Etiket: Persecutory

  • Valkyrja Persecutory ve ThorncrafT ile Yıkıma Hazır mısın?

    Valkyrja Persecutory ve ThorncrafT ile Yıkıma Hazır mısın?

    Destroy Fanzine’in düzenlediği ve Extreme Metal severleri kendinden geçecek bu muhteşem gecede İsveç’li Valkyrja başta olmak üzere, ülkenin en sevilen extreme metal grupları Persecutory ve ThorncrafT ‘ta sahne alacak.

    İsveçli Black Metal grubu Valkyrja 2004 yılında temelleri atılmış, Ondskapt, IXXI, Interment, Entombed A.D. ve Diabolical gruplarında da çalmış üyelerden oluşmakta.

    Northern Silence Productions ve Metal Blade Records gibi şirketlerden albümler çıkartan grup şu anda yollarına W.T.C. şirketiyle devam ediyor.

    Dünyanın birçok ülkesinde festivallerde yer almış ve Marduk, Archgoat, Mgla gibi gruplarla birlikte çalan VALKYRJA’ya İstanbul konserinde Persecutory ve Eskişehir’den ThorncrafT eşlik edecek.

    Tarih: 25/01/2020, Cumartesi
    Mekan: The Wall Saloon, Kadıköy
    Bilet Fiyatı: 70 TRY

  • Persecutory “Dinleyen insanların içlerinde biriken enerjiyi sıkılaştırıp, bilinçlerinin derinliklerinde titreşen işaretlere dokunarak, kadim kapıların aralanışını andıran bir içsel senfoni yaşattığımızı hissetmiyor değiliz. Sanırım evrene saldığımız bu gürültü, kendi karanlık ruhsal formülleri içinde yolunu buluyor”

    Persecutory “Dinleyen insanların içlerinde biriken enerjiyi sıkılaştırıp, bilinçlerinin derinliklerinde titreşen işaretlere dokunarak, kadim kapıların aralanışını andıran bir içsel senfoni yaşattığımızı hissetmiyor değiliz. Sanırım evrene saldığımız bu gürültü, kendi karanlık ruhsal formülleri içinde yolunu buluyor”

    Merhaba Persecutory, öncelikle okurlarımıza biraz kendinizden bahseder misiniz?

    T.PROFANATOR: Aidiyete ve acizliğe karşı duyulan derin huzursuzluğun gölgesinde, karanlık enerjinin evrende bıraktığı izleri takip eden birkaç kişinin; ruhların zamanın akışı içinde dönüşüp çözündüğü kozmik yolculuğa odaklanmasıyla Persecutory ortaya çıkmıştır. Bu kişiler, içinde bulunduğumuz fiziksel dünyanın sınırları içinde, evrenin daha gölgeli ve içsel katmanlarına dokunan yoğun ve sert bir müzikal ayin yaratmaya kendilerini adamışlardır. Daha sade bir şekilde anlatmak gerekirse, Persecutory’nin arkasında insanın karanlık tarafıyla yüzleşmesi ve gördüğünü sandığı gölgelerle hesaplaşması vardır. Bu anlam derinleştikçe, kişiyi sürekli olumsuzluk görmeye iten sanrısal ve psikolojik koşullara kadar uzanan bir içsel sorgulama yolculuğu doğar. Bu alt anlamı takip ettiğimizde, şarkıların merkezine yerleşen esas noktanın; her şeyin bir gün son bulabileceği, hatta evrenin kozmik döngüsünde sıfırlanabileceği ihtimali karşısında ruhun yaşayacağı dönüşümler, acılar ve gölgelerle olan ilişkiyi anlamaya yönelik bir haz, bir inanç ve bir kabul olduğu görülür. Burada amaç yıkım değil; ruhun sonsuzluk karşısındaki titreşimini, korku ve ışık arasında salınan varoluşunu duyumsamaktır.

    Şu ana kadar iki çalışma yayınladınız “Perversion Feeds Our Force” (2016) ve “Towards the Ultimate Extinction” (2017) ve bu çalışmalarınız aynı zamanda dünyanın farklı ülkelerinde de sevilen çalışmalar oldu, bizlere bu çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

    T.PROFANATOR: Her şey, içimizde bir süredir kaynayan karanlık sezgilerin ve içsel dürtülerin yön verdiği dört şarkıyla başladı. Kayıt sürecine girdikçe, sanki fiziksel dünyanın sınırlarını biraz daha esnetip, kendi içsel karanlığımızla ve evrenin daha gölgeli enerjileriyle yüzleşiyorduk. 80’ler ve 90’lardan bugüne kadar bize iz bırakan, kendine özgü ağırlığı olan tüm metal öncüleri yıllar içinde ruhumuza işlemişti; bu birikim de müziği yaparken kontrolü kısmen kaybetmiş gibi hissettiren güçlü bir yaratım ivmesine dönüşüyordu. Yaptığımız şey o dönem daha çok black–thrash metalin sertliğine yaslanıyordu, ama kökünde kaos değil, karanlığın içindeki o tuhaf ve çekici enerji vardı. Bu dört şarkı ortaya çıktıktan sonra, yayın sürecinde İngiltere’de UKEM Records bünyesindeki Hell’s Hammer Music’ten, ismiyle de yarattığımız atmosferle uyumlu bir teklif aldık. EP’nin CD baskısını üstlendiler ve çalışma kısa sürede tükendi. Bu ilk adım, hem yaptığımız müziğin ağırlığını hem de içinde taşıdığı enerjinin dışarıda bir karşılığı olduğunu gösterdi. “Towards the Ultimate Extinction” ise önceki deneyimlerin çok daha yoğun, çok daha katmanlı bir biçimde işlendiği bir dönemin ürünüydü. Black ve death metal çizgisinin kesiştiği noktada, hem zihinsel hem de ruhsal anlamda bir ayin hissi taşıyan, daha büyük bir bütünlük oluşturan bir çalışma ortaya çıktı. Aslında bu albümle birlikte grubun gelecekte izlemesi gereken ses yolculuğu da netleşmiş oldu. Albüm için Polonyalı Godz Ov War ile anlaştık; ilk olarak CD ve kaset formatları yayımlandı ve ikisi de 2018’de tükendi. 2019’da ise aynı şirket aracılığıyla LP formatı çıkacak ve müziğin karanlık ama kozmik girdabını dinleyicinin önüne yeniden serecek, yani yolculuk kaldığı yerden, daha da derinleşerek devam edecek.

    Persecutory Kadıköy’de dünyaya adını duyurmuş çok başarılı grup ve kime sorsam sizi çok seviyor ve ben de bir arkadaşım sayesinde sizi dinledim ve müziğinizi çok beğendim, genel olarak metalseverlerden aldığınız yorumlar ne yönde?

    T.PROFANATOR: Dinleyen insanların içlerinde biriken enerjiyi sıkılaştırıp, bilinçlerinin derinliklerinde titreşen işaretlere dokunarak, kadim kapıların aralanışını andıran bir içsel senfoni yaşattığımızı hissetmiyor değiliz. Sanırım evrene saldığımız bu gürültü, kendi karanlık ruhsal formülleri içinde yolunu buluyor. Yayılan gürültünün, habisliğin ve karanlık enerjimizin doğru formüllerle aktığını hissettiriyor olması muhtemelen bundan. Gelen tepkiler bu yönde olabiliyor, ya da belki hiçbir tepki gelmiyor ama aslında bizim için önemli olan bu değil. Biz dinleyenlerin ruhlarına, zamanın içine sıkışmış anlarında bile hafif de olsa bir rahatsızlık verebilelim; üzerlerine ansızın çarpan beyaz bir ışık gibi onları sarsabilelim, gerisi ikinci planda. Albüme dair dünyanın dört bir yanından eleştiriler, yorumlar, övgüler geldi; ancak bunların hepsinden öte, eğer tek bir kişi bile hiçbir şey söylemeden dinlerken kendi içindeki karanlık sarmala kapıldıysa, o bile bizim için yeterli bir etki alanıdır.

    Black Metal tarzında tavizsiz bir sounda sahip müziğiniz var. Şarkılar nasıl oluşuyor ve nelerden etkileniyorsunuz bu besteleri yaparken ve şarkı sözlerinizde neler anlatıyorsunuz?

    T.PROFANATOR: İçlerindeki karanlığı yalnız kendilerine saklamayıp evrene yaymak isteyen ikilinin; Infectious Torment’in saldırgan, ters açıdan gelen ve tehditkâr akışa sahip şarkı yazım yaklaşımıyla, Vulgargoat’ın ayinsel bir hava taşıyan, dinleyiciyi adeta bir karabasanın ağırlığıyla kuşatan rifflerinin buluşması sonucu Persecutory’nin şarkıları biçimleniyor. Bu yapıların üzerine, ben de sözlerle Persecutory’nin kendi içsel manifestosunu ekliyorum ve temel bütünlüğü böylece oluşuyor. Lirikler, hepimizin zaman ve mekânda iki noktaya sıkışıp kalmış gibi hissettiği; belki de asla yüzleşmek istemeyeceğimiz olası sonları ima ediyor desek, bu çalışmanın özünü en iyi şekilde açıklar. Umutlu bir sona kapı aralamayan, düşük algı düzeyinin kavrayamayacağı kadar iç içe geçmiş bir boyutun, idrak ötesi bir sertlik taşıdığını ve cehaletin yarattığı kaotik hakimiyetin gölgesinde yaşananın, aslında bir tür tutsaklık olduğunu işliyor. Belki de bir zamanlar düşürülenlerin, bastırılanların, unutuşa terk edilenlerin beklenmedik bir anda geri dönüşünün etkisinin kaçınılmaz olacağı fikri, liriklerin merkezine yerleşmiş durumda. Bu nedenle Persecutory’nin sözlerinde, hem kozmik bir karanlığın hem de ruhun bilinmezle kurduğu gerilimli ilişkinin izleri vardır.

    Türkiye’deki Metal piyasasını nasıl buluyorsunuz ve dünyadaki metal piyasası ile kıyasladığınızda aradaki gözlemlediğiniz farklar neler?

    T.PROFANATOR: Her zaman altını çizeceğim bir nokta var: anlayış farkı. Kolaya kaçmak, yüzeysel yöntemlerle ilerlemek… bunlar metal sahnesinin ruhuyla hiçbir zaman örtüşmedi. İnternete albüm atıp, sosyal medyada takipçi kovalamak, sonra da bir şeyler olmasını beklemek… kulağa kolay bir yol gibi geliyor ama metal sahnesi elli yıldır böyle işlemedi. Spotify hedefleri, Facebook reklamları, YouTube tıkları bir yere kadar anlam taşıyor; bunu gerçekten idrak edenlerin çoğu zamanla bakış açısını değiştirecek. Persecutory de dahil, Türkiye’de alışılmış standartların üzerine çıkmış gruplar var—sayısı hâlâ sınırlı olsa da, en azından on sene önceki kadar kısır değiliz. Avrupa’da gruplar trenle vizesiz şekilde dolaşıp konser verebiliyor; evet, ekonomik anlamda çok daha az kısıtlayıcı bir durum. Ama bu demek değil ki biz oturup “kısıtlı imkânlar” diye sızlanıyoruz. Karanlık enerjinin gürültüsünü üretmek, bunu en iyi şekilde kayda almak ve dünyanın farklı köşelerinde karşılık görmek konusunda hiçbir zaman sıkıntımız olmadı. Fakat söz konusu yerli grupların bir Alman ya da İsveçli grup gibi sık sık yurtdışına çıkması olduğunda, koşullar farklılaşıyor ve işler daha seyrek ilerliyor. Kısaca: dezavantajlar var, kaçınılmaz. Ama bunları bahane ederek bir yere varılmaz. Açık konuşmak gerekirse: Ürettiğin müziği bir plak şirketi beğenip CD, kaset ya da LP formatında profesyonel olarak yayınlamıyorsa, tur yapmıyorsan, festivallerde sahne almıyorsan ortada gerçek anlamda yürüyen bir süreç yoktur; sadece boş bir çırpınış olur. Zaman zaman görüyorum, bazı gruplar albümlerini kendi aralarında para toplayıp bastırmaya çalışıyor. Bu, grubun kendi değerini aşağı çeken bir durum. Bu zihniyet özellikle son yıllarda internet kültürüyle birlikte birçok yeni jenerasyon yerli grupta yerleşti ve değişmesi gerekiyor. Üstelik bu kesimin önemli bir kısmı zaten vasat işler çıkarıyor. Unutulmamalı ki metal sahnesi rap ya da elektronik müzik sahnesi değil; single yayınlayıp milyon tık peşinde koşma anlayışına uygun bir yer değil. “Ben memnunsam yeter, gerisi teferruat” yaklaşımını da doğru bulmuyorum. Hem sen yaptığın işe içtenlikle razı olacaksın, hem de dinleyiciyi tatmin edeceksin. Bu ikisi birlikte var olmalı. Çünkü bu gürültüyü insanların kulaklarına saldırması, içlerindeki karanlığı kıpırdatması için üretiyorsun; sadece oturup kendin dinleyesin diye değil.

    Yeni bir EP çalışması üzerinde yoğunlaştığınızı biliyoruz. Çalışmalar nasıl gidiyor, bizlere biraz bilgi verir misiniz?

    T.PROFANATOR: Son konserlerde çaldığımız “As the Serpents Ascend”, muhtemelen sizlere yeni bir kaydın yaklaşan gölgesini sezdiren ilk işaret oldu. Vulgargoat’ın omurgasını taşıdığı ve dipsiz boşluğun kapılarını aralamaktan çekinmediğimiz yeni bir çalışma elbette ki var. Şu sıralar Infectious Torment ile birlikte ikinci beste üzerinde yoğunlaşıyorlar ve ortaya çıkan şeyin taşıdığı ateş, kendini hissettirmeye başladı bile. Hazır olun; iliklerinize kadar sızacak, beş duyunuzu altüst edecek kadar yoğun ve görkemli karanlık metal parçaları geliyor. Beklemede kalın, çünkü yaklaşan şey, alışılmış sınırların biraz dışında.

    Towards the Ultimate Extinction albümünün kapağı ilgimi çok çekti, bu kapaktaki tasvirin hikayesi var mı ve çıkış noktası nedir?

    T.PROFANATOR: Nether Temple Design çatısı altında yıllardır giderek daha sarsıcı, rahatsız edici ve sınırları zorlayan eserler üreten; her kapakta kendi sanatını daha ileri bir noktaya taşıyan Rus illustratör Alex Shadrin ile yeniden çalışmak istememizin sebebi, zihnimizde şekillenen ölüm sonrası sonsuz kaosu ve bu kaosun içinde sıkışıp kalan ruhların çıkışsız girdabını neredeyse kusursuz bir biçimde yansıtabilmesiydi. Ortaya çıkan kapak, yalnızca bizim değil, Alex Shadrin’in kendi sanat yolculuğu için de bir dönüm noktası sayılabilecek çalışmalardan biri oldu. Yalnızca bizim taslak düşüncelerimiz doğrultusunda değil; ona gönderdiğimiz liriklerden aldığı ilhamla kendi yorumunu da ekleyerek, ortaya hem bizim evrenimizle hem de onun karanlık hayal gücüyle örtüşen bir albüm görseli çıkardı.

    Türkiye’den beğendiğiniz gruplar kimler?

    T.PROFANATOR: Aktif olanlar olarak bakarsak Nihil Kaos, Thorncraft, Thrashfire, Grotesque Ceremonium, The Sarcophagus, Undoer, Burial Invocation, Intestine Autopsy, ve Pagan, Cenotaph, Radical Noise, Metalium başlıca örnekler. Aktif olmayan eskilerden Deathroom, Death Oath, Sceptic Age, Undermost falan çok severim. Aktif olan saydıklarımdan bir kısmı zaten yıllardır arkadaşlarım olanlar, bir kısmı yeni jenerasyondan takdir ettiklerim, kimisi de eskiden bu yana hep saygı duyduklarım.

    Persecutory bir yandan yeni ep çalışmalarını sürdürürken, bir yandan da konserlerine tam gaz devam ediyor. Oldukça yoğun bir ekipsiniz, konserleriniz nasıl geçiyor ve yakında sizi nerelerde izleyebiliriz?

    T.PROFANATOR: Mayıs 2018’de, gruba katılan iki yeni üyenin de etkisiyle “aslında her şey daha yeni başlıyor” dediğimiz beş konser verdik ve her biri bir öncekinden daha yoğun, daha üst seviyeye çıkan bir grafikle ilerledi. Eğer karanlık geleceğe dair bir öngörü yapacaksak, bütün bu ivmenin 2020’de daha da net biçimde karşımıza çıkacağını söyleyebilirim. Sonbaharda kara bulutlar çökerken, mezarların ayazla birlikte daha sisli ve puslu bir havaya büründüğü o dönemde ritüele yeniden döneceğiz; fakat 2020 için planlarımız şimdiden çok daha uzaklara uzanıyor olabilir…

    Behemoth ile muhteşem bir konsere imza attınız, sizin için nasıl bir histi ve konser nasıl geçti?

    T.PROFANATOR: Yeni 2 eleman Deathbed ve S. Spermatikoi ile beraber grup olarak canlılarda kabuslara sızmaya hazırlanırken bu esnada önceden planı olan Mephorash (İsveç) ve Acrimonious (Yunanistan) konserleri yaklaşıyordu ve tam bu konserlere hazırlandığımız günlerin birinde Pozitif tarafından telefonla arandım ve Behemoth ön grup teklifi geldi. Tabii ki bizim için beklenmedikti ve hesaplarımızı her birinde kademe kademe ilerlememiz gereken bu 3 konser üzerine yapmaya başladık. Bizim için 10 üzerinden 10 değil, ama 10 üzerinden 7 geçti diye notlandırabilirim o kırdığım puan da çok acele edilen soundcheck ve ayrıca bu soundcheck sürecinin yetersiz kalmasıyla başlıyor. Tabi grubun da ilk büyük sahne deneyimi, bu da bir etki yapabiliyor. Yoksa kendi şarkı performanslarımızdan memnunuz. Bir nevi deplasmana çıktık, çünkü çoğunluğu yeraltı konserleri hiç bilmeyen bir kitle ile karşı karşıyasınız.

    Çerezzine olarak sorularımızı yanıtladığınız için size çok teşekkür eder ve başarılarınızın devamını diler, her zaman yanınızda olacağımızı bilmenizi isteriz. Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz?

    T.PROFANATOR: Benden de röportaj için çok teşekkürler, okurlarınız Persecutory’e daha yakından tanık olmak istiyorlarsa önce bandcamp sayfasına baksınlar, yetmez ise yakın zamanda albüm LP olarak geliyor, beklesinler. O da yetmez ise şunu bilsinler ki bekledikleri güzel günler varsa, o günler genelde gelmiyor. Tek mutlak ölüm..

    Fotoğraflar © Aslı Ece Kahraman