Etiket: eye

  • …bu fan’ler sadece cultus’ın değil, bir müzik kimliğinin destekçisiydiler…

    …bu fan’ler sadece cultus’ın değil, bir müzik kimliğinin destekçisiydiler…

     

    Yakın arkadaşlarım bilirler şu hayattan bir Tiamat – A Deeper Kind of Slumber,  iki Cultus – Bodhissatva gelmiş geçmiş tüm müziklerin, tüm albümlerin üzerindedir benim için. 90’ların sonları lise ve üniversite yıllarımın Taksim ve Kadıköy yolculuklarına walkman ile eşlik eder, o zamanlar çok rahatsız olduğum kayıt kalitesiyle kulaklarımı tırmalar beynimi delerdi. Yıllar sonra bu soundtan o kadar memnun kaldım ki, başka türlü olsaymış bu kadar özel olmazmış belki, iyi ki böyle olmuş 🙂 Doğrularımızın değişebildiğine, katı fikirli olmamamız gerektiğine, göreliliğe çok iyi bir örnek. Çok net hatırladığım bir Cultus günümde; Kadıköy’e yolculuğa hazırlandım ve apartmandan çıkmak üzereyken Avrupa yakasından, o dönem walkman ile her zaman kullandığım kafayı saran büyük kulaklıklardan süzülen nameler ile neredeyse yere yığılacaktım 😀 Demek ki Vivaldi’nin Bach’ın beslediği fügler, minörlerle bezeli musikimizle harmanlanmış ve virüs gibi tüm bedenimi sarmıştı zaman içerisinde ben farkında olmadan.

     

    Yıllar sonra internet hayatımıza nüfuz etti ve youtube aracılığı ile bir serzeniş, bir umudun ilk kırıntılarını tüm amatörlüğüm ve sevgimle saçmış, bazı Bodhi parçaları için klipler hazırlayıp, Youtube’da yayınlamış ve açıklama olarak aşağıdaki metni yazmışımdır.

     

    “Lütfen bu eşsizliğin sahiplerine ulaşmak için tüm bağlantı ve kaynaklarınızı seferber ediniz, Videoyu ve Mp3’lerini paylaşınız…facebook’taki grubumuza potansları davet ediniz…Bu adamların yayınlamadıkları ve neredeyse 15 yıl önce yapılmış olan 3. albümleri sevenlerine kavuşsun artık…

    Zannımca ülkemizde kaydedilen en kaliteli ve ruhlu Thrash albümü olan Bohisattva’nın yaratıcıları 1987 yılında vokalde Burak Atalay, gitarda Cenk-iz Açıkgöz, basta Barış Naim ve davulda Serkan Özkaya tarafından kuruldu, ilk demoları “Let’s Burn The Fumigation” ile dinleyicilerini oluşturup demoyu Hammer Müzik’ten “Bodhisattva” adı altında albüm olarak 1993 yılında piyasaya sürdüler…Bir yıl ardından 1994’te “Eye” isimli albümleri bambaşka bir sound ve tarzla piyasadaki yerini aldı. Sağ olsun Hammer’in o zamanlarki Metal aşkı ve inancı sayesinde hayran kitlesi iyi sayılabilecek tanıtımlarıyla oluştu ve günümüze geldi…”

     

    İlk albüm Bodhisattva Hammer Müzikten yayımlanan ilk eser olma özelliğini de taşıyor Hammer 001, yıl 1993. Ertesi yıl Hammer 3 albüm daha basmış ve Cultus’ın ikinci albümü “EYE” Hammer 005 etiketiyle dinleyiciye sunulmuştu. Bodhi’nin aksine Speed-Thrash yerini daha sert  ve tok bir sounda bırakmıştı. Kartonette, şarkı sözlerinde geçen her “i” harfi için “eye” yazılıdır. Maalesef bazı aksiliklere uğrayarak piyasaya çıkmış olan albümün sesleri aslında çok daha farklı, grubun ifade etmek istediği çok daha başkadır.

     

    İnanılmaz bir hayal, hayalin ötesinde bir gerçek 8 Mart 2019 tarihinde LANETH’li konserler serisi 3’te Cultus orijinal kadrosuyla sahne alacak. Bu haberi duymak için çok büyük bir iyilik yapmış olmalıyım 🙂

     

    EDİT 1: Şu an tarih 18.02.2019 ve 2 gün önce CULTUS’ın konsere hazırlık provalarına katıldım eşim Elçin’le. Bodhi tişörtümüz, imzalatılacak Cultus kasetleri, kapak görselinin aynısının bulunduğu Herman Hesse’nin 1972 “e” yayınlarından çıkan Siddartha kitabı, MELEK cd’si, grup üyelerine armağan edilmek üzere ahşaba yakılmış olan CULTUS logoları ve imzalarıyla ölümsüzleşecek olan Bodhisattva kapak görselinin yine ahşaba işlediğim çalışmasını sunduk, paylaştık.

    EDİT 2: Şu anda da tarih 11.03.2019, hayallerden fazlası gerçekleşti her iki albüm de Cem Ömeroğlu (Nekropsi) tarafından remaster edilip Spotifyda yayınlandı ve tabi konseri de ardımızda bıraktık. Benim ve tüm kaltas severlerin gecesiydi, sahne performansları tarif edilebilecek gibi değil, videolar yakında net alemine düşecek. Bu eşsizliği mümkün kıldığı için Çağlan Tekil’e sonsuz teşekkürlerimi sunuyor ve Burak Atalay’la gerçekleştirdiğim röportajı dağarcığınıza sunuyorum, görüşmek üzere.

     

     

    1- Öncelikle bir CULTUS fanı olarak eserleriniz için çok teşekkür ederim, grubun nasıl kurulduğu ile başlayalım?

    Biz Sacit’le lise sınıf arkadaşıyız ve Türkiye müzik aletleri piyasası merkezi Tünel’e çok yakın bir lokasyonda okuduk. Ergenlikte tam ekipman tutkusu oluşmaya başlamışken Sacit’in uzak kuzeni Cenk-iz’i de katarak grubu kurduk. Birkaç basçı ile çalıştıktan sonra, o dönem kurs ve mahalle arkadaşım Naim’in eklenmesi ile grup son halini almış oldu. ’89 olmalı. Birçok kişinin bilmediği detay: Cenk-iz’in vokal, benim gitarla başlamış olduğumdur.

     

    2- Grup elemanları Cultus öncesi başka gruplarda da çaldılar mı?

    Naim, kendi lisesinden arkadaşları ile free jazz takılıyordu. Diğerlerinin ilk göz ağrısı.

     

    3- Sizleri müzikal olarak besleyen, etkilenip, sevip, takip ettiğiniz grup veya müzisyenler hangileri oldu?

    Bunu cevaplamak kolay. Özellikle I Feel Like, Not’ta adı geçen dönemin tüm speed ve thrash grupları. Ancak Cenk-iz’le dönemin gitar virtüözlerine girip çıkmışlığımız olduğu gibi, ben uzunca bir dönem klasik müziğin özellikle barok dönemini kendi müziğimize aktaracak şekilde hatmettiğimi hatırlıyorum. Paganini’de durmuştum, sözün bittiği noktadır. Tabii, yıllar ilerledikçe gelen yeniliklere de kapalı olmadık. Örneğin Seattle grupları, RHCP, FNM, RATM gibi dönemin yenileri bizi ciddi etkilemiştir. Burada da net olarak hatırladığım, birbirimizin zevklerinden hiçbir zaman rahatsız olmayıp, ortak paydada buluştuğumuzdur.

     

    4- Dev eseriniz BODHISATTVA’nın azılı fanları mevcut bildiğiniz üzere, albümün oluşumu, süreci, teknik mükemmeliyetinden ziyade dönemin ruhunu paylaşır mısın?

    Cenk-iz’le benim, ikimizden birinin odasına kapanıp, saatlerce gitar çaldığımızı hatırlarım. Ancak daha önemlisi, sonradan birçok grup yetiştirmiş Kalamış’taki stüdyomuzun ilk ev sahibi olarak, günlerimizi gecelerimizi orada geçirmiş olmamızdır. Sadece provalarla değil, yanlış anlaşılmasın, biz o dönem sürekli bir arada vakit geçiren cultus üzeri bir organizmaydık. Hadi cultus’ı geçelim, her konserimize gelen 50-100 kişilik kemik bir ekip olurdu ve bu fan’ler sadece cultus’ın değil, bir müzik kimliğinin destekçisiydiler. Yine günümüzden farklı, öyle değil mi? Bugün hala görüştüğümüz Athena, Nekropsi, Ascraeus, Death Room vb gruplarla aramızda inanılmaz bir dayanışma vardı. O dönem ruhu, resmedilmesi bakımından bir belgeseli hakeder.

     

    5- Eye ile soundunuz daha fazla sertleşip, balyoz etkisi yarattı, bu kadar radikal bir değişim nasıl gerçekleşti?

    Büyüdük. Ülkemiz scene’inden çıkıp dünya günceline yaklaştığımız bir dönemdir. Ergenlikten gençliğe geçiştir. Müzik daha basittir, isyan daha büyüktür. Sarsmak, rahatsız etmek üzerinedir. Benim sadece vokale odaklandığım, saatlerce doğaçlama çalıştığımız başka bir dönemdir. Grubun müziğinde, yüklerin eşit dağıldığı bir albümdür. Sacit, Cenk-iz ve ben, 91 yazında Çeşme’de birlikte tatil yaptığımızda, Eye’ın önemli kısmını orada tamamladık.

     

    6- Her iki albümde doğal olarak yoğun bir agresyon mevcut, lirik yapının EYE’da geçirdiği evrimi anlatır mısın?

    Bizim sözlerimizi yine lise sınıf arkadaşımız İbiş ve ben yazarız. İbiş’in sözleri Eye’de mükemmelleşti. İbiş o dönem okuduğu kitap ve bilgisayar oyunlarını şarkı sözüne evirirdi. Yaş itibariyle de İngilizcemiz iyileşmişti. Ben ise hayat boyu ilişkileri anlatmaya takılı kaldım. Her türlüsünü…

     

    7- Fanlar EYE Introsundaki Sinatra hikayesini, neden seçildiğini ve nasıl distorte edildiğini merak ediyor?

    Büyük sanatçımız Sacit’in dahiyane fikirlerinden biridir. Anında gelişmiş olup, geçmişi yok edip, zamanı biz yazıyoruz anlamı taşımaktaydı sanırım. Yoksa Sinatra’nın şahsına bir hakaret olarak görülmemeli.

     

    8- Nekropsi’den Cem Ömeroğlu her iki albümün remasterını üstlendi, süreç nasıl gelişti?

    Başkası olamazdı. Melek miks, master’lerini de sağ olsun her zaman Cem üstlenmiştir.

     

    9- Silence ve Overflow, daha önce yayınlanmamış iki yeni parçanızı duyacağız EYE ile birlikte, parçalardan biraz bahseder misin?

    ’95’te bir yarışmaya katılmak için bestelemiştik. Besteler benim, aranjmanlar Cenk-iz’in. Dağılmasaymışız ne olurmuşuz ‘un müjdesini veren şarkılardır.

     

    10- Çağlan Tekil’in çabalarının yoğun olduğunu biliyoruz, 25 yıl aradan sonra yeniden sahneye çıkacak olmanız, bir araya gelişiniz. Detayları öğrenebilirmiyiz?

    Çağlan bana mesajla ulaştı ilk. Verdiğim cevap: “Niye ulaştığını anlıyor ve kabul ediyorum Çağlan.” oldu. Yakından takip etmesem de, Laneth konserlerinde yer alabileceğimizi kestiriyordum. Sacit müzikten hiç ayrılmadı da, Cenk-iz ve Naim’den yıllar sonra bu hevesi gerçekten beklemiyordum. Hakan (Tamar) ‘ın bizi motive etmesini de yabana atmamak gerek. Ona da teşekkür ederiz. Konser çok iyi olacak. Davul’da bize Sacit’le birlikte, Melek’ten Okaner sağ olsun, destek verecek.

    —————————————————

    Cevaplar ve paylaşım için teşekkür ederiz…

     

    Beni “Cultus’ın Ruhani Menejeri” 🙂 sıfatıyla tanımlayan (Ağır Kaltas Fanı) Levent Vural’a selam olsun…

     

    …Selman Çağlayan