Diabolical Raw ”Artık bir çok açıdan geçmişe göre daha donanımlıyız”

Merhaba Diabolical Raw, Yıllar sonra yeniden hoşgeldiniz, gayet köklü bir geçmişe sahip bir grupsunuz, bizlere kısaca kendinizden bahseder misiniz?

O.E: Öncelikle hoş bulduk 🙂 Diabolical Raw, hem ben hem de Ozan´in gruba dahil olmasından çok önce yanlış hatırlamıyorsam 1998´te Umut ve Ferit´in öncülüğünde Melodic Black Metal yapma amacıyla kurulmuş bir grup. O dönem İzmir´de konserlerin vazgeçilmez isimlerinden biri olsa da ortaya fiziki bir ürün yoktu. Ta ki biz gelene kadar 🙂 daha sonrasında günümüze kadar gelen süreç gelişti.

Şuan bu efsane grubu yeniden dirilten sizlerin gruba dahil oluş hikayeniz nasıl ve ne zamanlarda gerçekleşti?

O.E: Ben 2004´te İzmir dışında Üniversite son sınıftaydım, ara tatil için geldiğimde grubun provasına katılmıştım, o dönem grubun vokalisti yoktu. Prova saatinin sonuna doğru rica ettiler bir iki şarkı doğaçlama deneme yaptık, ardından ben okula geri döndüğümde grup arasında konuşup beni de kadroya dahil etme konusunda karar vermişler, bana da konuyu açtıklarında kabul ettim. Okul bitti o sene İzmir’e geri döndüm ve ardından Demo kaydına girdik.

O.T: Orta okul dönemlerimde İzmir de Dark Day konserleri oluyordu ve Diabolical favori gruplarım arasındaydı. En büyük hayallerimden bir tanesi bir gün Diabolical grubunda vokal olabilmekti. Konserlere gide gele bateriye heves etmeye başladım ve yavaştan bateri çalmaya başladım. 2000 yılında Pure Black Metal tarzında ‘’ARMS OF SORROW’’ isimli bir grup kurduk. Çok ama çok amatör bir gruptu, müzikalite yerlerdeydi. Dört grup bir araya gelerek Black Metal etkinliği düzenledik konsere az kala vokalle yollarımızı ayırdık. Diabolicalin o dönemki vokalisti Ferit’e teklif götürdük (Kabul etmeyeceğini düşünerek haha) oda bizi kırmadı bir provamıza geldi bizi dinledi ve tamam dedi. Bir sonraki provada ise Diabolicalin kurucularından olan Umut’ta provaya geldi ve çıkıştı bizi çok beğendiğini eğer istersek Diabolicali toparlaya bileceğimizi  söyledi. 2003 yılından beridir Diabolicalle devam etmekteyim.

Sizi en son 2005 yılında muhteşem demonuz ‘’ Daimonion’’ hatırlıyoruz. Bu demo bana göre bu topraklarda yayınlanmış en etkili Black Metal çalışmalarındandı, bizlere biraz bu demodan bahseder misiniz?

O.E: Övgülerin için çok teşekkür ederim; ama biz su an o kadar sevmiyoruz ki CD´yi elimize almıyoruz bile gerekmedikçe haha. Her yerli grup gibi başlangıçta her şey kısıtlıydı, bizim müzisyen olarak yeterliliğimiz de yetersizdi. O dönem yapabileceğimizin en iyisi buydu. Saf bir Black Metal ürünü diyemeyiz, fazlasıyla melankolik ve melodik bir ürün oldu. Hala beğenen dinleyicilerin olması sevindirici.

Tarihinizde Efsane grup Marduk ile sahne alışınız ve yine birçok değerli grupla aynı sahneyi paylaşmışlığınız var, Marduk ile aynı sahnede yer almak nasıl bir duyguydu sizin için?

O.E: Marduk konseri tabi ki bizim için inanılmaz bir deneyimdi. Grubun adının tabi bu konser gibi bir çok konserin afişinde olmasını isterdim, yegane olmasına rağmen yine de çok değerli bir konser bizim için. Unutulmaz bir sürü anımız oldu. O gün konserde Moribund Oblivion ve Black Omen´da sahne alacaktı ama artık hatırlamadığım bir sebepten Moribund Oblivion çıkmadı. Marduk elemanlarıyla tanışmak, yıllarca hayranlıkla dinlediğimiz parçaları canlı izlemek, her Marduk fanının hayalindedir. Ayrıca demonun da dinleyiciyle buluştuğu gün oldu konser.

Uzun yıllar sonra sizi yeniden bir arada görmek ve sizden yeni şarkılar dinlemek harika, ilk olarak Diabolical olarak tanıdık sizi ve şimdi isminizde Diabolical Raw olarak değişti, Üstelik tarzınızıda artık Symphonic Blackened Death Metal tanımlıyorsunuz , öncelikle yeniden bir araya gelişiniz nasıl gerçekleşti ve gerek isminiz olsun gerekse de tarzdaki bu değişikliklerin nedenini de sizden öğrenmek isteriz?

O.E: Demonun çıkmasının ardından aslında, hemen albüm için çalışmaya başlamıştık; ama devamında gelen süreçte bir çok eleman değişikliği yaşadık. Her yeni gelen elemanla yeniden uyum sağlamaya çalışmak, her gelen elemanın yapılmış şarkılara yeni katkılar sunması, bu katkılar bazen uyumlu bazen uyumsuz oldu. Bir yandan albüm içim gereken materyaller üretilirken bazıları içimize siniyor bazıları sinmiyor,  e bu konular üzerinde her zaman fikir birliğine varamıyorduk o dönem 6 kişiydik. Bununla paralel olarak arkadaşlık, dostluk bağlarında da gevşemeler, kopmalar yaşandı ve nihayetinde eleman değişiklikleri bir türlü durmadı, bende ayrıldım bir süre sonra gruptan. Diabolical çalışmalarına sessiz sedasız devam etse de bunlar bir sonuca ulaşamadı ve sonunda durma noktasına geldi.

Geçtiğimiz Mart ayının sonuna doğru Ozan ile bireysel ürettiği kaydettiği şarkılar üzerine konuşurken, “Neden Diabolical için albüm yapmıyoruz?” diye sordum ve devamı albümün ortaya çıkmasına kadar geldi. Artık bir çok açıdan geçmişe göre daha donanımlıyız, daha kaliteli kayıt alma şansımız var, geçmişte onca uğraşa rağmen içimizden geleni bir türlü istediğimiz gibi yansıtamamıştık. Bu durum uzun süre içimizde ukde olarak kalmıştı. Aynı durum Ozan içinde geçerliydi, yeni bir başlangıç yapmak istedik; ama bunu Reunion başlığı altında yapmak istemedik, Diabolical uzun süredir bilinen bir grup olsa da bizce “Reunion” payesini alacak kadar Türkiye Metal müziği sahnesinde iz bırakmış bir grup olmadı hiç bir zaman. Bu sebeple, hem geçmişte gruba katılmış her elemanın hakkını emeğini teslim etmek hem de yeni bir başlangıç olduğunu ifade etmek için yeni bir grup adı yerine küçük; ama gelecek olanı da ifade edecek bir değişiklikle yeniden çalışmaya başladık. Daha önce dediğim gibi demoyu kaydettiğimiz noktada değiliz artık. Zevklerimiz, yıllar içinde bizlerde oluşan birikimler, müziğe bakış açımız değişti ve şu an ortaya koyduğumuz albüm noktasındayız.

Bir de Diabolical oldukça kalabalık bir ekipten oluşuyordu, bildiğim kadarıyla eskiden 7 kişiydiniz, şimdi iki kişi olarak yeniden grubu dirilttiniz, diğer kişilerle neden yollar ayrıldı ve şimdi önümüzdeki günlerde sizi sahnede izleyeceksek , yeni bir ekip var mı?

O.E: Bir önce ki cevabımda aslında belirttim diğer elemanların ayrılış nedenlerini. Şimdi iki kişiyiz ben ve Ozan, yeniden bir albüm üzerinde çalışmaya başlarken, önce albümün iskeletini oluşturmak istedik. Öncelikle ortada somut olarak bir şeyler olması gerekiyordu, 3 kişi yada 5 kişi bir araya gelip “grubuz biz” demek en kolayı. İcra etmek istediğimiz müzik oldukça karmaşık ve üretim aşaması zor, bu nedenle 4 yada 5 kişinin çok uzatmadan hemfikir olarak ilerlemesi zor ve bunun sıkıntısını daha önce fazlasıyla yaşadık. Ozan´la görüşlerimiz neredeyse tamamen örtüşüyordu. İki kisi olarak hem üretmek hem üretilenin üzerine konacak her gerekli yeni basamakta düşünmek ve ortaya bir şeyler çıkarmak daha kolay ve doğru oldu bizce, en azından kendi adıma bunu net biçimde söyleyebilirim. İlerisi için tekrar sahnede olmak istiyoruz, bu noktada mutlaka yardım alacağız; ama bu kişiler zamanla kadroya dahil olur mu? Bunun cevabını şu an vermek çok zor.

Estrangement isimli yeni bir albüm üzerinde çalışıyorsunuz, ve bizlere büyük bir sürpriz yaparak albümden üç şarkıyı yayınladınız, ilk demoya göre zaten tarzınızdaki değişiklikler direk belli oluyor, örneğin Ozan ilk albüme göre çok daha Brutal Vokallerin hakim olduğu bir stil izlemişsin bu çalışmada, sound’tada Death Metal’in ağırlığı bariz bir şekilde belli oluyor ve elbette senfonik öğeler de çok etkili, peki eski kitlenizden ve şuanki kitleden aldığınız yorumlar nasıl ve ne yönde?

O.E: Black Metal her ikimiz için, hayatımızda arka plana atamayacağımız, ürettiklerimiz de görmezden gelebileceğimiz bir olgu değil, bizim iğin kesinlikle vazgeçilmez. Ama diğer bir yandan Death Metal de bizim için vazgeçilmezdir. Daha önce yine Ozan´la İzmir’de oldukça ses getiren beraber Death Metal icra ettiğimiz  “Human Harvest” deneyimiz var. Dolayısıyla Vokal çalışmaya ve ardından bir grubun içinde icra etmeye başladığımdan beri Scream ve Brutal vokalleri, birini diğerinin arka planına atmadan kullandım. Bu bağlamda Diabolical Raw  en başından beri Melodic Black Metal temeline oturmuş olsa da, bizim Death ve Black Metal´i özümseyişimiz ve şarkıların ortaya çıkmasında kullandığımız ikisini harmanlama metodu tarzımızı bu günkü noktaya taşıdı. Şu an albüm kaydı tamamlandı, hem kendimizi hemde grubun geldiği noktayı dinleyiciye sunmak için öncelikle üç şarkıyı internet üzerinden yayınladık. Şu ana kadar, hem yurt içi hem yurt dışından kötü bir yorum almadık. Hepsi iyi ve yapıcı tepkilerdi.

3 şarkıda dikkatimi çeken en önemli özellikle senfonik yapılar, bunları oldukça usta bir şekilde icra etmişsiniz, bizlere biraz müziğinizdeki bu yönden de bahseder misiniz?

O.T: Senfonik eserler her zaman ilgimi çekmiştir. Küçük yaşlardan itibaren senfonik eserleri dinlerim ve yaklaşık 10 yıldır da üretmeye çalışıyorum. Özellikle Barok eserler üretmeyi. Günümüzde de ‎Dark ambient‎, ‎Neoclassical tarzıyla ‘’ELEND’’ müzikal anlamda beni fazlasıyla tatmin etmiştir. EMPEROR’un yerli yerinde kullandığı French Horn’lar ya da yaylıların Spiccato  tekniklerine her daim imrenmişimdir. Ozanın da daha önceden belirttiği gibi ikimizin de Death Metal geçmişi var. Ben halen Slam Brutal Death Metal tarzını Rigor Mortisle icra etmekteyim. Ozanla klasik müziğin tarihi dokusunu Black Metal karanlığıyla, sound olarak Death Metal gücüyle birleştirmenin farklı bir ambians yaratacağını düşündük ve bu doğrultuda besteleri üretmeye başladım. Senfonik eserler üretmek bana ciddi anlamda keyif veriyor. Biliyorsunuz ki Black Omen yakın zamanda Darkness is My Essence isimli E.P’lerini yayınladılar ve eski besteleri olan Damned Renaissance’nin senfonik versiyonunu yapmamı rica ettiler bende elimden geldiğince düzenleme yapmaya çalıştım. Usta diye nitelendirmeniz gururumu okşadı ayrıca teşekkür ederim.

Estrangement’in albüm kapak tasarımı da oldukça etkili, bu kapağın fikir ve çıkış noktası nedir ve kiminle çalıştınız?

O.T: Kapak tasarımının farklı olmasını istiyorduk ama kafamızda net bir şey yoktu. Daha doğrusu kafamızda çok şey vardı. Hepsini bir arada nasıl harmanlarız diye düşünürken ortaya böyle bir kapak tasarımı çıktı tabı bunda tasarımı yapan Umut SERGİN’in çok fazla etkisi var. Birkaç denemeden sonra tam anlamıyla istediğimiz gibi oldu. Yardımlarından dolayı Umut SERGİN’e ayrıca teşekkür ederiz.

Her ikinizde çok sevdiğim ve kariyerimde de çalıştığım iki arkadaşımsınız ve Diabolical Raw şuan ki konumuz olsa da, sizi ilk olarak tanıma fırsatı bulduğum Human Harvest isimli harika grupta’da beraberdiniz, onun dışında bir çok farklı grup ve oluşumda da hatta solo çalışmalarda da yer aldınız, sizden ricam bu güne dek yer aldığınız ve hala devam ettiğiniz diğer grup veya oluşumlardan da bahsetmeniz?

O.E: Human Harvest, ne yazık ki artık devam etmiyor. HH ile çok enteresan bir dönem yaşadık. Daha öncesinde yaşadığımız sorunlardan ders çıkararak son derece hazır biçimde kayıtta bütün elemanlar yerimizi aldık, kayıtlarımızı yaptık; ama kayıtlarımız farklı stüdyolarda iki defa kayıt yapılan Pc’lerde çıkan sorunlar nedeniyle uçtu gitti. Artık konu sakız gibi uzadı ve o kayıttan vazgeçip albüm üzerine çalışırken HH’da Diabolical´ın başına gelenlere benzer sebeplerden en sonunda dağıldı. Kayıtlı tek bir şarkı olmasına rağmen, muhteşem enerjik katılımlı konserler, Ankara, İstanbul, Bursa’da inanılmaz sahneler, memleketin en iyi DM gruplarıyla aynı sahnede yer alma gururu, Quo Vadisle yine aynı sahneyi paylaşma deneyimi yaşadık. HH bizim için her zaman ayrı bir yerde olacak. HH dışında şu an, Knell grubunda gitar çalan Kaan ile kurduğumuz Obstructed´ta yine vokal yapıyordum. Almanya´ya taşınınca o grupta ne yazık ki çalışmalarını dondurmak zorunda kaldı.

O.T: Aslında HH’i kurma sebebimiz Diabolical’e katkıda bulunmasıydı. O dönemlerde Diabolical çok sallantıdaydı bir türlü istediğimiz gibi gitmiyordu. Üretilen besteler olmuyordu ve kısır döngüye girmiştik. Bu nedenden dolayı HH’i kurduk. Hem kendimizi geliştirelim hem de sevdiğimiz Death Metal tarzını icra edebilelim diye. Şuana kadar; Arms of Sorrow (Pure Black), North Storm (Pure Black), Demogorgan (Melodic Black), Human Harvest (Death Metal), Khand (Black Metal), Rigor Mortis (Slamming Brutal Death Metal), Amras Numenesse (Black Metal), Diabolical Raw (Symphonic Blackened Death Metal)

İzmir Heavy Metal Tarihimizde Rampage’den bşlayan ve günümüze kadar uzanan süreçte birçok başarılı gruba çıkış noktası oldu, sizde izmir’in en önemli metal müzisyenlerindensiniz, İzmir’in metal camiasının dünü ve bugünü hakkında neler düşünüyorsunuz?

O.E: İzmir geçmişte daha amatör; ama günümüz ile karşılastırılamayacak geniş katılımla her etkinliğini yaşayan bir şehirdi. Bu gün ise daha profesyonel, daha iyi, kaliteli, her halükarda vasatın üzerinde ürünler ortaya koyan gruplara sahip bir şehir. Özellikle Hard Core grupları çok kalitelidir. Ne yazık ki, Ankara ve İstanbul’da ki iyi gelişmeleri geriden takip ediyoruz. Ve bu gün bulunduğu noktadan çok daha iyi bir yere geleceğinden eminim.

Sevgili Ozan Erkmen, sen uzunca bir süre bildiğim kadarıyla yurtdışında yaşıyordun ve bunun yanında birçok grubun logolarını da çizdiğini biliyorum, Yurtdışındaki metal ortamlarını da gayet iyi gözlemediğini biliyorum, ülkemizdeki metal camiası ve ortamla yurtdışı arasındaki farklar neler oldu ve elbette logo olaylarına geleceksek, bugüne dek kimlerin logolarını çizdin?

O.E: 2015´in başından beri Almanya’da yaşıyorum, kendi ülkemizle kıyaslama yapmam gerekirse, eğitim sistemlerinin buradaki gençlere sağladığı imkanla birlikte bir enstrümanı çalmayı öğrenmek için gereken zamanı rahatlıkla bulabiliyor. “Üzerinde sınav, Üniversiteye giriş, hayatını kazanma derdi” gibi problemleri bizim gençlerimize göre çok çok daha az hissediyorlar. Hem müziklerini icra edip ve kendilerini geliştirmek için zaman harcarken aynı anda geleceklerini inşa etmek için gerekli zamanı bulabiliyorlar. Enstrüman haricinde gerekli yan ürünlere daha kolay daha ucuza ulaşabiliyorlar, burada ikinci el piyasası çok canlı ve güvenilir. Türkiye´de doğup büyüyen, örneğin bir gitaristin 25-27 yaşında geleceği seviyeye, bütün bu saydığım etmenler doğrultusunda baktığımızda, Avrupalı gençler çok daha erken yaşlarda ulaşıyorlar. Herkes için efsane olarak kabul edilen grupları, her sene izleme, onların sahne duruşlarını, enstrüman hakimiyetlerini, kendilerine yol gösterecek birikim oluşturana kadar canlı izleme şansları var. Avrupalı ülkelerin, Türkiye gibi ekonomik sorunları, çalkantıları yok, burada lokal firmalar, tek bir kişinin kontrolünde olan Record firmaları, Türkiye´nin yılları deviren, yurt dışından parmakla gösterilen (Ayakta kalabilme başarısı sebebiyle) firmalarına göre daha çok albüm piyasaya sürebiliyorlar. Büyük festivallere çok yakınlar, buralarda sahne alma şansları daha yüksek. Bunun gibi başka avantajlarda sayılabilir; ama üretim konusuna gelince. Tüm bu sorunlara rağmen Türkiyede son yıllarda, özellikle Ankara ve İstanbul´da muhteşem gruplar çıktı ve ürettikleri, ortaya koydukları albümler bir çok yeni çıkan, kendileriyle aynı dönemlerde albüm çıkarmış, festivallerde, dergilerde yer bulabilmiş Avrupalı gruplara göre daha öndeler, daha iyiler. Gruplarımın önünde ki aslıca baş belası engeller; çok zaman alan iş koşulları, €-TL kuru dengesizliği ve vize sorunu. Bu başlıca 3 baş belası sorun olmasa, yerli gruplarımız şu anki konumundan çok daha ileri seviyede olurdu.

Logolara gelince, uzun zamandır logo çiziyorum, artık aktif olmaya yerli grupların logolarını çizmek keyif veriyor bana. Aktif olan gruplardan gelen ricaları kırmadım bu zamana kadar, her iki grubum Diabolical Raw ve Human Harvest, Sis, Symbolic, Rigor Mortis, Merhum, Ozan´in kendi projesinin logosunu da ben yaptım “Amras Numenesse” ve İzmir’de yaptığı konserlerle bilinen Pan Pomotions´in logosu gibi. Yakında bu işi daha ciddi bir platforma taşıyacağım.

En çok etkilendiğiniz gruplar kimler?

O.E: Black Metal için “ Emperor ve Marduk”, Death Metal için ise” Cannibal Corpse ve Nile”

O.T: Black Metal ‘’Emperor, Gorgoroth, Mayhem’’, Death Metal ‘’ Devourment, Deeds of Flesh’’

Ülkemizdeki metal piyasasını nasıl buluyorsunuz ve tüm tarzlar dahilinde en çok beğendiğiniz gruplar kimler?

O.E: Az önce belirttiğim gibi, çıtayı çok yukarı taşıyan gruplar var, her yeni bir ürün bizi şaşırtıyor. Burada görmezden gelinemeyecek olan nokta, Extreme metalin lokomotif olması. Bu durumu artık net biçimde görüp kabullenmek ve bunu desteklemek gerekiyor. Türkiye´de icra edilen Metal Müzikte en başarılı gruplar Death, Black Metal ve bu iki tarzın alt kollarından çıkıyor. Avrupa´da, Amerika´da turneler konserler yapıyorlar ve bununla paralel olarak yeni dönem kitlede bu tarza daha çok kaymış durumda. Benim yeni dönem gruplardan favorilerim; başta Carnophage, buradan Oral´a selam göndereyim 🙂 Ama Cenotaph´in yeri ap ayrı, bizim için tam bir istikrar ve başarı abidesi. Diabolizer, Engulfed, Burial Invocation, Hellsodomy, Hyperdontia.. böyle gider.

Peki Estrangement’in diğer hazinelerini ne zaman dinleyeceğiz ve albüm için yurtdışında veya yurt içinde herhangi bir firma ile anlaştınız mı? Ve bizleri ne gibi süprizler bekliyor olacak?

O.E: Sıradaki adım olarak bir firma arıyoruz, ne yazık ki yurt içinden bir firma olmayacak gibi görünüyor, oysa kendi adıma söylemem gerekirse ilk albüm için dağıtım ağı güçlü bir yerli firmayla çalışmak isterdim. Görüşme halinde olduğumuz bir Alman firma var; fakat kesinleşen bir durum hala yok, önümüzde ki süreçte, sanıyorum yaz mevsimi içerisinde bu konu netlik kazanacak.

Albümün herhangi bir konsepti var mı ya da, şöyle diyelim şarkı sözlerinizde nelerden bahsediyorsunuz?

O.E: Şarki sözlerinde belirtilen; toplum içerisinde kendine yabancılaşmış ve zamanla insanlardan soyutlanmış, onlardan nefret eden ve bir katile dönüşen, şizofren bir karakterin, kendi içinde, kendisi ve zihninde yarattığı şeytanlarla olan mücadelesi, diye özetlenebilir.

Çerezzine olarak bu çok özel röportaj için size çok teşekkür ederken, başarılarınızın artarak devamını diliyoruz. Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz?

O.E: Biz teşekkür ederiz, bizi takip etmeye devam edin, online platformlarda şarkılarımızı dinleyin ve görüşlerinizi belirtin. Güzel gelişmelerle yeniden görüşmek üzere.

 

https://soundcloud.com/user-843234401/sets/diabolical-raw-estrangement?utm_source=soundcloud&utm_campaign=share&utm_medium=facebook&fbclid=IwAR2uSZL1bA-cVr2NUZH6xZTw_l6Nv5yOd3Mwizu2am-ahXgWJ9e9698QwTM

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir