Kategori: Edebiyat

  • KARARDI YİNE GÖK YÜZÜ

    KARARDI YİNE GÖK YÜZÜ

    Biliyormusun karadı yine gökyüzü

    Galiba yağmur yağacak,

    Güneş sakladı yüzünü

    ısıtmıyor artık yeryüzünü

    ve

    Isıtmıyor buz kesmiş yürekleri

    Denizde coştu bir anda

    Ne oldu neydi öfkesi ne istiyordu sahil kıyısındaki kayalardan

    Neydi derdi?

    Rakibini nakavt etmek isteyen boksör edası ile vuruyordu sahil kenarındaki kayalıklara

    Dur yapma dercesine uçuyordu martılar denizin üzerinde ama aldırmıyordu deniz martıların iç gıcıklayan sesine

    Ve

    Bir gürültü koptu gök yüzünden

    Sanki yeter dedi tanrı

    Deniz bir anda duruldu yaptığının yanlış olduğunu anladı sanki;

    Anlayamadım martılarda yok oldu bir anda ve bir gürültü daha koptu gök yüzünden ve ağlamaya başladı o gökyüzünü karanlığa boğan bulutlar.

    Ama göz yaşı gibi değil ;

    Bir G3 mermisi gibi düşüyordu yağmur damlaları Tanrı cezalandırmıştı sanki denizi

    Bulutlar sanki kayanın intikamını alırcasına yağıyordu denizin üstüne.

     

    jokersivrisinek

  • Resimsiz bedenler ve ruhumuz naif bir dövme.

    Resimsiz bedenler ve ruhumuz naif bir dövme.

    Resimsiz bedenler ve ruhumuz naif bir dövme güneş batıncaya kadar dövüşürüm gölgemle. kelimesiz bir şair, sağır bir şarkı anısız bir fotoğraf gibi ben, baharını kaybetmiş bir dal parçası sırtı kanamış kopuk bir şahin yıllara savrulmuş unutulmuş bir aşk mektubu karalanırım kaldırımlara. ..

    Var olmak kişisel bir sendrom ya da sancıydı. Belki de bir mevsim geçişi elbiselerini soyunduğun. Belki de hiçbiri.. burası da sana kalmış.

    being and nothing

    i n t r o

    repertuarımız insan sayısı kadar geniştir.
    her bir ses yüzyıllardır aradığı şiiri giymeyi bekliyor.
    İşte bu yüzdendir bütün koşuşturmamız
    Ve ortalığın dağınıklığı.

    (I)
    yazmaya dalmak, kendini adadığın ritüel bir âyindir.
    yastık kılıfına doldurduğun hayallerin / her gece yatmadan önce
    kısa metrajlı bir filmdir gecenin gökkuşağından yuvarlanan.
    Tanrı’ya fısıldadığın duaların, herkesten sakındığın yara izlerindir.
    sen de artık uzun kollu giysiler giyebilirsin.
    sen de
    artık..
    gece ile gündüzün yerini değiştirebilirsin.

    A M A
    insan bedenin geometrisinin hacmi akan gözyaşlarıyla küçülür. kaburgalarını kırarcasına bir gürültüyle bağıran yürek, beden büyüklüğüne ters orantılı bir şekilde genişler.

    kaybedersin ve kaybettikçe daha çok seversin; çevrenden, vücudundan, aklından, ellerinden, gözlerinden ayırdığın/kopardığın her şey, sadece kendi yalnızlığınla bir-iki kadeh içebileceğin kadar bir süreyle sınırlıdır.

    kaybetmek ve kaybetmemek birer tercih meselesidir,
    gerisi sadece baş etmeye düşer.
    matematikten anlamayanlar için tekrar ediyorum: bir şeyin ona ait özelliklerini küçültmek/atmak/çıkartmak, o şeyin ait olduğu şeylere mahrum olacağı anlamına gelmez. çünkü sadeleştirmeler, hızlı işlem yapabilmek için vardır. giden her şey, her şeyiyle terk ettiği o şeye denktir. işte bu kadar ince bir meseledir problem çözmek.

    (II)
    hiç kuşkusuz ki, her yazar yeryüzüne ithaf eder tüm kitaplarını.
    gerekçe olarak gösterdiği şey ise: hayatının son sahnesi olan ölümün, gezegendeki tüm varlığını alıp götüreceği korkusudur. bir denklem oluşturacak olursak eğer ve bunun sağlamasını yapacak olursak, asıl olanın, ‘ölüm’ denen olgunun rotasını çizdiğin hayatında hiç haberin olmadan çekilen bir fotoğrafta patlayan bir flaş olduğudur. gözlerini kamaştıran bu ışık, aslında, geride bıraktıklarına, sevdiğin kadına, aslında yeryüzündeki sevdiğin o tek kadına ithaf ettiğin kitaplarına, birlikte koştuğunuz kaldırımlara, saydığınız yıldızlara ulaşamayacağının / uzanamayacağının distopyasını kabullenemeyişindir.
    ..
    belki bir gemisin, motorlarını sürersin okyanuslara
    ama aslında
    ruhunu gizlersin limandaki martıların arasına.

    İşte tam bu noktada
    dış dünyanın var olduğunu belirten
    onun herhangi bir yerine ait olmamı isteyen
    birtakım sesler duyuyorum.

    neyse..
    şimdi geriye doğru sayalarım.
    adımlarımızı yavaşlatıp,
    çıplak ayaklarımıza batan kıymıkları koparalım bedenimizden.
    çünkü onlar senden öncekilerin yenik düştüğü acıların kırıntılarıdır.

    Acıların seni büyütür, sayısı arttıkça taşıyamaz düşersin.
    Ama her geri sayımda büyür ve güçlenirsin.
    işte bu yüzden geriye doğru saymayı öğrenmelisin.
    Kapılar kırılmayı bekliyor.

    being and nothing – exodus / I

    bağırıyorum ama kendi sesimi bile duyamıyorum.
    güneş artık binalar arasında saklambaç oynuyor.
    (sesimin kısıklığı utancımdan değil, ruhum avazı çıktığı kadar bağırdı zamanında)

    being and nothing – exodus / II
    sesler.. sesler..
    birtakım sesler duyuyorum
    ama hâlâ doğamıyorum.

    avuçlarıma ektiğim tohumlar, gözlerimden açıyor.
    bedenimi bir orman için bağışlıyorum Tabiat Ana’ya,
    hiçbir yerimde boşluk kalmayacak şekilde jiletleyin vücudumu.

    being and nothing – exodus / III
    her şeyinizle, tüm kötülüklerinizi örterek hepinizi sevdim.
    tüm karaktersizliğine inat,
    hâlâ var olamayışınıza
    hâlâ bir başkasının gölgesinde yaşayışınıza inat
    sizi siz gibi sevdim..
    ama
    pek azınız dışında herkesi sevemedim.

    sevmek bölünerek çoğalmaktır, hem de herhangi bir rahme ihtiyaç duymadan.
    lütfen hiç aşık olmamış gibi davranmayı bir kenara bırakıverin tüm sakinliğinizle.

    usulca çekiliyorum,
    kendinize iyi bakın.
    sahne sırası sizde artık,
    ben koltuğuma oturmuş ayaklarımı uzatmış sizi izlemeyi heyecanla bekliyorum.

    being and nothing – exodus / IV
    işlevselliğin yitirilişi bir zihin travmasıdır.
    deforme edilen veyahut belirli standartlara uyumlu hâle getirilen, kısıtlı davranışa güdülenen zihin, eylemliliğini dar bir pencere ekseninde sürdürerek, yaşamını istediği hayatın gayesinden farklı bir yöne sürükler ve işlevselliğini kaybeder.
    yaşamak insanda, varolmaya uzantı bir şekilde etkileşime girerek niteliksel doygunluğa varmaya/ulaşmaya çalışır. ( ya da yaşamak varolmaya uzantı bir şekilde, birbirlerini etkileyerek niteliksel doygunluğa varmak/ulaşmak biçimidir. belki de elde etmeye çalışmaktır.)
    ..
    (Bulutların ardına uzanmaya çalışan bir son)
    Tabii ki de son söz, ilk sözdür. Son olduğunu iddia edebilecekler bir avuç azınlıktır (belki). Çünkü varoluş insanın içerisindeki sürdürebilir bir enerji kaynağına sahiptir. Yeter ki sen bunu görebilmek için perdelerini nasıl aralayacağını bil!

    gerçekliğin sahnesi acıysa eğer,
    acı ve gerçeklik eş anlamlı mıdır?
    çocukluğunda dolabın arasına gizlenerek oynadığın saklambaç
    şimdilerde sobelendiğin ciddi bir şaka.
    yeni geldim, az önce elektrikler kesilmişti.
    gülümseyebileceğimi göremedin mi yoksa karanlıkta?

    OSMAN AYKAN UĞURLU

  • MASAL BU YA…

    MASAL BU YA…

    Güzel mi güzel bir prenses varmış vakti zamanında uzak mı uzak bir ülkede yaşayan… Bir de onu canından çok mu çok seven bir prens… Prensesin cadı annesiymiş onların sevdasına mani olmaya çalışan… Bir türlü istemezmiş sevdalıların biraraya gelmesini. Elinden gelen kötülüğü yaparmış onları ayırmak için… Hatta bir gün düşünmüş nasıl olur da tamamen ayırırım diye, sonra aklına gelmiş prenses kızını kapatırsa bir kuleye görüşemez prensle. Düşündüğünü de yapmış. Prensle prenses bir türlü görüşemez olmuşlar. Bunu gören periler çok mu çok üzülmüşler onların durumlarına… Prensi çevirivermişler iki kanatla güzel bir kuşa… Prens kavuşuvermiş böylece sevdiğine… Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine… Masalımız mutlu sonla bitivermiş gökten düşen üç elmayla…

    Fotoğraf © Birnaz Kurt

  • Haplanmış Gözler

    Haplanmış Gözler

    I

    Biçimsiz vücutlu, böcek suratlı bir herif çakmak gazı çekiyor
    Bir diğeriyse kabarmış ve kum rengine dönmüş ölü vajina dudaklarından tadıyor
    Apışarası esrarından başka bir şeyim yok, böyle bir gece
    Zamanı İlayda’yı düşünerek deviriyorum
    Boynundan gıdıklanan ve taytı idrar kokan bir kadının dediğine göre
    O bir başka erkekle flörtleşiyor, böyle biri olduğuna inanıyor
    Oysa ben biliyorum beni düşündüğünü, açıkça söylüyor da zaten
    Kabuslardan uyanınca benim için burada olacağını
    Beni hep kandırıyor

    William Burroughs’un buruşmuş kıçı toprağa defnedildiğinde ben doğdum
    Az önceki orospu çocuğu çakmak gazını ölü vajinanın içine doğru itiyor
    Kadının kafası altmış santimlik bir çalışma masasının üstünde sekiyor
    Üç erkeğin toplamı bile bu kadar etmiyor
    Üzeri çoktan kabuk bağlamış iğne izleri yeniden kanamaya başlıyor
    Kimse neden olduğunu bilmiyor, ben yine boy aynasındaki döl izlerini düşünüyorum
    Tiksinerek soruyorum yanımdakine, kim götünden sikilmek ister ki diye

    Cadde üzerindeki sokak lambaları ıslak asfalttan sekip lağım farelerini kör ediyor
    İçlerinden biri çelimsiz bir kedinin ağzında sallanıyor
    Bütün bunlar giriş kat penceresinden arka bahçeye kusmama neden oluyor
    Hiçbiri Ginsberg’in anlattıklarından daha uçuk gelmiyor, nedense
    Neden İlayda’dan uzak durmam gerektiğini anlamaya çalışıyorum
    Birlikte olamayacak tipler olduğumuzu bilsem de treni kaçırmamıza üzülüyorum
    Yine de hiçbiri Ginsberg’in anlattıklarından daha uçuk gelmiyor, nedense
    Tiksinerek soruyorum yanımdakine, yardım gerekiyor mu diye

    Ölü vajina çılgın seks maceraları sıkıyor
    Söylediğine göre aynı anda beş kişiyle yaptığı da olmuş
    Çakmak gazı bitiyor, eleman ev arkadaşının çekmecesinden yeni bir tane çalıyor
    Bir gazete parçasıyla silmek istiyorum boy aynasını
    Ucuz tütün çarşafı yandığında ekşi bir koku yayılıyor odanın içine
    Lanegan’dan ya da Cave’den dinliyoruz, oldukça sıkılmışız
    Çaresizlik içinde birbirinin sikini okşayan elemanları saymazsak
    Felçli bir köpekten daha çok muhtacız ölüme

    II

    Sigarayı küllükteki yamulmuş zımba demirlerinin üzerine basıyorum
    Bir güvercinin boynunu kırmaya benziyor izmaritin bükülmesi
    Fanzin için kağıt ısmarlamak ya da sevdiğim kadını görmeye gitmek yerine
    Cebimdeki son kuruşu yatıştırıcılara veriyorum
    Mide bulandırıcı olmak bir seçim, yalnız kalmak gibi
    Üstelik olduğumdan daha aşağılık görünebilir miyim emin değilim
    Ancak bana kalırsa bir kadını önce duygusal ihtiyaçlar için kullanmalı
    -Kadınların yaptığı gibi- Deri kemer ve gıcırtılı yatak sonraki hamle
    Zaman, geceyi yanında uyuyarak geçirmesini teklif ettiğin için kızan
    Ve bunun karşılığında taşaklarına sağlam bir yumruk geçiren fahişedir
    Beklemenin diş gıcırtılı kederini anlamak için ölümle dans etmeye gerek yok
    Dakikalar saatleri, saatler günleri, günler haftaları… Ben ise İlayda’yı kovalayıp duruyorum
    Aynı orospu onun sikici yalnızlığında gayet iyi olduğunu söylüyor
    Benim ise çoktan kaybolduğumu
    Umurumda olmadığını söylüyorum, beklentilerimi hayvan sikicilerine teslim ettiğimi
    Tiksinerek soruyorum kadına, biraz borç para verir mi diye

    Puşt hüznü Bukowski’den tanıdım, o da Victor Valoff’tan
    Feminist – Lezbiyen – Devrimci kitabevlerinden biriymiş
    Zencilerden bıkıp yatak odasındaki dobermanla sikişen feministlerden söz ediyor
    Benim için hava hoştu, elbisesini yırtmadığı sürece
    Kılıksız herife doğru dönüp anında etki edecek bir şeyler sordum
    Muğla’daki bütün eczacıları tanıyordu piç kurusu
    Komplo düşünmekte ve stok yapmakta üzerine yoktu
    Küçüklüğünde kedi cesedi tekmeleyip sonrasında hayvan besleyen tiplerdendi
    “Bak, hayat böyle yapar” dedi – İlayda’yı düşünüp durmak istemiyordum artık
    En azından gece bitene dek – Daha fazla köşe kapmaca yok…

    Boy aynasına baktığımda Ginsberg’in kıllı kalbini görüyorum
    Arap ucubeleri burada sakladığını biliyorum, milyarlarca derinlikte
    Ve trans tanrının tükürüğünü bir zehir gibi kullandığını
    Ve Yahudi melankolisinde kuzu yahnisini
    Ve haşlanarak ölen sevgiliden geriye kalan tek şeyin sararmış bir korse olduğunu

    Küçümsenmiş trajedilerin sırtüstü uzandığı bir saatten
    Yoğurt çorbasını andıran eroine kadar birçok yol var
    Ancak kadın beklemekle ocak başında beklemenin bir farkı yok
    Gün gecenin kusmuğunda boğulur, kadın ise bahanelerinin inandırıcılığında
    Önemli değil… Iskalayıp durur bazıları…
    Ama özünde hissedilen şey, reaksiyon, panik, hepsi ama hepsi aynıdır

    Çakmak gazı bitti, eleman artık tırnaklarının kenarındaki eti kemiriyordu
    Ölü vajina hareketsiz yaşantısına geri döndü, çirkin ama bilgeydi
    İlayda hakkında konuşup duran çatlak karıysa çoktan sızmıştı
    Tanrım, ne iğrenç biriydi öyle
    Vıcık vıcık bir tribin içinde genişleyerek soğudu…

    III

    Kendinden başka her siki umursayan salak bir kadının yatak odasındayım
    Çıplak bacakların yanında, yatakta oturmuşum ve votka dolduruyorum
    Ayılmak kadar uzun sürmüyor tekrar uyuşmak, benim şiirimin özütü bu
    Zaten özünde hiç sikinde olmayan şeyler yüzünden yaşlanıyor köpekler
    Eh… Kadın, gündüz saatlerinde kendini asmayı denediğinden bahsediyor
    “İp koptu!” diyor, sonra da nedenlerine değinmek zorunda hissederek;
    “Düzeltmeye tenezzül etmediğimiz yanlış anlaşılmalar ağzımıza sıçıyor!”
    Aklıma İlayda geliyor, aklıma geliyor ama artık o da midemi bulandırıyor
    Hiç olmadığım kadar üzgün hissetmeme neden oluyor tüm bunlar
    Votka dolduruyorum, masanın üzerindeki bilgisayarda Whitney Houston çalıyor
    Kadın pes edercesine kollarını iki yana doğru bırakıyor ve devriliyor
    Ağzından düşürmediği bütün İstanbullu çocukların tutuklandığını biliyorum
    Ve Turkuaz Kitabevi’nin üstündeki dişçide çalışan devrimci elemana kaydığını
    Ve daha iyisini bulana kadar bakınmaya devam ettiğini
    Eh… Kadın benden ona sarılmamı istiyor, votka doldurduğumu söylüyorum
    O kancık karıya değil, bir başka kancık karıya sarılmak istiyorum

    Kutsal değil seks, para ve aşk -hayır Allen, hiç de değil
    Boş mezarlara yansıyor bu kadının terli alnı, yarın tekrar deneyeceğini söylüyor
    Denesin, diyorum ki; “Ölmek de bir seçenek, daha önce var olmuşsak eğer”
    Çünkü biliyorum ki Hitler yaptığından beri kimsenin sikinde değil intihar etmek
    Okullar, fabrikalar, caddeler ve gökyüzü bunun için var zaten
    Otuzbirci keşişlerin kadife döl keseleri daha samimi umursamadığını söyleyen bir kadından
    Beş liralık bir saat pili gibi çocuk yapma hayalleri, bir süre idare etse yeter
    Ya da Bakırköy’de rastladığım bir araba hırsızının söylediği üzere deliliğe vurmak;
    Varoluş son nefeste göt zoruyla çevirebildiğin telefon çağrısının meşgule düşmesi gibiyse…
    Gerçek değil onlar, o eleman gerçek değil kızım – göreceksin, yok olduğumda; gerçek değil

    Telefonum çalıyor, bir arkadaşım narkotiklerin düzenlediği film yarışmasından
    Ve o yarışma için bir senaryo yazmamı istediklerinden bahsediyor
    Kadının gözleri kıç deliği evreninden bir ışık süzmesiymişçesine parıldıyor
    Yapraksız ağaçların birbirine sürtüştüğünde çıkardıkları o sesi soruyorum telefonda
    Sonra çoğunlukla bir şair olmak istediğimi ve bu yüzden çenemi kapattığımı söylüyorum
    Kadının gözleri kıç deliği evreninden bir nova patlamasını andırıyor
    İki yıllık kuşkunun ve tedirginliğin ıslanmış bir vajinada belirmesi delirtiyor onu
    O kancık karının değil, bir başka kancık karının delirmesini istiyorum
    Telefonu kapatıp votkaları tazeliyorum, antik çağ iskeletlerinden beter kokuyor bu bok
    Yine de düş içindeki iç çekişlerimi bastırıyor ve tanıdık, ısrarcı aşkımı dizginliyor
    Karanlığın içinden bir ruh beni sonsuza dek sikmek için geliyor
    Ve beraberinde götürmek için şu yarım aklımı – Katlanamıyorum!

    IV

    Toparlak yüzü solgun ve pürüzlü bir eleman Deep Purple çalıyor, ev kirasından laflıyoruz
    Bir diğeri yere devrilen tütünü avuçlarken halının üzerindeki kadın saçlarını da yakalıyor
    Her asıldığında çarşafın arasındaki insan kılı çatırdayarak yanıyor, kimse farkında değil
    “Bu cadde piçinin bağımlı olduğunu anlamıştım!” diyor maskot, kireç taşından bir siki okşuyorum
    İktidarsız bir başkent gibi duman tükürerek yıkılıyorum, kırmızı sıvı sağda solda, her yerde
    Biri Süreya’dan bahsediyor, öteki kodeine ulaşmanın derdinde
    Çaktırmadan telefona bakıyorum, belki İlayda yazmıştır – ama yok
    Ağzımdan baklayı çıkarıp ergenlik yıllarımda faşist düşüncelerde olduğumu söylüyorum
    Neyin değiştiğini soruyor biri, bir diğeri saçma sapan tutuklamalardan söz ediyor
    Çaktırmadan telefona bakıyorum, belki İlayda’ya yazarım – ama yok
    Toparlak yüzü solgun ve pürüzlü eleman banknotların kenarlarını cüzdana değdirmeden çıkarıyor
    Bu titiz ama kararlı görünme biçimiydi, tıpkı patates püresi sipariş etmek gibi
    Bunu bir tek beceriksizce inşa edilmiş bir genelev odasında görebilirdiniz, gerçek anlamıyla
    Elektrik faturasının boş kısımlarına not edilmiş bir kağıt oyunu sonuçları ilişiyor gözüme
    Çaktırmadan telefona bakıyorum, İlayda’ya mesaj atıyorum
    Bir an önce siktir olup gitmek istiyorum buradan

    Apartman girişine doğru iniyorum, yoğun boya kokusu başımı döndürüyor
    Yapmacık bir öksürükle yarıyorum ikiye demir kapının önünde yiyişenleri
    Erkek olan sinirlenip topuğuma tokat sallıyor, diğeri bir hayvan gibi titriyor
    Dönüp onlara Allen Ginsberg’i tanıdığımı söylüyorum, bir şey ifade etmiyor, hiçbir şey…
    Sonra da ekliyorum atom bombasını götlerine soksunlar diye

    Eh…
    Katlanamıyorum sana, saçmalıksın büsbütün – belki de suratıma tükürüp gitmelisin
    Ne benimle olmak istiyorsun ne de bensiz, Tanrı mümkün değilse mümkündür her şey
    Beni sevdiğini söyle ya da yüzüme yayılacak bir ağlama dürtüsü bırak
    Razıyım – Katlanamıyorum buna!
    Yanına biri oturduğunda katlanamıyorum, biriyle flörtleştiğinde
    Neden göt gibi davrandığını anlamaya çalışmak spritüel bir guru yapacak beni
    Akıl oyunlarına katlanamıyorum, ne istediğini bilmeyen konuşmalarına
    Umursamadığını söylediğinde katlanamıyorum, çekilmez olduğumu söylediğinde
    Daha fazla beklemeye katlanamıyorum – belki de suratıma tükürüp gitmelisin
    Önsezilerinle oynuyorsun oyunu, sidik dolu hazneye düşen gümüş bir yüzük gibiyim
    Seni seviyorum – Seni seviyorum – Seni seviyorum – Seni Seviyorum – Ama yalnızım…

     

  • OTOGARLAR

    OTOGARLAR

    Erkeklerin neye düşkünlüğünü çok iyi bilen ve bu anlamda her ilişki türüne açık olan bir escort bayan olarak buraya ilanımı bırakmaya karar verdim. Çünkü ben söylediğiniz her ilişkiye uyumlu olduğum için benden asla escort sıkılmayacağınızı düşünüyorum. Ayrıca beni tercih etmeniz için en önemli özelliğim ben sert ilişkilerden hoşlanan bir olduğum için siz değerli beylerin kendilerini zevke kaptırıp canımı yaktığınızda bu durumdan daha da zevk aldığımı itiraf etmek istiyorum.  Bu yüzden sizde beni tercih ederek hayatınıza anlam ve mutluluk katabileceğinizi unutmadan hemen benden randevu alabilirsiniz. Böylelikle sizde cinsel hayatınızda şanslı ve mutlu erkeklerden biri olarak benimle birlikte hazlara doyabilirsiniz canlarım. Güzelliğin erkekler için ne kadar önemli olduğunu bilen ve bu anlamda sarışın buca escort tutkunuzu gerçekleştirecek lardan biri olarak size sadece bir ilan kadar uzaklıkta olduğumu söyleyerek sözlerime başlamak istiyorum. Bugüne kadar yaşadığınız her şeyi size unutturacak kadar etkili hizmetlerimi sunmak için sabırsızlandığımı şimdiden söylemek istiyorum  Her konuda cana yakın bir hatun olduğum için sizi son derece etkileyici hizmetlerimle benimle birlikte hem çok eğlenecek hem de hazların en üst zirvesini sadece benimle yaşayacağınız için benden asla kopamayacaksınız. Bu yüzden sizde benim gibi bir  partner arayışlarınıza benimle birlikte son verme konusunda kararlıysanız hemen arayarak daha fazla zaman kaybetmeyin hayatım.   Genel olarak erkeklerin ne istediğini bilen biri olarak bu anlamda tecrübeli ve cana yakın bir Kayseri escort bayanın sizi mutlu edeceğini düşünerek buraya ilanımı bırakma istanbul escort bayan kararı aldım. Her bakımdan sizinle birlikte keyifli zaman geçireceğimizi ve beni tercih ederek asla pişmanlık yaşamayacağınıza emin olduğumu söylemek istiyorum.  Bu yüzden sizde benim gibi bir hatunu kaçırmadan altta yer alan ilan numaramdan arayarak randevu alabileceğinizi unutmayın canlarım. Siz değerli beylerin ne istediğini ve ne arzuladığını bilen biri olarak sizi çok mutlu edeceğime emin olmanızı istiyorum. Ayrıca ben zevki ayağınıza getiren bir  olduğum için benimle birlikte asla pişmanlık yaşamayacağınıza emin olmanızı istiyorum. Her erkeğin kusursuz bir seks deneyimi keyfi yaşaması için bu anlamda tecrübeli ve seksi bir Kayseri bayan escort ile mersin escort bayan birliktelik yaşamanız gerekir. Bu anlamda kendinizi deneyimsiz olarak görüyorsanız daha fazla üzülmeyin. Çünkü ben kendime özgü yeteneklerimle sizi kabuğunuzdan çıkarmak için sabırsızlanıyorum canlarım.Bugüne kadar yaşadığınız kötü ve olumsuz anılarınızı unutup benimle yeni başlangıçlar yapmak için sizde hemen altta yer alan ilan numaramdan randevu alabileceğinizi unutmayın. Çünkü her koşulda cana yakın ve sizi arzulayan Kayseri bayan escort olarak birlikte harika zaman geçireceğimiz gibi sizinde bana doymanız için elimden gelen bütün hünerlerimi göstereceğime emin olmanızı istiyorum. Sizde bana bir adım atın ve benim gibi hatunu hayatınızdan eksik etmeyin hayatım.

  • Nankör İbnenin Teki V Kendi Peygamberini Aşağı İten Melek

    Eve geri döndüğümde saat gece yarısını geçeli çok olmamıştı, mutfak tezgahındaki üç şişe Tuborg ışıkların neden kapalı olduğunu açıklıyordu. Mutfakta kaldım, ocaktaki çorba tenceresini tezgahın üzerine indirdim, ekipmanları çıkardım ve Alev’den aldığım eroini pişirmeye koyuldum. Ceketimi bile çıkarmamıştım henüz. O sırada tıkırtıları kendinden önce gelmek üzere Ceren belirdi kapıda, yüzü gözü bir tuhaftı, ya yatalı çok olmamıştı ya da tezgahtaki boş şişelerin hepsini tek başına içmişti -bira onu tuhaf bir şekilde ağırlaştırırdı.
    “Erken geleceğim demiştin!” dedi, sesi çatallıydı.
    “Evet, evet öyle demiştim, özür dilerim.”
    İç çekti, buzdolabını açtı ve plastik kola şişesine doldurduğumuz suyu kafasına dikti. Sonra da “Hep aynı şey!” dedi.
    Gözlerimi o sırada titizlikle kaşığa döktüğüm maldan ayırmamam gerekiyordu.
    “Bir şey söyle!” dedi.
    Bir dakik…” diye mırıldandım.
    “Özür dilemekten başka bir bok yediğin yok. Bir şey söyle!”
    “…”
    “Sorumsuzsun!”
    “Ne?”
    “Sorumsuzsun, şerefsizin tekisin!”
    “…”
    “Sana söylüyorum!”
    “…”
    Amına koduğumun oğlu…
    “Biliyorum, ne hissettiğini anlıyorum. Özür dilerim.”
    Otomatik pilotta olduğumu, kafamın konuştuklarımda olmadığını anladı, “Siktir git Kaan!” dedi. Buzdolabının kapağını tekrar açtı ve şişeyi yerine koydu. Yatak odasına yürüdü ve birkaç dakika sonra ateşlediği bir tek sigarayla geri döndü. Orada dikilip beni izlediğini görebiliyordum ama başımı çevirip bakmıyordum. Yaptığım iş dikkat gerektiriyordu; bu kendime söylediğim bir yalandı, göz teması kurmaktan çekiniyordum, çünkü onu umursamadığımı düşünmesine neden olduğumu biliyordum. Sonunda eroini kaşığa döktüm, ceketimin cebinden çakmağı çıkarıp ocağı ateşledim.
    “Beni aptal yerine koyuyorsun!” dedi, bu kez oldukça sakindi.
    Bu gibi durumlarda sakin kalabilen ya da öyleymiş gibi yapabilen kadınlar erkekler için nadir rastlanılan türlerdendi. Tehlikelilerdi, bundan emindim. Kendini karşısındaki insandan daha zeki sanan ve dahası buna yürekten inanan türden bir kadın davranışıydı bu. Ters köşe edilmeyi akıllarından bile geçirmezler ve haklı olduklarına dair birkaç sağlam bahaneyi her zaman saklarlardı.
    Dikkati kolay dağılan bir adamın telaşında, “Öyle bir şey yaptığım yok!” diye mırıldandım, dilimin ucunu dudaklarımın arasına sıkıştırdım.
    “Yapıyorsun!” dedi. Hızlıydı, hazırcevaptı. “İnsanları aptal yerine koyan, kendinden başka kimseyi düşünmeyen nankör ibnenin tekisin sen!”
    Ellerimin titremesinden nefret ediyordum, işleri daha da zorlaştırıyordu. Zaman kazanmak için kem küm ettim, ama iki büklüm ocağın başında beklerken pek bir şey gelmiyordu aklıma. “Saçmalama lütfen!” diye mırıldandım, dişçinin uyuşturucu iğnesini yemiş gibiydim, dudaklarım sarkıyordu ve peltek konuşuyordum.
    “Saçmalama ne ya!” diye çıkıştı, işte sesinin yükselmeye başladığı noktalardaydık.
    Tekrar mırıldanarak, “Biraz izin ver!” dedim.
    “O kaşığı götüne sokacağım senin.”
    “Benden ne istiyorsun?” diye sordum. “Ne yapmamı istiyorsun?”
    “Doğru yaptığın ne var ki? Söyler misin bana!”
    “Ceren…”
    “Hiçbir sik yaptığın yok ki! Hiçbir sik yaptığın yok! Bütün gün torbacı peşinde koşturuyorsun, burada mıyım değil miyim umurunda bile değil…”
    Karnımızı doyuralım diye…
    “Sıkıldın mı artık benden, bu mu sorun? Söyleyemiyor musun…”
    Ocağı kapattım, kaşığı tezgaha bıraktım. Hep aynı titizlik, hep aynı özen…
    “Ortada bir sorun yok, Ceren.”
    “Bırakmak mı istiyorsun…”
    “Ne bırakması?”
    “Hayır, istediğin buysa söyle bana…”
    “İstemiyorum böyle bir şeyi.”
    “O halde ne? Sorun ne, niye böylesin? Bana eziyet ediyorsun, görmüyor musun…”
    İğnenin ucunu pişirdiğim gerçeklik bileşenine batırıp büyük bir özenle enjektörün içine çektim. Yavaş olmalıydı, acelesiz ve titiz. İğne izleri kaşınıp duruyordu.
    “Hayatımın kolay olmadığını biliyorsun…”
    “Böyle yapma…”
    “Biraz ilgi bekliyorum, anlamıyor musun? Bu kadarını hak ediyorum ben ya…”
    “İyi değilim Ceren…”
    “Yediğin içtiğin öylesine biri miyim, yatağına giren biri miyim sadece…”
    “Ne?”
    “Sadece bu mu senin için…”
    “Kes şunu artık.”
    “Ama sıkıntı bende, gerçekten, öyle! Aptal olan benim…”
    “Sana iyi değilim diyorum…”
    “Ağzını yüzünü sikmişler ya hani, kıyamıyorum ben de salak gibi, kalkıp çorba yapıyorum sana…”
    Elimde enjektörle doğruldum ve tam gözlerinin içine baktım.
    “Ne anlarsın sen öküz herif! Varsa yoksa şu boklar…”
    “Ne?”
    “Yarın bir gün biraz mal alabilmek için götünü de verirsin sen…”
    “Farklı bir bok değilsin!”
    “Acınası haldesin, sikik hayal dünyanda yaşıyorsun…”
    “Ne yapmaya çalışıyorsun?”
    “Başk… Ne? Ne demek ne yapmaya çalışıyorsun? Ben m…”
    Enjektörü alıp yatak odasına geçtim. Ceketimi ve kazağımı çıkarıp yatağa oturdum -kadın hala söyleniyordu, bu yüzden sadece Patti Smith’in olduğu kırk beş dakikalık bir çalma listesi başlattım- sonra da ayağımdaki çorabı turnike olarak kullandım. Kolumu tokatlamaya başladım. Enjektörün havasını aldım, iğneyi yavaşça damara batırdım, kanı gördüm ve ağır ağır ittim pistonu. İşte… Yine oluyor… Hayatta yavru kuşların ağaç dallarından atladığı bir sahne vardır, yolu yere çakılmak ile kanat çırpmak arasındaki saniyeler belirler. O an da bunun gibi bir şeydi; tehlikelinin farkındaydım, öyleydim ve güdülerim yapmam gereken şeye doğru itiyordu beni. Ölüm o an için değildi, uyuşturucu beynime ulaştığında kanatlarımı açıp başka bir ağaç dalına konmayı akıl edebilecektim. Ama içten içe biliyordum ki tüm bunlar, tüm bu çaba ve tüm bu yaşama isteği başka sıradan bir günü özel kılacak acımasız bir ölüm içindi.
    Çorabı çözdüm, enjektörle birlikte yatağın yanındaki komidine bıraktım. Sonra da rüzgarda süzülen sararmış bir yaprak gibi salındım yatağa. Sırtüstüydüm.
    “Geberip git de kurtulayım senden!” diye bağırdı kadın, topuklarını yere vurarak odanın kapısına kadar yürüdü ve “Orospu çocuğu!” diye ekledi.
    Belki de en iyisi buydu, emin değildim. Düzgün düşünemiyordum, o gevşek ruh haline ihtiyaç duyuyordum ve o an için yaşamak istediğim tek şey buydu. Burnumu kaşıdım, elime biraz sümük bulaştı, hareket etme dürtüsünü yitiren bozuk bir bedeni kontrol edip pantolonuma sildim. Sonra her şey birden karanlıklaşmaya başladı, ampul son mücadelesi veriyormuşçasına loş göründü gözüme. Sorun yoktu, böyle olması ne iyiydi ne de kötü.
    O an için bilim insanlarının bir makine icat etmesini diledim; karşılıklı iki kişi kafalarına taktıkları bir kask sayesinde birbirlerinin düşüncelerini, iç seslerini duyabilecekti ve neler hissettiklerini anlayabilecekti. Belki böyle olsaydı konuşmaya pek gerek kalmazdı. Böyle olsaydı kadınlar alıp başlarını gitmezlerdi. Ama korkmuyordum bundan, masumiyet kokan dileğim bundan ötürü değildi. Hem biz bunu bilerek yapıyorduk, birbirimize. İki çekilmez manyaktan başkası değildik, kendi sorunlarımız vardı, kendi sorunlarımız zaten boyumuzu aşıyordu. Tüm bu şartlar altında sevmek kolay değildi, seviyorduk -biz bunu bilerek yapıyorduk, birbirimize. Oysa ki çok farklı olanlar vardı, duvarları önyargıdan oluşan kokuşmuş bir yerde mahsur kalmış aşıklar vardı ve şüpheleri, güvensizlikleri, yanlış anlaşılmaların neden olduğu ayrılıkları, ayrılıkların engel olduğu birleşmeler vardı. Kadının karşısındaki erkek için ne kadar kıymetli olduğunu birinci gözden, direkt beyin fonksiyonlarının kendisinden görebileceği bir kask, dinini siktiğiminin bir eriğini başka bir eriğe çevirme fikrinden çok daha iyiydi. Hem belki böyle olursa -cinsiyet fark etmeksizin- birine karşı olan duygularını ispatlamak için kırk çeşit takla atıp türlü maymunluk yapmaya gerek kalmazdı. Zaten sevginin en kötü yanı da bu değil miydi, bomba düzeneğindeki doğru kablo gibi bir risk barındırırdı.
    Gözlerim kapalıydı, neredeyse uyumak üzereydim. Yatağın aşağı çökmesinden Ceren’in kenarda oturduğunu anladım.
    Ağırlaşan canki dudaklarım aynı parçayı çevirip duran kasetçalar gibi, “Ne yapıyorsun?” diye sordu.
    Cevap vermedi.
    Soğuk duvardan destek alarak doğruldum, midem kasılıyor, vücudum geriliyordu. Geçenkinin üzerine bir o kadar daha sopa yemiş gibiydim. Çoraplarını giyiyordu.
    “Sana ne yapıyorsun dedim!”
    “Gidiyorum, amcık ağızlı, gidiyorum!”
    Biraz afallamış, biraz da sinirliydim, “N-nereye gidiyorsun?” diye sordum.
    “Gidiyorum” dedi, “Bir süre Ayfer’de kalacağım!”
    Daha fazla direnemedim ve yatağa geri düştüm, sonra da uzandığım yerden, “Ayfer?” diye sordum.
    “Yat zıbar Kaan!” dedi, “Tamam mı?”
    Ayaklandı, dolaptan çantasını aldı, çalışma masasına koydu ve bir şeyler aranmaya başladı. Öyle seri, öyle öfkeliydi ki ağzına kadar dolu bir tabanca çıkarıp beni taşaklarımdan vurmasından korktum. Küfrederek devam etti aramaya. Sonunda küçük bir şey çıkardı, o mesafeden ne olduğunu göremiyordum, fotoğraf ya da onun gibi bir şeydi. Emin değildim.
    Yatağın karşısındaki koltuğa fırlattı, “Götüne sokarsın!” dedi. Önce odadan çıkışını, montunu giyişini, fermuarı çekişini, ayakkabıları ayakkabılıktan alıp yere bırakışını ve sonra da saati umursamadan kapıyı çarpıp gidişini dinledim. Arkasından çok şey bağırabilirdim, çok fazla küfredebilirdim ve hatta iyi ki bırakıp gittiğini bile haykırabilirdim. Ama yapmadım. Başımı yastığa geri bıraktım, derinleştikçe derinleşen, sonsuza dek gömülüyormuşsun hissi yaşatan yastığa bıraktım. Zaten her şey can sıkıcıydı, Patti de susmuştu…

  • ACI

    ACI

    İnsan yavaş yavaşta değil

    hızla yok oluyor.

    Ne acı!

    Kargalar bile hoşnut değil

    bu pervasız durumdan.

    Kalanların bedenleri fahişe,

    Ne hoş!

    Bir kabus diyorum…

    İçimdeki çocuk kanıyor,

    mezarlıklarda yer kalmadı…

    Ey insan!

    Yaktır kendini en iyisi…

     

    -İlayda YİĞİT

  • GİTMEK GEREK BAZEN

    GİTMEK GEREK BAZEN

    Gitmek gerek bazen… Sonunu düşünmeden, sadece yol almak gerek. Her şeyi ardında bırakarak, yelelerini rüzgarda savuran, dört nala koşan bir yılkı gibi özgürlüğe doğru koşmalı… Boşanmalı zincirlerinden, düşünmeden, hesapsızca, kitapsızca… Koyvermeli her şeyi, bırakmalı… Nere olursa olsun yol almalı sadece, çok uzaklara… Gitmekle gidilir mi yoksa kalır mı aklının, ruhunun bir köşesi, düşünmeden… Bir kez olsun hesaplamadan düşmeli yollara… Sadece bir kez olsun… Mavilikler, atıyla yol alan adam özgürlüğü çağrıştıran, hani hep dem vurduğumuz ama hiçbirimizin aslında tam anlamıyla elde edemediği o özgürlüğü…

    Fotoğraf © Yusuf Teke

  • İdam Mangasında Kıyamet

     

    Bir doğa faciasıydı göz göze gelmemiz. İçimde toprak kayması, içimde tarifi imkansız bir yıkıntı. Sen ve gözlerin kilise yakan bir pagan gibi saldırdın kutsallarıma. İncindim. Sevdim. Annem tırnak uçlarıyla seller taşıdı beni kurtarmak için. Ama yanmıştım artık. Üçüncü derece yanıklar ile doldu kalbim. Acı hissetmiyorum. Ağrı ise sadece bir dağ ismi benim için. Bir köşe başında idam edeceğim bu yazıyı, ya kurşuna dizerim ya üstüne işerim.

    Müslüm Baba’dan gaz alıp seviyorum seni. Öyle umarsız, öyle gözü kara. Kentler getirdim sana kesik avuçlarımla. Kırılmadığın bir kenti seç orada yaşayalım. Zaten kentler sadece beton değil mi? Onları kötü yapan içindeki insanlar. Zaten içinde insan olan her şey zamanla çürür, bozulur sevgilim. O yüzden cennet için uğraşmayalım. Günahlarımla sev beni. Biraz da saçımı okşa. Kaybedişlerimi tanıtsam sana ağlarsın bir müddet sonra ölürsün zaten. Kaybedişler doğurma bana. Bir köşe başında idam edeceğim bu yazıyı, ya kurşuna dizerim ya üstüne işerim.

    Bir köşe başında idam etmeden bu yazıyı, sana söylemek istediklerim var sevgilim. Benim hayatımı ve kalbimi siktiler. Annesi belli olmayan orospu çocuğu acılarım var. Beni tekrar kırma lütfen. Artık kırıklarım kanatmaya başladı. Çaresizliğimi anlatsam sana üç dinden dualar edersin beni kurtarmak için. Sadece yanımda kal. Saçımı okşa. Memelerini değil kalbini istiyorum. Beni sev, beni bırakma. Anasının amı gibi yalnızım. Şimdi bir köşe başında idam edeceğim bu yazıyı, ya kurşuna dizeceğim ya üstüne işeyeceğim.

     

  • Şehirleri Say

    Anadolu Yakası Partner Arayışlarınıza KAAN ENGİN ile Son Verin. İstanbul gibi metropol ve dünyanın gözü önüne bulunan nadir şehirler arasına girmiş kentlerde eskort bayan talepleride artmaktadır. Özellikle evliliğinde sorunu olan ve/veya pandemi nedeniyle sıkıntı, stres içerisinde olan beyefendiler haftasonu yasaklarında eve kapanmış ve her geçen gün sosyallikten uzaklaşarak, asosyal bir hayat yaşamak zorunda bırakılmıştır. Kodumun çinlileri, bir virüsle tüm dünyayı esir altına aldı bile diyebiliriz. Hatta tam anlamıylada böyle oldu. Yaşamanın ve dışarıda gezmenin ( özgürlüğün ) ne denli önemli olduğunu ve eski yaşantımızın kalitesini anlamaya başladık. Böyle sıkıntılı dönemlerde insan psikolojileride yerle bir oluyor. İster istemez herkes etkileniyor ve toplum sağlığı da etkileniyor. Tam da böyle zamanlarda ataşehir escort bayanları ile gününüzü gün etmek ve yoğun stresli hayattan biran olsun kurtulup, Keyifli vakit geçirmek isteyen bireylerin başvurduğu KAAN ENGİN ‘in sitelerinde yerinizi hemen alın. İstanbul eskort piyasasına girmiş, Müşteri olarak bayan bulmuş veya Çalışmak için başvuran hemen hemen herkes KAAN beyi bir kez dahi olsa duymuştur. Escort İstanbul gibi aramalarda hep ilk sıralarda yer alan ve 15 yılını bu sektöre adamış kaan bey, Paralı görüşen bayan arayan beyefendileri koruduğu kadar Eskort modelleri de kollamaktadır. Özellikle anadolu yakası escort aramalarında hep ilk sıralarda yer almakta ve bütün camia ‘ya sahiptir. Örneğin, Bostancı escort arıyorsunuz ama herhangi bir yeriniz ( ev, rezidans daire veya ofis yok ) Bu durumda evi olan escort bayan arayabilir veya Otele gelen eskortlar ile görüşebilirsiniz. Bostancı ‘da eskort arıyorsanız, İlla bostancı escort yazarak değilde, Bostancı’ya yakın olan kadıköy escort gibi kelimelerle arama yaparakta beğendiğiniz bayan escortları bulabilirsiniz. İlçe dışına veya semt dışına çıkma gibi sorunlarınız yok ise anadolu yakası escort partnerleri bulmanızda bir hayli kolaydır. Cinsel sağlığına önem gösteren beyler, alımlı escort ve bakımlı escort bayanlara oldukça önem vermektedir. Birbirinden kaliteli ve sürekli olarak aralarında yarış içerisinde bulunan bayanlar, Erkeklerini memnun etmek için elinden geleni sonuna kadar yapmaktadır. Sizde kaliteli bir seks deneyimi yaşamak ve unutulmaz anlara müdahil olmak istiyorsanız, kurtköy escort bayanları tamda size göre diyebiliriz. Anadolu yakası ‘nın en cazibeli ve şehvetli paralı görüşen bayanlarından oluşan kurtköy bayanları işinin ehli ve profesyonel escort olarak tanımlanmaktadır. Sevgili tribi çekmek istemeyen, kaliteli anlar yaşamak isteyen bireyler seçimini eskort ‘lardan yana kullanmaktadır. Özellikle pandemi gibi dünyayı meşgul eden ve büyük bir sağlık sorununda, Evlerimize kapandığımız şu günlerde yapacak hiç bir sosyal aktivite yok iken tek sosyalleşmeyi eve attığımız kızlar veya otelde görüştüğümüz profesyonel hizmet veren paralı bayanlarla gerçekleştirebiliyoruz. Her bütçeye uygun model olduğu gibi, Saatlik görüşen escort bayanlar veya Gecelik görüşme gerçekleştiren bayanlarda mevcuttur. Hatta bir adım öteye giderek, Organizasyonlara eşlik eden escort ve Tatillerinize seve seve gelerek adeta karınız gibi yakın davranan bayanlarda mevcuttur. Her partner arayışına girdiğinizde, sizde fosforlu K ikonu bile siteleri belli olan KAAN ENGİN ‘in escort bayan sitelerine illaki denk gelmişsinizdir. Tamamiyle gerçek bayanlara yönelik ilanlarla ile dolu olan escort sitesinde, Dilediğiniz uyrukta, boy & kilo da hatta yaşta escort bulmanızda mümkün. Birbirinden kaliteli pendik escort arkadaşları ile kadıköy barlar sokağında 2 tek attıktan sonra, bostancı ‘da bulunan 4-5 yıldızlı otellerde konaklayabilir ve kendinizi ödüllendirebilirsiniz.