Mayhem gitaristi ve Norveçli sevilen muzisyen Morten Bergeton Iversen 8 şarkıdan oluşan solo albümü Miami Murder’ı 15 ekimde dijital platformlarda yayınlayacak. Ön siparişte olan ve 300 kişi ile sınırlı basılacak albüm sanatçının elektronik takma ismi Bergeton ismiyle yayınlanacak. Albümden çıkan ilk single ise Lambo isimli çalışma.Elektronik tarzda bir albüm olan bu çalışma ise şu şarkılardan oluşuyor:
1. Arabian Nights
2. Depeche Load
3. Fort Apache Marina
4. Lambo
5. Miami Murder
6. Natasha KGB
7. The Demon
8. Valley of Death
Mert Yıldız tarafından derlenen sunumunu ise sevgili Çağlan Tekil’in hazırladığı “Mayhem 1986-1993” an itibariyle @subyayim ‘da indirimli ön siparişte.
Heyecanla beklediğimiz kitapta Mayhem’in ilk demosun’dan Euronymous’un öldüğu güne dek vermiş olduğu röportajlar ve yazmış olduğu mektuplardan derlemeler, bunun yanında o dönem ki tüm Mayhem elemanları, Varg Vikernes ve büyük kısmının orijinal görüntüleri de tercümelerinin yanında mevcut. Euronymous, Dead, Necro Butcher, Hellhammer ve Varg Vikernes’in 10 Ağustos 1993’e dek verdiği fanzin röportajları ve yazdığı mektuplardan oluşan kronolojik bir derlemeyi edinmek için ön sipariş linki ise ise aşağıdadır.
Birlikte Güzel Sunar: Rock Off Event Series, metal akımına devam ediyor! MAYHEM, 10 Ocak 2020 Cuma günü IF Performance Hall Beşiktaş’ta!!! Biletler biletix’te ve çok yakında satış noktalarında!
True Black Metal’in efendileri Mayhem yıllar sonra tam da onlardan beklediğimiz ve dilediğimiz şekilde bir albüm olan Daemon ile bomba gibi bir dönüş yaptı. Albüm o kadar güzel ki, sosyal medyada bu kadar paylaşılan ve çoğunlukla beğenilen olumlu yorumlar alması da bu monvalde gayet yerinde, elbette beğenmeyenler de var, ama benim kendi görüşüme göre de Efsane De Mysteriis Dom Sathanas albümlerine yakın ruhta ve köklerde seyreden bir albümle karşı karşıyayız, benim görüşlerimi Extreminal Sitesinde yazdığım kritikten daha detaylı okuyabilirsiniz, fakat diğer müzisyen dostların albüm hakkındaki görüşlerini de öğrenelim istedim ve bunun için bazı arkadaşlarımdan rica ettim ve onlarda bizleri kırmayıp Daemon hakkında fikirlerini paylaştılar, şimdi bu yorumları sizlerle paylaşıyoruz. Mayhem umarım bu çizgiyi korur ve bu minvalde üretmeye devam eder . Ayrıca buradan organizatörlere çağrımız MAYHEM istiyoruz ve bu taş albüm sonrası onları canlı izlemek ve ruhlarımızı karanlığın soğuk tavizsiz tonlarıyla doyurmak istiyoruz..
Bu arada Benim albüm hakkında görüşlerimi Extreminal’dan okuyabilirsiniz.
Black metal ve extreme metal sahnesinin en önemli olayı Mayhem uzun yıllar sonra köklerine dönüş niteliğinde olan Daemon albümünü ile resmen bizlere yumruk atıyor .Albümü uzun uzun dinleyip sindirdikten sonra aslında ne kadar şanslı olduğumuzu anladım. Sıkılmadan yılmadan halen sert ve karanlık müzik ile bizi besliyorlar ve bunun hep devam etmesi gerekiyor. Bu albüm kesinlikle 2019 yılının en büyük olayıdır. Puan vermek haddimiz değil ama 10 numara albüm olmuş. \m/ \m/
ARDA KARADUMAN (Pagan)
Albüm tabanca gibi olmuş. DDS sonrası girdikleri dönemden kurtulup bir öze dönme durumu hissettim, bu da albümü özel kılıyor.
BURAK SÜMER (The Sarcophagus)
Daemon kesinlikle güçlü bir albüm.Bütün olarak baktığımızda De Mysteriis Dom Sathanas albümüne bir özlem var.Sanki bu eskinin kült albümü yeni bir sound ile tekrar yorumlanmış.Attila yine kendine has sesiyle müziğe karanlık tonda renkler katmış.2019 yılı biterken eskinin gölgelerinden güçlü bir albüm çıkmış
SERKAN KAYA (Black Omen)
MALUMUNUZ…
Sanatın müzik kategorisine gerçeklikleriyle paralel olarak karanlık ve şiddeti nakşeden mucitler, uzun yıllar sonra oturmuş, düşünmüş ve hem kendi hem de içinde bulundukları bağlamın tarihçesini özetlemeye karar vermişler. Mayhem, kendi varlığının sembolik bir tecessümünü yaratarak geri döndü! “Daemon” albümü tam anlamıyla saldırgan, karanlık, primitif ve acımasız… Dünyada en önemli Black Metal albümlerinden birisi olarak kabul edilen klasik DMDS (De Mysteriis Dom Sathanas)’tan bu yana, yani 25 yıldır yaptıkları işler içerisinde en “Mayhem”, en “black” albüm olmuş bu… DMDS sonrası prodüksiyonu önce daha kristalleştirdiler ve sonra tamamen kirlettiler. Bunun yanında oldukça fazla deneysel/avant-garde işler yapmışlardı. Günümüzün sayısız o tarz orthodox black metal grubunun da atasının Mayhem olduğunu söylemek yanlış olmaz bu anlamda.
Albümde DMDS’nin ve Mayhem’in ilk dönem işlerinin etkisi açık bir şekilde ortada. Riffler old-school, akışkan-tremololar, primitif chordlarla örülmüş durumda. DMDS sonrası deneysellikten çok çok az eser var. Biraz “Agenta İgnis” ve “Bad Blood” gibi parçalarda var, o da çok teknik-aksak bir deneysellik değil. Albümün gerisi tamamen 90’lar Norveç Black metali etkili. Mayhem’in sadece kendi tarihinden de değil hatta “Falsified and Hated” şarkısı tam anlamıyla bir Darkthrone rifiyle başlıyor. Ayrıca şarkının ortasında beklenmedik bir şekilde Burzum’un kullandığı klavye tonlarından birisiyle karşılaşıyoruz. “Malum” şarkısını dinlerken ise Euronymous’un mezardan kalkıp gitarları yazdığı fikrine kapıldım, tüylerim diken diken oldu. Favori şarkım “Aeon Daemonium” ise, Mayhem’in yaptığı en sevdiğim şarkılarda ilklere oynuyor şu anda. Bunda acayip derecede ölüm ve çürümüşlük kokusunu hissettim. Albümde orta -yavaş tempo şarkılar da var; karanlık bir çift el boğazınızı sıkıyor adeta. 10 şarkı sonrası albüm bitmiş derken 2 tane de Bonus Track ile karşılaşıyoruz ki aman aman! “Everlasting Dying Flame”deki baslar resmen “Life Eternal”a gönderme; işte Dead’in ruhu da bu şarkıda tam burada yatıyor! Son şarkı “Black Glass Communion” ise diğer bir DMDSvari beste…1 saat civarı süren ayin böylece sona eriyor. Sonra ilk yapmak istediğim şey yeniden başa almak oluyor albümü! İlk şarkı “The Dying False King”, direkt, introsuz, ilkel bir riffle açılışını yapıyor tekrar albümün. Pat diye! Dinledikçe daha da güzelleşiyor bu başyapıt!
Albüm old-school olmasına rağmen, Mayhem’in tarihçesindeki diğer albümlerden de, mesela biraz “Chimera”, biraz da bir önceki albüm “Esoteric Warfare”den yapılar da içeriyor. Prodüksiyon öyle güzel ayarlanmış ki sound ne aşırı çiğ, ne de parlak-plastik-dijital yapıda. DMDS ve eski Mayhem zamanlarından bu şekilde farkları da var. Ayrıca alıştığımız drive’lı baslar oldukça güçlü, her şarkıda kendini hissettiriyor. Bu da soundu güçlendirmiş durumda. Necrobutcher, ben buradayım diyor. Ancak, en çok ben buradayım diyen Attila! Mayhem albümleri totalinde en iyi vokal işçiliğini bu albüme yazabilirim. Attila hükmediyor. Screamler, growllar, cleanler derken 5-6 farklı tonda vokaller, sık sık karşılaştığımız latince sözler, primitif, ölümcül, satanik liriklerle birlikte albümün tam bir ayin olmasını sağlıyor. Hellhammer’a zaten bir şey demeye gerek yok, ancak aşırı teknik-deneysel hareketlere girmeyerek albümün old-school ruhunu korumasını sağlıyor burada.Sonuç olarak, yıl 2019 ve 90’lar Norveç Black Metal müziği, olayları harmanlanarak önümüze sunuldu. Bu geç başyapıtı dinlemek, önünde saygıyla eğilmek düşer bize de, malumunuz!
ÖZGÜR KAYGISIZ (Pandemonium-Magnus Opus)
Teloch son derece karanlık bestelere imza atmış. Klasik Black Metal rifflerini kullanmada da geri kalmamış. Ve Atilla ölümün soğuk ve şeytani sesi, Mayhem’in karakterine ses veren kötü ruh, yine birkez daha ben buradayım demiş. Kayıt prodüksiyon ve kalite biraz daha iyi olabilirmiş sanki.Bunları dinlediğim 5 parçaya göre söylüyorum. Albümün tamamını dinleyemedim.
OZAN ERKMEN (Diabolical Raw)
Mayhem benim için Black Metal´in en önemli gruplarından biridir. grubun başından geçen bunca olaya rağmen hem stüdyoda hem sahnede devam etmesi, zamana meydan okuması, grubun özelliklerinden sadece birisi. Black Metalin ikici dalga gruplarının bir çoğunu etkilemiş, yön vermiş bu grup, otuz yılı aşkın kariyerlerinde bir çok eleman değişimi, Black Metal´in icrasında cesur denemeler ve bu denemelerin ardından gelen sert eleştiriler, hatta grup için büyük engellere dönüşen eleştirilere rağmen kesin bir şey var ki, Mayhem üretim becerisinden hiç bir şey kaybetmiyor. Ghul ve Teloch gruba dahil olduğundan beri özellikle grubun şarkılarında ki karanlık, teknik ve özgünlük daha ileri ve modern bir seviyeye ulaştı. Mayhem, Black Metal´in zirvesindeki hakimiyetinde ki her zamankinden daha güçlü. Kendisi istemedikçe de bu hakimiyet sarsılmaz.
NOT- Bu Bölümde Yorumlarıyla beni kırmayıp, sizlerle paylaşan tüm dostlarıma sonsuz teşekkürler..
Son albümleri “Daemon” ile aklımızı başından alan Norveçli Efsane grup Mayhem bu albümden ilk klibini ”Falsified And Hated”e çekti. Johan Bååth imzalı klip yine mayhem ruhunu iliklerinize kadar hissettirecek.
Norveçli Efsane Black Metal grubu heyecanla beklenen yeni albümleri “Daemon” dan bir sürpriz yaparak ”Of Worms and Ruins” isimli taş gibi şarkısının liyric iddaa siteleri videosunu yayınladı. Albümü heyecanla beklemekteyiz..
Norveç’li efsane Black Metal grubu Mayhem Yeni albümü “Daemon” ı 25 Ekim’de “ yayınlayacağını duyurdu. Tüm formatlar için ön sipariş ise 30 Ağustos’ta başlayacak. Grubun 6.albümü olacak bu çalışma şimdiden büyük bir heyecana sebep oldu.
Artık bu satırları okuyup ta Black Metal’e olan büyük sevgimi bilmeyen neredeyse yok gibidir diye tahmin ediyorum. Sadece Çerezzine’da değil, Albüm Kritiklerini yaptığım Extreminal’da ve Delikasap’ta ve elbette diğer ortamlarda da buna fazlasıyla değiniyorum. Türün yaratıcı isimleri Venom, Bathory (ki bende herkesten çok daha özel bir yerdedir), Celtic Frost ve Mercyful Fate dışında, bu müzik türünün gerek ideolojisini gerekse müzikal özelliklerini tam manayla ortaya koyan Norveç ve İsveç Black Metal gruplarından Mayhem, Darkthrone, Satyricon, Emperor, Gorgoroth, Marduk, Dissection, Immortal , Enslaved, Dark Funeral Watain ve daha birçok efsane grubun büyük hastasıyım. Din Karşıtlığı, Buhranlar, Ölüm, Nihilist , Occult ve Mizanthropi ağırlıklı bu şeytani müzik aslında herşeyden öte karanlık, depresif ve bir o kadar taviz vermeyen yapısıyla beni etkilemiştir. Ve bu türün olağanca en saf halini sevmişimdir.
Ülkemizden Witchtrap ve Pagan başta olmak üzere gibi baba gruplar en çok ilgilendiğim grupların başında gelmiştir Satanic Versus, Infected, Black Omen, Episopde 13 ve Ehrimen. Buraya kadar saydığım bu grupların hepsi benim bu lanet müzikle tanışmamı sağlayan isimlerdir. Esas konumuza gelecek olursak, son yıllarda yine bu karanlık türün tekrar en güçlü şekilde çıkışta olmasıdır. Black Metal, Heavy Metal Tarihi içinde alt türler arasında her zaman en ateşli tür olmuş ve birçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Bu her dönemde böyledir elbette, fakat son yıllarda işin babaları diyeceğimiz çoğu grup çok iyi albümlere imza atarak, bu müziğe tapan isimlerde büyük izler bırakmayı sürdürmüşlerdir. Marduk, Behemoth (Kendileri her ne kadar Blackened Death Metal diye tanımlansalarda), Rotting Christ, Watain, Deatspell Omega, Immortal, Ereb Altor, Ulver (Darkthrone’da yolda bu arada), Deus Mortem gibi isimler resmen zirve albümler yaptılar ve birçok festivalde sahne alıp, bu müthiş albümlerini sahnede en ateşli şekilde icra ettiler ve elbette hala da sahneleri bu manada yakmaya devam ediyorlar.
Bir de elbette Lords Of Chaos etkisi var. 90’lı yılların başında Mayhem’i kuran Euronoymus’un ana etkeninde dönemin olaylarını ve gruplarını anlatan film her ne kadar bir kesim tarafından eleştirilse de, bu türün yeniden ilgi görmesini sağlayan en önemli etkenlerin başında gelmektedir kanımca. Bu yazıyı yazarken kim bilir daha kaç başarılı Black Metal albümü çıkmış diye de düşünmeden edemiyorum elbette. Dünyada yeniden sahnelerde en etkili dönemlerinden birini yaşayan Black Metal ülkemizde nasıl diye soracak olursanız, yine aynı minvalde bir durumdan bahsederiz elbette. Persecutory, Sarinvomit, Zifir, The Sarcophagus, Dishearthen , Black Omen, Merhum, Amras Numenesse, Ohol Yeg, Akredsyah gibi mükemmel gruplara sahibiz ve her biri müthiş albümleriyle son yıllarda hem bizleri hem de dünyada birçok dinleyiciyi derinden etkilediler. Sadece bu kadar mı?
Elbette hayır. Örneğin; Lerne heyecan verici kadrosunun ardından müthiş bir single yayınladı. Yıllardır büyük bir heyecanla takip ettiğim Hatevomit’te yeni bir çalışma yayınladı ve grubun yeni çalışması da geliyor. Evet Black Metal Extreme Metal içinde belki de sınırları her daim en zorlayan ve yolundan asla taviz vermek şöyle dursun, gerek duruş gerekse müzik anlamında hiçbir zaman taviz vermeyen, etkisini asla yitirmeyen ve en samimi metal tarzları arasındadır. Bu müzik türü için şöyle bir terim vardır “Ya çok seversiniz, ya da nefret edersiniz” Evet çok doğrudur. Ama Black Metal grupları o kadar iyi albümlere imza atıyorlar ki, farklı metal tarzları ilgi duyan dostlarımız bile mutlaka bu gruplardan bazılarını radarına almış durumdalar. Benim yıllardır şöyle bir görüşüm vardır. Black Metal ve Death Metal bana göre metal türleri içinde hiçbir zaman etkisini kaybetmeyecek ve gelecekte de her daim varlığını koruyacak ve güçlerine daha da güç katıp, sert müzik severleri mest etmeye devam edeceklerdir. Elbette diğer metal tarzları da çok güçlü ve önemlidir. Her tür Heavy Metal ateşini kendi tarafından yakacak ve isyanın müziği sonsuza kadar en sert ve tavizsiz şekilde tüm dünyada yankılanmaya devam edecektir. Bizler de hayatımızda çok önemli bir yerde duran bütün gruplara ve müziğimize sahip çıkmaya daima devam edeceğiz.