Etiket: irfan alış

  • Kedilerin güç kavgası

    Kedilerin güç kavgası

    Garfield küçük tekir…evimin kamelyasına uğrayan kedilerin en güzel tüylüsü..oraya daha önce yerleşmiş ve yabancı sevmeyen beş kardeş ten daha ufak ve güçsüzdü..tutunamadı…kayboldu..ama şansı yaver gidiyor yalnızlıktan sıkılmış kasaba marketçisi tarafından evlatlık alınıyor….bunu o markete alışverişe gidince öğrendik..üretim tarihi geçen tavuklar ve etlerle beslenince iki ayda ayı gibi olmuş ve kendisini döven kedilerde kalan hesabını görme derdinde …suratında mike tyson un nakavt ettikten sonra köşesinde dururken etrafa attığı ”ne oldu bişey mi var ” bakışı..o kadar kendinden emin acele etmiyor sallana sallana dalıyor kedilerin içine..sağlı sollu pençelerle kalabalığı dağıtıyor..sonra istifini bozmadan oturup aniden korkup kaçan kedilerden boşalan koltuğa oturup kendini temizlemeye başlıyor titizce..tüyleri parlak ve façasız..ama onun bilmediği hep geç vakitte geçen alaca kedi karşısında pek şansı yok..çünkü alaca kedi bu kardeşlerin annesi ve tanıdığım en dövüşken kedi..siz sanırsınız sokak kedilerinin arasında entrikalar yok ..oysa ne savaşlar ve ne güç mücadeleri..ne bizans oyunları…kuyruğu kırık gollum… öksürüklü panter ve daha niceleri….işte sokağımın kısa kedi tarihinden bir kesit..

  • Satılık Araba

    Satılık Araba

    Onu ilk kartal da gördüm… açık pazardaydı… üstündeki etikette 28 bin gibi bir fiyat vardı… etrafında dolaştım… ilk başta soğuk ve ruhsuz gelmişti… beyaz ve düz hatlı… panelvan.. yıllarımızı birlikte geçireceğimizi bilmeden… zor bela aldığım kredi ile uzunca pazarlıklardan 27 bin de el şıkışıldı… Okmeydanın da bir galerinin içinde anlaşmaya göre parası ödendi… evden getirilmiş kurufasulye yenilerek kutlandı hatta… ve ilk yolculuğumuz Okmeydanı Taksim arasında oldu… on yıl önce… binlerce kilometre yol ve binlerce çuval ve binlerce insan geçti hayatımızdan birlikte… ritim tutardım onunla… direksiyonundan çıkan ses perküsyonumdu… kemer ikaz sinyali ise yaptığımız tüm şarkıların metronomunu belirledi… (bilmeden yerleşmiş beynime sonradan Ozgur farketti :))…) parasız dönemlerimde otelim oldu… bazen depom … bazen gardropum… bazen de tuvalet… bazen en özel anların sırdaşı… bazen de araba işte… insanın arkadaşı makine olur mu? oluyormuş… onunla konuşurdum şurda yiyelim… şuraya gidelim… abi bu bana yapılır mı… bok var ne o arıza lambası?… yapma be yinemi acıktın??(mazot) vs vs… ama porter beni hiç yolda bırakmadı… komik ama benle beraberken hiç yolda kalmadı… arıza yaptığı çok az olmuştu zaten… ama hep ödünç verdiğimde olmuştur… yani bana hiç keleği olmadı… ekmeğini yedim sırtında taşıdığım mallardan… ama zaman değişti… işler değişti… çuvallar dolusu işler azaldı… biz yorulduk… ve sonunda hayat bizi farklı yönlere götürdü… yollar ayrıldı… satmak gerekti… ilan verdim… gelen gideni çok oldu… sağlam alet ya… seveni arayanı çokmuş biladerin… zorlanmadım hiç sağolsun… hemen bulduk müşterisini… ankaralı türkücülere benzeyen bir genç… geldi baktı sağına soluna… pazarlık yaptık… anlaştık… buna cam aççaz kız gibi olcak tarzı konuşmalarla bir lokanta da sulu köfte ile kutladık satışını… anahtarı verdim… paramı aldım… sırtımı döndüm… elimi cebime soktum… yürüdüm… dönüp bakamadım… yanımdan geçti porter… acı tatlı anılarımla yüklü… geçip gitti yanımdan… arkasından son kez baktım

  • Turne notları

    Turne notları

    şarkı bitmiş…biri geliyor” ben tuvaletteydim yine çalın”..diyor:)))) biten şarkıyı..:))))evet şaka değil….simdi çaldık diyorum..ben anlamam diyor.:))).ben de sonra çalarız diyorum..o da sonra olmaz giderim belki diyor.:))..şarkıya giriyoruz…bağırıyor önümde:))..sözleri unutuyorum sinirden..onca yol gelmişim…yorgunum..şarkı dol gözüm….bir yanda dol gözümle göbek atan üniversiteliler.. şarkıcı kaprisi derler ya…..eski ben olsam kafasına birayı boca etmiştim.eyvallah diyorum..kimsenin kalbi kırılmasın..benim kalbin zaten götüne koiiim:)))..peyk biletini 35 lira ya satmaya çalışan ve şarkı arası söylediğimiz halde disko çalan mekancı diyor ki organizatör dedi 35 diye..o fiyata ben de dinlemem lan diyorum……aman boşver diyorumm.çalıp uzuyalım burdan….22 de ilan ettiğimiz konser.. 23 45 te çıkın diyorlar.. bize….sonra bekleyin millet gelsin…felan falan……sonra da bursa ya niye gelmiyonuz.diye mesaj alıyorum bu sabah…..ona cevap olsun….aha bu yüzden gelmiyoruz..:))yarrak gibi ortam…:)))ondan:)) …izmir ve ankara ya lafım yok…onlar olmasa naapardık..turne götümüzde patlardı.seyirci öyle olur..on numara…biraz ağzımı bozdum kusura bakmayın..dost dediğin acı söyler….kitlemiz azalacak diye lafımı saklamam…hatta insin dibe :))köyün delisi olduk bi kere…ha o eskişehirde de yanımda iki foto çekilmek isteyen arkadaşla dışarda konuşurken.. sigaranı kuliste iç…diye hönküren kaslı bodigardlar…bi şey de de kafanı kırayım sytle.siktirin gidin der gibi…. bodyguardları felanda anlıyorum…50 bilet kesen grubu zaten sikerler:)))hayat böyle kaç biletsin sen yavrum…kaç parasın ..hayat böyle böyle bilet gibi kesiyor adamı… neyse şekerim düşükken yazmamam gerekti ama yazdım…dünyanızı yıkmış olabilirim ama hayatı sevin kokoreç gibi…boku düşünmeden yiyin:)))

  • Zargana

    Zargana

    çok yıllar önce deniz kıyısı kasabanın birinde küçük bir çoçuk oltasını atıyordu.. ispari, zargana ne varsa allah ne verdiyse..yani ben….o yıllar ecevit başbakandı..kuyruktaydık..yağ için 30 dakka ..kıyma için 40 dakka ..tüp için bir saat…en küçük olduğumdan tüp sırası tabii ki bana kalırdı..beklerken insanlara bakar düşünürdüm..işçiler ne zavallıyız biz…muhtacız…çiftçiler hiç öyle değil mesela..kendine yeter…babamızın işçi ve toprağımızın olmadığı gerçeğini gözönüne alınca…çoçuk aklımla balıkçılığı seçtim..balıkçılarda öyledir çünkü… kendine yeter…denizler kocaman ve uçsuz bucaksızdır.. balık doludur…..o yüzden balık tutmayı öğrenmenin özgürlük olduğunu düşünürdüm..aç kalmazsan mecbur olmazsın hiçbişeye..ve çok balık tutardım…..bir oltam on metre misina…bir kaç igne…hatta o da yoksa midye çıkarıp yerdim..deniz varsa sorun yoktur..işte muhteşem özgürlük..kimseye boyun eğmeme garantisi balıklar…neyse ne diyodum rahmetli ecevit te ters adamdı…ama naif bir şair olduğundan halka güvenmiş..işleri ters gitmişti..şiir karın doyurmuyor malum…herkese rest çekmiş.kıbrıs sonrası…haş haş ekimine karışan amerikalılara siktir çekmiş ve ambargolar kralı olmuştu….ve sağcıların yıllarca aşağılayıp kuyruk edebiyatı yaptığı o yıllarda bu ülke gerçekten özgürdü..ama sorun ülke olarak balık tutmayı bilmiyorduk..yıllar geçti devir bitti….balık artık çiftliklerde… yemi ve herşeyi dışardan geliyor..toprak tohum kirlendi..hepsi hastalıklı…ve tatsız..hormonsuz istersen iki katını verirsin..her yer sponsörlerle kapatılmış..firmalar devletleşmiş..gobal global olmuş her şehir aynılaşmış….işte tüm bunlar dün yıllar sonra oltayı yeniden elime alınca geldi..ve de bir müddet balık tutamayınca….deniz kıyısında dün akşam vakti…havayla beraber karardı içim….artık özgürlük mümkün olmayan bişey… sanat sepet işleri de öyle…al parayı bul karayı….herkes kendi derdinde…kime konuşsan ama abi ile başlıyor cümleler…çok bok bir durum felan filan diye karanlık uçurumlara yuvarlanırken birden..oltamın ucu gerildi o anda…asıldım hemen ..refleksler ölmemiş hala..balıkçı balıkçıdır her zaman….bisiklete binmek gibi…çektim attım kıyıya balığı oltadan çıkarıp..içim rahatladı…kendimi özgür hissettim …kenarda ümitsizce çırpınan güzel balığa bakaraktan..

     

  • SHORT STORIES ” Zaman”

    SHORT STORIES ” Zaman”

    Zaman

    ihtiyar bir kadın..yüzündeki geçen zamanın bıraktığı tortu… Zamanın izleri… suyu çekilmiş ve kurumuş göl yatağı gibi çatlaklar ve kırışıklar.. ama gözler yaşlanmamış.. hala gülen gözler.. 1927’den beri hiç susmamış kahkahası.. bizi oturtmadan oturmadı.. ikram etti yedirdi içirdi.. kırık ayağına rağmen oturmadı.. gözlerinde yaşlandığı için özür diler bakışları… tutunarak gezdiği evin her karışına alışmış elleri bir o kadar da mahir hala yemek yaparken… eski insanları bu yüzden seviyorum.. biz modern ve her fırsatta ağlayan ve depresyondan depresyona koşan insanlara iki dünya savaşından çıkmış gülümseyişleriyle anlatıyorlar var olan hayatın değerini..

                                                                    İrfan Alış