2021 yılında “Kavga”yı yayınlayan grup, yeni teklisi “Kimin Umrunda?” ile dinleyicilerle yeniden buluştu.
Progresif Türkçe Rock – Metal çatısı altında oluşturdukları müzikal kimliklerini yeni çalışmalarında da devam ettiriyorlar.
İçimizdeki çocuğu yaşatmaya ve umutlarını yeşertmeye zorlandığımız bu dönemde, tüm çatışmaların merkezinde yine onlar var.
Arada kalmış hayatların ve zihninin derinliklerinde ağır yaralar bırakacak her yozlaşmanın altında yine insanoğlunun büyük imzaları var. Bununla gurur duyan aynı zamanda kahrolanların olduğu gibi.
Yaşatmaya çalıştığımız tüm çocuklarımız için…
Ritim Gitar / Vokal: Emir Saygan Lead Gitar: Onur Narin Bas Gitar: Önder Ayan Davul: Erce Arslan
Söz – Beste: Emir Saygan Aranje: Emir Saygan – Önder Ayan – Onur Narin – Erce Arslan Kayıt: Stüdyo Ayı – Brossover Records Mix: Onur Narin Mastering: Önder Ayan
”Melankoli hüzünlü olma mutluluğudur…” sözünü duymuşsunuzdur herhalde… Ben de siz değerli Metal tutkunları için gece dinleyebileceğiniz türden 55 eşsiz Metal şarkısını özenle, samimiyetle, içtenlikle ve titizlikle derledim. Bazı şarkılar her ne kadar Metal yerine türü Rock olarak geçse de, hepsi birbirinden eşsiz şarkılardır, bunu listeyi inceleyip, şarkıları dinledikten sonra anlayacaksınız… Umarım içlerinde bilmediğiniz şarkılar vardır ve emeğimin meyvesini, siz değerli Metal tutkunlarının yeni şarkılar keşfetmesiyle alacağıma inanıyorum 🙂
Yeri gelip hüzünlendiren, yeri gelip farklı diyarlara götüren, yeri gelip depresif ruh halinize eşlik eden ve daha doğrusu her insanda olduğu gibi, geceleri kendinizi ”yalnız” hissederken bu şarkılar size arkadaşlık yapacak inancındayım… Kendimi bildim bileli Metal müzikle iç içe olan bir insan olarak; Metal müzikteki her açıdan birikimimden bir tutam bu yazıya yansıtmak istiyorum… Birbirinden farklı türlerden derlediğim, gece dinleyebileceğiniz türden 55 Metal şarkısını sizlerle paylaşmak istiyorum. Umarım kahvenize eşlik eder!
HAYDİ DİNLEMEYE BAŞLAYALIM!
1.) SHAMRAIN – DRIFTER
2.) SENTENCED – MOURN
3.) OPETH – TO BID YOU FAREWELL
4.) THURISAZ – INNER VOICES
5.) ANATHEMA – ANGELICA
6.) MY DYING BRIDE – FOR MY FALLEN ANGEL
7.) SATURNUS – A LONELY PASSAGE
8.) DRACONIAN – DEATH, COME NEAR ME
9.) EMPYRIUM – MOURNERS
10.) STRATOVARIUS – FOREVER
11.) AXEL RUDI PELL – OCEANS OF TIME
12.) KATATONIA – SOIL’S SONG
13) BRUCE DICKINSON – TEARS OF THE DRAGON
https://www.youtube.com/watch?v=vXClBjNxiOA
14.) SKID ROW – I REMEMBER YOU
15.) CINDERELLA – DON’T KNOW WHAT YOU GOT (Till It’s Gone)
16.) SCORPIONS – SEND ME AN ANGEL
17.) WOODS OF YPRES – I WAS BURIED IN MOUNT PLEASANT CEMETERY
18.) SOLSTAFIR – FJARA
19.) ALCEST – SOUVENIRS D’UN AUTRE MONDE
20.) AGALLOCH – PANTHEIST
21.) FOREST OF SHADOWS – SLEEPING DEATH
22.) TYPE O NEGATIVE – ANESTHESIA
23. ÖRÖM – CSÖNDBEN
24.) KAFABİNDÜNYA – BİNLERCE ÖZÜR
25.) FORGOTTEN – OF PAST AND PASSION
26.) GREEN CARNATION – MY DARK REFLECTIONS OF LIFE AND DEATH
16 Aralık 2019’da gerçekleştirdiğimiz olan röportajını yayınladığımız, İstanbul çıkışlı Türkiye’nin köklü Melodic Death Metal grubu DESECRATE yeni çıkartacakları ”KINGDOM” isimli albümlerinden ”Narcissus” isimli bestelerine şarkı sözlü bir video yayınladı. 2005 yılında İstanbul’da Oğuz Bulgurlular ve Akcan Ergin tarafından kurulan DESECRATE; 17/07/2020 tarihinde ”KINGDOM” isimli yeni albümlerini tüm Dünya’da yayınlayacak.
Desecrate, ”KINGDOM” isimli albümlerinin yayınlanması için ”Wormholedeath” firması ile anlaştığını duyurdu.
Desecrate 2005 yılında Oğuz Bulgurlular ve Akcan Ergin tarafından kuruldu. 2006 yılında 4 parçalık ”Gods Are Crying” adlı bir demo yayınlayan grup 2009 yılında aynı isimle bir E.P. yayınladı. 2016 yılında ”Black Mask”, 2017 yılında ”Schizophrenia” ve 2018 yılında ”War” isimli 3 single yayınlayan grup aynı sene ”Schizophrenia” isimli bir de albüm yayınladı. Konser playlistleri kendi şarkılarından oluşan Desecrate’in son kadrosu Oktay DEMİRCİ (Vokal), Oğuz BULGURLULAR (Gitar), Batuhan BULGURLULAR (Gitar), Vahit TANIK (BASS) ve Akcan ERGİN (Davul)’den oluşmaktadır.
Ayrıca, 16 Aralık 2019’da DESECRATE ile gerçekleştirmiş olduğumuz röportajı okumak için buradan buyurun;
Lafı fazla uzatmadan, yeni çıkartacakları ”KINGDOM” isimli albümlerinden ”Narcissus” isimli şarkılarına yayınladıkları şarkı sözlü videolarını buyurun izleyin ve Melodik Death Metal’e DESECRATE ile doyun!
Başarılarının devamını en içten şekilde diliyoruz DESECRATE; bu ülkenin Metal gururusunuz!
(DESECRATE grubunu internette takip etmek için gerekli bağlantıları/linkleri videonun altına bırakıyoruz)
Merhabalar. Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Nasılsınız, Desecrate için hayat nasıl gidiyor?
Öncelikle biz de teklifiniz için teşekkür ederiz. Şu an grup için her şey yolunda gidiyor. Aslında 2019 yazını bazı nedenlerden dolayı biraz yavaş geçirdik ama ”sizi öldürmeyen şey güçlendirir” cümlesini adeta yaşayarak bu zamanı atlattık diyebiliriz. Arkasından vokalimiz Oktay Demirci şehir dışına gitmek durumunda kaldı ancak bu bizi beraber geçirdiğimiz zamanların azalması haricinde olumsuz etkilemeyecek. Desecrate aksamadan devam edecek.
14 yıllık, köklü ve müziğini hakkıyla icra eden bir grupsunuz. Yaklaşık 10 yıl önce ”Tears of God” isimli parçanızla sizi erken keşfeden bir takipçiniz olduğumu söylemeden edemeyeceğim. Gerçekten çok etkileyici bir parça. Grubunuzun kuruluş yıllarına gidecek olursak bize Desecrate grubunun ilk tohumlarının atıldığı dönemden bahseder misiniz?
Tears of Gods’ın bizim metal piyasasında tanınmamıza sebep olan en önemli şarkı olduğunu dinleyicilerimizin her seferinde dile getirmesinden bir kez daha anlıyoruz. Zaten bu bağlamda, hatta her bağlamda Tears of Gods bambaşka değer verdiğimiz bir şarkımız. Kuruluş yıllarına gidecek olursak eğer Oğuz Bulgurlular ve Akcan Ergin daha önce başka bir projede tanıştılar. Daha sonra Oğuz’un teklifiyle Akcan’la Desecrate’i kurdular ve melodik death metal tarzında 2005 yılından beri kafa kafaya verip 1 E.P. 3 single ve 1 album (bir taneside kaydedilmiş hazır bekliyor 🙂 yayınladılar. Yani ilk tohumlar aslında tanıştıkları 2002 yılında dost olmalarıyla atılmış oldu.
30 Kasım 2019 Cumartesi günü, geçenlerde çıkış yeriniz olan İstanbul’da Caravan Rock Bar’da Illusions Play grubuyla birlikte aynı sahneyi paylaştınız. Konser nasıl geçti? Katılım ve atmosfer nasıldı? Bize biraz bu konserden bahseder misiniz?
Oğuz’la Akcan beraber ilk konserlerini Caravan’da 2004 yılında 400’e yakın biletli seyirciyle verdikleri için Caravan’ın yeri onlarda her zaman farklı olacaktır. Illusions Play sahne açısından yeni olmalarına rağmen gerekli özeni fazlasıyla göstermiş, yaptıkları sanatı ciddiye alan ve çevresine bir çok şey katmaya özen gösteren genç arkadaşlarımız. Biz sahneleri boyunca kendilerini dinledik ve izledik. Bizler artık müzik piyasasında neredeyse 20. yılı tamamladığımız için(bireysel olarak) aldığımız sahnelerde yeni gelen arkadaşlara elimizden gelen desteği her zaman sağlayacağız. Umarız daha yine sahneyi paylaşırız. Katılım ve atmosfere gelirsek günümüzde mekanı ne kadar doldurduğun önemli gözükse de sahnedeki müzisyen için içi dolu seyirci önemlidir. 150 tane içi boş adam geleceğine 90-100 tane içi metal müzikle dolu adam gelsin bize yeter ki o akşam yettiler. Gelen herkese sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Konserdeki en olumsuz şey twin pedalda yaşadığımız bir aksaklıktı son 2 şarkı da önce bizi yavaşlatıp arkasından 5-7 dakika durdurdu ancak dinleyicinin sabrı ve kaldığımız yerden devam eden müthiş coşkusu bizi çok mutlu etti.
Desecrate grubu kurulurken hedefleriniz ve hayalleriniz nelerdi? Bugünlere bu denli başarılı bir müzikle gelebileceğinizi düşünüyor muydunuz?
Hedefimiz hep aynı aslında dinleyiciye güzel bir metal ziyafeti çekmek ve Türk Metal Tarihi’nin bir parçası olmak. İsterseniz, yani bir şeyi gerçekten isterseniz onu yapamamak için bir sebebiniz olmuyor. Desecrate çok olumsuz zamanlar yaşadı. Yıllar önce 3 şehirde konser ayarlanmış, hazırlıklar yapılmış, vokalist şehri terkettiğini sabah lütfedip telefonda söylüyor ya da gitarist bir kızla tanışıp studyo gününden bir haber yaşıyor ve siz sürekli eleman(müzisyen demeye dilim varmıyor çünkü müzisyenlerin önceliği müziktir) değiştiriyorsunuz ve metal müzik bütün Dünya’da bir birim geri giderken sizin ülkenizde 2 birim geri gidiyor. Her zorluğa rağmen daha iyisini hep üreteceğiz (yeni albüm de bunun ispatı olacak gibi )
Death Metal sizin için nedir ve ne ifade ediyor? Death Metal hayatınızın tam olarak neresinde?
Bu konuda ki düşüncelerimize sözlerimizi okuyup, müziğimizi dinleyerek ulaşabilirsiniz 🙂
Desecrate grubu olarak, etkilendiğiniz, sevdiğiniz ve ilham aldığınız gruplar var mı?
İlk önce kendi hayatlarımızdan etkileniyoruz. Sonra etrafımızda dönen hayatlardan. Daha sonra mecburen gördüğümüz hayatlardan. Sonra insanların bütün bu hayattan acı çektiğini görüyoruz. İşte bizim ilham kaynağımız bu aslında tamamen acıya dayalı. Hayat zaten acıyla dolu. Acının yokluğu mutluluk işte.
İlk albümünüz, 2006 yılında demo olarak ”Gods Are Crying” isimli albümle çıkış yaptınız. O yıldan bu yana dek 1 EP 1 albüm ve 3 adet single’a yer verdiniz. İlk full length albümünüzü ise geçen sene 2018’de ”Schizophrenia” isimli 8 parçadan oluşan albümünüzü piyasaya sürdünüz. Bize ”Schizophrenia” albümünden bahseder misiniz? Bu albümün şarkı sözlerinin konsepti genel olarak nedir? Bu albümde dinleyicilere neler anlatmak istediniz? Ve albümü çıkarırken beklentileriniz nelerdi?
Her müzisyenin yaptığı gibi bütün yayınladığımız şarkıların üstünde özenle çalıştık. Biz hayat ve onun insanlara verdiği acılarla yazıyoruz. Bir şarkımızda savaş çanlarını çalarken diğerinde akabindeki savaşı ve zaferi anlatıyoruz, bir diğerinde ise bu zaferi kazanmak için neler yaşandığını, bazen bu zaferi kazanırken kime karşı olduğumuzu sorguluyor, anlamsız düşüncelerin sonuçlarıyla işin karanlık tarafını anlatıyoruz. Sonra düşünceler beynimizi kemirirken ruhumuzun çektiği acıları dinleyiciye de yansıtıyoruz. Bazen tek ihtiyacımızın cesaret olduğunu söylüyor ve verilen sözlerin aynı zamanda insanın onuru olduğunu betimliyoruz. Sonunda her şeyi kaybediyor ve mezarımızdan her şeyi anlatıyoruz. E.P. albüm ve konser şarkı sıralamamız dahil biz hep bir hikaye anlatıyoruz.
Oktay Demirci bir süredir vokalistliğinizi üstlenmekte. Oktay Demirci’nin gruba ne denli katkıları oldu? Ondan beklentileriniz nelerdi?
Oktay aramıza katılalı 3 sene oldu ve kendini gün be gün geliştiriyor. Bir grupta vokalistin önemi tartışılmaz. En büyük istikrar vokalistin sürekliliğidir. Bize en büyük katkısı dinamikliği oldu. Heyecanımızı hep üst seviyede tutuyor. Arzu ve isteği tartışılmaz. Grup içerisindeki herkesin birbirinden beklediğinden fazlasını beklemiyoruz. Hep daha iyi olmalıyız.
Desecrate grubu boş zamanlarında ekipçe neler yapıyor ve vaktini nasıl geçiriyor?
Ülkemizde metal müzikten para kazanarak hayatı idame ettirmek pek mümkün değil keza herkesin mesleği var ve düzenli işine gidip geliyor. Boş zaman dediğimiz kavram bizde yok iş yoksa müzik var DESECRATE var. Hep daha çok çalışıyor ve içiyoruz :))
Bugüne kadar hiç unutamadığınız, sizi çok etkileyen bir konser oldu mu, yeri sizde çok ayrı olan?
Iron Maiden Tribute gecesi Studio Live da yapılmıştı çok sevdiğimiz müzisyen arkadaşlarımızla sahne almıştık. Biz o gece The Trooper’ı çaldık ve tek şarkıda bu kadar seyirciyle bütünleşip eğlenmenin tadına vardık. Dorock’ta verdiğimiz bir çok konser müthiş geçmiştir. Kapanması bir tarihin gömülmesi demek aslında. İtü festivalleri var bir de farklı davulcuyla verilen tek konserdir ve Akcan askerde olduğu için unutamaz onu 🙂 buradan Volkan Beykoz’a da desteği için tekrar teşekkür edelim.
Yeni albüm çalışmalarınız var mı? Desecrate grubundan yeni bir albümü ne zaman göreceğiz?
2019 ortalarından beri Amerika’dan ve Avrupa’dan firmalar ile görüşme yürütmekteyiz. Yeni albüm kayıtlarından görsel tasarımlarına kadar hazır. Bir kaç pürüz kaldı ama anlaşacağız ve uluslararası bir albümle karşınıza çıkacağız. Hatta çok sürpriz bir ülke ve tasarımıyla bile karşınıza çıkabiliriz.
İstanbul’da Metal yapmak nasıl bir duygu? Size eksileri ve artıları neler? Zorlukları var mı? Ve ayrıca bize İstanbul Metal camiasından biraz bahseder misiniz sizin gözlemlerinizle?
İstanbul neyse Türkiye odur. Evet siz daha küçük şehirlere gidip konserler verebilirsiniz ya da o şehirlerin grubu olabilirsiniz ama İstanbul dinleyicisi akımı ve dinlenebilirliğinizi belirler. Örneğin 5 şehirde konser verirsiniz ama bir İstanbul konseri hepsinden faydalıdır. İstanbul’da mekan çokmuş algısı vardır bu eksi bir değerdir hele ki Dorock kapandıktan sonra Taksim gibi bir kalede 2-3 mekandan başkası yok. Kadıköy’ün etkisi tartışılmaz ama orası bile 3-4 sahneye sahip. En enteresan olanı da herkes başkasının çaldığı diğer sahneye bok atma peşinde. He orada mı çıkıyorlar üff çok kötü gibi. Bunlar piyasada olan 5-6 tane dinozor dediğimiz grupların gizli ya da aleni çekişmesinden kaynaklanıyor. Organizatörler zaten değişik. Kimi organizasyona yakınsa onu çıkartma peşinde. Zaten grup az sana yakın olanı şişiriyorsun sonra grup yok. Millette dışarıya bakıyor o zaman seni yalayacak hali yok adam zaten eser bırakıyor bu hayata. İstanbul metal camiasının belli kısmı şu ” A tanıyorum ben onları çok iyiler” ama konsere gelmedi, gelse de içeri girmedi, girse de izlemedi. Diğer kısmıda sıradan bir günde oturup biranı içerken tanımadığın birinin karşına oturup, seninle konuşup, senin müziğini eleştirmesi. İkinci kısım bizi ileriye taşıyanlar işte ve bu müziği dinlemeyi sürdürecek olanlar.
Türk Metal camiasında ön planda olarak çok sevdiğiniz gruplar var mı? Merak ediyoruz doğrusu…
Bu piyasada dinlediğimiz çaldığımız tarz olsun olmasın müziğini hakkıyla yapan herkese saygımız var. Şimdi grup adı versek e onlar zaten arkadaşlar diyecekler o yüzden hepsini seviyoruz.
Ülkemizde yeterince işini hakkıyla yapan Türk Metal grupları var mı sizce? Ve neden Türk Metal dinleyicileri Türk Metal gruplarına karşı çok acımasız? Bilirsiniz; aynı müziği bir İskandinav grup yapsa çok takdir eder ve öve öve bitiremezler ve aynı müziği bir Türk Metal grubu yapsa eleştirileri hakarete çevirirler. Bu beni çok üzen bir durum. Siz neler düşünüyorsunuz?
O bizim ülkemizin her yanında olan en büyük yozlaşma. Kendini beğenmeme, kompleks. Bu düşüncenin önce organizatörler tarafından değişmesi lazım. Seyirci acımasız, organizatör acımasız, bir grubun müzisyeni diğerine göre acımasız, kör topal gidiyor işte piyasa. Nice Türk grupları var hakkıyla müzik yapan ama dediğiniz gibi işte üzüyor hepimizi. Örneğin basit bir anı; Desecrate Beyoğlu’nda Rasputin 34’te takılır ve albüm Spotify üzerinden muhtelif zamanlarda mekanda çalar. İçerdeki dinleyicilerde eğlenmeyi, müziği sevmesini görürsünüz, sonra orada çalışan arkadaşlarımıza grubun adını sorarlar, Türk grubu olduğunu bilmeden devam ederler ve siz köşede biranızı içiyorsunuzdur 🙂
Yurtdışında konser verme planlarınız var mı? Desecrate grubu, Türkiye’yi Avrupa’da temsil etmesini çok isteriz doğrusu…
Mayıs 2020’de bir Avrupa konseri olacak gibi… Takipte kalın
Grubunuzun kuruluşundan şu ana dek, sizi parçalarınızdan en iyi anlatan bir tutam şarkı sözünü bizimle paylaşır mısınız?
”Ve mezarımda sonsuz karanlıktayım Tanrıların göz yaşları mezar taşıma çarpıyor duyuyorum…”
Metal müziğin unutulmaya yüz tutmuş, Metal müziğin uğrak noktası olmayan farklı şehirlerde konserler vermek istiyor musunuz? Buna dair planlarınız var mı?
Teklif gelen her yerde çalarız bu konuda bir kıstasımız yok.
Bu samimi ve keyifli röportajdan çok haz aldığımı söyleyebilirim. Son olarak Metal dinleyicilerine söylemek istediğiniz şeyler var mı? Son söz Desecrate’in!
Gelin Metal dinleyip eğlenelim. Metal evde, yolda ruhunuzu okşar ama içinizde ki özgür ve vahşi ruh sahne önünde ortaya çıkar!! Şerefe!!
Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Nasılsın, hayat nasıl gidiyor?
Böyle bir fırsatı tanıdığın için asıl ben teşekkür ederim. İyi olmaya çalışıyorum açıkçası. Koşuşturma içinde zamanın köleliğini yapıyorum. İş, aile ve müzik üçgeni içerisindeyim.
Sosyal medyada yıllardır takip ettiğim çok başarılı bir müzisyensin. Bizlere biraz kendinden bahseder misin?
Aksaray’lıyım, 32 yaşındayım, sosyologum, evliyim ve bir kız çocuğu babasıyım. Müzik, resim, edebiyat, tarih, siyaset ve bilim ile ilgilenmekteyim, kendimi çeşitli alanlarda ifade etme arayışındayım. Kendimi bildim bileli de müzikle haşır neşirim. Ayrıca beni başarılı bulduğun için teşekkür ederim. Sadece elimden geleni yapmaya çalışıyorum.
Folk Metal ile içiçe bir müzisyensin. Özellikle Türklüğe dair yaptığın çalışmalar gerçekten takdire şayan, bunu belirtmeden geçemeyeceğim. Folk Metal ile ne zamandır içiçesin? Etnik kökenli müzik icra etmek, coverlar yapmak ne zamandır hayatında?
Ben bozkırda doğmuş ve bu toprakları hissetmeye çalışan birisiyim. Türkçülüğe dair fikirler müziğime çocukluğumdan itibaren işleyen etmenlerdendir. Kendimi de Türkçü olarak tanımlayabilirim. Bu ifadeden kafatasçılık anlaşılmasın. Her zaman Atatürk’ün çizdiği yoldan yürümüye çalışanlardanım. Türke özgü her şeye sevgim ve saygım sonsuzdur. Bu durumun da yaptığım işlere yansıması gayet doğaldır diye düşünüyorum. Nasıl bu türe bulaştığıma gelirsek; folk metal severek dinlediğim türlerdendi, adını vermek istemediğim Türkiye’den bir grubun Türk askeri hakkındaki bir şarkısı beni gerçekten çok kızdırmıştı. O dönemlerde nu-metal ve endüstriyel metal tarzında çalışmalar yapıyordum. O şarkıyı dinledikten sonra ülkede metal müzik alanında Diken grubu haricinde Türklük hissiyatını eserlerinde hissettiren ve faal olan bir grup veya müzisyen olmadığını gördüm. Bu sebeple bu tarz kayıtlar çıkarmaya başladım. 2012 yılında çocukluğumdan beri en sevdiğim türkü olan Karaoğlan filminde geçen “Su dökülür dibi taş”ı kaydettim. Eleştiriler olumlu yönde olunca da yoluma devam ettim. Özet olarak 7-8 yıldır folk metal de icra etmekteyim.
Seni takip ettiğim kadarıyla etnik kökenli çok başarılı coverlar yapıyorsun. Senin hayatında yer eden, en haz aldığın cover hangisi desem bizlere ne diyebilirsin?
Kurban’ın Karatoprak kaydı dinlerken en çok tat aldığım cover eserdir. Kendi kotardıklarımdan sorarsan Karacaoğlan cover’ı olan “Sen de olasın benim gibi” şu aralar en sık dinlediğim kayıtlarımdandır.
Türklerin sosyal, kültürel, siyasi olarak birarada olmaları hakkında ne düşünüyorsun? Tüm Dünya’daki diğer Türk kardeşlerimize bir mesajın var mı?
Asya’daki kardeşlerimiz ile ne yazık ki bir arada değiliz. Bunun Sovyetler dönemi ve sonrasında Özal politikaları gibi birçok sebebi var. Ama Türk birliği her zaman yüreğimizde kor bir alev olarak kalacaktır. Atatürk’ün de dediği gibi Çin Seddi’nde buluşacağız elbet. Türk kardeşlerime mesaj iletmek haddime değil asla. Ama ortak dileğimizin birlik olmak olduğunu hissediyorum.
Sosyal medya resmi sayfanda: bir asker sana “Abi operasyona çıkmadan önce senin şarkıları dinliyoruz.” dediğinde doğru yolda olduğunu ve boşa çabalamadığını gördüğünü söyledin. Müziğinle, duruşunla ve yeteneklerinle gönüllere girmeyi nasıl başardın? Bunun için bugüne kadar çabaların nasıl oldu?
Hissetmediğim bir şeyi sözlerimde ve müziğimde asla kullanmadım. Büyük kitlelere falan da ulaşmadım hiçbir zaman. Aslında öyle bir çabam da olmadı. Ama şarkılarıma bir şekilde ulaşıp dinleyen insanların çoğundan iyi şeyler duydum. Terör örgütü sempatizanlarından ölüm tehditleri de aldım arada bir. Askerliğimi doğuda teröre karşı yaptım. Askerin psikolojisini de mesleğim sayesinde inceleme fırsatı buldum. Ülke için elimden ne geliyorsa burada anlatamayacağım birçok şey yaptım. Ama ne yaptıysam samimiydim. Sanırım bazı gönüllerde yer edinmem bu sebeplerden. Birçok işte çalıştım sırf kayıt ekipmanları alabilmek ve daha kaliteli eserler sunabilmek için. Bunun karşılığında da asla maddi çıkar gözetmedim. Herkes gibi amaç uğruna fedakarlıklarda bulundum. Çok zor zamanlarım da oldu. Bu zamanlarda da en büyük desteği Taylan AYIK’tan gördüm. Ne zaman pes edecek olsa beni ayağa tekrar ve tekrar o kaldırdı.
Bundan sonra müzik hayatında olağanüstü bir durum olmadıkça coverlara yer vermeyeceğini belirttin. Bundan sonra bizi gönüllere taht olacak besteler mi bekliyor?
Sadece cover (usta malı) kayıtlarla anılmak istemiyorum. Kendi dertlerimi de anlatmak istiyorum. Bir de çok istek alıyorum ve maalesef yetişemiyorum. İnsanları da kırmak hiç istemediğim bir şey. Bu sebeple böyle bir duyuru yapmak istedim. Kendi söz ve bestelerime ağırlık vermek ve başka insanlarla da ortak işler yapmak istiyorum. Çünkü 2012 yılında üniversitede kurudğumuz grubumuz dağıldığından beri her şeyi tek başıma yapmak zorunda kaldım ve bu gerçekten zaman bakımından artık çok zorluyor beni.
İcra ettiğin müzikte ilham aldığın, örnek aldığın ve beğendiğin gruplar/müzisyenler var mı?
Olmaz mı! Bebekken babam beni Elvis ile uyuturmuş 🙂 90’lı yıllarım Erkin KORAY, Barış MANÇO, Edip AKBAYRAM ve Moğollar gibi isimlerle süslendi. A-ha ve Duran Duran gibi grupları da dinleyerek 2000’lere girdim. Daha sonra ise metal müzik türleri ağırlıklı olarak birçok türde müziği dinleyip özümsemeye çalıştım. Türk rock ve metalini hatmettim. Yabancı olarak ise İskandinav ve Alman gruplarının üzerimde etkisi büyüktür. İlla ki yine isim istersen, eski In Flames, Kalmah, Dark Tranquillity ve Sentenced gibi gruplar çalma listemede sabittir.
2005’te iki arkadaşın ile ”Iztherap” adı altında ilk müzik grubu deneyimini yaşadın. Bize Iztherap döneminden bahseder misin?
Gitar ile yeni tanıştığım dönemlerdi. Yaşadığım şehirdeki tek metal grubuyduk. 2006’da üniversite öğrenimim sebebiyle Sivas’ta yaşamaya başladığım için grup dağılmıştı. Çok amatörce kaydettiğimiz “Mumyalı Kalpler” adında bir şarkımız vardı ama o kayıt da kayboldu gitti maalesef. Sözlerini hatırlayabilirsem günün birinde yeniden kaydedebilirim belki çünkü baya sağlam riffleri vardı.
Asıl mesleğinde sosyologsun. Müzikle birlikte bu mesleğini nasıl ilerletiyorsun? Ve ayrıca müziğin hayatındaki yeri nedir? Bir meslek olarak mı görüyorsun, yoksa sadece bir hobi mi senin için?
Sosyoloji bölümünü bilerek ve isteyerek okudum. Şanslıymışım ki çok değerli hocalardan dersler aldım. Çalıştığım kamu kurumunda 8-5 mesai şartlarında çalıştığım için aileme de gerekli zamanı ayırabildikçe kayıtlar için uğraşabilmekteyim. Müzik benim nefes alış verişimdeki, kalbimin atışındaki ritm gibi bir şey. Müzikten para kazanmadığım için tabiki de bir meslek olarak görmüyorum. Müzik için hobimdir demek de doğru olmaz. Çünkü her an benimle olan bir duygu.
2008’de Amerikalı bir firmadan toplama bir albüm için teklif aldın fakat sağlık sorunlarından dolayı teklifi değerlendiremedin. Bu senin için bir hayal kırıklığı oldu mu? Bu süreç nasıl gelişti?
O dönemler bana gömleği tersten giydirdikleri yıllardı. Pişmanlığım yok gerçekten. Eğer o ve diğer ayağıma gelen fırsatları farklı şekilde değerlendirseydim eşimi tanıyamayacak ve dünyalar tatlısı kızım dünyaya gelmeyecekti belki de. Hayat çok da adil davranmadı çoğu zaman doğrusu ama yaşadıklarım sayesinde bugün ben benim. Sürecin nasıl gerçekleştiğine gelirsek, o dönemlerde popüler olan myspace platformunda firmanın birisi benim kayıtlarımdan birisini (We forget memories fast) dinlediğini ve bunu bir başlangıç olarak toplama bir albümde yayınlamak istediklerini ilettiler. Yazışmalar bir hafta kadar sürdü. Ama hem özel hayatımla ilgili hem de sağlığımla ilgili sorunlarımdan ötürü maalesef teklifi değerlendirememiştim.
Sahne alıyor musun? Ve bu müzikle tek başına mı uğraşıyorsun, yoksa bir ekiple mi?
Yaşadığım şehirde metal müzik icra ederek sahne alabileceğim bir ortam yok maalesef. Bundan 10-15 yıl önce olsa olabilirdi belki. Müzik işlerimi 2012 yılında grubum “The Lost Panturk Generation” dağıldığından beri tek başıma yapıyorum maalesef.
Kendine ait bestelerinde var bildiğim kadarıyla. Hatta albüm ve demoların da var ve tüm bu albümleri kendi imkanlarınla evde uğraşıyorsun. Bize kendine ait bestelerinden ve albümlerinden bahseder misin?
2000’li yılların sonlarında kendi imkanlarımla “Burcuthram” adıyla bir albüm kaydedip dinleyicilere arkadaşlarımın da yardımıyla dağıtmıştım. 2017 yılı başlarında Sait YENİKOMŞU dostumun da yardımları ile 2. fiziksel olarak yayınladığım albümüm “Dark City Tales”i kotarmıştım. Grubumuzla olan 4 kaydımızın bulunduğu “Altar” adlı albümü de youtube üzerinden dileyenlere sunmuştuk. Bestelerim; folk metal, black metal, endüstriyel metal gibi tarzlardan oluşuyor genelde. Kendimi sınırlandırma gibi bir niyetim de olmuyor. O an ne hissediyorsam ve imkanlar neye elveriyorsa o tarzda şarkılar çıkıyor ortaya. Klasik müzik tarzında da bestelerim, denelerim bulunmakta.
Türk Metal camiasında Türklüğü konu alarak müzik yapan yeterince grup var mı? Yoksa azınlıkta mısınız?
Türk Metal camiası toplamında bile yeterli sayıda ve nitelikte grup yok kanımca. Türkçülük tandanslı olarak ise Yaşru, eskilerden Pagan ve bu dönemde Türk metali bayrağını en önde taşıyan gruplardan olan Diken haricinde dikkatimi çeken bir grup veya müzisyen yok maalesef Eskisi gibi yeni gruplar da çok çıkmıyor maalesef. Gençler daha basit ve kolay tüketilen şeylere yöneliyorlar. Sert müzik dinlemek için sağlam kulaklar gerekiyor ve bu da yeni nesilde çok fazla görülen bir şey değil kanımca.
Folk Metal’den biraz uzaklaşacak olursak, dinlediğin ve çok sevdiğin başka hangi Metal türleri var?
Melodic Death, Endsütriyel, Black metal ve alt türleri diyebilirim.
Türk Metal camiasında, işini hakkıyla yapan beğendiğin gruplar var mı?
En başta Diken derim. Adamlar mitralyöz gibi yağdırıyor. Yaşru’nun iki albümü de harika. Moribund Oblivion da sık sık sahne alabilen isimlerden. Pentagram için söyleyebileceğim tek şey ise keşke daha sık albüm kaydedebilseler.
Türk Metal grupları hakkında genel anlamda ne düşünüyorsun? Sence yerlerinde mi sayıyorlar? Veya yabancı Metal gruplarına nazaran iyi müzik yapıyorlar mı?
Ne diyebilirim ki? Abilerimizin açtığı yoldan yürümeye çalışıyoruz. Elbette Türk metal müziğinin şu an bulunduğu yerden kimse memnun değil. Eskisi gibi üretim yok maalesef. Metalci dediğimiz kitlenin de sayısı her geçen gün daha da azalmakta gibi görünüyor. Ama bu durumun suçlusu bu müziği icra edenlerden çok dönemin siyasi ve toplumsal koşullarıdır. Artık büyük müzik festivalleri olmuyor. Gruplarımız büyük kitlelere çalamıyorlar. En basitinden kendi imkanlarımızda yaptığımız kayıtları maddi imkansızlıklar sebebiyle tanıtamıyoruz bile. Yerli gruparımız iyi ki var diyorum çünkü elin adamı gelip de sana Anadolu kokan şarkılar yazamaz da çalamaz da.
Hatırladığım kadarıyla bir yanında melankolik ve depresif müzik yapmaya yatkın Metal müzikte. Neden melankolik türleri coverlardan öncelikli tutmuyorsun? Geleceğe yönelik olarak bu türde çalışmalar görebilecek miyiz?
Zamanında en dibini de yapmıştım. Mesela “Suicide” ve “Dead Inside” adlı kayıtlarım dediğin türlerdendir. Ama aynı zamanda en az dinlenen şarkılarımdandır. Eğer ki hissiyatım o yönde olursa elbette melankolinin de depresifliğin de hakkını veren şarkılar çıkacaktır.
Bu samimi ve güzel röportajda seninle olmak onur verdi. Buradan dinleyicilerine ve Metal müzik severlerine söylemek istediğin şeyler var mı? Son söz senin!
O onur asıl bana aittir. Dünya asla toz pembe bir yer değil. Hele gerçeklerin farkında olabilenler için bir tımarhaneden farksız. Bu durumu en iyi anlatabilen, buna isyan edebilen ve umudu aşılayabilen, elimizde kalan son kalemizdir sert müzik. Bu mücadelede nefesiyle, enstrümanıyla, desteğiyle var olan herkese esnlikler diler teşekkürlerimi sunarım.