Türk elektronik müziğinin öncülerinden Kıvanç K (Kivanch K), yeni albümü ‘Ex Occidente Doxa‘dan ilk teklisi ‘Dere Boyu Kavaklar‘ ile dinleyicilerini kültürel bir yolculuğa çıkarıyor. Saraybosna’dan Mezopotamya’ya, Kafkaslardan Kuzey Afrika’ya uzanan zengin kültür coğrafyamızın tınılarını evrensel bir dille buluşturan bu eser, geleneksel ve modern sesleri harmanlıyor.
Çocukluğunda Anadolu Rock akımının psikedelik ruhuyla tanışan Kıvanç K, bu etkiyi günümüz ‘Tribal Beat’ tarzıyla birleştiriyor. Yerel çalgıları analog ve dijital bireşimcilerle (synthesizerlarla) ustaca harmanlayan sanatçı, geleneksel ve modern arasında benzersiz bir köprü kuruyor.
‘Ex Occidente Doxa‘ (Bilgi Batı’dan Yükselir), Kıvanç K’nın daha önce Sezen Aksu ile birlikte çalıştığı ‘Ex Oriente Lux’ (Işık Doğu’dan Yükselir) ve Rakkas ile çıktığı kültürel füzyon yolculuğunun en son durağını temsil ediyor.
Kıvanç K, müziğiyle kültürel sınırları aşıyor ve Doğu-Batı ikilemini reddediyor. Kendisini hem Doğulu hem de Batılı olarak tanımlayan sanatçı, ‘Dere Boyu Kavaklar’ ile bu yorumu dinleyicilerine sunuyor.
‘Dere Boyu Kavaklar‘, tüm dijital platformlarda dinleyicilerle buluşacak. Kıvanç K’nın bu yeni çalışması, geleneksel melodileri modern dünya ile buluşturmak isteyen müzikseverlere benzersiz bir deneyim vaat ediyor.
Geçenlerde bulunduğum ildeki yani Tekirdağ Merkez’deki müzik albümlerinin satıldığı tek yer olan D&R mağazasına gidip neler var neler yok bakmak istedim. Tek standa düşmüş olan müzik bölümünde toplamda 20-30 arası farklı albüm mevcuttu. Tekirdağ Merkez’de müzik albümü almak isteseniz seçeneğiniz öyle çok yani!!! Seçmekte çok fena kararsız kalırsınız.
Müzik albümlerinin yanı sıra film almak isteyenler içinde film bakmak, almak, neler çıkmış, neler çok satan görmek için film severler çok zor bir karar içinde olacaklar. Çünkü film için gidip bakılacak bir dükkan, mağaza ya da öyle bir yer mevcut değil. D&R mağazasında zaten film yok, bir de orijinal filmden çok korsan filmin satıldığı bir dükkan vardı o da uzun bir zaman önce kapandı ve bu ilde film almak için tek seçenek internet ortamından sipariş vermek oluyor. Tekirdağ ilinde kültür denilince tek akla gelen ise sahilde bulunan heykeller, çok sanat sever bir yer burası.
Evet doğrudur, internet ortamında her şeye ulaşmanın çok kolay olduğu bir dönemde fiziksel olarak albüm, film gibi şeyleri almak gereksiz görülebilir. Nasıl ki kitap, gazete gibi yayınların elle dokunup okumadaki zevki ayrı ise müzik ve film kaplarına dokunup, hissederek alıp arşive katmak, kitabı elinize alıp okumak da aynı.
Bulunduğum ilde üzülerek söylemek isterim ki kültür ve sanat maalesef ki yerlerde. Denebilir ki konserler oluyor, tiyatro oyunlarına ev sahipliği yapıyorlar vs. parayı verdikten sonra popüler kişiler ve oyunları getirmek kolay, önemli olan farklı müzik, oyun türlerini de insanlarla buluşturmak. Tabii ki bu durum buradaki mekanlar için de geçerli.
Ben ne anlatacaktım, konu nerelere geldi neyse kaldığımız yerden edelim.
Mağazada müzik albümlerini incelerken gözüme çarpan bir albüme bakmak istedim. Düşünce olarak güzel bir çalışma. Kendi kendime önce bunu bir Youtube’den dinleyeyim, beğenirsem albümü alırım diye düşünürken, dinledikten sonraki hayal kırıklığımı anlatamam. Yani o albüme o kadar para vermediğim için şanslıydım. Kapak ve içeriğe bakıp, aldanıp albüm almak iPhone sipariş edip kutunun içinden hıyar çıkınca hissedilen durum ile aynı hissiyata eş değer.
Sonrasında bazı albümleri ve parçaları dinledim. Yeniden seslendirilen eski parçalar ve albümlerin hemen hemen hepsi ayrı bir hayal kırıklığı oldu. Parçanın orijinini dinliyorsun, yeniden yorumlananda daha farklı ve güzel bir etki beklerken bir bakıyorsun ki yeni yapılandırılan parça felaket. Diyorsun kulaklıkta ya da kulağında bir sıkıntı var. Ama durum öyle değil maalesef ki, ağır olabilir belki ama leş albümler ve parçalar ortaya çıkıyor. Evet ortada bir emek var ama ruhsuz bir emek sadece ticari bir emek var, ruh yok.
Sanki albüm çıkartmak için çıkartıyorlar albümleri, parçalar seslendirenlerle uyumsuz, müzik bakımından ilk çıktığı anki duygudan eser yok. Kısacası koca bir albüm hiçlik içinde kalıyor.
Hiç mi güzel işler olmuyor toplama albümlerde ve parça yenilemelerinde? Evet oluyor lakin gelin görün ki bu sayı çok az.
Film sektörü de belli film türleri dışında nasıl dipteyse, müzik sektöründe de bu tarz albümler dibe vuruyor.
İnternet ortamı sayesinde nasıl herkes ( bir parça ile nasıl olunuyor bilmiyorum ) sanatçı oluyorsa bu da ülkenin kültür seviyesini ortaya seriyor ve ortada bir emek var evet ama bu emek gelecek için değil günü kurtarmak için oluyor.
Değerini bilmediğimiz sanatçılarımıza, gruplarımıza nasıl burun kıvırıp umursamıyorsak, dinleyenlere hiçbir şey kazandırmayan kişileri göklere çıkarıyoruz maalesef ki.
Sanat ve sanatçının yanında olalım sözünü gerçek sanat ve gerçek sanatçının yanında olalım olarak değiştirmek gerek gibi. Memlekette herkes sanatçı ama sorsan ne nota bilir ne de enstrüman çalabilir.
Eski bir parçayı yeniden yorumla aaa ne oldu sanatçı oldun, gelsin şan, şöhret, para. O kadar basit olmamalı bunlar. Yeniden yorumladığın parçaya daha fazla değer, yorum katıyorsan eyvallah ama tam aksi oluyorsa gürültü kirliliğinden başka bir şey değil. Hal böyle olunca da o parçayı seslendirene, yazarına vs. haksızlık yapılmış oluyor.
Sizlere yeniden yorumlamanın nasıl yapılması gerektiğine dair farklı müzik türlerinden örnekler dinletmek istiyorum. Daha önce dinleyenler olmuştur mutlaka ama ilk dinleyenler için ise neleri kaçırdıklarını dinleyecekler ve neler düşünecekler. Karar sizin. İyi dinlemeler.
Kaliteli Müzik İle Kalın…
Luxus – Yuvasız Kuş
Jülide Özçelik – Gönül Dağı
Ünlü – Estarabim
Kıraç – Yolcu
Sattas – Yalan Dünya
Damla Kayıhan – Dönence
Pitch Black Process – Halil İbrahim Sofrası
Sitemizde yayınlanan Pitch Black Process röportajına buradan ulaşabilirsiniz.
Dejavu – Duydum Ki Unutmuşsun
Sitemizde yayınlanan Dejavu röportajına buradan ulaşabilirsiniz.
Merhaba Çerez severler!
Uzun bir aradan sonra sizlere, ses getiren bir müzik ve “iyilik” ile çıkılan güzel yollardan bahsedeceğim.
Bizler, iyiliğin hakim olduğu yolların sonundaki güzelliğe, sanat için bir araya gelen gönüllerin bizdenliğine inanıyoruz. Kalplerimizi içtenliği ile ısıtan müziğe, bir anda yıllar öncesinin nostaljik havasına götüren hislere, naftalin kokan ezgilere ve Anadolu müziğinin ruhuna kalplerimizi emanet ediyoruz. Bazen de büyük ustaların dizelerini yeniden hayata geçiren ve bir ezgi ile birleştiren güzel insanlara minnetlerimizi sunuyoruz.
Biraz da Has Anadolu Metal musikisine gelen yeni bir soluktan bahsedelim: Muhafarz!
Anadolu’nun yüreğimizi ısıtacak kadar sıcak, insanı bir anda yıllar öncesine götürüp tarih turu atmamıza sebep olacak kadar etnik, ufak bir tınısı ile farklı boyutlara kucak açmamızı sağlayan bağrından kopup, sert bir hışımla müzik dünyasına giriş yapan iddialı bir grubun ve birkaç güzel insanın varlığından bahsediyoruz.
Has Anadolu metal musikisi ile benliğimize taht kuran Muhafarz’ın vokalinde ve gitarda etnik hislerimize hükmeden “Aycan Başak”, solo gitarda alt tınıları ile hislerimize ortak olmaya niyetli “Osman Şimşek”, bass gitarda his dünyamızın içinde baskın duygulara sebep olan “Barış Özyaprak”, davulda metalin sert ve bir o kadar da kararlı duruşu ile bizi karşılayan “Güney Özcan” ve tulumda geçmiş, gelecek ile varlık ve ilahi duygularımızı harmanlayan “İlkan Kocaman” karşımıza çıkıyor.
Muhafarz üyeleri “en başta iyilik” olarak çıktıkları yolda, Abdürrahim Karakoç’un “Kardan Aydınlık” isimli şiirine kendilerine has ezgileri ile rock&metal tarzında bir cover’e imza attılar. Bu ezgi, bizleri alışık olmadığımız bir müzik türüne çağırdı ve çok sevdik!
Muhafarz-Kardan Aydınlık (Rock Cover)
Muhafarz’ı, dinleyiniz, dinletiniz ve anlayınız çok sevgili Çerezzine Ailesi…