Etiket: HARDCORE

  • GASP ”şarkı sözlerini yazarken toplumsal sorunlardan daha doğrusu toplumsal travma ve adaletsizlikten bahsediyoruz”

    GASP ”şarkı sözlerini yazarken toplumsal sorunlardan daha doğrusu toplumsal travma ve adaletsizlikten bahsediyoruz”

    Merhaba, röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler. GASP’ın kuruluş hikayesinden bahsedebilir misiniz bizlere? Ne zaman, nasıl kuruldu?

    Merhaba, Bize bu röportaj şansını verdiğiniz için bizde size teşekkür ederiz. GASP ‘ın kuruluş hikayesi kısaca şöyle. Daha önce WAR COMPANY adı altında sonra da REPENTLESS adı ile devam ederek yaklaşık 4 sene SLAYER tribute grubu olarak faaliyet gösterdik ve çeşitli konserler verdik. Sonra 3 kişi kalarak bunca zamandır tribute ve daha önceleri de cover gurubu olarak faliyet gösterdikten sonra artık yeter biraz da kendi bestelerimizi yapalım hatta özellikle de Türkçe olarak yolumuza devam edelim dedik. Daha önceleri yapmış olduğumuz ritimleri sözleri derleyip olur mu acaba diye denedik ve baktık oluyor 2018 Mayıs ayında ismimizi GASP koyarak yollara düştük. Kısaca hikayemiz bu

    Peki, grup üyelerini de tanıyabilir miyiz kısaca?

    Serdar ÇAĞLAR: Bass & Vokal

    Erol ÇAYIRLI:Gitar

    Aytu ARISOY: Davul

    Tekliniz Çabala sert ve etkileyici sözleriyle de oldukça dikkat çekiyor. Şarkı sözlerinizi yazarken, bestelerinizi yaparken nelerden etkileniyor, nelerden besleniyorsunuz?

    Sıradan olacak belki ama şarkı sözlerini yazarken toplumsal sorunlardan daha doğrusu toplumsal travma ve adaletsizlikten bahsediyoruz. Örnek vermek gerekirse mesela ÇABALA şarkısının sözlerini ben yazdım (Erol ÇAYIRLI) ve tamamen benim yaşadığım sıkıntılı bir dönemim de yazmıştım. PİM ÇEK şarkımızın da sözlerini Serdar ÇAĞLAR yazdı ve askerdeyken yaşadıklarını yazdı.  Aşağı yukarı bu 2 şarkı üzerinden örnek verirsek toplumun genelde ki travması diyebiliriz. Nelerden etkilenip nelerden beslendiğimiz de az çok ortaya çıkmış oluyor. Şarkı sözlerimizi de genel de bol kinayeli ve mecazi anlamda yazıyoruz.

    Biraz da klipten bahsedersek, klip de en az sözler kadar dikkat çekici, çarpıcı. Klip için kimle çalıştınız? Şu ana kadar kliple ve şarkıyla ilgili nasıl geri dönüşler aldınız, beklediğiniz gibi mi?

    Klip için profesyonel bir kameraman arkadaşımızla çalıştık. Klipte oynayan abimiz de bizim Levent abimiz. Şarkı sözleri ile ilgili ağırlıklı olarak depresif olduğu yönünde görüşler oldu. Bahsettiğim gibi %100 yaşadığım ve hayatı sorguladığım bir dönem de yazdığım için şarkı daha gerçekçi oldu sanırım. Kliple ilgili olarak da Klibin Son sahnesinden dolayı sözlerden daha depresif ve yıkıcı olduğu yönünde eleştiriler aldık. (izlemeyen varsa sonunu söylemeyelimJ) hatta klip sonun da yok artık diyen çok kişi oldu. Klip ve şarkı ile ilgili olarak geri dönüşler beklediğimizden daha iyi oldu. Piyasa da tanınan birkaç ünlü isimden de olumlu mesajlar aldık. Klibimiz yaklaşık 2 aydır yayında ve ilk hafta da hatırı sayılır bir izlenme oranı da yakaladı diyebiliriz. Şuan 5000 izlenmeye yaklaştı.  Kısaca ilk teklimiz ile istediğimiz sonucu aldık. Zaten ilk gözbebeğimiz bu şarkı.

    Peki, yeni bir tekli ya da albüm çalışması var mı önümüzdeki günler için? Yeni yılda yeni sürprizler bizleri bekliyor mu?

    Hedefimiz Ocak ayında mini bir albüm çıkarmak ve bir klip daha çekmek. Aslında GASP olarak albüm çıkarmayı şimdilik düşünmüyoruz , fakat zaman ne gösterir bilemeyiz. Davulcumuz Aytu’ nun dediği gibi aslında biz biraz performans grubuyuz ve öyle kalmak istiyoruz.

    Türkiye’deki metal piyasası özellikle de sizin de içinde olduğunuz thrash metal hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Sizce gerçekten metal müzik ülkemizde hak ettiği yerde mi?

    Biz yaşımız gereği de aslında Thrash metalın yükselmeye başladığı 80 li yılların ortalarından ve duraklama dönemi olan 90 lı yılların ortalarına kadar kısacası en iyi ve en üretken olduğu dönemlerde dinleme ve thrash metali yaşama şansımız oldu. Thrash metal bizce insan ruhunun derinliklerine kadar inip içiniz de ki gizli kalmış duyguları ve ağırlıklı olarak isyan etmek , baş kaldırmak , boyun eğmemek gibi duyguları açığa çıkaran bir tür müzik olarak görüyoruz. Bundan dolayı thrash metal’i bu kadar çok seviyoruz. Şarkılarımız da da bunu yansıtıyoruz zaten.

    Metal müzik Türkiye de hak ettiği yere hiçbir zaman gelmediğini düşünüyoruz. Şöyle dersek daha iyi olur METALLICA ilk 1993 te Türkiye ye geldi. SLAYER ’ı 1998 de ilk defa izleme şansımız oldu. MEGADETH yanılmıyorsam 2000 li yılların başında geldi Türkiye’ye. Thrash metal’in en iyi dönemlerinde bir çok albüm Türkiye de piyasaya çıkmadı. Ne zamanki METALLICA ilk konserini verdi o zaman bir çok albümler piyasaya çıkmaya başladı. Onlarda çok rötarlı bir şekilde oldu. Mesela SLAYER’ın 1986 Reıgın in blood albümü Türkiye de 1988 South of Heaven albümünden sonra çıktı. Büyük şehirlerde imkanı olanlar korsan kaset alarak albümleri dinledi , grupları keşfetti ve etrafıyla paylaştı. Fakat daha doğuya doğru hiçbir zaman yayılmadı. Bundan dolayı da Türkiye de istenilen yere gelmedi metal müzik. Bu bizim düşüncemiz tabii.

    Peki, bazı grupların uzun bir aradan sonra müzik piyasasına dönüşleri oldu bu sene içerisinde, Dr Skull örneğinde olduğu gibi, bu konuda neler söylersiniz bize? Siz neler düşünüyorsunuz geri dönüşler hakkında?

    Aslında hem sevindirici hem üzücü. Sevindirici olması Dr. Skull gibi Türkiye’nin eski ve iyi grupları tekrar sahnede görmek çok güzel. Eski konserlerine de gitmişliğimiz var. Bu çok güzel, keşke hiç kopmayıp hep devam etselerdi daha iyi olurdu. Üzücü yanı ise bu tarz grupların yerlerinin doldurulamaması.

    İçinde bulunduğunuz müzik piyasasında ne gibi zorluklarla karşılaştınız bugüne kadar, özellikle de sert sözlere sahip şarkıyla dinleyici karşısına çıkmış bir grup olarak?

    Aslında tek zorluk konser mekanı veya canlı performans olan barların az olması. Geçen aylarda da bildiğiniz gibi Dorock taksim kapandı. Az mekan olması bizi biraz zorluyor.

    Peki, dünyadan ya da Türkiye’den takip ettiğiniz, sevdiğiniz gruplar ya da müzisyenler var mı?

    Olmaz mı tabiî ki var. En çok etkilendiğimiz tabi ki SLAYER. Şarkılarımız da hatta sahnemiz de bile bunu hissedebilirsiniz. Thrash metal’i sevdiren ve hatta enstruman çalmamıza vesile olan da SLAYER’dır. Bunun yanı sıra GASP olarak EXODUS , OVERKILL , SEPULTURA , MACHINE HEAD , LAMB OF GOD , DARK ANGEL gibi oldschool grupları da seviyoruz takip ediyoruz. Türkiye’den de takip edip sevdiğimiz gruplar var tabiî ki.Öncelikli olarak PENTAGRAM dır.

    Bunun yanı sıra RAZOR , MURDER KING ve DİKEN de takip ettiğimiz gruplar arasında.

    Sizi sahnede izlemek isteyen dinleyicileriniz için bahsedebileceğiz sahne, konser ya da festival programları var mı bizlerle paylaşabileceğiniz?

    Dorock taksim , Caravan bar da sahne almıştık zaten. En son olarak da Geçen hafta Kadıköy Budda bar’da sahne aldık. Milyon TV ‘de de canlı performans ve röportaj çekimlerimiz oldu. Yakında yayınlanacak. Budda bar ‘da konserimiz çok iyi geçti. Bundan dolayı gene aynı mekanda 22 Aralık 2019 Pazar günü tekrar sahnede olacağız. 28 Aralık 2019 da da Kadıköy woodstock bar da sahnemiz var. Aralık ayında bir tane daha olabilir ama belli değil. Şuan en yakın bu 2 konserimiz var.

    Sizi dinlemek, size ulaşmak isteyenler hangi platformlar aracılığıyla ulaşabilirler? Kısaca bahsedebilir misiniz?

    En aktif olarak instagram sayfamızdan ve youtube kanalımızdan bizi takip edip ulaşabilirler.

    @gaspbandofficial instagram ve youtube

    Son olarak Çerezzine okurları ve de dinleyicileriniz için neler söylemek istersiniz?

    Bizi ve sizi yalnız bırakmasınlar. Metal müziğe gönül verip dinliyorlarsa hem takipte hem de destek de olsunlar. Bol bol konserlere gidip metal müziği özellikle Thrash metali yalnız bırakmasınlar.

  • Knell’den Yeni EP “Iterum Nata”

    Knell’den Yeni EP “Iterum Nata”

    Doomcore olarak tanımladıkları kendileri has müziğiyle büyük beğeni toplayan Knell yeni EP Çalışması “Iterum Nata”yı yayınladı. Sert ve etkili müziğiyle sevenlerini mutlu den grubun Further isimli çalışmasını aşağıdan dinleyebilirsiniz.

  • Rashit: “Telaşa Mahal Yok’ albümü Türkiye Punk Tarihinin mihenk taşı olmak gibi bir üne sahip. Bir dönüm noktası aslında sadece Punk değil, alternatif rock tarihine de bir çıkış sağladığı kabul gören bir gerçek”

    Rashit: “Telaşa Mahal Yok’ albümü Türkiye Punk Tarihinin mihenk taşı olmak gibi bir üne sahip. Bir dönüm noktası aslında sadece Punk değil, alternatif rock tarihine de bir çıkış sağladığı kabul gören bir gerçek”

     

    Merhaba öncelikle bizi kırmadığınız için çok teşekkürler, neredeyse 30 .yılınıza yaklaştığınız şu yıllarda muhteşem bir konserle sevenlerinizin karşısında olacaksınız, ve bu sahnede bir çok isim size eşlik edecek.. öncelikle neler hissediyorsunuz?

    Gökhan Tunçişler: En son Laneth Bir Gece 2’de sahne aldık geçen yıl bu zamanlarda, yine tüm arkadaşlarımız ve bizi seven dinleyicilerle çok güzel bir geceydi. O gecenin üstüne bir daha çalmayacak mısınız tepkileri gelmeye başladı ve biz de geç gelen 25.yıl konseri yapalım dedik ve şahane bir gece yaşadık.

    Tolga Özbey: Eski dostlarla bir araya gelmek ve bir şeyleri paylaşmak adına güzel bir gece olacak. Rashit grubu üyeleri olarak da uzun sure sonra bir araya gelmiş olacağız, farklı şehirlerde ve ülkelerde yaşıyoruz.

    Rashit Punk Tarihimizin en önemli gruplarından biri, ben sizi ilk 90’lı yıllarda dinlemiştim. Hiç unutmam burada bir yer vardı Carmen diye, oradan Telaşa Mahal Yok isimli albümünüzü ve Radical Noise’in Make A Wish kasetini almıştım. Ve Telaşa Mahal Yok’u ilk dinlediğimde acayip sevmiştim ve  günlerce teypten çıkmamıştı o kaset. Ve bu albüm bugün Türk Rock Tarihinde kült nitelikte bir çalışma. Bu albümün sizin için önemi nedir ve bu kadar çok sevilmesinin ana sebebi sizce nedir?

    Tolga Özbey: Telaşa Mahal Yok albümü Türkiye punk tarihinin mihenk taşı olmak gibi bir üne sahip. Bir dönüm noktası aslında sadece Punk değil alternatif rock tarihine de bir çıkış sağladığı kabul gören bir gerçek. Bunun bir parçası olmak ve zaman içinde çok önemli müzisyen ve sanatçılardan bu albümden gençliklerinde etkilendiklerini duymak beni hep mutlu etti.

    Gökhan Tunçişler: T.M.Y albümü bence Türk rock piyasasının o dönem bile hazır olmadığı bir şeydi, özellikle bandrollü albüm yapan Rock grupları yine dönüp dolaşıp yapımcıların talepleri doğrultusunda şarkı sözleri ve soundlarını değiştiriyordu. Bizim şansımız bu talepte olmayan bir firmayla çalışmaktı ve orijinali neyse o şekilde kalması ki, albümün bu kadar dikkat çekme sebebi budur.

    Rashit bu güne kadar yurt içi ve yurt dışında pek çok albüm, plak ve toplamalara yer almış bir grup ve ilkleri de bu ülkeye yaşatmış bir grup. Fransa’da çıkardığınız KADIKÖY’DEN HAREKETLER isimli çalışmanız Avrupa’da çıkan ilk plak oldu, bizlere o dönemden bahseder misiniz?

    Tolga Özbey: Türkiye’de henüz bir albüm yapmamışken yurt dışında plağınızın basılması o dönem için bizim müzikal gerçekliğimizdi. Telaşa Mahal Yok işte bu bağlamda birçok müzisyen ve sanatçı için bunun kırılmasında büyük paya sahiptir.

    Gökhan Tunçişler: Bugün pek çok Türk grup yabancı gruplarla e-mail yoluyla iletişim kurup konserler ve ya albümler yapıyor. Bunları biz vaktinde damga pulu ile yapıyorduk. Müzik yaparken elini korkak alıştırmayacaksın, o zaman kısa ömürlü tek hit şarkılı grup olarak kalırsın.

    Peki Rashit kimlerden etkilenmiştir?

    Tolga Özbey: Dead Kennedys, Crass, Ramones, Television, Sex Pistols, The Clash, Stooges… birçok punk, rocknroll, ska, surf grubundan sonu gelmez bu listenin. 🙂

    Gökhan Tunçişler: Tolga söyledi hepsini.

    Türkiye’de Rock ve Heavy Metal son yıllarda çok başarılı grupların çıkışını ev sahipliği yaptı, peki Punk piyasası için neler düşünüyorsunuz ve genel olarak Türk Rock piyasasını nasıl buluyorsunuz?

    Tolga Özbey: Yeraltı müziği özellikle İstanbul’da artık dünya çapında işler yapan ve yurt dışında da da takdir gören bir scene durumunda. Eskiden olduğu gibi yerli dinleyici her ne kadar ilgi gösterme konusunda çok da katılımcı olmasa da yurt dışında ön yargısız doğru kitlelere ulaşan bir çok yeni dönem iyi grup mevcut.

    Gökhan Tunçişler: Punk grupları yurt dışı kontakları açısından çok daha aktif, zaten bu iletişimi de Türkiye’de ilk başlatanlar Punk ve Hardcore grupları oldu. Metalciler çok tembeller bu konuda, ürün zenginliği açısından da Punk her zaman daha yaratıcı olmuştur, kimseden bi şey beklemiyecen D.I.Y.

    Fotoğraf-  Levan Uzbay

    Ve Rashit’e şu soruyu da sormadan olmaz, Türkiye’de 2001 yazıdan bu yana ne değişti?

    Tolga Özbey: Türkiye 1950’lerden beri aynı yolda aynı kaderi yaşamaya devam ediyor. Günümüzde işler dünya çapında çığırından çıktı ve biz de kapitalizm ve din üzerinden bunun her türlü negatif etkisini yaşamaya devam ediyoruz. Çark bu şekilde dönüyor bu coğrafyada.

    Gökhan Tunçişler: Kendi yaşantımız boyunca bile baktığımızda 40 yılda çok fazla hükümet gördük hepsinin rengi görüşü farklı gibi de olsa ülke bir adım ileri gitmedi, kötünün daha da kötüleri geldi, şimdiki nesil için en kötüsü tek adamla doğdular ve büyüdüler muhakeme yapacakları başka bir sistem görmediler. O yüzden Rashit şarkıları eskimiyor hep güncel kalıyor, bizi utandıracak bir politik sistem gelene kadar.

    30 yıla yaklaştığınız muazzam bir kariyeriniz var ve bir dolu başarı var bu 30 yılda, Rashit’i kurduğunuzda bunları hedeflemiş miydiniz ve ilk günden bu yana şöyle bir döndüğünüzde 30 yılı nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Tolga Özbey: Aslında bir hedefimiz yoktu gençtik ve enerjimizi müziğe vermiştik. Her şey kendi kendine zamanla gelişti ve bir yola girdi ama aslında bir hedef hala yok müzik ve birlikte iyi vakit geçirmek işin temeli sanırım.

    Gökhan Tunçişler: Tolga’nın dediği gibi tamamen eğlence ve söylemek istediklerimizi bağırmak, çok fazla konser ve sürekli şarkı yapıyorduk üretim yapmak yeni bir şey ortaya çıkarmak, bunun para karşılığı yok ve yıllarca da olmadı zaten.

    Rashit tarihinde hepimizin bir çok özel şarkısı var, sizin için iyi ki yapmışız dediğiniz sizde yeri, diğerlerine oranla daha özel ve farklı olan çalışmalarınız hangileri diye sorsak?

    Tolga Özbey: Tüketici şarkısı ya da Sansür olabilir. Hep çalmaktan zevk aldığım iki şarkı oldular.

    Gökhan Tunçişler: Niye Böyle, Katilin Adı Yok uzun yıllardır çalmasak da İnsan Pazarı.

    Yeni bir albüm çalışması var mı veya bizleri bekleyen farklı sürprizler?

    Tolga Özbey:  Önümüzdeki Ekim ayında sürprizlerimiz olacak!

    Gökhan: Sürpriz.

    Çerezzine ekibi olarak sorularımızı yanıtladığınız için size çok teşekkür ediyoruz. Son olarak sevenlerinize neler söylemek istersiniz?

    Tolga Özbey: Biz teşekkür ederiz, sevgiler.

    Gökhan Tunçişler: Sevgiler.

     

  • Knell: “Asıl amacımız dinlediğimiz bu tarzları kendi süzgecimizden geçirerek ortaya bize ait olan bir şey çıkarmak”

    Knell: “Asıl amacımız dinlediğimiz bu tarzları kendi süzgecimizden geçirerek ortaya bize ait olan bir şey çıkarmak”

    Selam Knell, öncelikle biraz grubunuzdan, kuruluş hikayenizden , nerede kurulduğunuzdan ve grubun kimlerden oluştuğundan bizlere bahseder misiniz?

    Selam, Knell gitarlarda Kaan ve Onur, davulda Deniz , vokallerde Arda olmak üzere İzmir’de kuruldu. Knell en başlarda Onur ve Kaan’ın aklında olan ve doğru zamanı bekleyen bir projeydi. Kasım 2018 de ilk ciddi adımlar atıldı. Arda ve Deniz’in katilmasıyla kadro tamamlandı

    İlk Ep çalışmanız Jactura yı yayınladınız . Bizlere bu çalışmanızdan bahseder misiniz? Kayıt süreci nasıl geçti ve sonuçları nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Besteler kayıda girdiğimizde hazırlanmıştı. Enstruman ve vokal kayıtları, mix ve mastering ile beraber yaklaşık 2 ay gibi bir sürede bitti. Sonuçlar kayıda başlarken düşündüğümüz şekilde gerçekleşti. Nasıl sound istediğimizi biliyorduk ve ona yoğunlaştık. Açıkçası sound planımız EP de yakalamaya çalıştığımız atmosfer ve sözlerimizde de anlattığımız konu ile tutarlı oldu. Bu bizim için zaten yeterliydi.

    Jactura farklı bir çalışma ve ben ilk dinlediğm günden beri çok sevdim diyebilirim, genel olarak aldığınız yorumlar nasıl ve ne yönde?

    İlk gelen yorumlar ilk yayınladığımız Where I Suffer videosu ile gelmeye başladı. Yapılan tarzı belli kalıplara koyamadı dinleyenler. Bunu belirtirken de mevcut doom, death, deathcore gruplarının klişelerinden uzak olduğumuz ve hissedilen karanlık atmosferin etkisi olduğunu duyuyoruz. Bu bizim için tuhaf karşıladığımız birşey değil tabiki. Şarkıları yaparken müziğe olduğu kadar sözlere de aynı oranda önem verdik. Kafa patlattık.  Bunun dinleyenlere geçmesi hedeflerimiz içinde en önemlisiydi belki de. Çünkü anlatmak istediğimiz o kadar çok şey varki.

    Knell olarak müziğinizde çok farklı bir tarzda, Doom Metal , Hardcore ve Death Core birleşimi  gibi hislerdeyim ama doğrusunu sizden dinlemek isteriz. Doomcore diye tanımlıyorsunuz  müziğinizi, tam olarak nedir bu tarzın açılımı?

    Dediğin gibi müziğimizde bir çok tarzin etkisi var. Fakat asil amacımız dinlediğimiz bu tarzları kendi süzgecimizden geçirerek ortaya bize ait olan bir sey çikarmak. Belli bir isim,tarz altina girmek istemesek de, şu an icin doomcore demek daha net ve kolay.

    Türkiye’de Doom Metal yapan gruplar son yıllarda çok başarılı işlere imza atıyorlar. Sülfür Ensemble, Sis, Yaşru, Anlipnes, Karanlığın Sol Eli ve Acedia bu alanda bilinen ve sevilen gruplar, Siz ülkenin doom metal piyasasını nasıl buluyorsunuz ve takip ettiğiniz yerli gruplar kimler bu alanda?

    Açıkçası çok tarzlara takılmıyoruz. Bahsi geçen tüm gruplar başarılı ve saygıyı fazlasıyla hakkeden gruplar ve tarzları da Doom ana başlığı altında toplansalar da birbirinden çok farklı. Bu da ülkemizde bu türün ve genel olarak metal müziğin gelişmesi için gerekli ve desteklenmesi gereken bir durumu ortaya çıkartıyor.

     Knell şarkılarında nelerden beslenir ve neleri anlatır lyriclerinde?

    Knell olarak ”Jactura”Epmizdeki derdimiz insanın en büyük bencilliği ve ikiyüzlülüğünün kaynağı. Bu  insanı düşünmekten, sorgulamaktan ve ilerlemekten alıkoyan kader ve iman teslimiyeti. Bunu anlatırken  sözde Tanrı için oğlunu kurban etmekten çekinmeyecek kadar cennet saplantılı, sevgiden ve merhametten yoksun bir babadan yola çıkıyoruz bazen de inanç adına yapılmış her türlü iğrençliği ilahi bir sınav gibi göstermeye çalışarak çocuk istismarları deyince akla gelen ilk  gelen “ilahi ve üstün” insanlar. Daha fazla detay merak edenler sözlerimizi inceleyebilirler.

    Müziğinizde farklı türlerin birleşimi söz konusu ve doğal olarak bu türlerde sizi en çok  etkileyen isimleri çok merak ediyoruz?

    Müziğimizi etkileyen grupları tek tek belirtmek çok zor. Bugüne kadar dinlediğimiz her müziğin büyük veya küçük etkisi vardır. Samimi ve müzik dünyasına farklı birşey katan, yön veren herşey bizi de etkiliyor. Buna ek olarak sözlerimizi de bundan bağımsız olarak düşünmüyoruz. Okuduğumuz bir kitap, izlediğimiz bir film ya da duyduğumuz bir düşünce bize ilham verebiliyor.

    Knell bundan sonraki planları arasında öncelikle nelere ağırlık verecek, Klip, Konserler vs?

    Öncelikle bizi takip eden dinleyecilerimiz için yakın zamanda konser duyurularımız olacak. Bu arada Ep’mizdeki tüm şarkılar için video hazırlığında olduğumuzu da belirtelim. Önümüzdeki süreçte yeni şarkılar yapmaya da devam edeceğiz.

    – Biz aslında sizi yine hastası olduğumuz diğer grubunuz Until the Truth Comes’tan tanıyoruz. Ben en son listelerimde favori albümlerim arasına koymuştum ilk albümünüzü, Until the Truth Comes olarak yeni bir çalışma var mı yakında bizleri bekleyen , sizi yakalamışken onuda soralım?

    Şu an tam olarak Knell’e konsantre olmuş durumdayiz. Until the Truth Comes ile ilgili beste çalismalari biraz askida kaldi. Yaz aylarinda tekrar mevcut  ve yeni fikirlerle çalısmalara başlayacağiz.

    Ülkedeki Rock ve Metal piyasasını genel olarak nasıl buluyorsunuz? Malum birde az sayıda da olsa etkinlikler, konserler vs oluyor, festivallerde daha çok ana akım rock grupları yer alıyor vs, tüm bunlar hakkında görüşleriniz neler?

    Genel olarak metal müzik ile uğraşan tüm gruplara büyük saygı duyuyoruz. Bu müziği yıllarca vazgeçmeden yapmak hiçbir ticari kaygı gözetmeksizin zaman ve para harcamak gerçekten takdire şayan. Tabi bu 4-5 arkadaş grup kurup 2 konsere çıkıp sonra iş hayatına atılıp, “ abi ben artık DJ setlerini ve Ezhel dinliyorum” diyen elitist ve populist yavşaklar hariç.

    Ülkemizde metal müziği tüm metal grupları gibi iyi yerlere getirmek istiyoruz. Fakat ülkemiz insanının her konuda olduğu gibi müziğe karşı bulunduğu ön yargı ve populist yaklaşımlar  durumu zor hale getiriyor. Ama bu durum da bizim yaratım süreçlerimizdeki beslendiğimiz kaynakları artırıyor. Düzenlenen festivaller dünyaca ünlü metal gruplarının ülkemizde sahne almasını sağlıyor ve belli bir kısım da olsa insanların bu müziği sevdiğinin farkındayız.

    Çerezzine Knell ile bu söyleyişi yapmaktan çok mutlu ve size çok teşekkür eder, son olarak bu satırları okuyan dostlarımıza ve elbette sevenlerinize neler söylemek istersiniz?

    Taviz vermesinler, düşünmekten vazgeçmesinler.