Etiket: röportaj

  • İçimdeki Çocuk

    İçimdeki Çocuk

     

    Gidiyorum… Sadece gidiyorum.. Nereye gideceğimi, nereye gittiğimi bilmiyorum… Düşünüyorum aslında bunun pek de öneminin olmadığı kanısına varıyorum… İnsan her şeyi bilmek zorunda mıdır ki diye soruyprum kendime, yok diyor bir ses, bırak bilme boşver, bir kere de boşver ve gerçekten hayatın akışına bırak kendini diyor, içten derinden… Hem ben sana eşlik ederim yolculuğunda, korkmana gerek de yok diyor yine aynı ses… Çok içten, derin bir kuyudan geliyor sanki… Dinliyorum usulca o sesi… Çocuk sesi gibi… Tiz bir ses… Yoksa hep dedikleri içimizdeki çocuk gerçek mi? Doğru demek ki diyorum… O konuşuyor benimle… Onu dinlemek zaten en doğrusu diye düşünüyorum… Bizim gibi kirlenmemiş o çünkü, masum, şeffaf, çıkarsız… Tamam diyorum sese, sen yol göster bana… Gidelim diyor, durmayalım devam edelim… Yürüyoruz el ele verip içimdeki çocukla, tut elimi diyorum, tut ki bir yere kaybolmayasın, içimdeki masumiyet kırıntıları yok olmasın… Tamam diyor… Devam ediyoruz… Sonra orada uzakta bir ağaç görüyoruz sanki… Her şeye rağmen kök salan toprağa… Güçlüce kök salan… İşte o zaman anlıyorum içimdeki sesin ne kadar doğru dediğini… Her şeyin insanın kendinde olduğunu…

    Fotoğraf © Nil Burke

  • SELAM OLSUN  MÜNİR ÖZKUL IŞIKLARDA YÜRÜ…

    SELAM OLSUN MÜNİR ÖZKUL IŞIKLARDA YÜRÜ…

    Münir ÖZKUL dendiğinde o kadar çok iyi adam geliyor ki aklıma, bazen kahkahalarla gülerken bazen de hüngür hüngür ağlayabiliyorum. Hababam’ın kel Mahmut’u,  Neşeli Günler’in limonlu sirke ile turşu yapan Kazım beyi, Bizim Aile’nin fedakar,cefakar babası yaşar usta…. Hiç birinizi birbirinizden ve çocukluğumdan ayıramam bir tercih yapamam en iyisi Münir Özkul’du. Bu gün aramızdan ayrılışının bilmem kaçıncı yıl dönümü yine bir damla gözyaşısın gözümde yaşar usta ! inanıyorum ki yerin zaten cennettir ! adile anne’ye, güdük Necmi’ye, inek Şaban’a ve daha nice iyi güzel insana selam söyle. Türk tiyatrosunun, sanatın, yeşil çamın ve hepimizin başı sağ olsun…

    Daha binlerce şey yazabilirim senin hakkında Münir baba lakin yaşar ustanın efsanevi yüreği ile yaptığı konuşmayı paylaşmak isterim… Son söz Yaşar Usta’nın;

    ”-Bak beyim, sana iki çift lafım var. Koskoca adamsın. Paran var, pulun var, her şeyin var. Binlerce kişi çalışıyor emrinde. Yakışır mı sana ekmekle oynamak? Yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu, karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak? Ama nasıl yakışmasın! Sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saadeti çok gören.

    Anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor. Ama ben boşuna konuşuyorum. Sevgiyi tanımayan adama, sevgiyi öğretmeye çalışıyorum. Hıh, sen, büyük patron, milyarder, para babası fabrikalar sahibi Saim Bey! Sen mi büyüksün? Hayır, ben büyüğüm! Ben, Yaşar usta! Sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç! Gözümde pul kadar bile değerin yok. Ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime hiçbir şey yapamayacaksın. Yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi. Çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. Bizler birbirimizi seviyoruz.

    Biz bir aileyiz. Biz güzel bir aileyiz. Bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun? Dokunma artık aileme! Dokunma çocuklarıma! Dokunma oğluma! Dokunma gelinime! Eğer onların kılına zarar gelirse, ben, ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan ben, Yaşar usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni! Anlıyor musun, vururum ve dönüp arkama bakmam…”

  • Jasmor’un  Favori 2018  Albümleri

    Jasmor’un Favori 2018 Albümleri

    Merhaba dostlar ,

    2018 yine birçok sıkıntının , saçmalığın yaşandığı bir yıl olsa da , her zamanki gibi sığındığımız en büyük limanımız kitaplarımız ve müzik oldu. Bu yıl hemen hemen  her tarz dahilinde çok iyi albümler çıktı ve ben en çok Heavy Metal ve türevlerini dinlesem de yerli Rock piyasamızı (hatta daha da farklı tarzlardan albümler) da es geçecek değilim. Aslında bu yıl birçok albüm dinledim ve bunları karışık bir şekilde , yerli,yabancı,tarz falan gibi ayırımlara gitmeden sizlerle paylaşmak istedim. O Yüzden baştan anlaşalım bu yazı genel hatları ile, özgür , bağımsız ve hiçbir türe bağımlı kalmadan oluşturulan bir liste  ve tamamen benim favori albümlerinden oluşmakta, hazırsanız o halde başlayalım….

    MARDUK- VICTORIA

    İsveç’in Efsane Black Metal Grubu bu yıl beni ve birçok hayranını yine şaşırtmadı ve dehşet bir albüm olan  Victoria ile aklımızı aldı. Albüm öyle bir albüm ki, ne yazsam nasıl anlatsam az kalır. Hem grubu hem de Black Metal sevenler ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklar. Açık ara benim için 2018’in zirvesi bu albümdür.

    Deicide – Overtures of Blasphemy

    Evet Benim için bu yıl en değerli albümlerden birine en büyük Death Metal gruplarından Deicide imza attı. Bu adamların sert, tavizsiz ve tokat gibi müziğini seviyorum, O Yüzden  Overtures of Blasphemy yıl boyu dinlemekten büyük zevk aldığım bir çalışma oldu.

    Soulfly – Ritual

    Max Cavalera Sepultura Döneminden beri hayran olduğum ve beni hatırı sayılır derecede etkilemiş bir müzisyen, Sepultura’dan ayrıldıktan sonra kurduğu Soulfly ile beni birkaç albüm dışında çok etkilemese de ondan hiç vazgeçmedim ve Baba ekibiyle tam da ondan hayal ettiğim ölçüde bir albüm yaptı bu yıl. Ritual adını taşıyan bu deli manyak albüme bayıldım hatta hastası oldum, İşte budur Max Baba , 2018 ‘de beni sarsan albümlerin en başında yer aldı Ritual

    Sarinvomit – Malignant Thermonuclear Supremacy

    Sarinvomit  Kadıköy’den tüm dünyaya zehrini sarmayı başarmış olan albümleri Malignant Thermonuclear Supremacy ile bu yıl beni Marduk ile birlikte en çok etkileyen bir diğer isim oldu. Black Metal’in kan donduran tüm elementlerini en vahşi şekilde kullanan grubun çok ama çok büyük fanıyım, hem de öyle böyle değil…

    Ihsahn – Amr

    Emperor ile hastası olduğumuz Black Metal dâhisi usta müzisyen Ihsahn solo kariyeri ile daha çok Progresif Metal sularında  işler yapsada usta müzisyenliğini her zaman koruyor ve karanlığın soundunuda kattığı son albümü  ‘Amr’ ile benim en çok dinlediğim 2018 favori albümlerimden oluyor.

    Dark Phantom – Nation Of Dogs

    Irak’lı can dostlarım Dark Phantom’un  Nation Of Dogs isimli ilk albümleri aslında 2016 yılında piyasaya çıktı, ama bu yıl tüm dünyaya yayıldı ve birçok ülkede sevilir oldu grup, bende bu yıl büyük bir zevkle uzun süredir  sürekli dinliyorum bu albümü, Death ve Thrash Metal’in ruhsal olarak yer yer etnik folk kavramlarla buluştuğu bu isyan dolu albüm benim için 2018 deyince hep aklımda kalacak ve başucu albümlerimden olmaya devam edecek.

    Furtherial – Through Struggle Part Two

    İstanbul’un en sevilen Metal gruplarından Furtherial bu yıl öyle bir çalışma yaptı ki, dinlemeye doyamadım, daha çok Progresif, Thrash ve yer yer Death Metal etkilerinin olduğu Through Struggle Part Two  gerçekten çok etkili bir çalışma ve benim için yine yerleri çok özel grup..

    DİKEN-Hadeyan

    Diken bir albüm yapar da o yılın albümleri listesinde olmaması mümkün mü? Tabiki değil. Hadeyan baştan aşağı oldschool heavy metal’in zirve yaptığı gümbür gümbür taş gibi bir albüm, 2018 yılında benim için yine çok özel bir yerde durmuştur bu albümüyle efsane

    Goat Ripper – Vicious Structure of the Crucified

    Azerbaycan/Bakü çıkışlı bir  Slamming Brutal Death Metal grubu olan Goat Ripper, 7 sarkıdan oluşan ‘’ Vicious Structure of the Crucified’’ isimli ilk albümleriyle kesin ve net olarak 2018 yılının en iyi albümlerinden birine imza attılar. Tavizsiz soundları ve ezber bozan müzikal  vizyonu Goat Ripper 2019 yılında da fazlasıyla adından söz ettirecektir..

    Memoriam – The Silent Vigil

    2017 yılında en çok dinlediğim albüm olan ‘’ For the Fallen  ‘’ a imza atan muazzam Oldschool Death Metal timi Memoriam heyecanla beklediğim ikinci albümleri  The Silent Vigil’i 2018 yılında yayınladı ve yine benim için bir baş yapıta imza attı.  The Silent Vigil içimnde bulunan 9 şarkıyla elbette yine benim için favori albümlerinden oldu. Hastasıyım bu grubun öyle böyle değil..

    Tesseract – Sonder

    Tesseract Progresif Metal tarzında en sevdiğim gruplardan biridir bunu açık ve net söyleyebilirim. Etkili melodileri, vurucu besteleri ve eşsiz çalışmalarıyla her yıl üzerine katarak gittikleri çizgileri beni çok etkiliyor. ‘’Sonder’’ isimli albümleri gerçekten a kalitede bir çalışma , Ben kariyerleri boyunca en çok 2015 tarihli albümleri ‘’ Polaris’’ in hastası olsam da, bu albümde yıl boyunca beni en çok sarsan çalışmalardan oldu…

    Burial Invocation – Abiogenesis

    Ülkemizin  en sarsıcı Death Metal gruplarından olan Burial Invocation 5 şarkıdan oluşan Abiogenesis isimli albümleri ile yine bu yıl en çok  dinlediğim gruplarımız arasında yerini aldı. Burial Invocation gerçekten  yurtdışındaki türdaşları ile kafa kafaya gidecek kalitede muazzam bir grup, hala dinlemeyen varsa, mutlaka dinlesin derim.

    KESMEŞEKER- Kadıköy

    Kesmeşeker yani Kadıköy Sound yani Türk Rock Müziğinin efsane grubu, Evet Cenk Taner ve ekibi tamda onlara yakışır nitelikte bir baş yapıta imza attı tam da onları en iyi şekilde bizlere hissettiren Kadıköy isimli albümleriyle ve içindeki 10 kusursuz efsane şarkıyla,  İşte Kesmeşeker 2018 ‘de  Kadıköy isimli albümü ile yine yüreklerimizi en derinden sarsmayı başardı,.hele albümde bulunan baş yapıt Kadıköy’de Çok Güzel Solduk Biz isimli çalışmalarıyla..

    Ulan – Under Radar

    Progresif Rock tarzında yaptıkları ikinci albümleri olan Under Radar ile farklı ve etkili müzikal yapısıyla bu yılın en etkili ve ruh dolu baş yapıtına imza atan Ulan ,12 şarkıdan oluşan bu çalışmayla adeta uçlarda gezinen ve sizi bulunduğunuz yerden alıp melankoli dalgalarına bırakıyor.Yine ençok etkilendiğim albümlerin içindeydi bu albüm ve net olarak bir baş yapıttır Under Radar

    Sapık İnek-  Sarcastic Hedon  Generation

    Efsane Grindcore grubumuz ve Extreme Metal’in en taş gruplarından Sapık İnek önce bir diğer efsane Kuaför Cengiz ile muhteşem bir split plağında buluştu, daha sonrada ‘’ Sarcastic Hedon  Generation’’ isimli yeni albümünü yayınladı. Sapık İnek gibi benim ve benim gibilerin hastası olduğu bir grup, albüm yayınlarda listemizde olmaz mı?  O Zaman o liste zaten anlamını yitirir be, neyse  evet efsane grup Cani Cici Bebe ile boktan geçen yılıma büyük bir çılgınlık kattı ve yine boktan zamanlarımda sevgili Okyyan’ın bana ölürsen haber ver vs .gibi şeyler yazması iyi geldi be..Öff  hastasıyız işte, türün sevenleri beni anlıyorlardır eminim.

    Mehometh-To the Apostles

    İstanbul çıkışlı Black Metal grubu Mehometh 2018 yılını yoğun geçiren ve üretken olan isimlerden, To the Apostles grubun çıkardığı ilk albüm ve içinde 8 şarkı barındırmakta, ve her biri bu tarzın karanlık ve itici gücünü fazlasıyla taşımakta ve listemde  bu albümleri ile yer almayı fazlasıyla hak etmekteler. Bu başarılı albümün ardından yayınladığı ep çalışması Circle & Snakes te ayrı bir güzellik,..

    Gaye Su Akyol – İstikrarlı Hayal Hakikattir

    Daha önceki albümleri  ‘’ Develerle Yaşıyorum’’ ve Hologram İmparatorluğu benim çok beğendiğim albümler arasında yerini almıştı. Gaye Su Akyol müziğinde Saykodelik Rock ‘tan Anadolu Pop’a  ve Türk Sanat Müziğinden beslenen çok özel bir yol izliyor, bu da benim gibi birinin ilgisini fazlasıyla çekiyor. İstikrarlı Hayal Hakikattir isimli son albümü gerçekten yaptığı çalışmalar içinde en iyisi kanımca ve ben bu yıl yine farklı bir tarzda albüm dinlemek istediğimde sürekli bu albümü dinlerken buldum kendimi, kesin ve net olarak 2018 yılının en iyi albümlerinden biride İstikrarlı Hayal Hakikattir isimli baş yapıttı.

    Sabih Cangil- Bu Sefer Böyle Oldu

    Türk Rock Müziği’nin en önemli müzisyenleri’nin başında gelen usta isim Sabih Cangil 4. solo albümü olma özelliğini taşıyan ‘Bu Sefer Böyle Oldu+5 ile yine etkileyici bir çalışmaya imza attı. Albümde 11 şarkı yer alıyor ve 5’i daha önce yayınlanmış klas eserden oluşuyor. Klip şarkısı Olmuyor ki, zaten bu listede neden olduğunun en net göstergesi..

    BLOODBATH ”The Arrow of Satan Is Drawn”

    İsveçli muhteşem Death Metal grubu Bloodbath yıllardır heyecanla takip ettiğim bir grup, 2018 in sonlarına doğru öyle bir albüm yayınladılar ki, resmen sarsıldım dinlerken ,10 şarkıdan oluşan albüm gerçekten bu yılın en iyilerinden, ben se zaten hastasıyım bu albümün.

    UNDOER ”Survival Is A Myth”

    Ankara lı Black Metal grubu Undoer 2018 yılında öyle bir çalışma yaptı ki, benim gibi bu türün hastası olanlar için Survival Is A Myth vazgeçilmez bir çalışma oldu. 3 klas şarkıdan oluşan ep’ nin devamını heyecanla bekliyorum..

    IMMORTAL ”Northern Chaos Gods’’   

    Abbath ayrıldığında Immortal nasıl dvam edecek diye sorgulayanlardan biriydim, ama grup öyle bir albüm yaptı ki, resmen sesimi soluğumu kesip tekme tokat daldı bana, ”Northern Chaos Gods’’ Immortal’ın kariyeri boyunca yaptığı en iyi albümlerden biri olmuş, Sert , etkili ve donuk soundu vazgeçilmezlerimden ve 2018 in imzalarından..

  • ÇAĞIRAN A’ŞK

    ÇAĞIRAN A’ŞK

    Kiminin kulağına fısıldar, kimine bağırır.

    O, sizi çağırdığı zaman, onu izleyin.

    Mıh gibi aklımdasın.!
    Alnımıza yazılan alın yazımızı yine alın terimizle, her emeğin düşmanı iblise inat birbirimize yürüyerek değiştirebiliriz.

    Değiştirebiliriz inan.
    Karın altında kurulan gözü kara bir düş de, meşeyle selvi birbirinin gölgesinde büyümez de,
    Ne dersen de …

    Çağıran aşk /

    Aşk, tavlasında en rahvan yanınla, yorgun sol çeperine bir çentik at. Bu senin resmi tarihini temize çektiğin, beni bilebildiğin, bendeki senin miladın olsun.

    Beni bil, bana yürü.!

    Üç adımda/
    Üç hakkınla/
    Kulağına üç kere üflenen isminin hatırına.

    Çağıran aşk /

    Bu dünya bize göre değil biliyorum. Ve yine biliyorum ki, ölmek isteyene içinden geçen her mezar uygundur. Matem kusan makberler, kimine gümüşten mesken.
    Sınırları alabildiğine zorladık, kuşların peygamberi, anka’ya dost olduk sonunda.
    Dünya çekip gitti ayaklarımızın altından,bize gördüklerinden çürümüş gözler bırakarak.
    Medcezir soluklarla, sıradan sırlarımızla büyüleyelim birbirimizi.

    Bir yanımızda gam bitsin, diğer yanımızda süsenler bırak.

    Ben senin yarımın,
    Ben senin yarının,
    Ben senin bilip yanıldığın,
    Yaslarından ve yaşlarından yarattığın
    Yana yana
    Yandığın külüm
    Bilmeden, bilmeyi yeğlemeden tutunduğun
    Tam düşerken çağırdığın yanım.

    Çağıran aşk /

    Kalbe giden tek damara sahip, parmakla işaret ediyor aşk /
    Ben ki, çiseleyen yağmur gibi sabırla yazıp, şiirlerle kundaklıyorum hayatı.
    Yaslan duygu dünyama, inan kimseler ağıt yakmaz külden devşirmelere.

    Söz sana!
    *Karıncanın eğilip su içtiği yere kadar.

    Her aşk, sırlarla sırlanmış kaderini bekler araf’ta.

    H. Nur Düzenli

    *Yaşar Kemal

  • Sitem

    Sitem

    Sitem

    Algısı kaymış uyuz karıların arasından geçiyorum
    Islah olmaz kocaların ve sakız çiğneyen av tüfeklerinin yanından
    Zehirli üzüm çekirdeğini ve düşlü türeli uykularını kıçına sok
    Sembolik eşkal bağında mesai dilekçesi ve paslı sefillik var burada
    İlaveten sapıklık, kâküllü kadın hapları ve Beat Kuşağına suyu gelen homolar
    Çocukların kendi aralarında oluşturduğu özel bir dil gibi yumuşak huylu şairliğiniz
    Üslubumda kültürel cezasızlık, üslubumda ayrımcılık el kitabı; öyle mi?
    Eh… Zekice yazılmış bir şiirin öldüremeyeceği bok yok burada
    Bu yüzdendir ki hepsi cansızlığa özgü, hepsi cansızlığa ait
    Oysa et yiyen bakterilerin derişimi yazar müsveddelerinin üzerinde
    Vasat şiirle tattığım aktif bağışıklık, bulantı süreçleri ya da mevsimi
    Neticesinde gelişen Yeni Vizyon; Türk Edebiyatına Darwin’in uyum başarısı
    Perspektif esintilerin dizelerinde gezinmekten göt olmuş bir tetrapod neslin
    Hayatta kalan suçluluğunda okşadıkları vicdan ve sonundaki detoksifiye
    Eh…
    Üzgünüm, şiir artık içi boşaltılmış kadavraların üzerinden geçiyor
    İsmini dahi duymaya tahammül edemediğiniz uyuşturucuların yanından
    Atom Heart Mother Suite çalıyor bir köşede, kalıtsal sağırlığınızı tedavi ediyor
    Üzerimize çöken isteksizlikten geçiyor şiir, göz alabildiğince baldır ve selülitten
    Oturduğu tekerli sandalyeyle birlikte balkondan aşağı fırlatılan engelli ihtiyardan
    Rejimden, açlıktan ve boklu fabrika tuvaletinde kıyafetlerini değiştiren işçilerden geçiyor
    Çatışan politikacılardan bahsetmemi istemiyorlar, dejenerasyona uğramış popülizmden
    Üzgünüm

  • Yirmi Üç Aralık – Sabah Bir Yirmi İki: Elli Dört Dakika Kırk Bir Saniye

    Yirmi Üç Aralık – Sabah Bir Yirmi İki: Elli Dört Dakika Kırk Bir Saniye

    Dokuz buçukta kapı vuruldu, on bir ellide konuşacak takatimiz yok
    Zorla içeri giren bir düşman birliği gibiydi soğuk, aralık kapılar ürkünç
    Doğrudan bilinçaltımıza işliyordu sabahtan kalan poğaçaları kemirmek
    On iki buçukta şizofreniden söz ettik, kazlar gibi altına sıçan depresiflerden
    “Hepimiz siktiriboktanız” dedi cadılardan biri, içgüdüsel olarak hıçkırdık
    Kimsenin böyle bir tabir kullandığını duymamıştım, sıska kapsülü ısırdım
    Can çekişen bir inek gibiydim – uzun boylu, kızıl saçlı bir kız fark etti bunu
    Yalnız kalmaktan ve karanlıktan korkan bir çocuk olduğumu hatırladım
    Bir on yediye doğru herhangi bir derinliği olmayan soluk kahverengi gözlerimi kapadım

    Sevgilim arıyor, açmıyorum – birkaç mesaj – Sevgilim arıyor, açmıyorum
    “Özür dilerim” diyorum, “Sanırım yarını görmem gerekiyor”
    Kimi zaman yanlış tavsiyelere uyup bacaklarımda taşın serinliğini hissettiğim olur
    Ya da işler kötüye gittiğinde prezervatif satan arkadaşları aradığım
    Ancak bu başka; telefonu kapıp ayaklanmak ve cılız gövdeyi balkona sürüklemek…
    “Umarım ne yaptığının farkındasındır” diyor cadılardan biri, kadınların ortak cümlesi bu
    Damarlarının çoğu sünmüş – geri döndüğümde orada olmayacağını biliyorum
    “İyi misin” diye soruyorum, “Orada her şey yolunda mı?”
    Oysa ki bir on üçte eğer mutlu olmayı başarmış birini tutup getirebilirlerse
    Tüm o kapsülleri kıçıma sokacağıma dair bilmiş konuşmalar yaptım
    “Bir şey var” diyor cadılardan biri, “kadının sesinde… tuhaf… şeyler…”
    Ölü dışkısına konan manik bir sinek gibi fütursuz görünür panikleyen
    -telefonu neden açmıyorsun, benden daha önemli ne olabilir şu an-
    Ey Nicola! Yeterince ağlamadım mı senin için? Fukaralığına değmedim mi?
    Göğüs aralığındaki dipsiz siyah çizgiden eşcinsel melankolisi ayıklamadım mı?
    Çekip gitmedi mi açlık kozmonot giysisindeki kehanetten?
    -taşak geçiyorsun benimle, karşıma geçmiş bir de taşak geçiyorsun-
    Öylesine gerçek ki sevgim ibne keşişler bile kılıf uyduramıyor
    Kıskanç götün tekiyim, boktanım, tabakta çürüyen yemek artığı gibi tiksinç
    Milyonlarca tanrının -ve iblisin- tek ortak düşmanı, gözyaşın nedenli
    Oysa şu trans halinde bile düşünüyorum seni, kusarken ve köpekler havlarken
    Falezlere sürükleniyor burnu kalkık aşıklığım, kırık kalbine basıyorum fark etmeden
    Atilla İlhan’ın sesini işitiyor kulaklarım – zaten başımıza gelen her şey ondan ötürü
    Kırgız genelevinde yangın çıkıyor, açık kafatasından içeri sarkıtıyorum kemik ağrısını
    Yalnızca seni arıyordum, tüm hayatım boyunca, her şeyimi verebilmek için
    Taşın çimlenmesi ya da yosunun ağaç kabuğunda yayılması gibi ömrüm
    Şimdilik bırak, ben olayım bastırılmış öfkenin kurbanı – buradayım
    İskandinav ülkelerinden biriydi, ölüm duasıyla kutsanıp başına bela olmadan önce
    Kendi yaşamına alarm kuran bir yıldızla konuştuk seni
    Ve kronolojik olarak kırık, Burroughs’tan çıkma varyasyonu
    Eh… Sevgilim… Bunun bir şiir olduğundan bile emin değilim…
    Toparlanacağım… Her şeyi yoluna sokacağım… Senin için…
    Seni seviyorum… Ellerimden tut… Dudaklarımdan öp… Seni seviyorum…

  • Beni Duyuyor Musun?

     

    Duyuyor musun?
    Orada bir kalbim var
    Nefes almamı sağlayan
    Ve olmadığı kadar şiddetli
    Beni durdurmaya geldi

    Hissediyor musun?
    İçimde kaybolmayı bekleyen bir ruh var
    Yaşama tutunmamı sağlayan
    Her kışın baharı umurumda değil
    Hisseden ruhumu almak istiyorum yerinden

    Görüyor musun?
    Sahillerimize vuran yaz ışığını,
    Bizi biraz neşelendiren
    Yerlerinden çıkmak isteyen,
    Bir çift korku dolu gözüm var

    Salınmak isteyen bir ruh önümde
    Ağlıyor ve yalvarıyor
    Neşemi, nefesimi almak için
    İntihar haplarını kusuyor
    Biraz daha bulanmamak için

    Hiddetle ve farkındalıkla etrafıma saldırırken
    Kulaklarıma hakim tek ses,
    Acıyla dolu inlemelerim
    Ve kurtuluşa çırpınan gözyaşlarım

    Bir fırtına, bir yağmur
    Şiddetli ve korkutucu
    Duymak istemiyorum
    Islanmak ve üşümek istemiyorum
    Sadece yaşamak istemiyorum

    Nefesimi kesmek,
    Duymamak,
    Görmemek ve,
    İşitmemek istiyorum

    Dünya yalnızlar için bir mahzenken
    Ben o mahzende yalnızlığımı törpülemek
    Kulaklarıma geçici fısıltıları misafir etmek
    Aldanmak ve aptal gibi davranmak
    İstemiyorum
    Beni duyuyor musun?

  • SHORT STORIES ” Zaman”

    SHORT STORIES ” Zaman”

    Zaman

    ihtiyar bir kadın..yüzündeki geçen zamanın bıraktığı tortu… Zamanın izleri… suyu çekilmiş ve kurumuş göl yatağı gibi çatlaklar ve kırışıklar.. ama gözler yaşlanmamış.. hala gülen gözler.. 1927’den beri hiç susmamış kahkahası.. bizi oturtmadan oturmadı.. ikram etti yedirdi içirdi.. kırık ayağına rağmen oturmadı.. gözlerinde yaşlandığı için özür diler bakışları… tutunarak gezdiği evin her karışına alışmış elleri bir o kadar da mahir hala yemek yaparken… eski insanları bu yüzden seviyorum.. biz modern ve her fırsatta ağlayan ve depresyondan depresyona koşan insanlara iki dünya savaşından çıkmış gülümseyişleriyle anlatıyorlar var olan hayatın değerini..

                                                                    İrfan Alış

  • Film İzlenir mi, Okunur Mu? “Akira”

    Film İzlenir mi, Okunur Mu? “Akira”

    Tarih : 9 Ocak 2019 / 19:30 – 22:30
    Mekan : Tasarım Atölyesi Kadıköy
    www.eventbrite.com ve www.facebook.com/events/398495600693259/?ti=as adresinden etkinlikle ilgili bilgilere ulaşabilirsiniz…

    Gelin keyifli filmler izleyip hep beraber üzerine konuşalım.
    Amacımız filmin altında buzağı aramak değil, alt metinde yatan fikirlere birlikte kafa yormak.
    Paranoyakça komplo teorileri kovalamak değil, filmleri gerçekten anlamak istiyoruz.
    Sadece kendimiz konuşmak istemiyoruz, filmleri biz anladık gelin size de anlatalım demiyoruz. Herkesin çıkarımlarına önem veriyor ve merak ediyoruz. Aynı filmden farklı neler çıkartabiliriz görmek istiyoruz.

    Özetle; izlemek, konuşmak, anlamak istiyoruz.

    Multidisipliner tasarım bakış açısıyla yola çıkan Cycle, “Film izlenir mi okunur mu ? ” etkinliklerinde de farklı algılara sahip insanları bir araya getirerek filmler üzerine konuşup, tartışabilecekleri bir ortam oluşturmak istemektedir. Yönetmen Alican Koçdönmez’in öncülüğünde film izlenir mi, okunur mu sorusuna cevap arayacağız.

    İki haftada bir yaptığımız etkinliğimize, Katsuhiro Ôtomo’nun yazıp, yönetmenliğini yaptığı “Akira” ile devam ediyoruz.

    Etkinlik herkesin katılımına açık ve ücretsizdir, istediğiniz bölüme katılabilirsiniz.

  • KİMLİKSİZ

    KİMLİKSİZ

    en az kafan kadar karışık bir şehrin, bir sitesinde, yine şehrin kadar karışık bir sitenin en üst katında oturuyorsun, işten çıktığında yorgunluğunu atmak için -özellikle balkonlu olmasını istediğin- evine geldin, balkonunun ışığı yanıyor, -var olduktan sonra hevesinin kaçtığı her şey gibi çiçeklerle donattığın balkonun- yine bir hevesle yalnızlığına teselli için aldığın küçük süs köpeğin, yatağın en konforlusu, televizyonun en geniş ekranlısı, sırf zengin görünmek için aldığın, içinde omurganın eğreti durduğu elbisen, yoksun. Var olmaya çalışıyorsun ama yoksun, sırf sosyal gözükmek için gittiğin tiyatro kursu kadar yapmacıksın, yoksun, aynaya bakamıyorsun, okur-yazar gözükmek için aldığın kitaplığın kadar dolusun hayata, öfkelisin ama yoksun, insanların ne düşündüğünü düşünmekten uyuyamıyorsun, yanlış bir şey söyleyeceksin, seni küçümseyecekler diye ödün kopuyor, bilmiyorum demeye korkuyorsun, bilmiyorsun, bilmediğini de bilmiyorsun. İmbd puanı en fazla olan film koleksiyonunla övünüyorsun, rağbet gören her şeye tapıyorsun, sevme duygun yok toplum tarafından kabul gören her şey sana doğruymuş gibi geliyor, yalnız uyuyorsun, sırf sevdiğin için bir adamla uyumaya korkuyorsun, bir imzaya mı sarılmak istiyorsun, bir imza sana sevilme dahası sevişme izni veriyor, gölgesinde oturduğun ağaca para veriyorsun, tüm sene çalışıp en lüks otellerde tatil yapıyorsun, açık büfede yiyemediğinde kalıyor aklın hep, diyeceksin ki “sana hak vermeden önce yaşam felsefeni bilmek isterim.” ben bir şehre ait değilim, bir dine mensup değilim, eş cinsel, anarşist yada faşist değilim. kariyerinin zirvesinde; fikirleri gazete yayımlanan, Nobel ödüllü bir bilim insanı değilim, bir doktor, bir mühendis veya öğretmen değilim, günlerdir bankta oturup senin evini izliyorum, ajan yada sapık değilim, kaybolduğunu gördüm; tamamen yok olmandan korkuyorum, bu kaybolmuşlukla doğuracağın çocuklardan korkuyorum, doğuracağın çocuğun ileride benim halkım hakkında karar verecek olmasından korkuyorum