Etiket: gezi

  • Doğa Ekspres / 1

    Doğa Ekspres / 1

    Sıkı durun dostlar, sizinle doğa yolculuğuna çıkıyoruz.

    Bu bölümde sizinle Trakya bölgesinin Istrancalar adıyla da bilinen Yıldız Dağlarının Mahya Dağı zirvesi rotalı doğa yürüyüşü kapsamında bir yolculuğa çıkacağız. Günün ilk ışıklarında buluşan; 2018 yılında kurulmuş olan Marmara Doğa Sporları ve İhtisas Kulübü (MARDOSK) üyeleri üniversite kapısı önünden servisleriyle yola çıktılar.

    438 rakımlı Evciler Köyüne varan ekip yürüyüşe Evciler Köyü yakınında bulunan göletten başlamak amacıyla geldiğinde kahvaltı için köy kahvesini tercih etti. Üyeler köy kahvesi çayının tadının eşsiz olduğunu dillendirmekten kendilerini alıkoyamadılar. Ve kahveden ayrılarak rotanın başlangıç noktasına gelen ekip öncü ve artçı belirlenip ve ekipmanlar kontrol edilip kervan yolda dizilir şiarıyla geç olmadan yola çıktı. Zirveye yaklaşmadan önce başlayan kar ve soğuk hava her ne kadar zorlasa da ekibi zirveye tırmanmaktan alıkoyamadı. Zirveye az kala başlayan kar örtüsü giderek kalınlaştı. 300 metrelik sarp ve zor bir yamacı gerisinde bırakan ekibimiz Ara ara mola vererek zirveye ulaştı. Ekibimizi zirvede karşılayan, zirveye ev sahipliği yapan NATO radar üssünün çoban köpekleri oldu. Mahya Dağı zirvesi ayni zamanda 1031 metre olup Yıldız Dağlarının en yüksek noktasıdır. Hatta zirveden bakınca Bulgaristan’ı görmek mümkündür. Zirvede soluklanan ekibimiz öğlen yemeği molası için inişe geçti.

    Rüzgar almayan bir vadiye inen ekip ateş yakıp ısındı ve yemek molasından sonra köye vardı. 11 kilometrelik rota bitirildi. Köy kahvesinde ekibimizi bekleyen bir sürpriz de köylü kadınların ekibimiz için hazırlamış olduğu çorba ikramıydı. Ekibimiz çorbalarını içtikten sonra oldukça zevkli bir parkuru geride bırakmanın vermiş olduğu yorgunlukla servislere binip köyden ayrıldılar. Bu vesileyle bize ayrılan satırların sonuna geldik. Umarım okurken keyif almış kendinizi doğaya yakın hissetmişsinizdir Bir sonraki bölümde yeni bir rotayla görüşmek üzere sevgili doğa severler. Hoşça kalın!

    Polat Siper

  • Türkiye’de okur-gezer olmak (bölüm 1)

    Türkiye’de okur-gezer olmak (bölüm 1)

    Merhaba Çerezzine okurları. Ben Fukara Gezgin. Bu benim ilk yazım, hepinizi sevgi ile selamlıyorum.

    Üniversite hayatımın ilk yılı monoton kısacası her öğrencinin yaptığı gibi yanlış tercihler ile yanlış insanlar ile beraber geçti. Bu sebepten üniversitenin ilk yılı için kimseye bir öneri veremiyorum. Gidin doğruyu ve yanlışı deneyimleyerek öğrenin.

    Üniversitenin ikinci yılına geçerken kafamda dönen kolay kolay birçok insanın cesaret edemeyeceği bir fikir vardı, yolda olmak!

    Bunun her ne kadar kolay olmadığını bilsem de içim içime sığmıyor, durmadan bir yerlerde olmak, yeni insanlarla tanışmak ve yeni kültürler tanımak istiyordum. Yolda olmamın başlangıcını İstanbul’dan Tekirdağ’a Tekirdağ’dan İstanbul’a çektiğim otostoplarla başladım diyebilirim. (Bu otostopların amacı her ne kadar yolda olmak değil de Türkiye öğrencilerinin yaşam şartları olsa da bu iki üç saatlik kısa otostoplar beni kelimenin tam anlamı ile yola hazırladı.) Bu seyahatler her ne kadar zevkli olsalar da benim için yetersizdi. Yolda olmamın tek amacı zorunluluk olmaktan henüz çıkmıyordu.

    Otostopta başıma gelen ilk ilginç olaydan bahsedeyim. Yine hafta sonundayız, günlerden pazar. İstanbul’dan Tekirdağ’a gitmenin vakti gelmişti. Bir arkadaşım ile beraber Tekirdağ’a otostop çekecektik. Akşam saat yedi civarı buluşup Tüyap’ın önüne gidip parmak kaldırmaya başladık. Derken çok geçmeden ilk araba durdu ve bizi Silivri’ye kadar bıraktı. Tekrar parmak kaldırmaya başladık. Bizi alan ikinci adam ise Kınalı’ya kadar bıraktı. Tekrar parmağa başladık. Hava kararmış ve yağmur hızını arttırmıştı. Tam umudumuzu kaybettiğimiz anlardan birinde imdadımıza Tarkan Abi (eğer okuyorsa buradan selamlarımı iletiyorum) yetişti. Bizi Marmara Ereğlisi’ne kadar bırakabileceğini, orada işleri olduğunu söyledi.

    Tarkan Abi’nin arabası şimdiye kadar bindiğim en lüks araba olabilirdi. Şimdiye kadar hiçbir araba merakım olmasa da arabanın içi çok hoşuma gitti, bunu belirtmeden geçemeyeceğim. Koyu bir muhabbetin ardından Tarkan Abi Marmara Ereğlisi’nin merkezine girdi, biraz işinin olduğunu ve bekleyip bekleyemeyeceğimizi sordu. Muhabbetin koyuluğundan dolayı biz de bekleyeceğimizi söyledik. Tarkan Abi beş dakika sonra gelip arkadaşıma ve bana iki yüz lira uzattı. “Al bu sana bu da sana.” diyerek. İkimiz de ağzımız açıp kalıp “Abi ne yaptın sen?” diyebildik. İlk şoktan sonra parayı geri vermek istesek de maalesef veremedik. Tekirdağ’a ulaşır ulaşmaz hemen paramı banka hesabıma yatırdım. Almam gereken birkaç eşya vardı, bunlar hayallerimin araçları olan çadır, mat ve uyku tulumuydu. Kendim de biraz para ekleyerek başlangıç seviyesi ekipmanlarını alarak yola başlangıç adımımı atmıştım.

    İlk bölümü burada bitiriyorum. Umarım beğenmişsinizdir. Sevgiyle ve umutla kalın :).

    2.yazımı okumak için tıkla 🙂