Etiket: rockmüzik

  • Efkan Şeşen ”Best Of…. Bu bir ihtiyaçtı. Sevilmiş bir şeyi yeniden hatırlatma gibi bir rolü var”

    Efkan Şeşen ”Best Of…. Bu bir ihtiyaçtı. Sevilmiş bir şeyi yeniden hatırlatma gibi bir rolü var”

    Merhaba, öncelikle uzun süredir heyecanla beklediğimiz “Best Of” isimli albümünüz hayırlı olsun. Öncelikle okurlarımıza biraz albümünüzden bahseder misiniz?

    Teşekkür ederim. Evet güzel bir çalışmayı daha geride bıraktık. Bu bir ihtiyaçtı. Sevilmiş bir şeyi yeniden hatırlatma gibi bir rolü var. Oğlum Sinan ile şekillendirdiğimiz bir çalışmadır “Best Of”.. Düzenleme ve icraları için farklı dönemlerde yoğun emek verdik… 2013 yılından sonra çok sevildiğini düşündüğüm bazı şarkılarımı yeniden yorumlamak istedim. Zaten var olan bir istekti bu. Şarkılarımın kulaklarda ve duygularda tutmuş olduğu yeri örselemeden yapmak arzusuyla çalıştık ve öyle de olduğuna inanıyorum. O zamanlar oğlum 16 yaşındaydı. Mimar Sinan Devlet Konservatuvarı Trumpet öğrencisiydi. ( Şu an  Codarts Rotterdam / Jazz Trumpet öğrencisi )  Enstrüman icra ve düzenlemeleri ağırlıkta Sinan’a ait bir çalışma olarak şekillendi. 31 şarkı belirledik ve 2 yıl uğraştık. 2015 de “Eski Şarkılar Yeniden” şekliyle digital platformda ŞEŞEN MÜZİK etiketiyle yer aldı. Kısa bir süreçten  sonra firmamı kapadım ve buraya (Rotterdam’a) geldim. Albümdeki bazı aranje ve okumalarımı tekrar elden geçirdik ve kaydettik. 14. albüm çalışmam olarak sizlere ulaştırdık. Eski kataloglarımı da ardı sıra sunduktan sonra devam edecek müzik serüvenimde güzel bir yer tutacağını düşünüyorum.

    Peki dinleyicilerinizden aldığınız yorumlar nedir bu muhteşem albümle ilgili, bizimle paylaşır mısınız?

    Güzel mesajlar gönderiyor albümü dinleyenler. Bir kavuşma duygusuyla yazıyor ve içlerini döküyorlar mektuplarında. Yaşamlarının (özellikle 90’lı yılların) en hareketli ve güzel dönemlerine dokunduğumu ve geleceğe dönük umut ve özlemlerinde şarkılarımla etkide bulunmuş olduğumu hatırlatıyorlar bana. Sevdalarına güç vermişim. Acı ve ayrılıklarına, dert ortağı olmuşum. Mutluyum. Bu bildiğim bir şeydi ama insanoğlunun kendine dair güzel şeyleri hızla kaybettiği şu dönemde bu kavuşmayı yaşamak benim için de paha biçilmez. Ruhumun yenilenmesi, yeni şarkılarımın yazılıp dillenmesinde rolü olacağı kesin 🙂

    Albümde çok sevdiğimiz artık birer klasik olarak adlandıracağımız şarkılarınıza yer verdiniz. Bu çok özel şarkılarınızı  albüm için seçerken zorlandınız mı? Ve nasıl bir yol izlediniz?

    Aslında bu seçimi yaparken çok zorlanmadım. “Ölürüz de”, “Dokuz Altı Yollarında”, “Yüreğim Yangınlarda”, “Gün Ağarırken” gibi eserler ilk akla gelenlerdi. “En çok dinlenen ve sevilenler” her ne kadar benim ve gerçekten müziğimi takip ederek dinleyenler için ana kriter olmasa da, geniş kitlelere bir şey sunarken öne çıkıyor ister istemez. 10-15 eser böyle yerini alırken, ilk albümlerin arka planını da serpiştirdik listeye. Yani “Dert Bu”, “Gecenin Kıyısında” gibi eserler de olmalıydı. Hazır bu konuya gelmişken değinmeden geçemeyeceğim. Ben eserlerimi albümlere hazırlarken hatta onları yazarken de hiç bir zaman öne, arkaya koymam, hepsi yan yana aynıdır. Çok veya az dinlenir, sevilir ya da bilinir oluşları bana ait olmayan kriterler. “Filistin’e Bahar” veya “Fırtına’ya Requiem” ya da “Gülişan”, “Aynı Göğün Altında”, “Biraz da Sen”. Bu şarkılarım da naif ve derin duygular ile yazıldı, bestelendi ve sunuldu. Çok az dinleniyorsa bunda benim “suçum” yok gerçekten, onlardan  özür dilerim 🙂 Bazıları ben hatırlatınca dinlendiğinden eminim. Tabi zamanın getirdiği bir çok olumsuzluk bunda rol oynuyor. Otomatiğe bağlanmış bir hayat yaşıyoruz neredeyse. Bazen şeridin öbür tarafına geçip başka görüş açıları ve duygular edinmek gerekir. Yenilenmenin bir yolu da budur, keşif duygusu yani. “Efkan Şeşen / Gölgede kalmış Şarkılar” diye bir albüm yapasım gelmiyor değil  🙂

    Efkan Şeşen 80 Darbesi sonrası ortaya çıkan Muhalif Müziğin en büyük isimlerinden biridir ve dolayısıyla o günlerden bu günlere, şöyle bir geçmişe dönünce neler hissediyorsunuz?

    Benim yaşımda olanlar için 20.yy’ın son çeyreğini gençlik ve olgunluğa geçiş dönemi olarak yaşamak bir şanstı galiba. Güzel tarafları olan paha biçilmez deneyimdi. Bir çok gelişme ve duyguyu bir anafor içinde karmaşasıyla yaşadık. Dünyada bir şeyler çöküyor ve elveda diyordu. Oysa biz bir aşkın kendisini henüz yaşıyorduk. Başındaydık. Her şey çiçek gibi açıyordu ve hızlı oluyordu bu. Kırılsa da, o an düşse de yerini yenilerinin aldığı bir büyük coşkulu bir kervan gibiydik. Tüm sıkıntı ve acılarına karşın en güzel insanı tanıdığımız için şanslıydık bence. En güzel şiiri okuduğumuz ve şarkıyı yazıp söylediğimiz için, filminden geçtiğimiz için. Ben bu dönemin içinden çıktım ve şekillendim. 80 sonrası Selimiye, Sultanahmet, Metris ve Sağmalcılar Ceza ve tutukevlerinden Tayad, IHD ve yüzlerce Demokratik kitle örgüt ve derneklerin, sendika ve partilerin doğup serildiği direniş dönemlerinden geçtik Grup Yorum ile ve sonrası kendi müzik yürüyüşümle. Bu dönemin şarkılarını yazdık, konserlerini verdik, on binler ile hep bir ağızdan söyledik. Güzel değerler üretildi dört bir koldan. Rengarenktik. En güzellerin yazılıp çizildiği ve hep bir ağızdan söylendiği yıllardı.Yaşamış olanın içinde hala sıcak kalan..

    Ülkemizde ve aslında dünyada müzik daha çok electronic bir hal aldı. Fakat yine’de Enstrümantal müziği yaşatan Halk Müziği, Rock Müzik ve Heavy Metal grupları var. Ve sizin albümünüzde aynı zamanda ruh dolu enstrümanları doya doya dinliyoruz. Bu konu hakkında görüşleriniz nelerdir?

    Bağlantılı bir cevap olacak önceki sorunuzla. Halk sazları ve batı enstrümanlarını güzel bir denge ile buluşturduğumuz bir zamandan kalkış yaptık. Ruhi Su ve Zülfü Livaneli gibi ustaların batı enstrümanlarını türküler ile buluşturup güzel örnekler sunduğu bir beşikte büyüdük. Dolayısı ile 90’lı yıllarda gerek grup, gerekse şahıs olarak çok değerli müzisyenlerin eserleri yükseldi. Bu zemini konservatuvarlardan geçen genç kuşak da besliyordu. Moğollar’dan, Selda’dan, Sadık Gürbüz’e, Grup Yorum’dan, Ezginin Günlüğü’nden, Ahmet Kaya’ya, Koma Amed’den, Koma Denge Azadi’ye, Nesimi Çimen’den, Hasret Gültekin’e, Yeni Türkü’ye, Modern Folk Üçlü’süne ve daha niceleriyle büyük, çağlayan bir ırmaktı bu. Dolayısı ile akustik sazların sahnede alacağı yer esas alınarak albümleşiyordu şarkılar. Hatta eserler sahnelerden ve kitlelerin dilinden geçer, sonra albümleşirdi. Grup Yorumun ilk 3 albümündeki eserlerin bir kısmı da öyledir. Otantik müziğin ve bu formda üretilen eserlerin kaynaktan çıktığı yıllar ve ilk örnekleri her zaman çok etkileyici olmuştur. Dönem olarak daha karanlık ve kısır bir süreçte bu tarihsel birikim yeniden yorumlanırken gelişim gereği elektronikleşmiş olmasını da anlayabiliriz. Hatta bu tarz müziği de bugünün bir gerçeği olarak ekleyebiliriz de. Ama günün müziğini de üretmek gerekiyor değil mi? Mesele sadece eğlenmek ve “kulağa hoş gelsin” diye ucuz işler yapmak değilse bu konudaki koşulsuz içtenliği göstermek gerekir yaratışlarda. İşte bugünün ana eksikliği budur ve teknoloji, elektronik veya dijital olanaklar suçlu olamaz. Suçlu, kötüyü tercih ederek “müzik” diye ucuz şeyler yapan, yaptıran sistemdir elbette. Ama artık ben buna bu sisteme takılan, düşünmeden, sorgulamadan “dinleyen”leri de ekliyorum. Çünkü her şey bu kadar göz önünde yaşanırken kılını bile kıpırdatmadan “bilmiyorum ..dum..” demek ikna edici değil.

    Yıllarını müziğe adamış ve bizim için çok değerli bir sanatçısınız ve oğlunuz sevgili Sinan Şeşen’de bir müzisyen. Bu albümde kendisiyle birlikte çalıştınız, Sinan’la çalışmak nasıl bir duyguydu ve kendisi size göre nasıl bir müzisyen?

    Evet, güzel bir soru 🙂 Tabi Sinan elimizde büyüdü ve ister istemez hayatının müzik ile şekillenmesinde baş rolü oynadık. O her ne kadar doğduğundan beri müzikle iç içe ve onun adına okullar ( Konservatuvar) okusa da 22 yaşın avantajıyla yapabileceği şeyler için daha yolun başında bence. Yetenek ve deneyim birleşiyor ama kendi adına yapacağı çok şey olacaktır. Beni ve müziğimi sevdiğini ve de çok iyi anladığını biliyorum. Her zaman yanımda destek oldu. Ona gönülden teşekkürler. Ama onun müzisyenliği kendine özgü şekillenecektir. Güzel olacağından eminim.

    Bizler sizi ilk Grup Yorum ile tanıdık, daha sonra solo kariyerinizde kendinize ait bir tarz yarattınız diyebiliriz. Müziğinizde Rock’tan Halk Müziğine, Blues’dan , Jazz’a kadar birçok soundu bulabiliyoruz. Böylesine etkili ve ruh dolu müziğin yaratıcı olan size sormak isterim, size bu yönde ilham veren birileri oldu mu ve müziğinizi genel olarak nasıl tanımlarsınız?

    Kuşkusuz benim müziğimi sonrası için etkileyen bir çocukluk ve gençlik süreci var. Önceki sorularınız da yanıtlamaya çalıştım. Ben Ruhi Su türküleri, Selda, Cem Karaca, Rahmi Saltuk, Zülfü Livaneli şarkıları ile büyüdüm. Fakat 60 ve 70’lerin popüler çarpıcı ezgileri James Last, Zamphir, Pink Floyd, Joen Baez, Santana, Vangelis, Beatles ezgileriyle de iç içeydim. Klasik müziği, Chopin dinlemeyi mesela çok severim. Grup Yorum dönemi, benim için de bu ırmağın toprağımız adına sesimi de kullanarak, müzik için en güzel paylaşımların yapıldığı yıllardır. Sonrası kendi müzik yolculuğum için güzel bir deneyim olmuştur. Kendi albümlerimi çıkardım sırasıyla. Ve öncelikle eser üreticisiyim. Bu hiç değişmedi. Yaşadığımı ve tanıklığını ettiğim dünyayı ezgiler ile dillendirmek. Belki elimde gitar oluşunun da etkisiyle biraz daha batı formda eserler çıkmıştır. Kendi albümlerimde de tecrübe ettikçe değişik düzenlemelerle yansıtmaya çalıştım bu duyguyu. Ayrıca albümlerime katkıda bulunan müzisyenleri genel olarak özgür bıraktım. Her şey notalar değildi yani. İcracı arkadaşlarımın o anki duygu ve çalımları da şarkıların son biçimlerini etkilemiştir.

    Dünyanın belki de en zor günlerden geçtiği bir dönemdeyiz ve sizde her zaman Muhalif Sanatçı kimliğiniz ile bizleri hep aydınlatan bir değerimizsiniz, genel olarak ülkemizdeki ve dünyadaki durumu ve sanata yansımaları hakkında neler düşünüyor ve günümüzü nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Çok geniş bir soru. Zamanın getirdiği en kötü şey, doğanın yok olmaya başlaması ve insanın kendine ve gerçeğe yabancılaşmasında kabullenilmesi çok zor bir yere gelmiş olmamız. (Geniş yığınlar için durum bu iken, Kaz Dağları’nın yok edilmesine isyan edip, Hasankeyf’in, Munzur dağlarının yok oluşunu önem sırasına koymuş bir kafa ile yan yana yaşamak da ızdırap verici ). Bu kadar büyük bir yara, beraberinde asıl meselelerden uzaklaşarak sıradanlaşmayı da getirirdi ki, öyle de oldu. Sanattaki sıradanlaşmayı ve de sanat adına biçimsel olarak göze, kulağa hoş gelen ucuz şeyler ile yetinen; nitelikli ürün ve üreticiyi talep etmeyen hatta olanı görmeyen günümüz insanını böyle açıklayabiliyorum ancak. Bu tutum eşliğinde bugün dünyada dev bir dijital çöplük yaratılmıştır. Şimdi bu çöplükte “gelişmiş” bir dünya yaşadığını sanıyor herkes. Kolay gelsin hepimize. Orada zaten herkes hem şair, hem müzisyen, hem siyasetçi, hem artist hem hem. Gelişmek, kolay ulaşmak ve ulaştırmak , bilmem kaç piksel foto olamak güzel de, gerçekler? dünya ve ilişkileri, çaba sarf eden, üreten ve az da olsa direnen güzellikler? orada hayatın tam orta yerinde üretilmiş şeyler artık çok az. Ve çok değerliler bence. Ben, içinde sınıf duygusunu yitirmiş ve yerini bu zamanın gösterişli hiçleriyle doldurmuş kendini özgür olduğunu zanneden insandan korkuyorum. İnsan değerlerine ve onun tarihsel birikimine sırtını dönerek sorunların gerçek çözümüne yabancılaşmış “insandan”dan. Burada gerçek sanat ve sanatçı çok yalnız ve sahipsiz. Gerçek budur.

    Yeniden Best Of isimli albümünüze dönecek olursak, başta oğlunuz Sinan Şeşen olmak üzere, yine birçok önemli müzisyen ile çalıştınız. Bizlere biraz bu isimlerden bahseder misiniz?

    Albümde Mehmet Polat, Murat Çorak, Bülent Ay, Ertan Tekin, Erdem Sökmen, Erdinç Şenyaylar, İsmail Soyberk, Önder Tunç, Ayhan Kökoğlu, Ege Bölükbaşı gibi bir çok değerli müzisyenin katkısı var. Vokallerde Eşim Didar Şeşen’de yardımcı oldu. Sinan, akustik, klasik ve bass gitar ve de trompet, keyboard da elinden gelen en güzeli gerçekleştirdi. Düzenlemelerde ağırlık yine oğlum Sinan’da dır. Ve bu çalışma bir baba oğul dayanışması ürünüdür dersek yanlış olmaz.

    Bir süredir yurt dışında yaşıyorsunuz ve çalışmalarınıza orada devam ediyorsunuz. Oraya gitme sebepleriniz neydi? Sizi çok özledik gerçekten tekrar memlekette konserler vermeyi planlıyor musunuz?

    Burada olmam (Hollanda / Rotterdam) öncelikle bir baba olarak oğlumun öğrencilik hayatında yanında olmak içindir. Fakat zaman, benim müzik çalışmalarım için biraz dinlenme, demlenme ve geçmiş sürecin muhasebesini yapma imkanı da verdi. Bunun için biraz daha burada kalma kararı aldık. Çok iyi de oldu. Bu sayede İngilizcemi geliştirdim, Hollandaca öğreniyorum. Ve yenilendiğimi hissediyorum. Tabi ki Türkiye’de de konserlerim olacak. Ama öncelikle yeni çalışmalarımı dinleyici ile buluşturmalıyım ki sahne de de yenilenebilmiş olayım. Aynı tas aynı hamam çok da tatmin edici değil bizim gibiler için 🙂

    Ülkemizde Rock Festivallerinde Selda Bağcan, Moğollar ve Bulutsuzluk Özlemi gibi muhalif sanatçı ve gruplar sahne alıyor ve oldukça ilgi görüyorlar. Sizinde bu festivallerde olmanız bence çok güzel olurdu. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?

    Yani bahsettiğiniz bu popüler vitrinlerde ilerde ne kadar yer alabilirim bilemem? Umarım güzel etkinliklerde yer alma şansım olur.

    Açıkçası çocukken evde dinlenen dört sanatçı vardı ve ben bu sanatçılara hayrandım ve bugün hala da aynı duygulardayımdır bu isimlere karşı. Bu isimler Erkin Koray, Cem Karaca, Sezen Aksu ve Efkan Şeşen’di. Şimdi ise sizinle bu röportajı gerçekleştiriyorum ve bu benim için çok değerli, Benim en çok etkilendiğim müzisyenlerin en başında gelen bir sanatçı olarak, bu günlerde sanatçı kimdir, şu olmalıdır, böyle olmalıdır gibi tanımlamalar var. Size göre sanatçı nasıl olmalıdır?

    Sanırım söyleşinin içinde bu sorunun cevabı yüklü yüklü verildi. Ben isterim ki benden çok dinleyici bu tanımın karşılığını içinde hissedip dilinde tanımlasın 🙂

    Hatırladığım kadarıyla bu yılın sonlarına doğru, uzun bir süredir üzerinde çalıştığınız yeni şarkılardan oluşan bir albümünüzde bizlerle buluşacak, bizlere biraz uzun süredir üzerinde çalıştığınız albümünüzden bahseder misiniz?

    Evet doğru, şu an 9 dilde yeni bestelerden oluşan bir albüm çalışması içindeyim. Son 3 yılın yazılmış yeni şarkıları. En büyük sıkıntı ilgili dillerine çevrilmesiydi ki bunu başarı ile gerçekleştirdik. Yardımcı olan arkadaşlarıma ve kardeşlerime gönülden teşekkürler buradan. Tabi ki bir heyecan da var. Çünkü yeni bir çalışma bu duyguyu ateşler her zaman. Tabi Sinan ve eşim Didar her aşamasına tanıklık ve ortaklık ediyorlar. Çok güzel bir çalışma olması için elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Yeni yılın başına yetişeceğini umuyorum.

    Albümlerinizi “SESEN MUZİEK PRODUCTİE” adlı firmanızdan yayınladınız, peki firmanız’dan başka isimlerinde albümleri yayınlanacak mı?

    Tabi ki. Nitelikli her müzik üretimi, ses ve projeye yapımcı olarak “Efkan Şeşen” vitrininde yer vermek benim için güzel bir paylaşım ve de mutluluk olacaktır. Ama bu konuda titiz ve seçici davranmak da gerekiyor. Bana gelen çalışmalar var. Değerlendiriyoruz.

    Best Off çok özel ve önemli bir albüm, peki bu arşiv değeri de oldukça önemli olan bu albümün CD formatı yayınlanacak mı?

    Her çalışmayı gönül ister ki CD olarak da basıp insanlara ulaştırabilelim. Ama bugünün ağır basan gerçeği, müziği cep telefonları ve dijital platformlardan dinlemek, belki satın almak. Dolayısı ile bir sponsor olmadan Cd basmak benim için zor. İlerde imkanım ölçüsünde “Best Of” ve eski arşiv albümlerimi bir Cd kataloğu olarak yeniden basmak isterim. Umarım bu şansı bulurum.

    Müziğin Edebiyatla ilişkisi son yıllarda yeniden ön planda, bir müzisyen olarak bu konu hakkında görüşlerinizi de almak isteriz?

    Eğer şairlerin yazılmış şiirlerinin bestelenmesi ise kastettiğiniz (ki ben pek hissetmedim ama böyle bir eğilim varsa sevindirici tabi) kendi şarkılarını yazıp besteleyen bir müzisyen olarak bu konu genelde bana uzak kalmıştır. Ben çok etkilendiğim bir şairin şiirini nadiren besteliyorum. Sözün edebi olması ise konu, tabi ben de bunu yazdığım şarkılarda çok önemserim.

    Albümlerinize ulaşmak isteyen dostlarımız için, size ve müziğinize nasıl ulaşacaklarını bizlerle paylaşır mısınız?

    Bildiğiniz gibi sosyal medya hesaplarımız ve iletişim kanalları bu ihtiyacı çok kolaylaştırdı artık. Ben yine de okurlarınıza güzel bir liste vereyim 🙂 Buradan bütün albümlere ulaşabilecekleri gibi iletişim de kurabilirler mail ve mesaj üzerinden.

    http://www.youtube.com/c/EfkanŞeşenmusic

    https://www.facebook.com/EfkanSesen/

    https://twitter.com/EfkanSesenWeb

    https://www.instagram.com/efkansesen/?hl=tr

    https://www.efkansesen.com

    https://open.spotify.com/artist/5hG2Ykzwihrr7NA0qiGOOB?si=3EyGfAFBRfm1VTvzrCYYmA

    https://fizy.in/TYDOB

    efkansesen@hotmail.com

    info@efkansesen.com

    Best Of- https://orcd.co/efkansesenbestof   

    Gölgeler Şehri – https://orcd.co/golgelersehri
    Pek De Tanınmayan Karadeniz – https://orcd.co/karadeniz
    Yüreğine – https://orcd.co/yuregine
    Renkler ve Islıklar – https://orcd.co/renklerveisliklar
    Renkler ve Islıklar 2 – https://orcd.co/renklerveisliklar2
    Soluk Soluğa 25 Yıl – https://orcd.co/soluksoluga25yil
    Dokuz Altı Yollarında – https://orcd.co/dokuzaltiyollarinda
    Vazgeçtim – https://orcd.co/vazgectim
    Çocuksu Şarkılar – https://orcd.co/cocuksusarkilar

    Bizi kırmayıp, sorularımızı yanıtladığınız için size gerçekten minnettarız, son olarak Çerezzine okurlarına neler söylemek istersiniz?

    Ben de size teşekkür ediyorum bu güzel söyleşi için. Çerezzine okurlarına da sevgi ve selamlarımı iletiyorum. Beni takip etmeyi, müziğimi dinlemeyi, ve dinletmeyi ihmal etmesinler.

  • Bubirson: “Rock müziğin gücüne inanıyoruz”

    Bubirson: “Rock müziğin gücüne inanıyoruz”

    1- Merhaba Bubirson, bizlere biraz gruptan ve kuruluş hikayenizden bahseder misiniz?

    Merhabalar grubumuz ilk olarak 2013 Şubat ayında kurulmuş olup Fırat Pakyüz ve Onur Cenk ile  sokak müziğiyle ortaya çıktı, daha sonraları aramıza Yusuf Begovich katıldı. 2014’te 3’lü olarak rock grubuna dönüştürmeye karar verdik. Birçok davulcu değişikliğine uğradık, en son olarak aramıza Kayıhan Cem arkadaşımız katıldı, keman ve klavyeye ise Ruhat Engin baba geçti.

    2- Geçtiğimiz ay “Gecem” isimli ilk çalısmanızı yayınladınız. Bizlere bu şarkının hikayesinden ve çıkış noktasından bahseder misiniz?

    Gecem şarkısının hikayesi sözleri ve müziği grubumuzun gitaristi Onur Cenk’e aittir. Gecem’i yazdığı sırada kız arkadaşından ayrıldı kız arkadaşıyla barışmak adına yazmıştı. Gecem şarkısının bir kısmı aslında akrostiş bir şiir çalışmasıdır. Gecem’den önce bi içimlik sözler adlı şarkımızın her şeyi tamamlandı, yayınlanacakken çalıştığımız stüdyoda projesi kayboldu. Daha sonrasında ise gruba bu şarkıyı sunup çıkarmaya karar verdik ve geçtiğimiz aylarda ilk singlemiz olarak yayınladık

    3- Gecem’e gelen yorum ve eleştiriler ne yönde?

    Gelen yorumlar ve eleştiriler çok güzeldi, hiç kötü eleştiri almadık beğenildi fakat istediğimiz çıkışı yakalayamadık,  dinleyen ve desteğini esirgemeyen herkese sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

    4- Siz rock müziğin içinde kendine yer edinen ve sevenleri olan bir grupsunuz, peki kendinizi bu müziğin içinde nerede görüyor ve tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

    Sevenlerimize gerçekten teşekkür ederiz bizleri hiç yalnız bırakmadılar. Tarzımıza alternatif rock diyenler oluyor ancak biz t-rock olarak tanımlıyoruz (Türkçe rock) rock müzik sertlikten geçer ve canlı sahnelerimize denk gelirseniz zaten ne kadar sertlikte müzik yaptığımızı görürsünüz, bir metal grubu değiliz ancak yeri geldiğinde sevgili Neşat Ertaş gibi ustalarımızın şarkılarını sert bir biçimde cover yaptığımız oluyor. Kendimizi şöyle görüyoruz önümüz açık ve biz müziğe inananlardanız, müziğe gerçekten bütün kalbimiz ve ruhumuzla gönül verdik ve rock müziğin gücüne inanıyoruz.

    5- Aslında ilk olarak sokak müziği yapan bir ekiptiniz, rock grubu olmanızda meşale nereden yandı ve elbette kimlerden etkilendiniz?

    Ortak bir karardı. Sokak müziğini ve müzisyenlerini hala da destekliyoruz. Grubumuzun gitaristi zaten rock/metal dinliyordu, bassçımız Yusuf Begovich de uzak değildi ve Grup Devil / Elmas Şato olarak tanıdığımız sevgili abimiz Sebahattin Taşdöğen’den etkilendik ilk olarak. Biz de yaparız dedik ve yaptık  yapmaya da devam ediyoruz.

    6- Gecem sonrası yeni bir EP ya da albüm var mı bizleri bekleyen?

    Gecem sonrası üstünde çalıştığımız sözü ve müziği sevgili solistimiz Fırat Pakyüz’e ait olan Ocak Akşamları adlı şarkımızın ve grubun ilk üçlüsüne ait olan bi içimlik sözler adlı şarkımız üzerinde çalışmalarımız devam ediyor, yakında dinleyenlerimize ulaşacaktır.

    Türkiye’de bu kültür bir dönem çok sağlamdı. Şu an ise yerlerde geziyor. Bunun sebebi de prodüktörlerin, müzik firmalarının, menajerlerin ceplerine fazla para koyma isteğidir. En sağlam rock gruplarını alıp slow parçalar yaptırdılar, alternatif parçalar yaptırdılar sırf ceplerine fazladan para girsinler diye adını bile duymadığımız yer altında olan bir sürü sağlam rock metal grubu var ve bu insanlar bir yerlerden destek bekliyor. Bu grupları görmezden gelmek ise en büyük kaybımız. Şunları da eklemek isterim rock ve heavy metal kültürü her zaman yaşayacaktır, ayakta duracaktır bizler buna inanıyoruz.

    8- Şarkılarınızı yazarken nelerden ilham alıyorsunuz ve nelerden bahsediyorsunuz?

    Biz şarkılarımızı yazarken kendi hayatlarımızdan ve sistemin berbatlığından ilham alıyoruz. Mesela bi içimlik sözlerde şöyle bir kısım var (bıktım artık şu insanlardan kendini bilmez su dünyadan) bu tamamen sisteme edilen bir sitemdir. Bazı şarkılarımızda ise aşktan ilhamımızı alıyoruz ve hayatlarımızdaki olan/olmayan insanlardan bahsediyoruz.

    9- Yakın zamanda birçok efsane grup ve müzisyenin yer aldıgı Bak’ın Rock Fest’te sahne alacaksınız. Neler hissediyorsunuz ve festivali nasıl değerlendiyorsunuz?

    Şu kelimelerle başlamak bence en doğrusu olur: Bakırköy’de rock dersi vereceğiz. Gerçek bir rock festivalidir bak in rock, efsane olacaktır. Tanıdığımız gruplar var, aralarından üstadlarla sahne almak çok  gurur verici bir şey bizler için çok mutluyuz ve inanıyoruz ki güzel bir festival olacak.

    10- Çerezzine olarak size çok teşekkür eder, başarılarınızın devamını dileriz. Son olarak bu satırları okuyan dostlara neler söylemek istersiniz?

    Öncellikle bubirson band olarak biz teşekkür ederiz “sevdiğimiz ve inandığımız her şeyin sonu geldiği içindir bubirson olmamız ” Ve Çerezzine okurlarına şunları söylemek isteriz her zaman gerçek müziğin peşinden koşun, o ruhu asla kaybetmeyin. Rock müzik hala ayakta birbirinizin her zaman elinden tutun çünkü biz büyük bir aileyiz. Ve aileler her zaman birbirlerine destek olurlar. Gerçek müzikle kalın. Bizleri takip etmek isterseniz bubirson band yazarak takip edip konserlerimize gelebilirsiniz. Unutmayın gruplar konserlerle grup olurlar.

     

    https://www.youtube.com/watch?v=DlWQX_YU4sg

     

     

     

  • Kazım Koyuncu ”Ölümsüzlüğünün 14.Yılında ”

    Kazım Koyuncu ”Ölümsüzlüğünün 14.Yılında ”

    Kazım Koyuncu dünyada çok nadir rastlanabilecek  bir isimdir. O sadece bir müzisyen değil, gerek duruşu gerek aktivist ve Devrimci kişiliğiyle İsyanın en büyük çığlığıdır. Rock’N Roll bir ruha sahiptir, ama köklerini hiçbir zaman unutmamış, aksine sımsıkı sarılmış o ruhu tüm dünyaya binlerce kişinin horonu eşliğinde yaymıştır. İlk olarak Dinmeyen isimli grubuyla ‘’Sisler Bulvarı’’ isimli mükemmel bir özgün/Protest Müzik albümüne imza atmıştır. Daha o günlerde eşsiz sesi ile tüm dikkatleri üzerine çekmiş ve büyük beğeni toplamıştır. Daha sonra ise onun müzisyenliğinde bir zirve olarak kabul edilen ve tüm dünyaya Laz Rock Terimini kabul ettiren Zuğaşi Berepe’yi kurmuştur. Grupla dünyanın ilk Laz Rock örneklerine imza atan sanatçı, tavizsiz ve net duruşunu sergilediği mükemmel şarkıların yer aldığı Va mişkunan ve İgzas isimli  çalışmaları yayınlamıştır.

    Karadeniz’in köylerinde ve şenliklerinde dahil birçok önemli etkinlik ve festivalde sahneye çıkan ekip sert soundlu müziği ile büyük beğeni toplamıştır. Bu iki başarılı albümün ardından dağılma kararı alan Zugaşi Berepe’nin ardından ise kariyerine solo olarak devam eden sanatçı, ilk önce tamamen Salt bir Rock albüm yapmak iste, fakat daha sonra fikirini değiştiren sanatçı ilk albümü Viya ile yine Laz ve Hemşin Kültürünün unutulmaya yüz tutmuş ve bilinmeyen eserlerini kendi uslubunca rock temalarıyla süsleyerek , Karadeniz Müziğinin popüler yozlaşma yaşadığı bir dönemde bu müziğin özüne derin bir ruh katarak gerçek kimliği ile müzikseverlere sunmuş ve büyük beğeni toplamıştır. Her zaman yüreği insan ve doğadan olan sanatçı, tıpkı gerçek bir sanatçıya yakışır şekilde rüzgara ters yürümüş ve gerçekleri söylemekten hiç çekinmemiştir.

    Eşsiz sesi ve müziği kadar onun etkili ve kararlı duruşu herkesi çok etkilemiştir. İkinci solo albümü Hayde Rock Tarihimizde büyük bir öneme sahiptir, bu albümde tıpkı ilk albümü gibi Karadeniz müziğinin kültürünü , ruhunu en olması gerektiği bir şekilde yaşatır dinleyenlerine, Rock Müziğin etkili tavrının yanında Regie ve Saykodelik etkilerde karadeniz müziğinin birleşiminde mükemmel uyum sağlar. Konserler, başarılı etkinlikler, hergün büyüyen horonlar ve artarak güçlenen sevgi derken birgün Kazım Koyuncu sevenlerine şöyle seslenir.. ‘’ Çok Fiyakalı Bir Hastalığa Yakalandım’’ evet  Çernobil ‘in yaydığı kanser bu seferde Hırçın Dalgamız Kazım Koyuncu’ya gelmiştir. Fakat hastalık süresince ne kendisi nede sevenleri birgün olsun ümitsizliğe kapılmadı.

    Kazım Koyuncu çok sevildiğinin farkındaydı oda çok seviyordu insanı, yaşamı, doğayı ve mücadeleyi, daha yazılacak çok şarkı, söylenecek çok söz ve tepilecek çok horon vardı. Hastalığı sırasında dahil konserler veriyor, ona çok yakışan o gülümseyişini yüzünden biran olsun eksik etmiyordu . Çok sevdiği takımı Trabzonspor’a şarkı dahil yapmıştı. Fakat birgün aldığımız bir haberle adeta ruhumuz sarsıldı ve o an herşey koskoca bir kabusa döndü. Çok sevdiğimiz , samimi yüreğiyle yeri bizde çok farklı olan, eşsiz sesi ile isyanımız olan Kazım Koyuncu bir Haziran günü aramızdan ayrıldı.

    Evet İlkay Akkaya’nın sesinden dinlediğimiz gibi Haziranda Ölmek Onunda payına düştü. Ama her zaman ruhu bizlerle kaldı. Ondan çok şey öğrendik. Kısa ama etkili yaşamında 6 albüm ve bazı projelerde yaptığı çalışmalar bugünün ve yarının Rock Müziğine ışık tutarken, onun tavizsiz  ve eşsiz duruşu rüzgara karşı dimdik yürümemizde en büyük yolumuz, yönümüz oldu.  Onun aramızdan ayrılışının ardından yayınlanan ‘’Şarkılarla Geçtim Aranızdan’’isimli albümü bize ondan kalan çok değerli bir hatıra oldu. Her kesim tarafından sevgi ve saygıyla hatırlanan usta sanatçıyı birkez daha derin bir özlemle anarken,  müziğe ve yaşama kattığı tüm güzellikler adına bir kez daha  selamlıyor. Sonsuzluğun güzelliğinden gülümseyişini hissediyor ve onu hiçbir zaman unutmayacağımızı bir kez daha belirtmek istiyorum.

    İyiki seni tanıdım, seninle aynı çağı paylaştım sen benim Kazım Abim, ışığımsın.. Işığın Üzerimizden hiç eksik olmasın , huzur içinde uyu güzel insan

     

    ALBÜMLER

    Dinmeyen – Sisler Bulvarı (1996)

    Zuğaşi berepe-“Va Mişkunan 1995’

    Zuğaşi berepe-“ “İgsaz 1998’’

    Projeler,

    Salkım Söğüt 2 -2000

    Derbeder – Bir Nehir Ki Ömrüm (2005)

    Trabzonspor Marsi

    Viya (2001)

    Hayde (2004)

     

    DVD

    Şarkılarla Geçtim Aranızdan ‘Kazım için Bir Film’

     

    KİTAPLAR,

    Kazım Koyuncu- Birol Öztürk

    Şair Ceketli Çocuk , Arzuka

    Yağmur “Kıyamet Çiçeği” , Onur Aydın

    FİLM

    Yağmur: Kıyamet Çiçeği

    Ve Geçtiğimiz Yıl Sevgili Dostum Sinan Alıcı ile bir araya gelerek canım abimin ansına yaptığımız şarkı,