Etiket: sapık inek

  • Sapık İnek’in vebalı sesi Okky  ”Grindcore hiç beğenmediğiniz şeylerin yanında, beğenme ihtimaliniz olanları da tokatlamaktır”

    Sapık İnek’in vebalı sesi Okky ”Grindcore hiç beğenmediğiniz şeylerin yanında, beğenme ihtimaliniz olanları da tokatlamaktır”

    • Merhaba Okky, 2018 öncelikle sizin yılınız oldu diyebiliriz, çünkü bu yıl bayağı sıkı bir geri dönüş yaptınız. Önce Kuaför Cengiz ile efsane bir Split’e imza attınız, daha sonra hastası olduğumuz ‘’Sarcastic Hedon Generation’’ isimli albümünüzü yayınladınız, genel olarak Sapık İnek adına 2018’i nasıl değerlendiriyorsunuz?

      En son konserimizi 2005’te İstanbul – Taksim’de verdikten sonra öyle fena dağıtmışız ki; tekrar toplanmamız yaklaşık 10 sene sürmüş. Tabi arada askerlik, iş, para, aşk, meşk, tatil, aile, spor, dünya turu, politika  gibi  geçici heveslerimizi giderdik ve nihayetinde 2015 yılında ”HEAVY STAGE” ile Ankara’da yeni davulcumuz Kerem’le  beklenmeyen bir dönüş yaptık.

    2017 ve 2018 boyunca; izinleri kayıtta, maaşları üretimde, enerjimizi konserlerde harcadık ve neticede birisi Kuaför Cengiz ile paylaşımlı olarak plakta ( ve sadece plakta kalacak şekilde) diğeri baskı CDde (dijitalde mevcuttur fakat bonus beş şarkıyı biz koymayacağız isteyen çeksin yaysın )  2 EP yayınladık, 10’un üzerinde konser verdik. CD’lerin ve plakların yanında tişört, defter, yama, rozet, kitap ayıracı, kapak açacağı, bardak altlığı üretip satttık iyice gaza geldik. İnşallah bu sene   çay bardağı, şarap tıpası, pipo temizleyicisi, paçalı erkek donu ve  kanatlı kadın bağı konusundaki çalışmalarımızı sponsorlarımız ile sonuçlandırıp paranın dibine koyacağız. Çünkü metalcilik bunu gerektirir.

     

    • Kuaför Cengiz ile bir araya gelerek yayınladığınız split ortaya nasıl çıktı, biraz bu bir araya gelme ve bu özel çalışmadan bahseder misiniz?

     Bak bu soruyu pek sevdiğimiz ”KANLI TENEKE” 2018/21. sayısında şöyle cevaplamışız. Aynen kopyalıyorum ki şimdi farklı birşey sallayıp yalancı  durumuna düşmeyeyim..

    Okky: 2-3 yıl öncesinin berbat bir Taksim gecesinde, alkolsüz ayranımı içmek için (o günlerde Tanju Can kardeşimizin çalıştığı ) her tür rezil metalci ve uyuşuk Punk’ın doluştuğu malum mekâna gittim.  Tanju beni görür görmez, o anda şekersiz şalgam suyunu içmekte olan Alex ile tanıştırdı. Grindcoreculuk, metalcilik, ayarsızlık derken karşılıklı feci gazlara gelip birlikte bir haltlar karıştırmamız gerektiğini hissettik. Hali hazırda kadim basçı (Barış) ve yeni davulcu (Kerem) ile çalışmalara başlamış hatta iki konser bile vermiştik.  T.C.G.C.’nin yaşayan en eskileri olarak, gençlere kötü örnek olup, topluma rahatsızlık vermek için yeni ve kalıcı bir şeyler üretmemiz gerektiğine ve bunun için yapılacak en gıcık işin ise birlikte bir plak basmak olduğuna karar verdik. Yaklaşık bir sene sonra Kadıköy Jam Session’da kayıtları bitirmeye yakın bir zamanda bu fikri Profsync Records’dan Özge’ye söylediğimde ”Oha! Split çok iyi fikir!” dedi ve bu plağın kesin basılacağını o an anladım. İşin daha da gıcığı ise bilmeden de olsa, güzide ülkemizin ilk paylaşımlı (Ecnebiler “Split” diyor) uzunçalarını da bastırmış olduk. Hücum kayıt yaptığımız iki şarkı yeni, diğerleri ise eski parçaların tekrar düzenlenip çalınmış halleri.

    2018 BURSA HIGHOUT

    • Aslında baktığımızda her iki grupta yakın temaları şarkılarında konu edinen ve T.C.G.C’nin yaşayan iki önemli grubu ve biz bu olayı ilk duyduğumuzda çok heyecanlanmıştık. Sizin aldığınız yorumlar ne yönde bu konuda?

     Gazetedeki köşesinde yer veren, radyosunda haber eden, web kanalında gaza gelen çatlak camia ile  ”otomatik bireysel emeklilik hesabı birikimi” gibi yeraltı kültürüne ve metale çalışan kişiler yorumunu, tanıtımını yaptılar; sağolsunlar var olsunlar.

    Ağırlıklı olarak karılaştığımız tepkiler ise; ”pikabımız yokki abi! nasıl dinleyeceğiz? şarkıları spotif’ya niye koymuyonuz? niye klibiniz yok yaa?  CD çalarım yokki abi CD’yi napıcam? … ama kapak güzel olmuş”  şeklinde sıralanabilir.

     

    • Ve elbette uzun bir zamandır heyecanla beklediğimiz albümünüz ’Sarcastic Hedon Generation’’ bizlere biraz bu albümden bahseder misiniz?

     – Plaktaki şarkılarla birlikte tüm kayıtlar 2017’nin ilk yarısında Kadıköy ”JAMSESSİON” stüdyosunda Erhan Kabakçı tarafından kaydedildi, işlendi ve indirgendi.  Tanju Can geldi böğürdü, Hammer Enis gelip geyik yaptı. Aceleye getirmeden, yorulmadan, eğlenerek, pek keyifli çalıştık. Dış kapağından şarkı sözlerine, fonlardaki renklerden gitar tonlarına  kadar ”grayndçılık” sınırlarını zorlayacak seviyelerde temiz ve detaylı bir iş  çıkartıldı. Basılı formatta yayınlanamamış 5 eski şarkıyı parlatıp, cilalayıp CD’nin sonuna ekledik ve bizi merak eden, bekleyen senin gibi garibanları mutlu ettik.

    Ayrıca kapakta ŞU’nu, sözlerde BU’nu ve müziğimizle O’nu anlattık   ahahahahah 😛 ulan alın  CD’yi dinleyin işte … ne anlıyorsanız artık öyle olsun işte. Ne söyleyim ki buradan daha?

     

    • Sapık İnek kendi tarzın dahilinde artık kült olmuş bir isim ve doğal olaral şunuda sormak istiyorum, ’Sarcastic Hedon Generation’’ isimli albümünüz ile  diğer çalışmanız ‘’Orgasmic Moron Generation’’ı kıyasladığınızda her iki albüm arasında ne gibi farklar var ?

      Orgazmik; aşırı yaratıcılık ve bol vakit olan, ”aklıma şu geldi hemen  buraya çakalım”, ”bunlar böyle yapmış bizde yandan yardıralım” ile yaratılmış gaz ve ayarsız  dönem şarkıları.

    Sarkastik ise; az vakitli, (zoraki) disiplinli, ”biraz anlaşılır olsun lan”   ”çok komik ama içine sıçmayalım şimdi şarkının” dinginlenmeleri ile  gerçekleşen olgun ve dengeli  dönem üretimleri diyebiliriz.

    cici şalgam isimli çalışma ALEXveOKKY

     Genellikle eğlenceli  ama tokat gibi bir grupsunuz, Şarkılarınızla rahatsız eden bir yanınızda mevcut (Gerçi ben bayılıyorum bu duruma o ayrı), bu konuda neler söylemek istersin.  Yanılıyor muyum?

    Grindcore hiç beğenmediğiniz şeylerin yanında, beğenme ihtimaliniz olanları da tokatlamaktır. Mesela arada sana da çakmışız fakat ileride sen  pek sevdiğimiz bir kardeşimiz olsan biz üzülür müyüz?  Hayır. Neticede parçası olduğun rezalet-ül  hedonik nesil oluşumu gereği; destursuz tokatlanmalı, futursuzca aşağılanmalı  ve umarsızca  nefret edilesi bir garabetik-biyolojik atık öbeğidir. Sende bu kevaşe toplumun vasat bir bireyi olma gayreti içindeysen; takdir edileceğin yer tabiki Sapık İnek şarkıları değildir.  Şimdi  yanılıp yanılmadığını ben sana sorayım?

     

    Cevap Veriyorum Yanılmıyormuşum ahahahahah

    • Ülkede Extreme Metal almış başını gidiyor, ciddi anlamda çok iyi gruplar ve albümler var, bu konuda hakkında neler düşünüyorsunuz ve kimleri beğeniyorsunuz?

    Albüm yaptık  hadi para birleştirip basalım derken ekonomik batış, konser verdik Ankara’da ne güzel işime döneyim derken PKK bombalaması, hatunumu alıp bi tatile çıkayım derken  havaalanındaki IŞİD saldırısı,  ”politika filan takip etmiycem yeter lan yeter” diyip taksime içmeye giderken FETÖ darbesi, kişisel olarak  sürekli maruz kalınan  ufak ve orta çaptaki sosyal hezeyanlar,  bitmeyen çevresel  gaddarlıklar ve bir türlü gelmeyen  ”toplu çöküş” devinimlerini idare edemeyenlerin müthiş beceriksizlikleri varken;  bu ülkedeki metalcilik kapasite kullanım oranı günümüzde  ancak yüzde ellilere filan ulaşabildi.

      Ben metalcinin yetenekli, çalışkan ve üretken  olanını severim diyim siz anlayın.

    ANKARA HEAVYSTAGE 2018

    • Ve Konserler, şu ana kadar gerçekleşen konserler nasıl geçti sizin için ve önümüzde süprizler var mı bu yönde?

    Tomar tomar atılan dolarlar (sahte), seyircinin kafasında kırılan plaklar (çakma) , sallanan daşşaklar (plastik), seyirciye sıvayan dırdırcı kadınlar (tanımıyoruz),   şalgam suyuna bandırılan cici bebe bisküviler (kusturur),  sahnede yoğurulan çiğ köfteler (etsiz) derken, gerçekten bayağı eğlendik yahu. Artık şu rezilliği Ankara-İzmir-İstanbul üçgeninden çıkartıp Kuaför Cengiz ve hayattan beklentisi kalmamış başka birkaç grup ile Kastamonu-Bingöl-Artvin üçgenine  taşıyıp, en cıvıtık takipçilerimizle  birlikte halay-wall yapma zamanı gelmiş.

     Sapık İnek Underground ‘ın ta kendilerinden, ve doğal olarak sormak istiyorum. Bu günlerde underground piyasayı, fanzin ve etkinlikleri nasıl buluyorsunuz?

    • Pul yalayarak  Endonezya’dan Kanada’ya kadar demo kaset takas yaptığımız  günler  kadar müthiş olmasa da gayet keyifli  bir camiamız var. İnatla her konserde tezgah açan, halen fotokopi dergi çıkartan,abuk-sabuk tşörtleri basan, demo kaset çeken, yabancı grupları getirmeye gayret eden ve hayatını bu şekilde ucundan karşılayabilen dirayetli insanları taktir, tebrik ve takdis ederim.
    • Bu güzel sohbet için Çerezzine olarak sana çok teşekkür ediyoruz. Soruları hazırlarken ‘’Cani Cici Bebe’’ dinleyip durdum ve çok çılgıncaydı ha okuyanlara’da tavsiyem olsun, son olarak sevenlerinize neler söylemek istersiniz?
    • ” Takipte” kalın! Konserlere gelip sahnede birbirinizi tokatlayın, yerlere düşüp kıç tekmeleyin, ürün tezgahlarına kusun ve kapı önünde alkol alıp yüksek sesle terbiyesiz muhabbetler döndürün.

    Fotoğraflar @aslihanecekahraman #asliecekahraman

    Buradan dinleyebilirsiniz…

    https://sapikinek.bandcamp.com/album/sarcastic-hedon-generation?fbclid=IwAR2Q-NKd9riUTy3CGEsHBPtp1pxrziMNHfBiiZG2w-dEhKAKNjuvka3yCK8

  • Barış Efendioğlu: “‘Tutunamayanlar’ romanındaki Selim’in oyunsuz çekip gidişini içime sindiremediğim için yazdığım bir romandı bu. Tüm hayatını oyunlarla yaşayan birinin son bir oyunu olmalıydı son sözü yerine geçecek, ben de o oyunu yazmaya çalıştım.”

    Barış Efendioğlu: “‘Tutunamayanlar’ romanındaki Selim’in oyunsuz çekip gidişini içime sindiremediğim için yazdığım bir romandı bu. Tüm hayatını oyunlarla yaşayan birinin son bir oyunu olmalıydı son sözü yerine geçecek, ben de o oyunu yazmaya çalıştım.”

    1-Öncelikle okurlarımız için kendinizden bahsedebilir misiniz?

    Merhaba. Uzun bir hayatı özetlemek zor ama deneyeyim. X ile Y kuşağı arasında sıkışmış 79 doğumlu bir Ankaralıyım. Hafta içleri Bursa’da mühendislik, hafta sonları İstanbul’da yazarlık yapıyor, buna ek olarak yıllardır basgitar çalıyorum. Plak koleksiyonculuğu ve müzik ile oldukça haşır neşir olduğumdan romanlar dışında müzik dergilerinde de yazılar yazıyorum.

    2-Hayatınızda yazmaya başlamanız yani dönüm noktanız ne zaman oldu?

    İşim nedeniyle İtalya’da oldukça uzun süre tek başıma bir otel odasında yaşamam gerekti, bu dönemde, oldukça efkârlandığım bir akşam, ilk öykümü yazdım ve sosyal medya aracılığı ile yayınladım. Ertesi sabah uyandığımda, bilgisayarım gelen mesajlarla dolmuştu. Herkes öykünün öncesini ve sonrasını soruyordu. Vaktim çoktu, konuşabileceğim biri yoktu, birikmişliğim fazlaydı, ben de o öykünün başını ve sonunu yazarak, ilk kitabım olan “Neden Evlenmedim”i oluşturdum. Dönüm noktam yazmaya başladığım akşam mıydı, yoksa ilk öykümde anlattığım akşam mıydı, bunu hala düşünürüm.

    3-Daha önce yayınlanmış olan “Neden Evlenmedim” ve “Gelmeyen Pazartesi” kitaplarınızdan ne farkı var “Tutuşamayanlar”ın?

    İlk iki kitabım, kurgu içerse de genel olarak otobiyografik izler taşıyor ve bunu “Eksper” isimli bir karakter üzerinden yapıyordu. “Tutuşamayanlar” ise benim tamamen kurgu olan ilk romanım. Bir de ilk iki kitapta mizah daha fazla ön planda, “Tutuşamayanlar” konusu itibarı ile daha depresif bir kitap diyebiliriz.

    4-Halen yazarlığınızın yanı sıra bir müzisyen olarak müzikle de iç içe olduğunuzu biliyoruz, “Tutuşamayanlar” ı yazarken bu durum ne kadar etkili oldu?

    Kitabın genel kurgusu zaten bir 45’lik etrafında dönüyor ki kapak görselinin temeli de bu. Tabii bunun yanında, bir plak koleksiyoncusu başrolde olduğundan, yer yer şarkı ve sanatçı isimleri geçiyor kitap boyunca. Ufak tefek sadece koleksiyoncuların anlayabileceği terimler de yerleştirdim araya. Bunun yanında, ben müziksiz bir an bile geçiremeyen biriyim, sürekli kulaklığı takılı olan, uyurken bile evinde müzik çalan biri olarak, yazdığım hikâyelerin onlara uygun bir arka plan müziğinin ahengine sahip olmasına önem veriyorum. Siz de mutlaka yaşamışsınızdır, sokakta yürürken kulaklığınız takılıysa, etrafı algılamanız değişir, birden herkes dinlediğiniz müziğin video klibinde oynuyor gibi olur. İşte o hissi ve dünyayı kendimi dışına atarak arka planda sürekli “soundtrack” çalan bir film gibi izlemeyi seviyorum.

    5-

    5-Tutuşamayanlar, Timur karakterinin Bunalımlar’ın Bunalım plağını arayışı üzerine kurulu bir roman. Sizin için de böylesi vazgeçilmezleriniz var mı? Ve Bunalımlar ya da Ayet Aydın Çakuş sizin için neyi ifade ediyor?

    “Bunalım” plağını bulabilsem vazgeçilmezim olacak ama halen katamadım koleksiyona, şu anda nadir olmasa da manevi değer olarak vazgeçilmezim “Neşet Ertaş”ın “Zahidem” 45’liğidir. En az haftada bir kere dinlemezsem kendimi eksik hissederim. “Bunalımlar”a gelince, benim için ifade ettiği şey, en sevdiğim dönem ve tür olan 60 ve 70’lerde ülkemizde yapılan Rock ve Anadolu Rock türünün en ham, en damıtılmış hali olması. Plaklara ve müziğe dair sevdiğim her şeyi içeriyor, iyi basgitaristler, saykodelik gitar ve klavye melodileri, dönemine çok aykırı şarkı sözleri.

    6-Romanda, gittikçe bir oyun içerisinde buluyoruz kendimizi ve oyun öykülerle, roman içinde öykülerle zenginleşiyor. Kitabınızı yazarken bu bilinçli bir tercih miydi yoksa karakterlerin, öykülerin ortaya çıkışı spontane mi gelişti?

    Bilinçli olarak, en başından beri kurguladığım bir şeydi bu. Tutuşamayanlar’ın her birinin bir öyküsü olmalıydı ve tüm bu öyküler başka bir kaybedişi anlatmalıydı. Zaten kitap içinde kitap oyununu oluşturan kurguyu da sadece bu şekilde başarabilirdim. Zor bir kurguyu basit ve akıcı bir şekilde aktarmaya çalıştım, bunu da eksiltme yapmadan yani kafamdaki hiçbir detaydan ödün vermeden başarmak en büyük amacımdı.

    7-Tahir karakteri kibrit çöpleri bittikçe hayatının sonuna doğru yaklaşıyor romanda. Aslında bir oyunu sürdürüyor, sizce bizler de yaşamlarımızda bir oyun içerisinde miyiz?

    Binlerce oyunun içindeyiz hem de… Zaten hayatın kendisi de kurallarını bizim koymadığımız bir oyun. Bizler ise; iyiliğimizden, kötülüğümüzden, çıkarlarımızdan, arzularımızdan ya da sadece canımız sıkıldığından yeni oyunlar yaratıyoruz. Bazen bir oyunun figüranı, bazen başrolü bazense kuralları koyanı oluyoruz.

    8-Tutuşamayanlar’da Timur karakteri oldukça depresif, insanlardan vurgun yemiş ve insanlara uzak bir karakter. Bu karakteri ve diğer yan karakterleri yaratırken nelerden etkilendiniz, esinlendiniz?

    Farkındalığı yüksek herkesten esinlendim ki kitabı da “Farkındalıklarıyla çirkinleşenlere” adamamın nedeni buydu. İnsanoğlu olarak öyle bir sosyallik seviyesine ulaştık ki kurduğumuz ilişkiler; ikiyüzlülük, yalanlar, egolar ve bunlardan beslenen yapay tavırlardan ibaret olmaya başladı. Belki mağarada yaşadığımız zamanlarda da böyleydik ama o zaman bu kadar dip dibe değildik, yüzlerce kişiyle muhatap olup, bu tavırlara maruz kalmıyorduk her an. “Tutuşamayanlar” etrafındaki tüm bu yapaylıkların “farkında” olup; uzaklaşmış, dertlenen, yalnız ve uyumsuz insanlardan esinlenerek yazıldı ve onlara adandı.

    9-Kitabınız çizimlerle zenginleştirilmiş ve sonunda insanı derinden etkileyen öykülerle kurulu. Öykülerden ve sıkça diyaloglardan oluşan bir roman, bu yönüyle de oldukça farklı. Şu ana kadar bu farkla ve Tutuşamayanlar’la ilgili aldığınız tepkiler nasıl?

    Tepkiler beni oldukça mutlu etti. En çok sevindiklerim; kitabın çok akıcı olduğu, bir gecede bittiği ve insanların okurken kendilerinden çok şey buldukları yönünde olanlardı. Diyalogların bahsedilen bu akıcılığa katkısı olduğunu sıkça duydum. Diyalog yazmayı çok seviyorum fakat içses kadar değil. “Tutuşamayanlar”da da içses aslında diyaloglardan daha fazladır. Kişinin kendi içinde yaşadığı çelişkileri, itirafları, hüzünleri uzun uzun yazıp, bulunulan yerin tasvirini ise ekspresyonist ressamlar gibi, odak noktası olan karakterin duygu durumuna göre vermeyi çok ama çok seviyorum. Bu nedenle, kurgusunu yavaş yavaş kafamda oturtmaya başladığım dördüncü romanımda da benzer şekilde bir anlatım olacak.

    10-Tutuşamayanlar için oyun içinde oyun olan bir roman diyebilir miyiz?

    Amacım buydu, zira “Tutunamayanlar” romanındaki Selim’in oyunsuz çekip gidişini içime sindiremediğim için yazdığım bir romandı bu. Tüm hayatını oyunlarla yaşayan birinin son bir oyunu olmalıydı son sözü yerine geçecek, ben de o oyunu yazmaya çalıştım.

    11-Son olarak sizin eklemek, söylemek istedikleriniz nelerdir?

    Son sözleri telaş içerinde edildiğinden sevmem pek, sürç-i lisan ettiysek affola diyeyim okurlarımıza sadece.

    12-Değerli vaktinizi ayırdığınız için Çerezzine adına çok teşekkür ederiz.

    Bana yer ayırdığınız için ben de teşekkür ederim.