Kategori: Edebiyat

  • Artık Artıklara Yer Yok İmiş

    Artık Artıklara Yer Yok İmiş

    ARTIK, ARTIKLARA YER YOK İMİŞ

    Artık aynı yerde değiliz;
    Aynı evde, aynı kimlikte, aynı bilgide…
    Artık ben değil biziz;
    Farklı duyguda, farklı uykuda, farklı dünyada…
    Bugünden öncesi ufak bir mazi;
    Birçok bedende, birçok sevinçte, birçok hüzünde…
    Bugünden sonrası koca bir bili;
    Biraz güvende, biraz gizemde, biraz elekte…

    Özdüm her şeyden önce,
    Söz olduk bilinmek isteyince,
    Gözdüm üstelik ben de içinde…
    Kadim tutuldum,
    Değişken arzlarda umdum, doydum…
    Kutsal kılındım, ussal bulundum;
    Arşlarda bir gizemden, apaçık bir bilgiye,
    Zamanla soyundum…

    Artık zaman yok,
    Geçmişte, bugünde, gelecekte;
    Artık mekan çok,
    İçimde, biçimde, ötede…
    Beni benden ayırma benparçam,
    Seni senden kayırma;
    Bizi zora ve kora sokma,
    O’nu ondan kaçırma…

    Artık aynı yerde değiliz;
    Aynı evde, aynı kimlikte, aynı bilgide…
    Artık ben değil biziz;
    Farklı duyguda, farklı uykuda, farklı dünyada…
    Artık O’ndayız, dokuza düşürme;
    Tepemizde güneş varken, ölümüne üşüme(!)

    Yunus Emre Işık

  • Sevgili İstanbul…

    Sevgili İstanbul…

    İstanbul

    Sevgili İstanbul,
    Malum birlikte 2. yıla doğru giderken, yazma işlerini pek seven bir hayalci olarak hakkında üç beş kelam yazmak istiyorum… Öncelikle sunduğun özgürlük, yaşattığın komplike deneyim ve vadettiğin doyumlu gelecek için sana sonsuz teşekkürler. Hakkında olumsuz şeyler düşünemiyorum ama yukarıdakiler olumlu olanlardı, şimdi ne hissedeceğini kestiremediğin, nötr kalmak gibi bir durumla sonuçlanan bazı şeylerden bahsetmek istiyorum; mental olarak yoran hallerinden:

    En başında, isminle pek uyuşmayan haller geliyor; adında “an” ve “bul” kelamları saklı, ne var ki burada insanlar “an” mayı da, “bul”mayı da vakitlerinin çok küçük bir kısmına sığdırıyorlar. Adeta işe gelmeden 10 dakika önce hayata ve hayatlarına dair bir şey buluyor, iş çıkışı bi 10 dakika bir şeyleri anıyorlar…

    Sorsan herkes çok yoğun, herkesin yapacak çok şeyi var; aslında tam olarak hiçbir şeyi yapmadıklarının farkında olmalarına rağmen bundan huzursuzluk duymuyorlar…

    Dostluk kavramı tarihinin tozlu sayfalarına karışmış, arkadaşlıklar çoğunlukla bir şeylerin çıkarı üzerine kurulu…
    Aşk mı? Onu artık tozlu sayfalarında bile bulmak mümkün değil…

    İnsanlar olanı biteni, kimlikleri ve yaşantıları şaşırtan bir anlayışla karşılıyor ama çok ince nüanslarla fark edilebilecek bir “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” zorbalığı içindeler; hakikatteki anlayışsızlıklarını çok ama çok iyi maskeliyorlar…

    Hayatın temel ihtiyaçlarına erişim neredeyse tüm şehir için mümkün; fakiri zenginden, zengini fakirden asla şikayetçi değil. Hatta bunu dans eşliğinde gösterebilirler bile…

    Kafalar kelimenin tam anlamıyla bi milyon; biriyle önemli bir konu hakkında konuşmanın o kişide hafızada kalma süresi maksimum 1 saat; biriyle önemli şeyler konuşamıyorsun, dibine kadar planlı hayatlar içinde neredeyse her şey doğaçlama yaşanıyor…

    Her şey çok akışta, akış yönünde yüzmek de akışa ters gitmek de çok yorucu…
    Sahi şimdi düşündüm de galiba bir “an” “bul”up her şeyi o anda yaşıyorlar; biriken hiçbir şey kalmamış…

    Desene İstanbul, seni herkes anladığı gibi yaşıyor işte. Yaşıyor yaşamasına da benim gibiler de düşünüyor: “İnsan’ı insan yapan şey tam olarak neydi?” Ah, burada da “an”var, yahu bu bir şeyleri anmak mıdır? Bir şeylerin yaşandığı an mıdır? Birisi desin hele…

    Bu arada şu an ben de içinde olduğum için benim de kafa bi milyon… Çok sevgiler.

    Yunus Emre Işık Kimdir?

    ’96 yılında İzmir’in Bornova ilçesinde doğan Yunus Emre Işık, 10 yaşında şiir denemeleriyle yazı macerasına başladı. 15 yaşında fantazya türündeki ilk romanının temellerini attı. Lisede tiyatro oyunculuğuna merak sardı ve sonraki dönemde de oyunculuk yapmayı sürdürdü.

    İlkokul, lise ve üniversite öğrenimini İzmir’de tamamlayan Işık, Ege Üniversitesi Radyo-Tv ve Sinema Bölümü’nde okurken birçok kısa filmde yönetmenlik, senaristlik, oyunculuk gibi görevler aldı ve görev aldığı kısa filmlerin bir kısmı hem yurtiçinde hem yurtdışında önemli yarışmalarda gösterime hak kazandı.

    Yine üniversite döneminde tamamlanan fantazya romanı 2018 ve 2019 yıllarında “Lütfedilmiş” ismiyle 2 cilt olarak basıldı. 2021 yılında askerliğini yaptıktan sonra İstanbul’a taşındı ve dizi sektöründe hem set arkasında hem de kamera önünde çeşitli görevler aldı. Kendisi sanatın farklı alanlarında çalışmalar yapmayı sürdürmektedir.

    Yazılarında fantastik-bilimkurgu türü dışında psikoloji ve spiritüellik üzerine izler görmek de mümkündür.

    Şiirleri ve öyküleriyle Yunus Emre Işık artık Çerezzine’de…

     

  • Erkek Adalet Kıskacında Kadınlar: Örselenmiş Kadın Sendromu ve Feminist Kriminoloji / Yağmur Birdal “Yeni Çıkan Kitaplar”

    Erkek Adalet Kıskacında Kadınlar: Örselenmiş Kadın Sendromu ve Feminist Kriminoloji / Yağmur Birdal “Yeni Çıkan Kitaplar”

    Erkek Adalet Kıskacında Kadınlar

    Neredeyse düne kadar normal görülen kadına şiddetin feministlerce deşifre edilerek suç niteliği kazanması ve bu şiddete yönelik kamusal müdahaleye ilişkin ihtiyaç çağrısı, bugün toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanamadığı koşullarda halen karşılığını tam olarak bulamamıştır. Toplum tarafından güvenli addedilen evleri içinde sistematik şiddete ve eziyete maruz kalan kadınlar, tarih boyunca hemcinslerinin yaptığı gibi, bu şiddete dur diyebilmek için bazen kocalarını, partnerlerini, aile fertlerini öldürmekten başka çıkar yol bulamıyor. Yenin içinde kalması gereken bu “görünmez” eziyete ömür boyu katlanmaları, sabretmeleri toplum tarafından meşru kabul edilirken, işkencecisini öldüren bu kadınlar, hem o noktaya gelene kadar resmi yardım ve müdahale çağrılarının yanıtsız ve etkisiz kalmasıyla, hem de olay akabinde kendilerini bu noktaya getiren özgül koşulların ve yaşadıkları sürecin yarattığı travmatik tahribatın gözardı edilmesiyle geleneksel hukuka içkin cinsiyetçi ayrımcılığa maruz bırakılarak hukuk içinde bir kez daha örseleniyor.

    Feminist adli ve klinik psikolog Lenore Walker’ın ortaya attığı “örselenmiş kadın sendromu” kavramı bu kadınların eylemlerini olması gerektiği gibi bütüncül bir bakış açısıyla görme ve değerlendirme imkânı yaratıyor. Eril hukukun, bu çağrıya kulak verdiğinde, sosyo-kültürel ve psikolojik de dahil olmak üzere kadınları çevreleyen koşulları gözeten, cinsiyete duyarlı mekanizmalarla “erkek değil, gerçek adalet”i sağlama ihtimalinin kapısını aralıyor.

    Yağmur Birdal, “örselenmiş kadın sendromu” ve kadın suçluluğu kavramının dünya kriminoloji literatürüne girişini ve tuttuğu yeri farklı ve karşıt yaklaşımlarla birlikte ele alırken, Türkiye’de kocasını öldüren kadınların yargılanmasındaki adil olmayan süreç ve unsurları da örnekleriyle gözler önüne seriyor. Basına da yansıyan bu tür davaların vekilliğini üstlenen avukatlarla yürüttüğü araştırma sonucunda, sistemin neden ve nasıl işlemediğini, resmi makamların cinsiyetçi reflekslerini, daha farklı bir yargılama süreci için meşru müdafaa, mazeret nedeni, haksız tahrik gibi kavramların nasıl ele alınması gerektiğini de açıklıkla ortaya koyuyor.

    Hukukçular kadar her yaştan kadının da okuması gereken ufuk açıcı bir çalışma…

    Erkek Adalet Kıskacında Kadınlar: Örselenmiş Kadın Sendromu ve Feminist Kriminoloji
    Yazar: Yağmur Birdal
    Genel Yayın Yönetmeni: Bilge Sancı
    Editör: Zarife Biliz
    Kapak Tasarımı: Aslı Sezer
    Sayfa Tasarımı: İklime Yılmaz
    Dizi Adı: Kadın Kitaplığı
    Türü: Düşünce
    Sayfa Sayısı: 212
    Yayınevi: Sel Yayıncılık

  • Bir Budalanın Yaşamı / Ryunosuke Akutagawa “Yeni Çıkan Kitaplar”

    Bir Budalanın Yaşamı / Ryunosuke Akutagawa “Yeni Çıkan Kitaplar”

    Bir Budalanın Yaşamı

    Modern Japon öykücülüğünün mihenk taşı Ryūnosuke Akutagawa’nın Japon ve Çin kültür sembollerinin yanı sıra Avrupa sanatından, Rus edebiyatından, antik Yunan mitolojisinden beslendiği, yalın ve yer yer toplumsal taşlamalarla örülü otobiyografik öyküleri Bir Budalanın Yaşamı, dönemin sosyal ve siyasi yapısına yönelik çok sayıda göndermeyle I. Dünya Savaşı ve sonrasını kapsayan Taişo Dönemi Japonya’sının tam teşekküllü bir panoramasını çiziyor.

    İnsan doğasının karanlık yönlerine, derin tutkularına, inançlarına ve çelişkilerine odaklanan Akutagawa, “intihar mektubu” niteliği taşıyan “Bir Budalanın Yaşamı” başlıklı öyküsü ve yazarın hayatına son vermeden önce bıraktığı intihar notu başta olmak üzere yaşamının son döneminde kaleme aldığı eserlerden derlenen bu seçkide toplumun buhranlı haleti ruhiyesine de ayna tutuyor.

    Bir Budalanın Yaşamı – Ryunosuke Akutagawa
    Özgün Adı: Aru Ahō no Isshō ( 或阿呆の一生 )
    Yazar: Ryunosuke Akutagawa
    Çeviren: Zeynep Ebru Okyar
    Genel Yayın Yönetmeni: Bilge Sancı
    Editör: Özlem Mete
    Yayına Hazırlayan: Mısra Gökyıldız
    Kapak Görseli: Kawanabe Kyōsai, “Crow and Reeds by a Stream” (kesit), ipek kumaş üzerine mürekkep işleme, 1887
    Kapak Uygulama: Aslı Sezer
    Sayfa Tasarımı: İklime Yılmaz
    Türü: Roman
    Sayfa Sayısı: 120
    Özgün Dili: Japonca
    Yayınevi: *Sel Yayıncılık

  • Türk Korku Sineması Kronolojisi – 5. Cilt (2022) Raflardaki Yerini Aldı

    Türk Korku Sineması Kronolojisi – 5. Cilt (2022) Raflardaki Yerini Aldı

    Türk Korku Sineması

    Dr. Gizem Şimşek Kaya’nın kaleme aldığı, yerli korku sineması üzerine yazılı tek kaynak olma özelliği taşıyan “Türk Korku Sineması Kronolojisi” bir yılda 62 filmin vizyona girdiği 2022’yi içeren 5. cildi ile raflardaki yerini aldı!

    237 sayfadan oluşan, araştırmacılar ve türün takipçileri için eşsiz bir kaynak olma özelliği taşıyan “Türk Korku Sineması Kronolojisi 5. Cilt”, İzan Yayıncılık etiketiyle yayımlandı.

    1 Yılda 62 Yerli Korku Filmi Nasıl Vizyona Girdi?

    Türk korku sinemasındaki nitel artışı gözler önüne seren Türk Korku Sineması Kronolojisi 5. Cilt; bir yılda vizyona giren 62 yerli korku filmine dair bulunamayacak detayları içeriyor. Daha önceki ciltlerde olduğu gibi beşinci ciltte de vizyona giren korku filmlerindeki korku unsurları, büyü unsurları, tarihi çekim mekânları, Anadolu inançlarına ait nesnelerin kullanımı gibi filmlerin detaylarının ortaya konulduğu 29 tablo bulunuyor.

    Bunların yanı sıra, vizyona giren filmlerdeki kurgu hatalarından kullanılan mekân bağlamında pişti olan korku filmlerine kadar sadece izleyenlerin bilebileceği detaylarla bezeli 2022 yılı z raporu da kitapta yer alıyor.

    Sadece vizyona girenler de değil, vizyon tarihi alıp ertelenenler ve çekim haberleri duyurulan yerli korku filmleri de daha önceli ciltlerde olduğu gibi detaylarıyla birlikte Türk Korku Sineması Kronolojisi’nde listeleniyor.

    Gerilim Sineması da Unutulmadı

    Gerilim sinemasına hakkını teslim etme amacıyla 2021 yılında, ülkemizdeki tek gerilim sineması kronolojisini kaleme alan Dr. Gizem Şimşek Kaya; bu türe dair çalışmalarını Türk Korku Sineması Kronolojileri çatısı altında sürdürüyor. Kitapta, 2022 yılında vizyona giren altı Türk gerilim filmine dair detayların yanı sıra çekim haberleri duyurulan gerilim filmlerinin de yer aldığı “Türk Gerilim Sineması” bölümü bulunuyor.

    Arka Kapak Yazısı

    62 filmin vizyona girmesiyle yıllık vizyon rekoru kıran Türk korku sinemasında karşımıza çıkan yapımların çoğunlukla neden aynı temalarda ilerlediğini merak ediyorsanız, cevabı bu kitapta!

    Tıpkı, Türk Korku Sineması Kronolojisi’nin önceki ciltlerinde olduğu gibi…

    Yazar Hakkında

    İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunan Kaya, 2005-2013 yılları arasında İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi’ne bağlı İletişim Tasarımı Bölümü’nde Araştırma Görevlisi olarak çalışmış, 2021 yılından itibaren ise İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi İletişim ve Tasarımı Bölümü’nde Dr. Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır.

    Yazar, kendisi gibi yazar olan eşi Alper Kaya, altı kedileri ve kaplumbağaları ile birlikte İstanbul’da yaşamaktadır.

  • Hayatı Yürümek: Sakin Bir Mutluluk Sanatı / David Le Breton “Yeni Çıkanlar”

    Hayatı Yürümek: Sakin Bir Mutluluk Sanatı / David Le Breton “Yeni Çıkanlar”

    Hayatı Yürümek Sakin Bir Mutluluk Sanatı - David Le Breton

    Yol yürümek isteyene açar kendini; bazen dünyanın öbür ucuna kadar gidip bütün bağlardan özgürleşmek, bazen de evden yalnızca birkaç adım uzaklaşarak o bağları onarmak için…

    Dar sokakları, dolambaçlı patikaları, asfalt zemini, nemli toprağı, tozu pisi, kayaları ve çiçekli kırlarıyla hazır ve nazır beklemektedir yol. Çünkü yürümek sağaltır; gidilecek rotadan bağımsız olarak batan güneşe, bastıran soğuğa, ağırlaşan bedene rağmen bilinmeyene duyulan güvenle hareket edildiğinde, yola çıkanla bir yere varan kişi aynı değildir artık.

    Hayatı Yürümek okura, beden aracılığıyla manevi bir keşfe çıkmayı, gündelik yaşamın pürüzlerini askıya almayı, zaman kavramına bambaşka yaklaşmayı ve elbette yenilenmeyi nihai hedefe dönüştüren bir yolculuğa çıkmayı öneriyor. Bu teknoloji ve hız çağında, ruhun kırılganlığına ve bedenin yorgunluğuna meydan okuyan, fiziksel sınırları da aşmaya yönelik bu muazzam çaba, arkada bırakılanlara, özleme, kayıplara rağmen ruhsal ve bedensel hasarları iyileştirmeye atılan bir adıma dönüşüyor.

    Antropolog ve sosyolog David Le Breton’dan, Yürümeye Övgü‘nün ardından dağlar tepeler aşıp kendini keşfe dalanlar ve içindeki sığınağı adım adım kat edenler için edebi ve felsefi anekdotlar eşliğinde esaslı bir rehber.

    Hayatı Yürümek: Sakin Bir Mutluluk Sanatı
    Özgün Adı:
    Marcher La Vie, Un Art Tranquille du Bonheur
    Yazar: David Le Breton
    Çeviren: Gizem Şakar
    Genel Yayın Yönetmeni: Bilge Sancı
    Editör: Sanem Işıl Altuğ
    Kapak Tasarımı: Aslı Sezer
    Sayfa Tasarımı: İklime Yılmaz
    Türü: İnceleme
    Sayfa Sayısı: 160
    Özgün Dili: Fransızca
    Yayınevi: Sel Yayıncılık

  • Alınteri / Jorge Amado “Yeni Çıkanlar”

    Alınteri / Jorge Amado “Yeni Çıkanlar”

    Jorge Amado - Alınteri

    Sömürge döneminden kalma eski binanın çinko damlarını, kırık dökük kiremitlerini kızdıran güneş, içerideki pis havayı daha da yoğunlaştırıyor; ter, kan ve sidiğin ağır kokusu sıcak havada nefes almayı dahi güçleştiriyor… Bir parça ekmeğe ulaşmak için gün boyu çamaşır kolalamak, dikiş dikmek, gemilere yük taşımak, dilenmek, bedenlerini satmak zorunda olanlar; yarınsız ve mülksüzler, karınlarını doyurabilmek için her gün yeniden dalıyorlar hayat kavgasına… Açlığın, çaresizliğin, bitin pirenin farenin, hastalık ve sefaletin eksik olmadığı bu kavgaya, elbette insanın olduğu her yerdeki gibi şarkılar, danslar, aşklar ve mavralar eşlik ediyor.

    Latin Amerika’nın usta kalemlerinden Jorge Amado, tek göz odalarında aynı yokluğu paylaşanların ortak yaşam alanı Pelourinho Yokuşu 68 numaranın sakinleri üzerinden uzunca bir dönemin ve koca bir coğrafyanın röntgenini çekiyor. Boş kaynayan tencerelerin tıkırtılarına ve veremli öksürüklere patlamakta olan grevlerin sloganları, zengin nişanlı düşleri kurduran ucuz melodramlara anarşistlerin bildirileri karışıyor. Böylelikle bu ortak geleceksizlikten kurtuluşun yol haritası da giderek şekilleniyor. Sınıflar ortadan kalkmadığı sürece güncelliğini yitirmeyecek Alınteri, ilk kez Türkçede.

    Alınteri
    Özgün Adı: Suor
    Yazar: Jorge Amado
    Çeviren: Şehsuvar Adil
    Genel Yayın Yönetmeni: Bilge Sancı
    Editör: Işık Ergüden
    Yayına Hazırlayan: Barış Kılıç
    Kapak Tasarımı: Aslı Sezer
    Sayfa Tasarımı: İklime Yılmaz
    Türü: Roman
    Sayfa Sayısı: 152
    Özgün Dili: Portekizce
    Yayınevi: Sel Yayıncılık

  • Türkiye’nin Yapay Zekâ ile Hazırlanan İlk Çizgi Romanı Yayınlandı

    Türkiye’nin Yapay Zekâ ile Hazırlanan İlk Çizgi Romanı Yayınlandı

    Yapay Cinayet - Alper Kaya

    Dünyada pek çok gelişmenin odağında olan yapay zekâ ve sanat ilişkisine, Türkiye’den bir polisiye çizgi roman ile ilk kez katkı sunuldu.

    Yabancı Emsali, Telif Hakkını Koruyamadı

    Sanat üretimlerinde yapay zekâ katkısı, uluslararası arenada uzun süredir tartışılıyor. Amazon’dan Google Kitaplar’a kadar pek çok mecrada sadece yapay zekâya yazdırılan kitaplar geniş yer tutmaya başladı. Bununla birlikte, çizgi romanlar ve yapay zekâ ilişkisi de özellikle telif noktasında irdeleniyor. Son olarak Kris Kashtanova’nın hazırladığı “Zarya of the Down” isimli çizgi roman önce telif hakkı almış, ardından bu hak iptal edilmişti. Kashtanova’nın çizgi romanında görseller Midjourney isimli platform üzerinde hazırlatılmıştı.

    Alper Kaya

    Türkiye’den İlk Örnek

    Polisiye ve gerilim türündeki eserleriyle tanınan yazar Alper Kaya tarafından hikâyesi yazılıp, Twitter üzerinde geliştirilmiş bir görsel çizim botu olan ressambot tarafından görselleri hazırlanan “Yapay Cinayet” ise ülkemizin yapay zekâ destekli ilk polisiye çizgi romanı oldu.

    Online olarak ücretsiz okunabilen bu çizgi romanda, işlenen bir cinayeti araştıran dedektifi takip eden okuyucular katili dedektiften önce bulmaya çalışıyor.

    Okumak için: bit.ly/YapayCinayet

    Alper Kaya Sosyal Medya Hesapları
    Instagram
    Twitter
    Facebook

  • Cem Alan’dan “Eski Garaj İçi Öyküleri”

    Cem Alan’dan “Eski Garaj İçi Öyküleri”

    Cem Alan

    Cem Alan’ın ilk öykü kitabı “Eski Garaj İçi Öyküleri”, Elpis Yayınevi etiketiyle okurla buluştu.

    Kitapta yer alan 9 öykü, odağına toplumsal ve sınıfsal dengesizlikleri ya da bireyin yoğun, değişken duygularını alıyor. Dramatik ve bazen karanlık görünen öyküler, çoğu zaman mizahi bir dille iç içe anlatılıyor. Eski Garaj İçi’nin kahramanlarının her öyküsü, sakin bir gün doğumu kadar olağan başlasa da, beklenmedik bir kasırgayla tepe taklak oluyor.

    Kitabın adını çocukken oturduğu sokaktan aldığını belirten Cem Alan, şöyle anlatıyor: “Hafızamın, hayal dünyamın, bilincimin oluştuğu ve filizlendiği ilk yer. Şimdi baktığım dünyayı, oturan birçok duygumun en titrek ve acemi halini ilk orada yarattım ya da öğrendim. Kitabın ismi çocukluğuma, o sokağa ve tüm güzel anılara selam çakıyormuşum gibi hissettiriyor. Bununla beraber bu söz öbeğinin karizmatik bir tınısı var ve kitabın ‘yeraltı’ kahramanlarının ‘garaj’ metaforuyla uyumlu olması da hoş bir tesadüf.”

  • Yokuş Aşağı Portakallar / Zeynep Uzunbay “Yeni Çıkanlar”

    Yokuş Aşağı Portakallar / Zeynep Uzunbay “Yeni Çıkanlar”

    Zeynep Uzunbay - Yokuş Aşağı Portakallar

    Yokuş Aşağı Portakallar‘da yaşamları farklı mecralarda akmış kadınların birbirine değen ve gittikçe iç içe geçen hikâyeleri tek bir çatı altında ustalıkla toplanıyor. Mahkûm edildikleri çukurdan, kangrenleşmiş yaralarına rağmen, er kişiden aman dilemeden çıkmaya çabalayan karakterlerin her birinin yolu incelikle örülüyor ve kadın dostluğunun girift veçhelerine vararak okurunu yüreklendiriyor.

    Zeynep Uzunbay, binlerce kadınlık hali arasından kendi sesimize kavuşmamız için bizi uzun yollarda, derin ve puslu vadilerde gezdirirken, sorularına rüzgârın fısıltıları eşlik ediyor.

    Yokuş Aşağı Portakallar
    Yazar: Zeynep UzunbayGenel Yayın Yönetmeni: Bilge SancıEditör: Zarife BilizKapak Tasarımı: Serra AtamanSayfa Tasarımı: İklime YılmazTürü: RomanSayfa Sayısı: 152Yayınevi: Sel Yayıncılık