Etiket: metal

  • Rashit: “Telaşa Mahal Yok’ albümü Türkiye Punk Tarihinin mihenk taşı olmak gibi bir üne sahip. Bir dönüm noktası aslında sadece Punk değil, alternatif rock tarihine de bir çıkış sağladığı kabul gören bir gerçek”

    Rashit: “Telaşa Mahal Yok’ albümü Türkiye Punk Tarihinin mihenk taşı olmak gibi bir üne sahip. Bir dönüm noktası aslında sadece Punk değil, alternatif rock tarihine de bir çıkış sağladığı kabul gören bir gerçek”

     

    Merhaba öncelikle bizi kırmadığınız için çok teşekkürler, neredeyse 30 .yılınıza yaklaştığınız şu yıllarda muhteşem bir konserle sevenlerinizin karşısında olacaksınız, ve bu sahnede bir çok isim size eşlik edecek.. öncelikle neler hissediyorsunuz?

    Gökhan Tunçişler: En son Laneth Bir Gece 2’de sahne aldık geçen yıl bu zamanlarda, yine tüm arkadaşlarımız ve bizi seven dinleyicilerle çok güzel bir geceydi. O gecenin üstüne bir daha çalmayacak mısınız tepkileri gelmeye başladı ve biz de geç gelen 25.yıl konseri yapalım dedik ve şahane bir gece yaşadık.

    Tolga Özbey: Eski dostlarla bir araya gelmek ve bir şeyleri paylaşmak adına güzel bir gece olacak. Rashit grubu üyeleri olarak da uzun sure sonra bir araya gelmiş olacağız, farklı şehirlerde ve ülkelerde yaşıyoruz.

    Rashit Punk Tarihimizin en önemli gruplarından biri, ben sizi ilk 90’lı yıllarda dinlemiştim. Hiç unutmam burada bir yer vardı Carmen diye, oradan Telaşa Mahal Yok isimli albümünüzü ve Radical Noise’in Make A Wish kasetini almıştım. Ve Telaşa Mahal Yok’u ilk dinlediğimde acayip sevmiştim ve  günlerce teypten çıkmamıştı o kaset. Ve bu albüm bugün Türk Rock Tarihinde kült nitelikte bir çalışma. Bu albümün sizin için önemi nedir ve bu kadar çok sevilmesinin ana sebebi sizce nedir?

    Tolga Özbey: Telaşa Mahal Yok albümü Türkiye punk tarihinin mihenk taşı olmak gibi bir üne sahip. Bir dönüm noktası aslında sadece Punk değil alternatif rock tarihine de bir çıkış sağladığı kabul gören bir gerçek. Bunun bir parçası olmak ve zaman içinde çok önemli müzisyen ve sanatçılardan bu albümden gençliklerinde etkilendiklerini duymak beni hep mutlu etti.

    Gökhan Tunçişler: T.M.Y albümü bence Türk rock piyasasının o dönem bile hazır olmadığı bir şeydi, özellikle bandrollü albüm yapan Rock grupları yine dönüp dolaşıp yapımcıların talepleri doğrultusunda şarkı sözleri ve soundlarını değiştiriyordu. Bizim şansımız bu talepte olmayan bir firmayla çalışmaktı ve orijinali neyse o şekilde kalması ki, albümün bu kadar dikkat çekme sebebi budur.

    Rashit bu güne kadar yurt içi ve yurt dışında pek çok albüm, plak ve toplamalara yer almış bir grup ve ilkleri de bu ülkeye yaşatmış bir grup. Fransa’da çıkardığınız KADIKÖY’DEN HAREKETLER isimli çalışmanız Avrupa’da çıkan ilk plak oldu, bizlere o dönemden bahseder misiniz?

    Tolga Özbey: Türkiye’de henüz bir albüm yapmamışken yurt dışında plağınızın basılması o dönem için bizim müzikal gerçekliğimizdi. Telaşa Mahal Yok işte bu bağlamda birçok müzisyen ve sanatçı için bunun kırılmasında büyük paya sahiptir.

    Gökhan Tunçişler: Bugün pek çok Türk grup yabancı gruplarla e-mail yoluyla iletişim kurup konserler ve ya albümler yapıyor. Bunları biz vaktinde damga pulu ile yapıyorduk. Müzik yaparken elini korkak alıştırmayacaksın, o zaman kısa ömürlü tek hit şarkılı grup olarak kalırsın.

    Peki Rashit kimlerden etkilenmiştir?

    Tolga Özbey: Dead Kennedys, Crass, Ramones, Television, Sex Pistols, The Clash, Stooges… birçok punk, rocknroll, ska, surf grubundan sonu gelmez bu listenin. 🙂

    Gökhan Tunçişler: Tolga söyledi hepsini.

    Türkiye’de Rock ve Heavy Metal son yıllarda çok başarılı grupların çıkışını ev sahipliği yaptı, peki Punk piyasası için neler düşünüyorsunuz ve genel olarak Türk Rock piyasasını nasıl buluyorsunuz?

    Tolga Özbey: Yeraltı müziği özellikle İstanbul’da artık dünya çapında işler yapan ve yurt dışında da da takdir gören bir scene durumunda. Eskiden olduğu gibi yerli dinleyici her ne kadar ilgi gösterme konusunda çok da katılımcı olmasa da yurt dışında ön yargısız doğru kitlelere ulaşan bir çok yeni dönem iyi grup mevcut.

    Gökhan Tunçişler: Punk grupları yurt dışı kontakları açısından çok daha aktif, zaten bu iletişimi de Türkiye’de ilk başlatanlar Punk ve Hardcore grupları oldu. Metalciler çok tembeller bu konuda, ürün zenginliği açısından da Punk her zaman daha yaratıcı olmuştur, kimseden bi şey beklemiyecen D.I.Y.

    Fotoğraf-  Levan Uzbay

    Ve Rashit’e şu soruyu da sormadan olmaz, Türkiye’de 2001 yazıdan bu yana ne değişti?

    Tolga Özbey: Türkiye 1950’lerden beri aynı yolda aynı kaderi yaşamaya devam ediyor. Günümüzde işler dünya çapında çığırından çıktı ve biz de kapitalizm ve din üzerinden bunun her türlü negatif etkisini yaşamaya devam ediyoruz. Çark bu şekilde dönüyor bu coğrafyada.

    Gökhan Tunçişler: Kendi yaşantımız boyunca bile baktığımızda 40 yılda çok fazla hükümet gördük hepsinin rengi görüşü farklı gibi de olsa ülke bir adım ileri gitmedi, kötünün daha da kötüleri geldi, şimdiki nesil için en kötüsü tek adamla doğdular ve büyüdüler muhakeme yapacakları başka bir sistem görmediler. O yüzden Rashit şarkıları eskimiyor hep güncel kalıyor, bizi utandıracak bir politik sistem gelene kadar.

    30 yıla yaklaştığınız muazzam bir kariyeriniz var ve bir dolu başarı var bu 30 yılda, Rashit’i kurduğunuzda bunları hedeflemiş miydiniz ve ilk günden bu yana şöyle bir döndüğünüzde 30 yılı nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Tolga Özbey: Aslında bir hedefimiz yoktu gençtik ve enerjimizi müziğe vermiştik. Her şey kendi kendine zamanla gelişti ve bir yola girdi ama aslında bir hedef hala yok müzik ve birlikte iyi vakit geçirmek işin temeli sanırım.

    Gökhan Tunçişler: Tolga’nın dediği gibi tamamen eğlence ve söylemek istediklerimizi bağırmak, çok fazla konser ve sürekli şarkı yapıyorduk üretim yapmak yeni bir şey ortaya çıkarmak, bunun para karşılığı yok ve yıllarca da olmadı zaten.

    Rashit tarihinde hepimizin bir çok özel şarkısı var, sizin için iyi ki yapmışız dediğiniz sizde yeri, diğerlerine oranla daha özel ve farklı olan çalışmalarınız hangileri diye sorsak?

    Tolga Özbey: Tüketici şarkısı ya da Sansür olabilir. Hep çalmaktan zevk aldığım iki şarkı oldular.

    Gökhan Tunçişler: Niye Böyle, Katilin Adı Yok uzun yıllardır çalmasak da İnsan Pazarı.

    Yeni bir albüm çalışması var mı veya bizleri bekleyen farklı sürprizler?

    Tolga Özbey:  Önümüzdeki Ekim ayında sürprizlerimiz olacak!

    Gökhan: Sürpriz.

    Çerezzine ekibi olarak sorularımızı yanıtladığınız için size çok teşekkür ediyoruz. Son olarak sevenlerinize neler söylemek istersiniz?

    Tolga Özbey: Biz teşekkür ederiz, sevgiler.

    Gökhan Tunçişler: Sevgiler.

     

  • İYİKİ DOĞDUN GENCER ÖZCAN

    İYİKİ DOĞDUN GENCER ÖZCAN

    Gencer Özcan Del Toro Grubunun Kurucusu , Yüreği, Abisi, Babası, Davulcusu, ve çok daha fazlası, Heavy Metal diye adlandırılan bu yüce tarzın ta kendisiydi,  Heavy Metal Müziğini o kadar benimsemişti ki, bu müziği canı gönülden yapar, Del Toro ile yapacağı çalışmaların onda yarattığı heyecanı hepimize geçirirdi. Müthiş bir insandı, yüreği çok güzel ve özeldi,  Sevgili Ceyda’nın eşi Lal’imizin biricik babasıydı, hiçbir zaman kimse üzülsün istemezdi, belki de en zor zamanlarında bile hastalığından bir gün olsun  kimseye şikayet etmez, o yine sevdiklerini düşünürdü. Bir Haziran sabahı bu güzel yürekli adam bedenen aramızdan ayrıldı, ama onun bizlere bıraktığı, sevgi, azim, inanç ve şarkılar hep yolumuza ışık oldu ve bizler hep biliyorduk ki o hep bizimle ve yanımızdaydı. Ve tekrar buradan birkez daha belirtiyorum. Sevgili Gencer Sen hep burada , Ailenle, Sevdiklerinle ve hayatında büyük yer tutan müziğinle ve eşsiz ruhunla , aramızda olacaksın ve bugün 23 şubat , yani hem senin hem benim doğum günüm, biliyor musun ustad?, sen gittiğin günden beri benim bir doğum günüm yok, bugün sadece senin doğum günün, (Bu Bundan Sonrada Hep Böyle Olacak), ama şunu da söylemeden edemeyeceğim, seninle aynı gün doğmak, seni anlamış olabilmek ve seni sevmek, yaşamak ve yaşatabilmek ömrüm boyunca gurur verecektir ustad, İYİKİ DOĞDUN GENCER ÖZCAN, İYİKİ VARSIN, RUHUN EN GÜZEL YERLERDE VE BİR YANIN HEP BİZİMLE OLSUN, IŞIĞIN VE BİZE KATTIKLARIN RUHUMUZDAN EKSİK OLMASIN… SENİ ÇOK SEVİYORUZ USTADIM,  ÖLÜMÜN BİLE ARAMIZA GİREMEYECEĞİ KADAR BÜYÜK SANA OLAN SEVGİMİZ. İYİKİ DOĞDUN  BABA ADAM, İYİKİ DOĞDUN…..

  • Knell: “Asıl amacımız dinlediğimiz bu tarzları kendi süzgecimizden geçirerek ortaya bize ait olan bir şey çıkarmak”

    Knell: “Asıl amacımız dinlediğimiz bu tarzları kendi süzgecimizden geçirerek ortaya bize ait olan bir şey çıkarmak”

    Selam Knell, öncelikle biraz grubunuzdan, kuruluş hikayenizden , nerede kurulduğunuzdan ve grubun kimlerden oluştuğundan bizlere bahseder misiniz?

    Selam, Knell gitarlarda Kaan ve Onur, davulda Deniz , vokallerde Arda olmak üzere İzmir’de kuruldu. Knell en başlarda Onur ve Kaan’ın aklında olan ve doğru zamanı bekleyen bir projeydi. Kasım 2018 de ilk ciddi adımlar atıldı. Arda ve Deniz’in katilmasıyla kadro tamamlandı

    İlk Ep çalışmanız Jactura yı yayınladınız . Bizlere bu çalışmanızdan bahseder misiniz? Kayıt süreci nasıl geçti ve sonuçları nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Besteler kayıda girdiğimizde hazırlanmıştı. Enstruman ve vokal kayıtları, mix ve mastering ile beraber yaklaşık 2 ay gibi bir sürede bitti. Sonuçlar kayıda başlarken düşündüğümüz şekilde gerçekleşti. Nasıl sound istediğimizi biliyorduk ve ona yoğunlaştık. Açıkçası sound planımız EP de yakalamaya çalıştığımız atmosfer ve sözlerimizde de anlattığımız konu ile tutarlı oldu. Bu bizim için zaten yeterliydi.

    Jactura farklı bir çalışma ve ben ilk dinlediğm günden beri çok sevdim diyebilirim, genel olarak aldığınız yorumlar nasıl ve ne yönde?

    İlk gelen yorumlar ilk yayınladığımız Where I Suffer videosu ile gelmeye başladı. Yapılan tarzı belli kalıplara koyamadı dinleyenler. Bunu belirtirken de mevcut doom, death, deathcore gruplarının klişelerinden uzak olduğumuz ve hissedilen karanlık atmosferin etkisi olduğunu duyuyoruz. Bu bizim için tuhaf karşıladığımız birşey değil tabiki. Şarkıları yaparken müziğe olduğu kadar sözlere de aynı oranda önem verdik. Kafa patlattık.  Bunun dinleyenlere geçmesi hedeflerimiz içinde en önemlisiydi belki de. Çünkü anlatmak istediğimiz o kadar çok şey varki.

    Knell olarak müziğinizde çok farklı bir tarzda, Doom Metal , Hardcore ve Death Core birleşimi  gibi hislerdeyim ama doğrusunu sizden dinlemek isteriz. Doomcore diye tanımlıyorsunuz  müziğinizi, tam olarak nedir bu tarzın açılımı?

    Dediğin gibi müziğimizde bir çok tarzin etkisi var. Fakat asil amacımız dinlediğimiz bu tarzları kendi süzgecimizden geçirerek ortaya bize ait olan bir sey çikarmak. Belli bir isim,tarz altina girmek istemesek de, şu an icin doomcore demek daha net ve kolay.

    Türkiye’de Doom Metal yapan gruplar son yıllarda çok başarılı işlere imza atıyorlar. Sülfür Ensemble, Sis, Yaşru, Anlipnes, Karanlığın Sol Eli ve Acedia bu alanda bilinen ve sevilen gruplar, Siz ülkenin doom metal piyasasını nasıl buluyorsunuz ve takip ettiğiniz yerli gruplar kimler bu alanda?

    Açıkçası çok tarzlara takılmıyoruz. Bahsi geçen tüm gruplar başarılı ve saygıyı fazlasıyla hakkeden gruplar ve tarzları da Doom ana başlığı altında toplansalar da birbirinden çok farklı. Bu da ülkemizde bu türün ve genel olarak metal müziğin gelişmesi için gerekli ve desteklenmesi gereken bir durumu ortaya çıkartıyor.

     Knell şarkılarında nelerden beslenir ve neleri anlatır lyriclerinde?

    Knell olarak ”Jactura”Epmizdeki derdimiz insanın en büyük bencilliği ve ikiyüzlülüğünün kaynağı. Bu  insanı düşünmekten, sorgulamaktan ve ilerlemekten alıkoyan kader ve iman teslimiyeti. Bunu anlatırken  sözde Tanrı için oğlunu kurban etmekten çekinmeyecek kadar cennet saplantılı, sevgiden ve merhametten yoksun bir babadan yola çıkıyoruz bazen de inanç adına yapılmış her türlü iğrençliği ilahi bir sınav gibi göstermeye çalışarak çocuk istismarları deyince akla gelen ilk  gelen “ilahi ve üstün” insanlar. Daha fazla detay merak edenler sözlerimizi inceleyebilirler.

    Müziğinizde farklı türlerin birleşimi söz konusu ve doğal olarak bu türlerde sizi en çok  etkileyen isimleri çok merak ediyoruz?

    Müziğimizi etkileyen grupları tek tek belirtmek çok zor. Bugüne kadar dinlediğimiz her müziğin büyük veya küçük etkisi vardır. Samimi ve müzik dünyasına farklı birşey katan, yön veren herşey bizi de etkiliyor. Buna ek olarak sözlerimizi de bundan bağımsız olarak düşünmüyoruz. Okuduğumuz bir kitap, izlediğimiz bir film ya da duyduğumuz bir düşünce bize ilham verebiliyor.

    Knell bundan sonraki planları arasında öncelikle nelere ağırlık verecek, Klip, Konserler vs?

    Öncelikle bizi takip eden dinleyecilerimiz için yakın zamanda konser duyurularımız olacak. Bu arada Ep’mizdeki tüm şarkılar için video hazırlığında olduğumuzu da belirtelim. Önümüzdeki süreçte yeni şarkılar yapmaya da devam edeceğiz.

    – Biz aslında sizi yine hastası olduğumuz diğer grubunuz Until the Truth Comes’tan tanıyoruz. Ben en son listelerimde favori albümlerim arasına koymuştum ilk albümünüzü, Until the Truth Comes olarak yeni bir çalışma var mı yakında bizleri bekleyen , sizi yakalamışken onuda soralım?

    Şu an tam olarak Knell’e konsantre olmuş durumdayiz. Until the Truth Comes ile ilgili beste çalismalari biraz askida kaldi. Yaz aylarinda tekrar mevcut  ve yeni fikirlerle çalısmalara başlayacağiz.

    Ülkedeki Rock ve Metal piyasasını genel olarak nasıl buluyorsunuz? Malum birde az sayıda da olsa etkinlikler, konserler vs oluyor, festivallerde daha çok ana akım rock grupları yer alıyor vs, tüm bunlar hakkında görüşleriniz neler?

    Genel olarak metal müzik ile uğraşan tüm gruplara büyük saygı duyuyoruz. Bu müziği yıllarca vazgeçmeden yapmak hiçbir ticari kaygı gözetmeksizin zaman ve para harcamak gerçekten takdire şayan. Tabi bu 4-5 arkadaş grup kurup 2 konsere çıkıp sonra iş hayatına atılıp, “ abi ben artık DJ setlerini ve Ezhel dinliyorum” diyen elitist ve populist yavşaklar hariç.

    Ülkemizde metal müziği tüm metal grupları gibi iyi yerlere getirmek istiyoruz. Fakat ülkemiz insanının her konuda olduğu gibi müziğe karşı bulunduğu ön yargı ve populist yaklaşımlar  durumu zor hale getiriyor. Ama bu durum da bizim yaratım süreçlerimizdeki beslendiğimiz kaynakları artırıyor. Düzenlenen festivaller dünyaca ünlü metal gruplarının ülkemizde sahne almasını sağlıyor ve belli bir kısım da olsa insanların bu müziği sevdiğinin farkındayız.

    Çerezzine Knell ile bu söyleyişi yapmaktan çok mutlu ve size çok teşekkür eder, son olarak bu satırları okuyan dostlarımıza ve elbette sevenlerinize neler söylemek istersiniz?

    Taviz vermesinler, düşünmekten vazgeçmesinler.

  • Metal Müziğin köklerinde Sürrealizm Etkisi

    Metal Müziğin köklerinde Sürrealizm Etkisi

    Merhabalar sevgili Çerezzine okurları ! Geçen ay sizlere söz verdiğim gibi bu ay ilk makalem ile karşınızdayım. Bu ay sizlere Metal camiasının köklerinde yeralan Sürrealist bağlantıları anlatacağım.

    Az bilinse de Sürrealist sanatçılar her zaman Metal akımı ile iç içe olmuşlar ve Heavy Metal camiasının önde gelen müzisyenlerini açık bir şekilde desteklemişlerdir.

    Özellikle orijinal Sürrealizm akımının kurucu grubunda yeralan Salvador Dali, müzikle resim sanatının içiçe geçmesi gerektiğini savunur ve iki sanat dalının özde bir olduğunu savunurdu.  Bu fikri, onu Sürrealizm akımının kurucusu Andre Breton ile fikir ayrılığına düşürmüştü. 2011 yılında İstanbul’a geldiğinde Alejandro Jodorowsky’den bizzat öğrendiğim Breton’un resim sanatını diğer sanat dallarından üstün tutması, ve orjınal Sürrealizm grubunda Dali gibi diğer sanatçıların bu konuda Breton ile fikir ayrılığına düşmesi ve Salvador Dali’nin gruptan bu sebeple ayrılmış olmasıydı.

    Jodorowsky’ye göre Breton, bir müzisyen olan eşinin evde müzik çalışmasını ve müzik kariyerine devam etmesini istemiyordu. Bu sebeple eşinin kullandığı kuyruklu piyano’nun kapağını çivileyerek eşinin piyanosunu bir daha tekrar kullanmasını önlemeye çalışmıştır. Evinde bile bu düşüncelerini bu kadar ileriye götüren Breton’un bu tavırları Dali’nin gruptan kopmasına neden olmuştur.

    Esas konumuza geri dönersek, Salvador Dali, kendisi bir Rock müzik hayranıydı. Ve kendisinin ortayaş döneminde yeni yeni şekillenmeye başlayan Rock ve Heavy Metal akımlarının bir hayranıydı. Kamuoyu önünde en çok desteklediği Metal müzisyeni ise Alice Cooper’dı.  Dali, Cooper’ın birçok konserine sahne arkası ziyaretlerde bulunmuştur. Ve beraber konser öncesi basın önünde fotoğraflar çektirmiş, Cooper’a olan desteğini kamuoyunda defalarca tekrarlamıştır.

    Sürrealizm ile Metal müziğin birbirleriyle olan kesişmesi sadece Dali ile sınırlı değildir.

    Bir başka Sürrealist sanatçı, Alien filmlerinin tasarımcısı Oscar ödüllü İsviçreli Sürrealist sanatçı HR Giger, 2014 yılında vefat edene değin yıllarca Celtic Frost grubunun vokalist ve ritm gitaristi Tom Gabriel “Warrior” Fischer’ı desteklemiş, onu şahsi asistanı olarak atölyesine almış, ve Celtic Frost’un bir sürü ünlü albümüne kapak çalışmaları yapmıştır. Hellhammer dağıldıktan sonra onun devamı niteliğinde gruplar olan Celtic Frost ve günümüzde Triptykon gruplarına Giger yine kapak çalışmaları yapmıştır.

    Giger Fischer’a olan desteğini vefat edene kadar sürdürmüş, ve Fischer asistan olarak Giger’ın avrupadaki birçok sergisini organize etmiştir.

    Heavy Metal akımında Sürrealizm etkisi bunlarla sınırlı değildir. Bundan sonraki makalelerimde Giger’ın nasıl Korn grubunun video kliplerinde görülen orijinal tasarım mikrofonu tasarladığını, Derek Riggs’in nasıl Iron Maiden grubunun meşhur maskotu Eddie The Head’i ve ünlü Maiden kapak tasarımlarını yaptığını, Eliran Kantor’un nasıl Testament’in fantastik albüm kapaklarını tasarladığını da ele alacağız. Bir sonraki makalemde gelecek ay görüşmek üzere Metal ile kalın.

  • Geçmiş Zamanın Geçmeyen Albümleri…

    Geçmiş Zamanın Geçmeyen Albümleri…

    Belli süreleri olan internet paketlerinin satın alındığı ve internetin yeni yeni emeklemeye başladığı, müzik türlerini ve yeni çıkan albümleri takip etmenin çok kolay olmadığı zamanlardı 90 sonları 2000 başları. Hangi albüm yeni çıktı, yeni müzik tarzları olarak neler keşfedildi, bunları ya kısa süreleri olan televizyon programlarından ya da Blue Jean gibi dergilerden öğrenme imkanımızın olduğu dönemlerde yeni bir şeyler keşfetmek kendi adıma söylersem yanlış olmaz sanırım çok zordu.

    Kim albüm çıkartmış, yeni çıkan neler var diye öğrenmek için sayılı müzik marketler yerine korsan cd satan tezgahları takip etmek yeterli oluyordu. Full mp3 buluyorsan eğer birde tadından yenmiyordu.

    Yabancı müzik kanallarından, televizyonda yayınlanan kliplerden ve arkadaşların aracı olmasıyla müzik dinleme kategorilerimin değişme zamanı yavaş yavaş geliyordu. Cengizlerin, Orhanların arabesk ve fantezi müziğin yaygın olduğu dönemlerde farklı şeyler keşfetmek uzayda yeni bir şeyler keşfedilmiş gibi heyecan verici oluyordu.

    “İki Yol” ve “Yalan” dostum aşk diye birşey yok ile devam eden keşfetme isteği yaklaşık 20 yıllık bir süreci kapsamakta ve ilk günkü heyecanı ile farklı müzik türleri keşfetme ve dinleme halen devam etmekte benim için.

    O dönemlerden şimdiki zamana gelene kadar ki süreçte hala dinlemekten zevk aldığım ve dinlerken eşlik ettiğim albümleri sizlerle paylaşmak isterim.

    Mavi Sakal / Kan Kokusu ( 1998 )

    Mavi kapaklı “İki Yol” kasetinden siyah kapaklı “Kan Kokusu” kasetine geçiş sürecinde televizyonlarda nadirde olsa dönen “İki Yol” ve “Ne Kadar” yerine “Başladım Yürümeye”,”Aşk Öldü” ve “İstanbul” parçaları ile sömürüyordum kaseti.

    Üvertür
    Balta
    Ne Kadar
    İki Yol
    İstanbul
    Ben Kimleyim
    Gönlümde
    Başladım Yürümeye
    Aşk Öldü
    Kan Kokusu

    Kurban / Kurban ( 1999 )

    Klibinde oradan oraya hoplayıp zıplayan yalan dostum aşk diye birşey yok diyen, ilk etapta yine çıkmış saçma sapan birileri dedikten sonra bir şekilde grubun kaseti elime geçince klip parçası dışındaki bütün parçaları bir anda favorilerim oldu. Bu albüm için gerçekten teşekkür ederim gruba.

    Intro
    Gelme
    Ben Değilim
    Yalan
    İstersin
    Yalaka
    Sorma
    Kurban
    Yemen Türküsü
    Dur Gitme
    Son Söz
    Bu Ses Biter Mi
    Wonderful Tonight
    Outro

    Manau / Panique Celtique ( 1998 )

    Yanlış hatırlamıyorsam Fransız müzik kanalı MCM’de denk geldiğim ve alakasız bir şekilde benimsediğim hip hop grubu. Çok iyi ama ya, dinlemeyenlere tavsiye ederim.

    Intro
    La Tribu De Dana
    L’avenir Est Un Long Passe
    Panique Celtique
    Le Chant Des Druides
    Faut Pas Tiser En Bretagne
    Le Chien Du Forgeron
    La Confession
    Un Mauvais Diev
    Mas Qui Est La Belette?
    Je Parle

    Radical Noise / Make A Wish ( 1998 )

    Kaseti elime geçtiğinde grup mu, nasıl bir şey bu acaba deyip dinlemeye başladıktan sonra “nasıl birşey bu abi” moduna geçmemi sağlayan taş gibi bir albüm.

    Burn A Fire
    Chaos Flows
    Just A Little Bit More To Survive
    Actor Acts Well
    Make A Wish
    Only Silence Remains
    Hear My Heartbeat
    Governmentality
    Joy
    Revolt
    Heaven Somewhere Else
    September Notes
    Back Out

     

    Orphaned Land / El Norra Alila ( 1996 ) – Sahara ( 1994 )

    El Norra Alila ile tanıyıp Sahara geçiş dönemi ile devam eden halada dinlemeye devam ettiğim “All Is One”ı koluma işlettiğim adamlar, sizlere ne desem az…

    El Norra Alila
    Find your Self, Discover God
    Like Fire To Water
    The Truth Within
    The Path Ahead
    Takasim
    Thee By The Father I Pray
    Flawless Belief
    Joy
    Whisper My Name When You Dream
    Shir Hama’alot
    El Meod Na’ala
    Of Temptation Born
    The Evil Urge
    Shir Hashirim

    Sahara
    The Sahara’s Storm
    Blessed Be Thy Hate
    Omaments Of Gold
    Aldair Al Mukadise
    Seasons Unite
    The Beloved’s Cry
    My Requiem
    Orphaned Land, The Storm Still Rages Inside

    Therion / Vovin ( 1998 )

    Grubun ilk dinlediğim albümü olan Vovin’i diğer albümleri yerine hala dinlerim, ilk göz ağrısı böyle birşey demek 🙂

    The Rise Of Sodom And Gomorrah
    Birth Of Venus Illegitima
    Wine Of Aluqah
    Clavicula Nox
    The Wild Hunt
    Eye Of Shiva
    Black Sun
    Draconian Trilogy
    The Opening
    Morning Star
    Black Diamonds
    Raven Of Dispersion

    Genç Osman Yavaş / Gökyüzü Masmavi ( 2012 )

    Her dinlediğimde keyif aldığım, dinlerken parçalara eşlik ettiğim ve mutlaka ne zaman dinlersem dinleyeyim albüm bittikten sonra bir kere daha baştan dinlemeye başladığım ve parçaları dinlerken beni başka yerlere alıp götüren keyif ve hüzünü bir arada veren ender albümlerden birisi “Gökyüzü Masmavi”, dinlemeye devam…

    Hepsi Aynı
    Bu Şehirden
    Seninle Kalıyorum
    Affet Gitsin
    Dilek Tutmak
    Dönüyor Dünya
    Kayıp Yıldız
    Gökyüzü Masmavi
    Bıktım Senden
    Uzun Zaman Oldu
    Sor
    Daha Küçüksün
    Yalnızlık Arkadaşım

  • Eskişehirli Crust Punk Grubu Glabrezu  ile Graynd Party 3 öncesi Özel Bir Röportaj

    Eskişehirli Crust Punk Grubu Glabrezu ile Graynd Party 3 öncesi Özel Bir Röportaj

     

    Selam Dağhan, bize Glabrezu’yu tanıtır mısın kısaca… (grup elemanları, kuruluş yılı ve yeri, tarz)

    Selam, Glabrezu crust punk,hardcore punk ve grindcore gibi türlerin birleşiminden oluşur.Grup logosunda kullanılan Glabrezu yaratığı Dungens & Dragons, Forgotten Realms gibi fantastik serilerde geçen bir iblis türüdür. Grubun felsefesi; toplumun kültlerini yıkmak, agresif tavrıyla gerçek punk kültürünü yansıtabilmektir. Grup 2011 yılında Eskişehir’de kuruldu. 2014 yılına kadar birkaç eleman değişikliğinden sonra şuanki kemik kadrosunu kurdu.Turancan (Davul), Emir (Elektro gitar) , Eren (Bas Gitar), Dağhan (Vokal)

     İlk yıllarda etkilendiğiniz gruplar hangileriydi?

    Etkilendiğimiz grupların sayısı oldukça fazla olsa da ilk yıllarda etkilendiğimiz gruplar Discharge, Exploited, Anti-Cimex, Crucifix gibi gruplardı.

     Vazgeçilmez dediğin gruplar var mı bunların arasında?

    Çok fazla… Özellikle gruptaki her eleman için Discharge ın yeri başka…

    Mevzu HC punk grindcore olunca belli bir tavırda olur, genel kanı ve beklenti bu, sizdeki vaziyet nedir?

    Biz zaten olayın tavır tarafındayız. Çünkü her şeyden önce PUNK bir müzik tarzı olmak yanında bir tavırdır.Biz bu ideolojiyi küçük yaştan beri en doğru ve çiğ şekilde yaşayan elemanlarız 😉

    Şu ana kadar basmış olduğunuz fiziki bir ürününüz var mı?

    2013 yılında kaydetmiş olduğumuz hücüm kayıtların 2014 yılında basılmış Realities And Hiddens adında bir albümümüz bulunmaktadır.

    2018 de çıkarmayı planladığınız ama çıkmayan albümünüz ne durumda. Neden gecikti?

    Bir süre boyunca grupça bir araya gelebilmek zordu.Çoğumuz farklı şehirlerde yaşıyor ve farklı işlerle uğraşıyorduk. Tüm şarkılarımız hazır, konserlerde bunları çalıyoruz ve en yakın zamanda kayda gireceğiz.

    Parçalar ilgili tüyo isteyelim? Kaç parça olacak, hangi tarz ağırlıkta?

    8 adet yeni parçamız bulunmakta ve tarz olarak aynı yoldan ilerlesek de müziğimiz bu sefer biraz daha hızlı ve daha agresif.

    Eskişehir de Black Omen, Thorncraft ve Glabrezu haricinde hangi gruplar aktif? Ben sadece bunları biliyorum..

    Eskişehir’de Tarzımıza yakın olan çok az grup bulunmakta. Fakat punk yapan ve davulcumuzun da eşlik ettiği  arkadaşlarımız Drunk High Jinks, Ballycore gibi gruplar bulunmakta.Ayrıca, Kız arkadaşım aynı zamanda grup menejerimizin yakın zamanda kuracağı raw punk, crust punk ve anarcho punk içerikli grup  da bunlar arasına yakın zamanda girecektir.

    Eskişehir yeraltı ortamı eskisi kadar canlı değil. Ama son dönemde nasıl açıkçası benim de bilgim yok, biraz bundan konuşalım.

    Türkiye’de genel olarak ideolojimizin sömürülmesi gibi bir durum var.İnsanlar punk’ın gerçek anlamını bilmiyorlar.Biz bu kültürü küçüklükten beri yaşayan ve günlük hayatında bu ideoloji için savaşmayı seçmiş çok az insandan biriyiz. Medyanın da etkisiyle ideolojimizi sömürmeye çalışan çok fazla insan var. Fakat bu insan grubu görsellik ve sosyal medyadan oluşuyor.Yani ideolojik temelli veya bu kültüre dayalı herhangi bir altyapıları yok.Hatta çoğu sadece estetikten ibaret.Bu konudan bahsedilecek çok şey var.Hepimizin kızgın olduğu durumlardan biri de bu

    16 Mart 2019 da İzmir (Upstage) de “Graynd Party 3” de sahne alacaksınız, Konsere gelenleri ne gibi vaziyetler bekliyor.

    Delirmeye, Agresyona ve otoritenin her yapısına saldırmaya hazır olsunlar.Bizim konserlerimiz ’Cumartesi Eğlencesi’ arayanlar için değildir belirteyim.

    Röp.için teşekkürler. Son olarak Çerezzine okurlarına ne demek istersin?

    Punk Kalın, Ruhunuzu Satmayın,Kapitalizmin Kölesi Olmayın,Topluma Yenilmeyin ve Anarşizmi benimseyin.

     

    Mehmet Ali Bakunin

  • Takas Pazarından Dr.Skull Konseri için Özel Bir Dergi

    Takas Pazarından Dr.Skull Konseri için Özel Bir Dergi

    Türkiyede Rock ve Heavy Metal denildimi akıllara gelen ve çıkardıkları muhteşem yayının  yanısıra birçok önemli organizasyona da imza atan , Takas Pazarı ekibi Dr. Razor + Dr.Skull konserine özel mini bir dergi yayınladı.

    Bu özel mini dergiye dair şu açıklamayı yaptılar,

    Dostlar merhaba;
    Dr.Skull albümleri lansman gecesi ve Dr. Razor + Dr.Skull konserine sayılı günler kala bir açıklamamız olacak.
    Konser akşamı için sadece Dr.Skull içerikli mini bir dergi hazırladık. 
    Takas Pazarı Mecmuası 8,5 Dr.Skull
    Bu sayımızda müthiş bir Dr.Skull roportajı olacak. Ayrıca çeşiti görseller ve yazılar olacak. 
    Selman Çağlayan tarafından yapılan kapak tasarımında gruba imzalatmanız için bir alan var.
    İçinde ise, akşam çekindiğiniz fotoğrafların çıktısını alıp yapıştırabileceğiniz böylece içeriği size özel bir dergi olmasını sağlayacak 2 boş sayfa var. Kaç tane basıcaz bilmiyorum ama 30-50 arası olacak. Hammer Standına erkenden yanaşın bence.
    Konser akşamı görüşürüz.

    TAKAS PAZARI’nı takip etmek için,

    https://www.facebook.com/arsivtakas/?tn-str=k*F

  • Old Sorcery Interview (English/Türkçe)

    Old Sorcery Interview (English/Türkçe)

    Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Günümüzde albüm tanıtımları için sosyal medya büyük rol oynuyor ancak sizin en popüler platform olan Facebook sayfanız yok. Neden sosyal medyada olmadığınızı sorabilir miyim?

    Birçok müzikal projem var ve bunlar sosyal medyada kendilerini tanıtıyorlar. Ayrıca Old Sorcery’i forumlarda tanıtmayı tercih ediyorum. Bence alt tür takipçileri böyle keşfetme olaylarını seviyor. Türün kendisi eski şanlı zamanlardan, kaset takaslarından ve gerçek yeraltı hareketinden etkileniyor.

     

    Çıkış albümünüz pazara bir parlak ay gibi girdi. Sosyal medyada takip ettiğim kadarıyla Dungeun Synth hayranları “Realms of Magickal Sorrow” albümüyle çok ilgilendiler. Hayranlarınızın reaksiyonlarından bahseder misiniz?

    Evet, reaksiyonlardan ötürü şaşkına döndüm. Aslında ilk planım kasede kendim kayıt yapmaktı. Arkadaşlarıma falan 5 tane çekerim diye düşündüm. Ama dijital albümün çıkmasından sonra dünyadaki herkesin albümümü kaset olarak istediğini fark ettim! Bu beni hayrete düşürüyor. Old Sorcery kendim için yaptığım müzik ama bir sürü insanın bundan keyif almasından çok mutluyum.

    Albüm kapağının kendisi de sihirli gibi. Çizeri kim ve oluşum aşaması nasıl gerçekleşti? Sanatçıya fikri siz mi verdiniz yoksa sanatçı müziğinizi dinleyip kendi fikrine göre mi oluşturdu?

    Aslında albüm kapağı bilinmeyen bir sanatçıya ait olan bir yağlı boya tablosu. O yüzden bu konu üzerine fazla konuşamıyorum… Ancak “Haxan Dreams” ile çıkardığımız ortak albüm olan “Dreams of the Old Kingrom”‘ın kapak resmi Haxan Dreams grubundan Abhot’h Xelpuanic tarafından yapıldı.

    Albümünüzün hem CD hem kaset versiyonları mevcut. Ama kaset versiyonu çok sınırlı sayıda çıktı ve hızlıca tükendi. Kaset versiyonu için tekrardan basım planlarınız var mı?

    Kaset versiyonu Garavluth Records tarafından 100 adetle sınırlıydı. Belki gelecekte tekrar basım yaparız ama şu an bilmiyorum.

    Nedense dungeon synth hayranları kaset versiyonlarını CD versiyonlarına tercih ediyorlar. Bunun nedeni ne olabilir?

    Benim kendi nedenim ses kalitesi. Kulağa ESKİ, yıpranmış ve organik geliyor!

    Müziğinizi oluşturan zindanı bize anlatabilir misiniz?

    Bunu yazarken Michael Holm imzalı “Mark of the Devil” albümünü dinliyorum. Bu “zindan”ı tanımlamak Old Sorcery ile birlikte yaratmak istediğim gizemi alıp götürebilir.

    Ayrıca 8bit bilgisayar synthi ile ilgili misiniz? Eğer ilgiliyseniz favori sanatçılarınız ya da 8bit bilgisayar ile yazılmış şarkılarınız var mı?

    İlgili olduğumu söyleyemem. Ama 70 ve 80lerdeki eski synth müziklerini sevdiğimi söyleyebilirim.

    Başarılı bir çıkış albümünden sonra, hayranlarınız sizden daha çok müzik yapmanızı isteyeceklerdir. Yeni şarkılar yayınlayacak mısınız? Eğer yayınlayacaksanız başarılı yeni bir seviyeye geçmek için planlarınız neler?

    Yakın zamanda Haxan Dreams ile ortak bir kaset yayınladık ki bu kısa sürede tükendi. Yakında tekrar basımını yapacağız. Başarı çok umurumda değil açıkçası ama sanırım yıl sonunda görkemli dağlara, sonsuz ormanlara ve kalelere iyice dalmaya hazırım yani elbet yeni bir albüm gelecek. Kendimi ne zaman hazır hissedersem. Ancak şu an diğer projelerimle oldukça meşgulum.

    Eğer çıkış albümünüzün kapağındaki kale gerçek olsaydı, burası yaşamak istediğiniz yer mi olurdu? Oranın gerçek olduğunu ve orada yaşadığınızı hayal edin. Zamanınızın çoğunu nasıl geçirirdiniz?

    Koridorlarda ve kaleyi saran ormanlarda uzun yürüyüşlere çıkardım. Hizmetçilerden şarap ister ve duvarların Karanlık Çağlardan gelen hüzünlü hikayelerini dinlerdim.

    Sorularımız bu kadar. Teşekkür ederiz.

    Ben teşekkür ederim.

    Interview  English Version

    SW: Thank you for accepting our interview. As you know social media has a massive affect on promoting albums but you don’t have a facebook page which is most popular platform these days. May I ask why you are not in social media? 

    OS: I have plenty of musical projects, all of which promote themselves on social media. However, I don’t feel the need to promote any more Old Sorcery there than I do on the Dungeon Synth -forum, I think that the followers of a sub-genre like this want to have that kind of discovering feeling, you know? The whole genre kinda draws it’s influences from the past glorious times, the tape-trading scene and the real underground movement.

    SW: Debut album hit the scene just like a bright moon in the sky. As I followed on social media, dungeon synth fans paid so much attention to the album “Realms of Magickal Sorrow”. Please tell me about the reactions of the fans. 

    OS: Yeah, I was overwhelmed by the reaction. My first plans were to dub the cassette myself, like 5 copies to my friends or so. Turned out, after the digital release, that people all over the world wanted my album on cassette! This amazes me. Old Sorcery is music made for myself exclusively, and I am very glad that so many people enjoy it as well.

    SW: The album cover is magickal itself. Who is the artist and please tell us about the creation process. Do you give the idea to artist or artist listens to music and creates his/her own ideas? 

    OS: Actually, it is an old oil painting by an unknown artist. Can’t shed anymore light on the matter… As far as my new release goes, the split with a fellow dungeon synth artist “Haxan Dreams” titled “Dreams of the Old Kingdom”, the cover is made by   Abhot’h Xelpunanic from Haxan Dreams.

    SW: I see that the album has CD and Cassette versions both. However the cassette version was very limited and it has come to sold out situation fastly. Do you have plans to make a re-issue for the cassette version? 

    OS: The tape version was limited to 100 on Garavluth Records. Maybe on the future, we will see a re-issue. Don’t know yet.

    SW: Somehow the dungeon synth fans prefer cassette versions of the albums rather than the CD versions. What should be the reason for that? 

    OS: Well, my own reason for that is the sound. It sounds OLD, worn, organic!

    SW: Please tell us about your dungeon the place that you are creating your music art. 

    OS: As I am writing this, I am listening to the “Mark of the Devil” -soundtrack LP by Michael Holm. To describe this “dungeon” would take away some of the mystery that I want to create with Old Sorcery.

    SW: Are you also interested in 8bit computer synth? If yes than do you have favorite musicians or songs written by a 8bit computer? 

    OS: Can’t say that I am. I love old synth soundtracks though, from the 70’s and 80’s.

    SW: So after a succesfull debut album, fans will accept more of your music. Are you having plans for a new release and if yes what are your plans to move the success to a new level? 

    OS: I recently released a split album with Haxan Dreams, a very limited tape release that is sold out. We will repress it soon. I don’t care about the success really, but I think I am ready to delve deeper into the majestic mountains, endless forests and castles at the end of this year so, a new album will definitely emerge in some point, whenever I feel ready. Right now, I am extremely busy with my other projects.

    SW: If the castle on the debut album cover was real will that be a place that you want to live? Imagine that it is real and you are living there. How would you spend most of your time? 

    OS: I would take long walks in the corridors and the forests surrounding the castle, order more wine from the servants and listen the walls whisper sad stories from the Dark Ages. That would be the time of Old Sorcery, of Old Ways.

    SW: These are our questions. It will be our pleasure to hear if you have anything to add.

    OS: Thanks!

    https://oldsorcery.bandcamp.com
    https://www.facebook.com/OldSorcery/ 

  • Barış Efendioğlu: “‘Tutunamayanlar’ romanındaki Selim’in oyunsuz çekip gidişini içime sindiremediğim için yazdığım bir romandı bu. Tüm hayatını oyunlarla yaşayan birinin son bir oyunu olmalıydı son sözü yerine geçecek, ben de o oyunu yazmaya çalıştım.”

    Barış Efendioğlu: “‘Tutunamayanlar’ romanındaki Selim’in oyunsuz çekip gidişini içime sindiremediğim için yazdığım bir romandı bu. Tüm hayatını oyunlarla yaşayan birinin son bir oyunu olmalıydı son sözü yerine geçecek, ben de o oyunu yazmaya çalıştım.”

    1-Öncelikle okurlarımız için kendinizden bahsedebilir misiniz?

    Merhaba. Uzun bir hayatı özetlemek zor ama deneyeyim. X ile Y kuşağı arasında sıkışmış 79 doğumlu bir Ankaralıyım. Hafta içleri Bursa’da mühendislik, hafta sonları İstanbul’da yazarlık yapıyor, buna ek olarak yıllardır basgitar çalıyorum. Plak koleksiyonculuğu ve müzik ile oldukça haşır neşir olduğumdan romanlar dışında müzik dergilerinde de yazılar yazıyorum.

    2-Hayatınızda yazmaya başlamanız yani dönüm noktanız ne zaman oldu?

    İşim nedeniyle İtalya’da oldukça uzun süre tek başıma bir otel odasında yaşamam gerekti, bu dönemde, oldukça efkârlandığım bir akşam, ilk öykümü yazdım ve sosyal medya aracılığı ile yayınladım. Ertesi sabah uyandığımda, bilgisayarım gelen mesajlarla dolmuştu. Herkes öykünün öncesini ve sonrasını soruyordu. Vaktim çoktu, konuşabileceğim biri yoktu, birikmişliğim fazlaydı, ben de o öykünün başını ve sonunu yazarak, ilk kitabım olan “Neden Evlenmedim”i oluşturdum. Dönüm noktam yazmaya başladığım akşam mıydı, yoksa ilk öykümde anlattığım akşam mıydı, bunu hala düşünürüm.

    3-Daha önce yayınlanmış olan “Neden Evlenmedim” ve “Gelmeyen Pazartesi” kitaplarınızdan ne farkı var “Tutuşamayanlar”ın?

    İlk iki kitabım, kurgu içerse de genel olarak otobiyografik izler taşıyor ve bunu “Eksper” isimli bir karakter üzerinden yapıyordu. “Tutuşamayanlar” ise benim tamamen kurgu olan ilk romanım. Bir de ilk iki kitapta mizah daha fazla ön planda, “Tutuşamayanlar” konusu itibarı ile daha depresif bir kitap diyebiliriz.

    4-Halen yazarlığınızın yanı sıra bir müzisyen olarak müzikle de iç içe olduğunuzu biliyoruz, “Tutuşamayanlar” ı yazarken bu durum ne kadar etkili oldu?

    Kitabın genel kurgusu zaten bir 45’lik etrafında dönüyor ki kapak görselinin temeli de bu. Tabii bunun yanında, bir plak koleksiyoncusu başrolde olduğundan, yer yer şarkı ve sanatçı isimleri geçiyor kitap boyunca. Ufak tefek sadece koleksiyoncuların anlayabileceği terimler de yerleştirdim araya. Bunun yanında, ben müziksiz bir an bile geçiremeyen biriyim, sürekli kulaklığı takılı olan, uyurken bile evinde müzik çalan biri olarak, yazdığım hikâyelerin onlara uygun bir arka plan müziğinin ahengine sahip olmasına önem veriyorum. Siz de mutlaka yaşamışsınızdır, sokakta yürürken kulaklığınız takılıysa, etrafı algılamanız değişir, birden herkes dinlediğiniz müziğin video klibinde oynuyor gibi olur. İşte o hissi ve dünyayı kendimi dışına atarak arka planda sürekli “soundtrack” çalan bir film gibi izlemeyi seviyorum.

    5-

    5-Tutuşamayanlar, Timur karakterinin Bunalımlar’ın Bunalım plağını arayışı üzerine kurulu bir roman. Sizin için de böylesi vazgeçilmezleriniz var mı? Ve Bunalımlar ya da Ayet Aydın Çakuş sizin için neyi ifade ediyor?

    “Bunalım” plağını bulabilsem vazgeçilmezim olacak ama halen katamadım koleksiyona, şu anda nadir olmasa da manevi değer olarak vazgeçilmezim “Neşet Ertaş”ın “Zahidem” 45’liğidir. En az haftada bir kere dinlemezsem kendimi eksik hissederim. “Bunalımlar”a gelince, benim için ifade ettiği şey, en sevdiğim dönem ve tür olan 60 ve 70’lerde ülkemizde yapılan Rock ve Anadolu Rock türünün en ham, en damıtılmış hali olması. Plaklara ve müziğe dair sevdiğim her şeyi içeriyor, iyi basgitaristler, saykodelik gitar ve klavye melodileri, dönemine çok aykırı şarkı sözleri.

    6-Romanda, gittikçe bir oyun içerisinde buluyoruz kendimizi ve oyun öykülerle, roman içinde öykülerle zenginleşiyor. Kitabınızı yazarken bu bilinçli bir tercih miydi yoksa karakterlerin, öykülerin ortaya çıkışı spontane mi gelişti?

    Bilinçli olarak, en başından beri kurguladığım bir şeydi bu. Tutuşamayanlar’ın her birinin bir öyküsü olmalıydı ve tüm bu öyküler başka bir kaybedişi anlatmalıydı. Zaten kitap içinde kitap oyununu oluşturan kurguyu da sadece bu şekilde başarabilirdim. Zor bir kurguyu basit ve akıcı bir şekilde aktarmaya çalıştım, bunu da eksiltme yapmadan yani kafamdaki hiçbir detaydan ödün vermeden başarmak en büyük amacımdı.

    7-Tahir karakteri kibrit çöpleri bittikçe hayatının sonuna doğru yaklaşıyor romanda. Aslında bir oyunu sürdürüyor, sizce bizler de yaşamlarımızda bir oyun içerisinde miyiz?

    Binlerce oyunun içindeyiz hem de… Zaten hayatın kendisi de kurallarını bizim koymadığımız bir oyun. Bizler ise; iyiliğimizden, kötülüğümüzden, çıkarlarımızdan, arzularımızdan ya da sadece canımız sıkıldığından yeni oyunlar yaratıyoruz. Bazen bir oyunun figüranı, bazen başrolü bazense kuralları koyanı oluyoruz.

    8-Tutuşamayanlar’da Timur karakteri oldukça depresif, insanlardan vurgun yemiş ve insanlara uzak bir karakter. Bu karakteri ve diğer yan karakterleri yaratırken nelerden etkilendiniz, esinlendiniz?

    Farkındalığı yüksek herkesten esinlendim ki kitabı da “Farkındalıklarıyla çirkinleşenlere” adamamın nedeni buydu. İnsanoğlu olarak öyle bir sosyallik seviyesine ulaştık ki kurduğumuz ilişkiler; ikiyüzlülük, yalanlar, egolar ve bunlardan beslenen yapay tavırlardan ibaret olmaya başladı. Belki mağarada yaşadığımız zamanlarda da böyleydik ama o zaman bu kadar dip dibe değildik, yüzlerce kişiyle muhatap olup, bu tavırlara maruz kalmıyorduk her an. “Tutuşamayanlar” etrafındaki tüm bu yapaylıkların “farkında” olup; uzaklaşmış, dertlenen, yalnız ve uyumsuz insanlardan esinlenerek yazıldı ve onlara adandı.

    9-Kitabınız çizimlerle zenginleştirilmiş ve sonunda insanı derinden etkileyen öykülerle kurulu. Öykülerden ve sıkça diyaloglardan oluşan bir roman, bu yönüyle de oldukça farklı. Şu ana kadar bu farkla ve Tutuşamayanlar’la ilgili aldığınız tepkiler nasıl?

    Tepkiler beni oldukça mutlu etti. En çok sevindiklerim; kitabın çok akıcı olduğu, bir gecede bittiği ve insanların okurken kendilerinden çok şey buldukları yönünde olanlardı. Diyalogların bahsedilen bu akıcılığa katkısı olduğunu sıkça duydum. Diyalog yazmayı çok seviyorum fakat içses kadar değil. “Tutuşamayanlar”da da içses aslında diyaloglardan daha fazladır. Kişinin kendi içinde yaşadığı çelişkileri, itirafları, hüzünleri uzun uzun yazıp, bulunulan yerin tasvirini ise ekspresyonist ressamlar gibi, odak noktası olan karakterin duygu durumuna göre vermeyi çok ama çok seviyorum. Bu nedenle, kurgusunu yavaş yavaş kafamda oturtmaya başladığım dördüncü romanımda da benzer şekilde bir anlatım olacak.

    10-Tutuşamayanlar için oyun içinde oyun olan bir roman diyebilir miyiz?

    Amacım buydu, zira “Tutunamayanlar” romanındaki Selim’in oyunsuz çekip gidişini içime sindiremediğim için yazdığım bir romandı bu. Tüm hayatını oyunlarla yaşayan birinin son bir oyunu olmalıydı son sözü yerine geçecek, ben de o oyunu yazmaya çalıştım.

    11-Son olarak sizin eklemek, söylemek istedikleriniz nelerdir?

    Son sözleri telaş içerinde edildiğinden sevmem pek, sürç-i lisan ettiysek affola diyeyim okurlarımıza sadece.

    12-Değerli vaktinizi ayırdığınız için Çerezzine adına çok teşekkür ederiz.

    Bana yer ayırdığınız için ben de teşekkür ederim.

  • Jasmor’un  Favori 2018  Albümleri

    Jasmor’un Favori 2018 Albümleri

    Merhaba dostlar ,

    2018 yine birçok sıkıntının , saçmalığın yaşandığı bir yıl olsa da , her zamanki gibi sığındığımız en büyük limanımız kitaplarımız ve müzik oldu. Bu yıl hemen hemen  her tarz dahilinde çok iyi albümler çıktı ve ben en çok Heavy Metal ve türevlerini dinlesem de yerli Rock piyasamızı (hatta daha da farklı tarzlardan albümler) da es geçecek değilim. Aslında bu yıl birçok albüm dinledim ve bunları karışık bir şekilde , yerli,yabancı,tarz falan gibi ayırımlara gitmeden sizlerle paylaşmak istedim. O Yüzden baştan anlaşalım bu yazı genel hatları ile, özgür , bağımsız ve hiçbir türe bağımlı kalmadan oluşturulan bir liste  ve tamamen benim favori albümlerinden oluşmakta, hazırsanız o halde başlayalım….

    MARDUK- VICTORIA

    İsveç’in Efsane Black Metal Grubu bu yıl beni ve birçok hayranını yine şaşırtmadı ve dehşet bir albüm olan  Victoria ile aklımızı aldı. Albüm öyle bir albüm ki, ne yazsam nasıl anlatsam az kalır. Hem grubu hem de Black Metal sevenler ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklar. Açık ara benim için 2018’in zirvesi bu albümdür.

    Deicide – Overtures of Blasphemy

    Evet Benim için bu yıl en değerli albümlerden birine en büyük Death Metal gruplarından Deicide imza attı. Bu adamların sert, tavizsiz ve tokat gibi müziğini seviyorum, O Yüzden  Overtures of Blasphemy yıl boyu dinlemekten büyük zevk aldığım bir çalışma oldu.

    Soulfly – Ritual

    Max Cavalera Sepultura Döneminden beri hayran olduğum ve beni hatırı sayılır derecede etkilemiş bir müzisyen, Sepultura’dan ayrıldıktan sonra kurduğu Soulfly ile beni birkaç albüm dışında çok etkilemese de ondan hiç vazgeçmedim ve Baba ekibiyle tam da ondan hayal ettiğim ölçüde bir albüm yaptı bu yıl. Ritual adını taşıyan bu deli manyak albüme bayıldım hatta hastası oldum, İşte budur Max Baba , 2018 ‘de beni sarsan albümlerin en başında yer aldı Ritual

    Sarinvomit – Malignant Thermonuclear Supremacy

    Sarinvomit  Kadıköy’den tüm dünyaya zehrini sarmayı başarmış olan albümleri Malignant Thermonuclear Supremacy ile bu yıl beni Marduk ile birlikte en çok etkileyen bir diğer isim oldu. Black Metal’in kan donduran tüm elementlerini en vahşi şekilde kullanan grubun çok ama çok büyük fanıyım, hem de öyle böyle değil…

    Ihsahn – Amr

    Emperor ile hastası olduğumuz Black Metal dâhisi usta müzisyen Ihsahn solo kariyeri ile daha çok Progresif Metal sularında  işler yapsada usta müzisyenliğini her zaman koruyor ve karanlığın soundunuda kattığı son albümü  ‘Amr’ ile benim en çok dinlediğim 2018 favori albümlerimden oluyor.

    Dark Phantom – Nation Of Dogs

    Irak’lı can dostlarım Dark Phantom’un  Nation Of Dogs isimli ilk albümleri aslında 2016 yılında piyasaya çıktı, ama bu yıl tüm dünyaya yayıldı ve birçok ülkede sevilir oldu grup, bende bu yıl büyük bir zevkle uzun süredir  sürekli dinliyorum bu albümü, Death ve Thrash Metal’in ruhsal olarak yer yer etnik folk kavramlarla buluştuğu bu isyan dolu albüm benim için 2018 deyince hep aklımda kalacak ve başucu albümlerimden olmaya devam edecek.

    Furtherial – Through Struggle Part Two

    İstanbul’un en sevilen Metal gruplarından Furtherial bu yıl öyle bir çalışma yaptı ki, dinlemeye doyamadım, daha çok Progresif, Thrash ve yer yer Death Metal etkilerinin olduğu Through Struggle Part Two  gerçekten çok etkili bir çalışma ve benim için yine yerleri çok özel grup..

    DİKEN-Hadeyan

    Diken bir albüm yapar da o yılın albümleri listesinde olmaması mümkün mü? Tabiki değil. Hadeyan baştan aşağı oldschool heavy metal’in zirve yaptığı gümbür gümbür taş gibi bir albüm, 2018 yılında benim için yine çok özel bir yerde durmuştur bu albümüyle efsane

    Goat Ripper – Vicious Structure of the Crucified

    Azerbaycan/Bakü çıkışlı bir  Slamming Brutal Death Metal grubu olan Goat Ripper, 7 sarkıdan oluşan ‘’ Vicious Structure of the Crucified’’ isimli ilk albümleriyle kesin ve net olarak 2018 yılının en iyi albümlerinden birine imza attılar. Tavizsiz soundları ve ezber bozan müzikal  vizyonu Goat Ripper 2019 yılında da fazlasıyla adından söz ettirecektir..

    Memoriam – The Silent Vigil

    2017 yılında en çok dinlediğim albüm olan ‘’ For the Fallen  ‘’ a imza atan muazzam Oldschool Death Metal timi Memoriam heyecanla beklediğim ikinci albümleri  The Silent Vigil’i 2018 yılında yayınladı ve yine benim için bir baş yapıta imza attı.  The Silent Vigil içimnde bulunan 9 şarkıyla elbette yine benim için favori albümlerinden oldu. Hastasıyım bu grubun öyle böyle değil..

    Tesseract – Sonder

    Tesseract Progresif Metal tarzında en sevdiğim gruplardan biridir bunu açık ve net söyleyebilirim. Etkili melodileri, vurucu besteleri ve eşsiz çalışmalarıyla her yıl üzerine katarak gittikleri çizgileri beni çok etkiliyor. ‘’Sonder’’ isimli albümleri gerçekten a kalitede bir çalışma , Ben kariyerleri boyunca en çok 2015 tarihli albümleri ‘’ Polaris’’ in hastası olsam da, bu albümde yıl boyunca beni en çok sarsan çalışmalardan oldu…

    Burial Invocation – Abiogenesis

    Ülkemizin  en sarsıcı Death Metal gruplarından olan Burial Invocation 5 şarkıdan oluşan Abiogenesis isimli albümleri ile yine bu yıl en çok  dinlediğim gruplarımız arasında yerini aldı. Burial Invocation gerçekten  yurtdışındaki türdaşları ile kafa kafaya gidecek kalitede muazzam bir grup, hala dinlemeyen varsa, mutlaka dinlesin derim.

    KESMEŞEKER- Kadıköy

    Kesmeşeker yani Kadıköy Sound yani Türk Rock Müziğinin efsane grubu, Evet Cenk Taner ve ekibi tamda onlara yakışır nitelikte bir baş yapıta imza attı tam da onları en iyi şekilde bizlere hissettiren Kadıköy isimli albümleriyle ve içindeki 10 kusursuz efsane şarkıyla,  İşte Kesmeşeker 2018 ‘de  Kadıköy isimli albümü ile yine yüreklerimizi en derinden sarsmayı başardı,.hele albümde bulunan baş yapıt Kadıköy’de Çok Güzel Solduk Biz isimli çalışmalarıyla..

    Ulan – Under Radar

    Progresif Rock tarzında yaptıkları ikinci albümleri olan Under Radar ile farklı ve etkili müzikal yapısıyla bu yılın en etkili ve ruh dolu baş yapıtına imza atan Ulan ,12 şarkıdan oluşan bu çalışmayla adeta uçlarda gezinen ve sizi bulunduğunuz yerden alıp melankoli dalgalarına bırakıyor.Yine ençok etkilendiğim albümlerin içindeydi bu albüm ve net olarak bir baş yapıttır Under Radar

    Sapık İnek-  Sarcastic Hedon  Generation

    Efsane Grindcore grubumuz ve Extreme Metal’in en taş gruplarından Sapık İnek önce bir diğer efsane Kuaför Cengiz ile muhteşem bir split plağında buluştu, daha sonrada ‘’ Sarcastic Hedon  Generation’’ isimli yeni albümünü yayınladı. Sapık İnek gibi benim ve benim gibilerin hastası olduğu bir grup, albüm yayınlarda listemizde olmaz mı?  O Zaman o liste zaten anlamını yitirir be, neyse  evet efsane grup Cani Cici Bebe ile boktan geçen yılıma büyük bir çılgınlık kattı ve yine boktan zamanlarımda sevgili Okyyan’ın bana ölürsen haber ver vs .gibi şeyler yazması iyi geldi be..Öff  hastasıyız işte, türün sevenleri beni anlıyorlardır eminim.

    Mehometh-To the Apostles

    İstanbul çıkışlı Black Metal grubu Mehometh 2018 yılını yoğun geçiren ve üretken olan isimlerden, To the Apostles grubun çıkardığı ilk albüm ve içinde 8 şarkı barındırmakta, ve her biri bu tarzın karanlık ve itici gücünü fazlasıyla taşımakta ve listemde  bu albümleri ile yer almayı fazlasıyla hak etmekteler. Bu başarılı albümün ardından yayınladığı ep çalışması Circle & Snakes te ayrı bir güzellik,..

    Gaye Su Akyol – İstikrarlı Hayal Hakikattir

    Daha önceki albümleri  ‘’ Develerle Yaşıyorum’’ ve Hologram İmparatorluğu benim çok beğendiğim albümler arasında yerini almıştı. Gaye Su Akyol müziğinde Saykodelik Rock ‘tan Anadolu Pop’a  ve Türk Sanat Müziğinden beslenen çok özel bir yol izliyor, bu da benim gibi birinin ilgisini fazlasıyla çekiyor. İstikrarlı Hayal Hakikattir isimli son albümü gerçekten yaptığı çalışmalar içinde en iyisi kanımca ve ben bu yıl yine farklı bir tarzda albüm dinlemek istediğimde sürekli bu albümü dinlerken buldum kendimi, kesin ve net olarak 2018 yılının en iyi albümlerinden biride İstikrarlı Hayal Hakikattir isimli baş yapıttı.

    Sabih Cangil- Bu Sefer Böyle Oldu

    Türk Rock Müziği’nin en önemli müzisyenleri’nin başında gelen usta isim Sabih Cangil 4. solo albümü olma özelliğini taşıyan ‘Bu Sefer Böyle Oldu+5 ile yine etkileyici bir çalışmaya imza attı. Albümde 11 şarkı yer alıyor ve 5’i daha önce yayınlanmış klas eserden oluşuyor. Klip şarkısı Olmuyor ki, zaten bu listede neden olduğunun en net göstergesi..

    BLOODBATH ”The Arrow of Satan Is Drawn”

    İsveçli muhteşem Death Metal grubu Bloodbath yıllardır heyecanla takip ettiğim bir grup, 2018 in sonlarına doğru öyle bir albüm yayınladılar ki, resmen sarsıldım dinlerken ,10 şarkıdan oluşan albüm gerçekten bu yılın en iyilerinden, ben se zaten hastasıyım bu albümün.

    UNDOER ”Survival Is A Myth”

    Ankara lı Black Metal grubu Undoer 2018 yılında öyle bir çalışma yaptı ki, benim gibi bu türün hastası olanlar için Survival Is A Myth vazgeçilmez bir çalışma oldu. 3 klas şarkıdan oluşan ep’ nin devamını heyecanla bekliyorum..

    IMMORTAL ”Northern Chaos Gods’’   

    Abbath ayrıldığında Immortal nasıl dvam edecek diye sorgulayanlardan biriydim, ama grup öyle bir albüm yaptı ki, resmen sesimi soluğumu kesip tekme tokat daldı bana, ”Northern Chaos Gods’’ Immortal’ın kariyeri boyunca yaptığı en iyi albümlerden biri olmuş, Sert , etkili ve donuk soundu vazgeçilmezlerimden ve 2018 in imzalarından..