Etiket: beat

  • Aziz Azmet ”Rock’N Roll’un Ölümsüz Sesi”

    Aziz Azmet ”Rock’N Roll’un Ölümsüz Sesi”

    Merhaba Dostlar,

    Bu Yazımızda Türk Rock Tarihimizin gelmiş geçmiş en büyük seslerinden olan büyük usta Aziz Azmet’ten bahsedeceğim sizlere. Kendisi eşsiz sesi ve yorumuyla ve tavizsiz duruşuyla tam bir efsanedir.

    İlk olarak can dostu Murat Ses ile Meteorlar’ı kurmuşlardır. Daha sonra gelmiş geçmiş en büyük Rock’N Roll gruplarımızdan olan Silüetler ile resmen zirveye çıkmıştır bu müthiş ikili. Beat ve Rock’N Roll kültürünü en etkili örneklerle sunduktan sonra, bize ait melodilerin evrenselleşmesi olarak tanımladıkları bir yöne giderek Moğollar’ı kurarlar beraber. Cahit Berkay, Hasan Sel ve Engin Yörükoğlu’nunda katılımıyla Anadolu Pop efsanesi tarih yazarlar. Murat Ses’in mucidi olduğu bu muhteşem türün en iyi örnekleri grubun altın yıllarında ard arda gelir.

    Aziz Azmet’in rüzgarı andıran naiflikteki yorumu ve etkili sahnesi grubun kimyasının en büyük paylarından biridir hiç şüphesiz. Örneğin ILGAZ isimli Türküyü ondan daha iyi söyleyebilen birisinin olacağına asla inanmam. Keza grubun en değerli şarkılarından olan Dağ ve Çocuk, Garip Çoban gibi eserlerde buna dahildir. Aziz Azmet grubuyla harikalar yaratmaktadır, fakat onun gönlü her zamanki gibi Rock’N rol’dadır. Büyük usta Beat için yaratılmış çok büyük bir sanatçıdır ve bu müziği derinden özler ve yeniden bu tarzda müzik yapmak ister, fakat grup yaratıcısı olduğu Anadolu Pop’ta ısrarcı olunca kurucusu olduğu grubundan ayrılma kararı alır.

    Onun ardından gruba çok değerli sesler gelse de hiç biri, onun yerini alamamıştır ne yazık ki. Yarattığı efsaneden ayrıldıktan sonra dimdik durarak yeniden yapmak istediği müziği icra etmek için yoluna ülkenin en etkili underground rock gruplarından (kendileri aynı zamanda ülkenin ilk Heavy Metal gruplarından biri olarak anılır) Bunalımlar’a dahil olur.

    Grupla birlikte Hele Hele Gel ve Yollar isimli efsane 45’liğe imza atar. Bu çalışma ile yine rock tarihimizde özel bir yer edinen usta sanatçı, daha sonra yoluna yine ülkenin en sevilen gruplarından olan 3 Hürel ile bir araya gelir ve Haram gibi bir klasiğe imza atar.

    İçinden gelen müziği yapmaktan büyük bir zevk alan büyük usta daha sonra ise ilk solo çalışmasını yayınlar. “Hiç İstemem” tam olarak onun tarzını yansıtır ve  büyük ustanın en sevilen şarkılarından biri olur. 60’lı ve 70’li yıllara birbirinden harika eserler bırakan Aziz Azmet, daha sonra dönemin şartlarının çıkmazlığı nedeniyle müziği bırakma kararı alır. Müziği ne kadar erken bıraksa da o günlerden bugünlere birçok nesili etkileyebilmiş, gerek müzisyenliği gerekse tavizsiz duruşuyla rock müziğe inanan ve bu ruhu derinden hisseden tüm müzisyenlere rehber olmuş, birçok kişiyi derinden etkilemiştir usta sanatçı.

    Ben bir müzisyen olarak ondan çok etkilendim ve bir dönem hep kendisine ulaşmaya çalıştım ve bir gün canım abim bana bir sürpriz yaptı ve numaramı istedi ve daha sonra beni aradı. O kadar mütevazi bir yüreği vardı ki, onun sesini duyduğumda nasıl titrediğimi asla unutmayacağım. Daha sonra defalarca telefonda sohbet ettik ve ben kendisine, hep yanınıza geleceğim, kavuşacağız canım abim desem de bunu başaramadım maalesef.

    İşte bundan dolayı hep kendimi çok eksik hissederim ama hiç değilse, kendisine telefondan da olsa ulaşmayı başarmış ve onu ne kadar çok sevdiğimi söyleyebilmiştim. Aziz abimde beni çok severdi ve bunu bana hissettirirdi. Geçtiğimiz yıl 2018’de yıldızların arasına gitti, orada muhtemelen yakın dostları, Nejat Toksoy, Cem Karaca, Barış Manço ve diğer tüm ustalar ile Rock’un en etkili halini icra etmeye devam ediyordur. Bir başka ülkede olsaydı belki de oda bir Jim Morrison, Elvis Presley, yada bir Elton John olurdu. Çünkü onun sesindeki ahenk ve içindeki Rock ateşi kolay kolay herkesin hissedebileceği ve taşıyabileceği bir şey değil.

    Onun için gerçek bir Rockstar’ı tanıdığım ve ona hayran olduğum için ve onun öğrencisi olduğum için kendimi çok şanslı sayarım. Benim canım Aziz abim seni birkez daha en derin saygı, sevgi vede derin bir özlemle anıyorum. Seni asla unutmayacağız ve unutturmayacağız buradan bir kez daha söz veriyorum sana.

     

    https://www.youtube.com/watch?v=74k-oLHQVBk

    https://www.youtube.com/watch?v=4eNv17VSc_E

  • DEVIL‘ın Efsane Sesi ‘’SABAHATTİN TAŞDÖĞEN / Yaşayan Efsaneler Bölüm 1

    DEVIL‘ın Efsane Sesi ‘’SABAHATTİN TAŞDÖĞEN / Yaşayan Efsaneler Bölüm 1

    Merhaba Çerezciler,

    Bundan böyle sizlere  ‘’Yaşayan Efsaneler’’ isimli  bölümümüz de, yıllarını müziğe adamış usta müzisyenlerden bahsedeceğim sizlere. Hayat dediğimiz şey maalesef çok kısa ve bizler bu kısa zaman içinde birçok önemli ismi yitirdik ve ne acıdır ki, bir çoğumuz bu değerli isimleri yitirdikten sonra keşfediyoruz, işte o yüzden artık bu isimleri tanımakta gecikmeyelim ve onlara yaşarken hak ettikleri değeri verelim diye böyle bir bölüm üzerinden sizlere yaşayan usta müzisyenlerimizden bahsedeceğim. İlk bölümümüzün konuğu ise Ülkemizin Hard Rock/Heavy Metal’inin en önemli ustalarından Sabahattin Taşdöğen, kendisini aynı zamanda yakından da tanıyan biri olarak büyük bir heyecanla  bahsetmeye çalışacağım, haydi o zaman başlayalım.

    DEVIL’ın Efsane Sesi ‘’SABAHATTİN TAŞDÖĞEN / Yaşayan Efsaneler Bölüm 1

    Rock Tarihimizin en yegane ve en özel gruplarından biri de net olarak Devil’dır. 1987 yılında yayınladıkları ve kendi isimlerini taşıyan ilk ve tek albümleri ile ülkemizin ilk Heavy Metal albümlerinden birine imza atmışlardı. Grubun her bir üyesi birbirinden kıymetli insanlardır, elbette bu köşede kendilerine de yer vereceğiz. Fakat ilk olarak  grubun kuruluşundan beri ilk günkü enerji ile sahneye çıkan ve sesi ile dünyadaki meslektaşlarından hiçbir farklı olmayan büyük usta Sabahattin Taşdöğen ile başlıyoruz yolculuğumuza, ilk olarak benden yaşça büyük olan bir ağabeyimin sayesinde 90’lı yıllarda dinlemiştim Devil’ı ve daha o zamanlardan büyük hayranlık beslemiştim.

    Yıllar sonra ise bu hayranlığım giderek artmıştı. Devil’ın en önemli özelliklerinden biri usta sanatçının eşsiz sesi ve yorumudur bana göre, şarkıları resmen yaşıyor söylerken sabo baba ve ben ne zaman bir Devil şarkısı dinlesem ya gözlerim doluyor ya da şarkılardaki his neyse onu derinden hissediyorum. Örneğin “Güzelim” ve “Neden Duruyorsun” ya da bu toprakların en özel baladlarından olan “Çiçeklerin Nefesi” Sabo babanın muhteşem yorumuyla resmen ruhunuzu alıp götürür.

    “Kabus” ve “Beyaz Güvercin” gibi Heavy Metal baş yapıtları ise ayrı bir ruha sevk eder sizi. Evet Sabahattin Taşdöğen gönlünden geçeni söyler hep ve size bunu fazlasıyla hissedersiniz.  Sabahattin abinin eşsiz müzisyenliğinin yanında eşsiz bir yüreği de vardır. Devil’ı kurduğu günden beri her zaman genç gruplara sahip çıkmış ve her dönemin genç gruplarını desteklemiş onlara yürüdükleri yolda bir baba gibi davranmıştır. İlk günden beri sadece sahne üzerinde değil, sahne öncesi de tüm hazırlıklarda bizzat çalışmıştır. Örneğin geçtiğimiz yıl beraber sahne aldığımız Bak’ın Rock Festivali öncesi sahnede bütün pankartların asılmasına yardımcı olmuş, orada oluşan veya oluşabilecek tüm aksaklıklarla kendisi ilgilenmiştir.

    Bak’In Rock Festivalinden,

    Gerçek bir müzik emekçisidir, yıllarını vermiştir büyük bir aşkla icra ettiği rock müziğine ve bu müzik tarzının her kesime ulaşması için çok büyük fedakarlıklar yapmıştır yıllarca, birçok müzisyen ve grubun sahneye çıkışlarında büyük rolü olmuştur ve bin bir çabayla yıllarca çok önemli konserler ve etkinlikler düzenlemiştir. Yeri geldiği zaman Akustik gitarını eline alıp sahne almış, yeri geldiğinde efsane grubu Devil ile harikalar yaratmıştır. Gerçekten deyim yerindeyse melek gibi bir insandır ve o kadar mütevazi bir yüreğe sahiptir ki, onun eşsiz müzisyenliğinin yanında, mütevazi kişiliği de hepimizi derinden etkilemektedir. İlk olarak 2015 yılının Aralık ayında “Gitarın Asi Çocukları”’ gecesinde babalar ile beraber aynı sahneyi paylaşmıştık, o gün hayatımın en heyecanlı günüydü ve hiç unutmam, performansımız sonrası bize o kadar güzel sözler söylemişti ki, işte o günden sonrada hep beraber oldu yollarımız, Sabo abi neredeyse ben ve grubum SİS’te oradaydı.

    En son Bak’In Rock Festivalinde aynı sahneyi paylaşmıştık. Aradan geçen yıllarda bizler ne zaman İstanbul’a gitsek, mutlaka sabahlayıp, ustamızı ziyarete gidip öyle dönüyorduk. Elbette o da bizi görünce mutlu oluyordu ama bir yandan da üzülüyordu ve bir baba olarak bize kızıyordu “İstanbul’un Ortasında Sokakta mı Kalınır, size kaç kez söyleyeceğim gelin dükkanda kalın” diye

    Sabahattin Taşdöğen ve SİS (Bak’In Rock Fest 2018)

    Evet işte böyle yüce bir yüreğe sahip sabo abi, grubu Devil ile birçok konser yaptı, festival yaptı, fakat istediği rock kitlelerini yer yer göremedi buralarda ve buna gerçekten çok üzüldü, o üzüldükçe bizde üzüldük, bazense oldukça kalabalık konserler verdi ve çok mutlu oldu. Sabahattin Taşdöğen gibi bir ustaya sahip olduğumuz için çok şanslıyız aslında, kendisi belki de dünyanın başka bir ülkesinde doğmuş olsaydı, muhtemelen ona çok benzetilen Ronnie James Dio, Lemmy Kilmister, Ozzy Ozbourne ya da Alice Cooper gibi olurdu. Çünkü Sabahattin Taşdöğen tıpkı diğer ustalar gibi bu yetenek, ruh ve duruşa fazlasıyla sahip, örneğin Dio Heaven And Hell’i yarattı, Sabo abimde Beyaz Güvercin’i , her iki örnekte çok önemli Heavy Metal örnekleri, biri tüm dünyaca bilinen, bir diğeri ise bu topraklarda yapılmış en etkili heavy metal örneklerinden biri,

    Evet arkadaşlar işte Sabahattin Taşdöğen böyle özel bir insan, çok büyük bir müzisyen, kendisi hala ilk günkü aşkla müziğini yapıyor, hala üretiyor ve hala yapmak istediği birçok şey var, eğer birgün bir yerlerde Devil çalıyorsa, o gün her işiniz ya da planınız varsa erteleyin ve orada alın soluğu, Sabahattin Babanın enerjisine ve o her biri klasik nitelikteki efsane Heavy Metal örneklerini de canlı canlı dinleyerek ve eşlik ederek Tarihe tanıklık edin. Ben kendisini her izlediğimde bu duyguyu fazlasıyla yaşıyorum ve diyorum ki, iyi ki tanımışım Sabo baba , iyi ki varsın. Şimdi burada ne yazsam kelimeler anlamını yitirecek yetmeyecek, ifade edemeyeceğime eminim, ama tek bir şey söylemem gerekirse ve o da herşeyin özeti olacaksa kısaca  şu olur elbette ‘’Seni çok seviyorum Sabahatin Abim’’

    Sabahattin Abimin eşsiz sesinden DEVIL Şarkıları,

    Sakın Kanma, Beyaz Güvercin, Kabus,  Karanlıkla Ülkesi, Kınalı Kuzu, Şaban, Güzelim, Neden Duruyorsun, Çiçeklerin nefesi ve Yalnızım

    https://www.youtube.com/watch?v=N03NoKoAZ_w

    Bir sonraki Yaşayan Efsaneler isimli bölümümüzde, bir başka efsane isimle yeniden görüşmek üzere, şimdilik Rockçakalın dostlar.\m/\m/

  • Efsane Ses Nejat Toksoy’u Kaybettik.

    Efsane Ses Nejat Toksoy’u Kaybettik.

    Türk Rock Tarihimizin Usta İsmi Mavi Işıklar’ın efsane sesi Nejat Toksoy abimizi sonsuzluğa uğurladık. Başta Ailesi olmak üzere tüm sevenlerine baş sağlığı diliyor ve usta sanatçıyı birkez daha saygıyla anıyoruz..

  • Nina Simon Feeling Good

    Nina Simon Feeling Good

    15 yaşında falandım..evde dinlediğim radyomda bir şarkı başladı..annemin kapat şu gavur müziklerini fırçasına aldırmadan..sonuna kadar dinledim..iyice beynime kazımak istiyordum..belkide bi daha hiç dinleyemeyecektim..yıllarca aklımda kaldığı kadarıyla atarak yanlış yunluş söyledim..ama hayat zordu..meslek lisesi yılları ve parasızlık ve hastalıklar derken aklımda kalan melodi giderek silikleşiyordu..aynı müzikle olan arkadaşlığım gibi..lise bitmiş bir fabrika da çalışırken yanlışlıkla açık kalmış radyo da birden şarkım başladı..ordaki ustaların kapatmamı istemelerine aldırmadan kulağımı dayadım radyoya ..sonuna doğru adam nina simon dan dinledik anonsunu geçti..sonrası ..bla bla bla..gerisi yalandı…….donmuştum…nina simon…nina simon…nina simon…diye tekrarlayıp kağıt kalem arıyordum..ertesi gün taksim halep pasajında o yıllarda kaset dolduran dükkanlarda aldım soluğu.ismi verdim okunuşuyla yazmıştım göstermemeye çalışarak…adam şarkıyı mırıldanmamdan bi bok anlamadı..artık anladım..dinleyip bulacaktım..ordaki sakallı adamın benden tiksindiğini biliyordum ama çok yakınken hedefime aldırmadan dinlemeye devam ettim..neden sonra alışageldiğim onlarca hayal kırıklığının arkasından şarkım başladı ..elimdeydi artık..yıllardır beklediğim an..şarkı elimdeydi..yıllarca bu sesin erkek olduğunu düşünegelmiştim..oysa plağın kapağında yanakları kocaman aksi bakışlı işte bu kadındı söyleyen…günlerce dinledim keyifle..ve daha sonra kasetlerce diğerlerini de…ve sonra dünya büyüdü ve gelişti..dijitalleşti..ve bizde yorulduk..ne zaman bu şarkıyı dinlesem o yılları ve muhteşem sefaletimizi ve müziğe olan açlığımızı hatırlarım..ingilizce ögrendiğim ilk şarkıyı ve onu var eden bu muhteşem kadını dinlerim ve onun şarkıda değini yaparım… iyi hissederim…

     

  • “Rutubet Haikuları 101”

    “Rutubet Haikuları 101”

     

    Kadıköy’de bir bodrum katındayım,
    geleli 10 gün oldu.
    Günde 3 bardak kahve tüketip, 220 gram tütün içiyorum.

    Duvarlar rutubetten simsiyah kesilmiş,
    Afrika’da ki -daha- avlanmamış siyah bir panter gibi.
    Karnım genelde aç ama iştahım, ölü doğan bebekler gibi.

    Biraz viskim olsaydı keşke, kahveme ekleyip yudumlardım yavaş yavaş.
    Odamda tek bir yatak var. Başka eşya yok. Minimalistler gıpta eder beni görse. Ben bu hayatın bütününden sıyrılmış bir Zen keşişiyim.
    Üstümdeki kıyafetlerden başka bir mal varlığım yok.

    Yatağımda oturup tüm gün sayfaları arşınlıyorum. Kelimeler eroin, benimse damarlarım aç…

    -William Burroughs gibiyim. Sekseninde ve takım elbiseli.
    -Bir hobo gibiyim. Yirmilerinin ortasında ve
    pespaye kıyafetli.

    Ben, kendim gibiyim,
    kaç yaşında olduğumu bilmeden.
    Boynumda sanki yağlı bir urgan,
    yürüyorum sokaklarda.

    Ve ben,
    hayata
    gözlerini
    daha
    açmamış
    ölü bir çocuk gibiyim.
    Hayatı dahi bilmeden…

     

  • 68’linin Rock’N ROLL’u

    68’linin Rock’N ROLL’u

    Soğuktu, her yer buz gibiydi bee

    Ama elimdeki şarapla, yedi düvele meydan okurdum

    İstiklal Caddesi’nde peace diye bağıran çiçek çocukları

    Sarhoşların iniltili naraları arasından geçerken

    Fitaş’ın içinden, yükselen sesi duydum bir anda

    Bir Dünya da Bana Ver Tanrım…

    Evet, evet bu bizim Çakuş’tu,

    Girdim içeriye cehennem gibi kalabalıktı,

    Çığlıklar deliyordu gecenin matemli havasını

    Sonra,

    Aziz Azmet’in muhteşem sesi ile Moğollar

    Ve ardından gece yarısı İstiklal Caddesi

    Yürüyordum, bağırarak çağırarak

    Ha bir yandan da twist rüzgarlarının etkisiyle fütursuzca dans ederek

    Bana bir manyakmışım gibi bakan mallara

    SİK

    TİRİN

    ULAN……!

    diye haykırıp, yoluma devam ediyordum bee

    haa eğleniyordum hem de öyle eğleniyordum ki

    anasını satim, dünya yansa umrumda değildi ha

    yine aklımda rock’n roll, ruhumda özgürlük vardı

    ha bir de elimde her bir adımda içtiğim şarabım vardı

    cebimde de beş kuruş para yok ha

    ama buydu be dünya, buydu yaşamak

    mutluydum lan

    hem de ölümüne mutluydum

    yıl 68’di soğuk bir kış günüydü ve aylardan şubattı

    ve ben İstiklal Caddesi’nde sürterken bir geceyi daha devirmiştim

    Çiçek Pasajı’nda uykuya daldım, gülümseyen bir ifade ile

    yarın için, tekrar Peace diye haykırmak için, Rock’n roll için

    Sevgili Aziz Azmet Abimizi kısa bir süre önce yitirdik. Kendisini saygıyla ve derin bir özlemle anıyor, Tüm 68’li Türk Rock Müziğinin baba isimlerine sonsuz saygı vede hürmetlerimizi yolluyoruz..