.
    Sevgi, inanç ve vicdan…
    Bu üç silahı da kendim için doğru kullanarak kendimi değiştirebilir, kendimi mutlu edebilirim ancak.

    Beni üzen çok oldu, yıkan olamadı. Çünkü mesafe koymayı öğrendim sayelerinde. Sabretmeyi bildim sonuna kadar. Kırıldığım zaman da daha fazla kırılmamak, karşımdakini de kırmamak adına aldım başımı gittim. Bir daha da arkama bakmadım, tekrar, tekrar aynı şeyleri yaşamamak adına. Kendimi mutlu edebilmenin en büyük formülüydü bu.

    Birçok hatam oldu bu güne dek… En büyüğü
    “El âlem ne der?”
    Ne yaparsan yap, El âlem hep der.
    Hep de sen suçlusundur el âlemin gözünde.
    El âlemin kendinden, kendini görmekten, kendi kusurları ile kendi eksikleri ile, kendi hataları ile yüzleşmekten ödü koptuğu için gözü hep senin üzerindedir. Senin eksiklerin, kusurların, hataların diye gördükleri ise kendininkilerdir aslında.
    Çünkü insan kendinde olmayanı göremez!
    Bu güne kadar ben de bir “El âlem” dim.
    Bundan sonra kendim olmaya karar verdim.
    Toplumun bu gidişatına katlanamıyorum ve beni içine çektikleri girdapta boğulmak istemiyorum çünkü.
    Bu gün geride kalan hayatımın ilk günü.
    Ve ben aynanın önünde şu anın içindeyim…
    Hayatımızdaki aynalar eksik olmasın.
    Yeni yılınız kutlu, günleriniz aydın ve insancıl olsun…

    Canan YENİOKATAN

  • MUTLU YILLAR BARIŞ ABİ…

    MUTLU YILLAR BARIŞ ABİ…

    ”Beni ölüm yıl dönümlerim de değil doğum günlerimde hatırlayın.” diyen Anadolu Pop/Rock’un en büyük isimlerinden ve 90’lı yılların çocuklarının en sevdiği 7 den 77 ye herkesin gönlünü fetheden Barış Abisi, 1 ocak 1991 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı unvanını alan,40 yılı aşkın sanat hayatı boyunca bir çok ülkede konser veren,şu an bile neredeyse tüm şarkıları milyonların dilinde dolaşan değerli sanatçımız Barış Manço’nun 76. yaş gününü kutluyor derin bir özlem ve saygıyla anıyoruz.

    Çerezsever ailesi olarak sizin için derlediğimiz 5 Barış Manço  listesini ekliyoruz.İyi vakit geçirmeniz dileğiyle…

    1. Sarı çizmeli Mehmet ağa
    2. Flowers of love
    3. Kol düğmeleri
    4. Dönence
    5. Gülpembe

  • Gülriz Sururi hayatını kaybetti

    Gülriz Sururi hayatını kaybetti

    Ünlü sanatçı Gülriz Sururi, dün tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Manevi kızı Zeynep Miraç Özkartal Hürriyet’e yaptığı açıklamada “Sessiz bir defin istediği için vasiyetini yerine getirdik. Kendisi definden sonra duyurulmasını istedi. Bir süredir sindirim sisteminden rahatsızdı. Dün kaybettik. Bugün defnettik. Vasiyeti gereği başka bilgi paylaşamıyoruz” dedi.

    Gülriz Sururi, 24 Temmuz 1929 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Babası ilk operet kurucularından Lûtfullah Sururi Bey, annesi de opera sanatçısı Suzan Lütfullah’tır.

    İlk kez 1942’de İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Bölümü’nde sahneye çıktı. İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro ve Şan Bölümleri’nde eğitim gördü. Konservatuvarı bitiremeden bazı özel topluluklarda çalışmaya başladı. 1955’te Muammer Karaca Topluluğu’nda profesyonel sanat yaşamına başladı. 1960’ta Dormen Tiyatrosu’na geçti. 1961’de, bu toplulukta sahnelenen Sokak Kızı İrma’daki rolüyle en iyi kadın oyuncu olarak İlhan İskender Armağanı’nı kazandı.

    1962’de tiyatrocu Engin Cezzar’la evlendi. Aynı yıl eşi ile bilrikte Küçük Sahne’de Gülriz Sururi – Engin Cezzar Tiyatrosu’nu kurdu. Sokak Kızı Irma, Ferhat ile Şirin, Teneke, gibi pek çok oyunda rol aldı. 1966’da “Teneke” oyunundaki rolüyle İlhan İskender En İyi Kadın Oyuncu Armağanı’nı bir kez daha kazandı. Aynı yıl Türk Kadınlar Birliği’nce “Yılın Kadını” seçildi. Haldun Taner’in yazdığı, Genco Erkal’ın yönettiği ve ilk olarak 31 Mart 1964’te sahnelenip uzun süre kapalı gişe oynayan “Keşanlı Ali Destanı”‘nda “Zilha” rolündeki başarısıyla ünü arttı.

  • İdil Çağatay İle Çerezzine Okurları İçin Özel Bir Röportaj…

    İdil Çağatay İle Çerezzine Okurları İçin Özel Bir Röportaj…

    • Merhabalar; öncelikle röportaj isteğimizi kabul ettiğiniz için Çerezzine ailesi olarak teşekkür ederiz. “Ateşler İçinde” albümü ve ateşler içinde yanan videosu hayırlı olsun. Albümün hazırlık ve hayata geçiş sürecinin nasıl geliştiğinden biraz bahseder misiniz?

              Merhaba, ben teşekkür ederim 🙂 Albümde yeni şarkılarımın yanında eskiden yazdığım şarkılar da var. Dolayısıyla sanki hep hayatımdaydı gibi hissediyorum. Aslında biraz da kendi kendini oluşturdu diyebilirim. İçlerinde albümün duygusunu oluşturan dominant diyebileceğim şarkılar var, diğerleri onların enerjisiyle birleşti ve şu anki konsept çıktı ortaya. Süreç ve hazırlık kısmı ise bende bir döngü gibi. Biri bitince diğeri başlıyor ya da bazen aynı anda birden fazla fikir üzerinde çalışıyorum. Mesela şu anda iki farklı proje üzerinde çalışıyorum…

    • Albümün ilk videosu “Ateşler İçinde” ye geldi. Parçanın ve videonun hikayesi nedir?

              Ateşler içinde adı gibi biraz tutkulu bir şarkı benim için. Parçanın hikayesine gelirsek bence herkes bu parçayı dinlerken kendi hikayesini yazabilir, o yüzden hikayeyi dinleyiciye bırakıyorum genelde. Video kısmı için şunları söyleyebilirim. Sevgili arkadaşım ve yönetmenim Özkan Aksular parçayı çok sevdi ve tam olarak ikimizin de duygularını ve tarzını yansıtabilecek bir video klip çekti. Üzerinde çok düşündük ve grup olarak enerjimizi patlatabileceğimiz bir performans videosunun en iyisi olacağına karar verdik. Sanırım yanılmadık 🙂

    • “Ateşler İçinde” için gelen yorumlar ve eleştiriler daha çok ne yönde geliyor?

             Genel olarak yorumlar çok güzel sadece benden daha kirli ve brutal vokal bekleyen dinleyiciye ilginç geldi ama yine de sevdiklerini beyan ettiler.

    • İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera bölümü mezunusunuz ve aynı zamanda Arp bölümünde de eğitim aldınız. Cemal Reşit Bey Operasında korist, oyuncu, reji asistanlığı, İstanbul Devlet ve Opera Balesinde ise teknik ekipte bulundunuz. Opera ve Arp’dan Heavy Metal’e geçiş nasıl oldu?

             Hiçbir zaman tek yönlü biri olmadım. Dolayısıyla klasik müzik okurken ve icra ederken de hep başka türlerle iç içeydim. Klasik müzik benim ilk göz ağrım ama kendimi ifade edebilmek için başka yollarda arıyordum her zaman. Heavy metal benim içimdeki enerjiyi en rahat dışa vurabildiğim türlerden diyebilirim. Yüksek enerjisi, yırtıcılığı, tepkiselliği tam da içimdeki çığlıkları dışarı çıkarmam için araç oluyor ama geçiş kısmı ile ilgili konuşursak pek bir yere geçmiş saymıyorum kendimi. Artık profesyonel olarak olmasa da hobi amaçlı ya da ruhumun diğer yönlerini beslemek amaçlı bir yanım hala orada. Mesela şu an yine operadan bir arkadaşımla bir barok proje üzerinde çalışıyoruz. Kim bilir belki bu sene konser bile yaparız 🙂

    • 2012 yılında Eurock Marathon’da Kırmızı ile ikinci oldunuz. Nasıl bir duyguydu?

            Tabii ki şahane bir duyguydu. İnsan mutluluk ve onur duyuyor böyle başarılar yaşayınca. Sonrası daha muhteşem benim için… Hayranlık duyduğum sanatçı Nina Hagen yarışmanın sonunda bizi özellikle tebrik edip başıma kendisinin olan bir taç taktı. Çalışma odamda hep gözümün önünde durur 😀

    • KA RA grubunun vokalinde sizi görecektik, grup ne durumda şu anda?

            Biz tam olarak üretim amacıyla bir araya gelmiş bir gruptuk. Albüm projemiz vardı. Beraber çalıştığımız süre boyunca hard’n heavy bir programdan oluşan repertuarımızla birkaç konser de yaptık. Birlikte çalmak muazzam keyifli, zaten hem insan hem de müzisyen olarak çok değerli ve çok sevdiğim arkadaşım hepsi. Çok eğlendik çalarken ama albüm kısmında çok toparlanamadık çünkü herkes birden fazla projede çalışıyor, albüm ise çok fazla konsantrasyon, emek ve mesai isteyen bir iş. Dolayısıyla koşullarımızı çok zorladık ama o zaman organize olmakta bayağı zorlandık. Dolayısıyla projeyi şimdilik durdurduk ama gün gelir kudurur tekrar hayata geçiririz bilinmez, onu zaman ve koşullar gösterecek…

    • Türkiye’de son dönemlerde Rock ve Heavy Metal’in farklı alanlarında kadın sesleri iyi bir çıkış yakaladı. Bu işi başlatan Selda Bağcan ve Seyyal Taner’in yeniden doğuşunu da sağladı bu çıkış. Bu konu hakkında bir kadın Rock sanatçısı olarak, ülkemizdeki kadın Rock sanatçıları hakkında neler düşünüyorsunuz?

             Kadınların sesinin daha da fazla yükselmesi gerektiğini düşünüyorum. Bizim türlerde bu anlamda bir eşitsizlik var. Genelde erkeklere ait olduğu düşünülen bir tür. Mesela pop müzikte kadın metalaştırıldığı için çok fazla kadın sesi duyabiliyoruz. Bizim soundların böyle bir kaygısı yok dolayısıyla sektör kadını meta olarak kullanamayacağı türleri desteklemiyor. Biraz daha cesaret ile potansiyelimizi ortaya çıkarabileceğimizi düşünüyorum. Rock müzikte üretim ve icra tarafında cinsiyet dengesi oturunca gerçekte söylenmesi gerekenler söylenmiş olacak…

    • Şarkı sözlerinizde çok etkili. Genel olarak şarkı sözü yazarken nelerden etkilenip, neleri konu ediyorsunuz?

              Şudur diyebileceğim spesifik bir şey yok. Mesela okuduğum bir kitap, yıllar önce yaşamış olduğum bir olay, yolda giderken küçük bir çocuğun bakışı, sokaktaki iki insan arasına geçen diyaloğun içinden kulağıma çalınmış bir cümle, televizyonda izlediğim bir haber, özetle her şey beni etkileyebiliyor. O anda kendi gündemimde olan ya da gündemde olan bir hikayenin bana yansıması dolayısıyla gündemime oturmuş her şey konu olabiliyor.

    • Türkiye’de yapılan festivalleri nasıl buluyorsunuz? Sizi de bu yıl festivallerde görebilecek miyiz?

             Biraz tekelci buluyorum açıkçası. Daha alternatif festivaller olmalı. Geçen senelerden beri izleyip gördüğüm şey bazı organizasyonların elinden çıkan festivaller daha çok bir grup sanatçının yaptığı turneye dönüşüyor. Daha samimi ve yeniliklere açık festivaller gerek artık. Metal festivalleri konsept açısından genelde daha iyi ve tutarlı ama rock adı altında yapılan festivalleri organize edenlerin biraz kafası karışık. Malum işin içine ticaret ve ilişkiler girince olayın rengi değişiyor. Bu yıl için henüz bir şey diyemiyorum. Planları henüz yeni yapmaya başladık. Zaman içinde haberdar edeceğim.

    • Bir eğitmen olarak sizce müziğin eğitimdeki yeri nedir?

             Müzik insanlık tarihi boyunca var olmuş önemli bir eğitim aracıdır. Beynimizi harekete geçirmekle kalmayıp ruhumuzu da eğitir. Özellikle çok küçük yaşta başlayan müzik eğitimi çocukların duygusal, zihinsel, sosyal gelişimi için çok önemlidir. Zaten genel olarak müzik de dahil olmak üzere sanatın gelişmediği toplumlar tam olarak özgürleşmiş sayılmaz. O yüzden genelde bilinçli aileler çocuklarına çok küçük yaşlarda müzik eğitimi aldırmaya çalışıyor. Bu konuda toplumun daha da bilinçlenmesi ve tabii ki müziğin bir lüks olduğu ön yargısını kırması gerekiyor. Burada da iş biraz bizlere düşüyor sanırım.

    • Hayvanlar dostlarımız için herhangi bir çalışma yapmak istiyor musunuz? Malumunuz hayvanlara yapılanlar maalesef ki ortada…

             Hayvanlar konusunda son derecede hassasım. Hali hazırda bir sürü sokakta yardıma muhtaç bir şekilde bulup sahiplendiğim ve sahiplendirdiğim hayvanlar var. Kesinlikle onlar için çalışmalar yapmak istiyorum. Şu anda birey olarak elimden geleni yapmaya çalışıyorum ama sanatçı kimliğimle neler yapabileceğim konusunda da kafa yoruyorum. İlerleyen zamanlarda bununla ilgili bir şeyler de göreceksiniz.

    • Skull, Whisky, Devil, Tünay Akdeniz, Mavi Sakal gibi efsane Heavy Metal, Rock grupları sahnelere geri dönüyor. Bu konu hakkındaki görüşlerinizi merak ediyoruz.

             Heyecan verici bence. Bu Heavy Metal ve Rock müzikte bir diriliş demek. Yeni grup ve sanatçılara da ilham ve cesaret kaynağı olacaktır.

    • Hayatınızın 5 albümünü bizimle paylaşır mısınız?

             Liste çok uzun. Albümden ziyade yıllardır bıkmadan sürekli dinlediğim şarklardan ilk aklıma gelen! 5 tanesini paylaşayım sizinle, daha sıcak temas olur bence 🙂

    – Led Zeppelin – Baby, I’m Gonna Leave You

    – Skunk Anansie – Charlie Big Potato

    – Beatles – When My Guitar Gently Weeps

    – Guano Apes – Open Your Eyes

    – K’s Choice – Everything For Free

    • İdil Çağatay, Çerezzine olarak sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederiz. Son olarak sevenlerinize ve Çerezzine okurlarına neler söylemek istersiniz?

             Ben teşekkür ederim. Müzikle ve ateşler içinde kalın \m/

     

  • Uzaklar…

    Uzaklar…

    Gitmek gerekir bazen… Uzaklara, çok uzaklara… Neresi olduğu, neden olduğu düşünülmeden belki de ya da önemsenmeden sadece gitmek… Gitmekle gidilir mi? Yoksa insanın aklı, ruhu mu kalır ardında bıraktıklarınla beraber orası muamma… Ama yine de gitmek gerekir, belki de hiç dönmemecesine… Çünkü giden bilir ki kalsa aynı olmayacaktır, eskisi gibi olamayacaktır ruhunu kemiren o kuşkularla… İçine yavaş yavaş yayılan, onu sızım sızım sızlatan o ağularla eskisi gibi olamayacaktır her ne kadar istese de… İşte bu nedenle alıp başını gitmelidir bazen insan… Hani Orhan Veli’nin de dediği gibi şu ada senin bu ada benim yelkovan kuşlarının peşi sıra… Ya da ayrılığın sancısını, acısını en iyi çizen tren yolları gibi, o yolda ilerlemeli, hoş kal sen demeli, bir trene binip de gitmeli belki de ardında kalana bir el sallayışla veda ederek… Gözünden süzülen bir damla yaşla…

    Fotoğraf © Nursen Bilgin Kadayıfçıoğlu

  • 2018 Yılında Vefat Eden Ünlüler…

    2018 Yılında Vefat Eden Ünlüler…

    OCAK

    5 Ocak / Münir Özkul ( Oyuncu )

    5 Ocak / Aydın Boysan ( Gazeteci )

    7 Ocak / France Gall ( Şarkıcı )

    9 Ocak / Yılmaz Onay ( Çevirmen, Yazar )

    15 Ocak / Dolores O’Riordan ( Cranberries Vokali )

    15 Ocak / Turan Özdemir ( Oyuncu )

    ŞUBAT

    1 Şubat / Aliye Akkılıç ( Türk Halk Müziği Sanatçısı )

    3 Şubat / Zeki Keskin ( Oyuncu )

    14 Şubat / Tuna Huş ( Spiker )

    14 Şubat / Nuray Hafiftaş ( Türk Halk Müziği Sanatçısı )

    23 Şubat / Ali Teoman Germaner ( Heykel Sanatçısı )

    MART

    7 Mart / Yaşar Gaga ( Şarkıcı, Menajer )

    8 Mart / Ercan Yazgan ( Oyuncu )

    10 Mart / Nur Subaşı ( Oyuncu, Yönetmen, Seslendirme Sanatçısı )

    14 Mart / Stephen Hawking ( Bilim İnsanı )

    23 Mart / Ercüment Balakoğlu ( Oyuncu, Seslendirme Sanatçısı )

    29 Mart / Süreyya Küçük ( Oyuncu )

    31 Mart / Mükerrem Kemertaş ( Türk Halk Müziği Sanatçısı )

    NİSAN

    1 Nisan / Ülkü Tamer ( Şair, Gazeteci, Çevirmen )

    2 Nisan / Dursun Ali Sarıoğlu ( Oyuncu )

    6 Nisan / Sevda Aydan ( Opera Sanatçısı, Oyuncu, Ressam )

    17 Nisan / Cemal Safi ( Şair )

    MAYIS

    1 Mayıs / Galip Kayıhan ( Müzisyen )

    22 Mayıs / Philip Roth ( Yazar )

    27 Mayıs / Arda Öziri ( Oyuncu )

    28 Mayıs / Prof.Dr. Semavi Eyice ( Sanat ve Kültür Tarihçisi )

    HAZİRAN

    6 Haziran / Ümit Kayıhan ( Teknik Direktör )

    30 Haziran / Prof.Dr. Fuat Sezgin ( İslam Bilimleri Tarihçisi )

    AĞUSTOS

    16 Ağustos / Aretha Franklin (Şarkıcı )

    18 Ağustos / Sıtkı Sezgin ( Oyuncu )

    20 Ağustos / Turgut Berkes ( Müzisyen )

    23 Ağustos / Toron Karacaoğlu ( Yönetmen, Oyuncu, Seslendirme Sanatçısı )

    23 Ağustos / Güneş Karabuda ( Gazeteci )

    26 Ağustos / Neil Simon ( Oyun Yazarı )

    27 Ağustos / Ayla Oranlı ( Oyuncu )

    EYLÜL

    1 Eylül / Aram Gülyüz ( Yönetmen )

    2 Eylül / Ferdi Merter ( Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Seslendirme Sanatçısı )

    6 Eylül / İsmet Badem ( Basketbol Yazarı ve Yorumcusu )

    20 Eylül / Oytun Şanal ( Tiyatro Sanatçısı )

    25 Eylül / Yakup Yavru ( Oyuncu )

    29 Eylül / Mehmet Uslu ( Oyuncu )

    30 Eylül / Kemal İnci ( Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı )

    EKİM

    1 Ekim / Charles Aznavour ( Şarkıcı, Söz Yazarı )

    3 Ekim / Yıldırım Öcek ( Oyuncu )

    6 Ekim / Montserrat Caballe ( Opera Sanatçısı )

    11 Ekim / Yaman Tüzcet ( Oyuncu, Sunucu, Oyun Yazarı )

    17 Ekim / Ara Güler ( Foto Muhabiri )

    17 Ekim / Bahaettin Karakoç ( Şair )

    KASIM

    12 Kasım / Stan Lee ( Çizgi Roman Yazarı )

    14 Kasım / Cahide Keskiner ( Tezhip ve Minyatür Sanatçısı )

    27 Kasım / Uğur Kıvılcım ( Oyuncu )

    ARALIK

    1 Aralık / Refik Durbaş ( Şair, Gazeteci, Yazar )

    22 Aralık / Mehmet Öznal ( Kaligrafi Sanatçısı )

    28 Aralık / Amos Oz ( Yazar, Gazeteci )