Etiket: All Quiet On The Western Front

  • 2023 Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu

    2023 Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu

    Everything Everywhere All at Once

    Bu yıl 95.’si düzenlenen 2023 Oscar Ödülleri’nin sahipleri belli oldu. Her Şey Her Yerde Aynı Anda (Everything Everywhere All at Once), En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu dahil olmak üzere toplamda 7 dalda Oscar ödülüne layık görülerek törenin galibi oldu.

    Her Şey Her Yerde Aynı Anda (Everything Everywhere All at Once), 11 adaylığından 7’sinde ödüle uzanarak 2023 Oscar Ödülleri töreninin kazananı oldu. Film; En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Özgün Senaryo, En İyi Kurgu kategorilerinde ödüle uzanmayı başardı. All Quiet on the Western Front ise dört kategoride Oscar’a layık görülerek gecenin bir diğer kazananı oldu. 2023 Oscar Ödülleri‘nin tüm kazananlarına aşağıdan ulaşabilirsiniz.

    2023 Oscar Ödülleri Kazananları

    En İyi Film

    Everything Everywhere All at Once

    En İyi Yönetmen

    Daniel Kwan, Daniel Scheinert (Everything Everywhere All at Once)

    En İyi Kadın Oyuncu

    Michelle Yeoh (Everything Everywhere All at Once)

    En İyi Erkek Oyuncu

    Brendan Fraser (The Whale)

    En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu 

    Jamie Lee Curtis (Everything Everywhere All at Once)

    En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

    Ke Huy Quan (Everything Everywhere All at Once)

    En İyi Kurgu

    Everything Everywhere All at Once

    En İyi Özgün Senaryo

    Daniel Kwan, Daniel Scheinert (Everything Everywhere All at Once)

    En İyi Uyarlama Senaryo

    Sarah Polley (Women Talking)

    En İyi Sinematografi 

    James Friend (All Quiet on the Western Front)

    En İyi Animasyon

    Guillermo del Toro’s Pinocchio

    En İyi Belgesel 

    Navalny

    En İyi Uluslararası Film

    All Quiet on the Western Front

    En İyi Prodüksiyon Tasarımı 

    All Quiet on the Western Front

    En İyi Kostüm Tasarımı 

    Black Panther: Wakanda Forever

    En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı 

    The Whale

    En İyi Görsel Efekt

    Avatar: The Way of Water

    En İyi Ses 

    Top Gun: Maverick

    En İyi Özgün Müzik

    All Quiet on the Western Front

    En İyi Özgün Şarkı 

    RRR

    En İyi Kısa Animasyon

    The Boy, the Mole, the Fox and the Horse

    En İyi Kısa Belgesel

    The Elephant Whisperers

    En İyi Kısa Film 

    An Irish Goodbye

    Kaynak
  • Yasaklanmış ve Sansüre Uğramış Filmler

    Yasaklanmış ve Sansüre Uğramış Filmler

    All Quiet On The Western Front – Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

    All Quiet On The Westen Front - Batı Cephesinde Yeni Birşey Yok

    Amerikan Film Enstitüsü (AFI) tarafından gelmiş geçmiş en iyi 10 epik film arasında gösterilen film, yönetmen Lewis Milestone’nin ilk sesli filmi olma özelliğine sahip.

    1930 yılında ise film “En İyi Yönetmen” oscar’ını kazandı.

    Haliyle ABD’de başıt olarak gösterilen film, Avrupa’da birçok ülkede tam tersi bir tavırla yasaklandı.

    Birinci Dünya Savaşı mağlubu Almanya’da film yasaklandı. Yasaklamadan kısa bir süre önce gösterilen sinemalara fare bırakılarak sabote edilen film, Adolf Hitler’in iktidara gelmesi hemen yasaklandı.

    Yasaklanma nedeni ise, filmin Almanları korkak göstermesi olduğu belirtildi. Polonya’da ise filmim Almanların lehine olduğu düşünülerek yasaklandı. 1920 ve 1941 yıllarında ise Avusturya’da yasaklı kalan film İtalya ve Avusturya’da gösterime giremedi.

    Variety dergisi ise film ile ilgili olarak “Bu film her dile çevrilmeli. tüm dünya uluslarına “Savaş” kelimesi sözcüklerden çıkana kadar gösterilmeli” demiştir.

    Brokeback Mountain – Brokeback Dağı

    brokeback mountain - brokeback dağı

    Pulitzer ödüllü yazar Annie Proulx’un yazarı olduğu ve yönetmen Ang Lee’nin sinemaya uyarladığı film 2005 yılında gösterime girdi.

    Daha gösterime girmeden sansür ve yasaklanmalar ise gecikmedi. Filmin bazı ülkelerde yasaklanma sebebi homoseksüel sahneler içermesidir.

    Film Çin’de gösterime girmez, sadece dvd’sinin ülkede satışına izin verilir. Ortadoğuda İsrail hariç diğer ülkelerde film gösterime giremez. Arap ülkelerinde ise sadece Lübnan’da film gösterime girer ama oda sansüre uğramış haliyle. Birleşik Arap Emirliklerin’de ise aynı Çin’deki gibi film izleyici ile buluşamaz, sadece dvd satışına izin verilir.

    Die Blechtrommel – The Tin Drum – Teneke Trampet

    the tin drum - teneke trampet

    Cannes film festivalinde Altın Palmiye ve 1979 yılında En İyi Yabancı Film oscar’ını kazanan film Kuzey Amerika’da filmde yer alan reşit olmayan karakterlerle ilgili cinsellik içeren bir sahne yüzünden 1980 yılında Kanada’da çocuk pornografisi suçundan yasaklanır.

    Bir diğer yasak olayı ise Oklahama’da gerçekleşiyor. Filmin çocuk pornografisi içerdiği ve eyalet kanununa göre reşit olmayanların cinsellik sahneleri gösterilmesi kanuna aykırı olduğundan filmin tüm kopyaları kütüphanelerden ve film kiralayan mağazalardan toplatılır. Filmin kopyası elinde bulunduran müşteriler tespit edilip evlerine baskın yapılarak filmler toplanıyordu. Bölge savcısı ise filmi elinde bulunduranların tutuklanacağını açıklamıştı. Bu yasak olayı ise Oklahama’da “Yasak” adlı bir belgesele konu oluyordu.

    Köşeyi Dönen Adam

    köşeyi dönen adam

    Başrolünde Kemal Sunal’ın oynadığı filmde, zengin olma hayalinde yaşayan Adem’in hikayesini izliyoruz. Amerika’da yaşayan amcasının ölümünden sonra Adem’e kalan mirası öğrenen insanların bir pay kapma çabasını görüyoruz. Ama kalan mirası görünce Adem’in peşinde koşanların hayali suya düşer.

    Filmin sansür yemesinin sebebini ise yıllar sonra ortaya çıkar. Filmin sonu sansürlenmiştir. Sansür sebebi ise final sahnesinin 1 Mayıs mitingine bağlanmasıydı.

    Kemal Sunal’ın hayattayken filmin sansürsüz hali ile yayınlanması için çok çaba sarf ettiği söylenir.

    Straw Dogs – Köpekler

    straw dogs - köpekler

    1971 yılında gösterime girdiğinde eleştirmenler tarafından acımasızca eleştirilen film, yıllarca sansürün kurbanı oldu. Film 2002 yılında tekrardan çekildiği haliyle gösterime girme izni aldı ama yönetmen Sam Pechinpah filmin tekrardan gösterilmesini göremedi. Çünkü 1984 yılında Sam Pechinpah vefat etti.

    Gordon Williams’ın “The Siege Of Trencher’s Form” romanından uyarlanan filmin tepkileri almasının nedeni ise Amy karakterinin tecavüze uğradığı sahneydi. Eleştirmenler Amy’nin sahnedeki tavırlarından dolayı yönetmeni kadın düşmanı olmakla suçlarken, savunma kısmında olanlar ise Amy’nin yaşadığı travmanın hakkıyla gösterildiğini belirttiler.

    Filmin sansürlenmesinin nedeni ise malumunuz tecavüz sahnesi nedeni ile oldu.

    ABD’de gösterime girmeden önce tecavüz sahnesi yeniden kurgulandı, 1971 yılında İngiltere’de gösterilen film 1974’de yeni çıkan yasaya takılarak tecavüz sahnesi nedeni ile yasaklandı.

    Su Da Yanar

    su da yanar

    “Su Da Yanar” filmin yönetmeni Ali Özgentürk tarafından lanetli filmim olarak tanımlanır. Ali Özgentürk “Su da Yanar” filmini Tokyo Film Festivalinde “At” filmi ile kazandığı ödül ile çeker.

    Ali Özgentürk filmin yasaklanma sürecini ise şöyle aktarmaktadır; ” Filmin çekimleri bittikten sonra Devlet Denetleme Kurulu’ndan gösterilmesine sakınca olmadığına dair onay aldık. Film İstanbul’da 7 sinemada gösterildi. Gaziantep’te gösterimi yapıldığı sırada valilik tarafından yasaklandı. Dava açtık, bu kararın yürütmesi durduruldu. İstanbul valiliği’de filmi yasaklama kararı aldı, sonra bu karar kaldırıldı.”

    Devletin emniyet ve askeri kuvvetlerini küçük düşürüldüğü gerekçesiyle Ali Özgentürk’e dava açılır ve hapis istemiyle yargılanır. Davanın iddianamesi ise; güvenlik kuvvetlerinin halka kötü muamele yaptığı, Türkiye’de Nazım Hikmet ile ilgili film çekmenin mümkün olmadığına dair filmin propaganda yapıyor olmasıdır.

    Ali Özgentürk davadan beraat eder ve 2002 yılında “Su Da Yanar” 39.Altın Portakal Film Festivali’nin girişimiyle tekrardan izleyici ile buluşur.

    The Dreamers – Düşler, Tutkular ve Suçlar

    The Dreamers - Düşler, Tutkular ve Suçlar

    2003 yapımı film, çıplaklık içeren sahneler yüzünden ABD’de rahatsızlık yaratır. Filmin yönetmeni Bernardo Bertolucci ise tepkiler karşında “En doğal ve en masum şey olan çıplaklığı göstermenin hala katı kuralcı tepkilere neden olmasına şaşırdım” diyor.

    Filmin ABD’deki dağıtımcısı filmi kesilmiş haliyle gösterime sokmak ister. Film kesilmeden vizyona girer ama 17 yaşından küçükler filmi izleyemeyecektir. Filme yaş sansürü getirilir. Bu sansür filmin izlenmesine engel olmaz ve ABD’de 2,5 milyon dolar hasılat elde eder.

    The Last Temptation Of Christ – Günaha Son Çağrı

    The Last Temptation Of Christ

    1988 yılında gösterime giren film, gösterime girer girmez tepkileri görmeye başlar. Nedeni ise İsa’nın işleniş şekli ile ilgili. Filmin yönetmeni, filmin başlangıcında belirttiği gibi filmin kutsal metinlerden değil, Nikos Kazantzakis’in “Günaha Son Çağrı” romanından esinlendiğini belirtse de tepkileri durdurmaya bir etkisi olmaz.

    İsa’nın işleniş şekli ile oluşan tepkilerin nedeni İsa’nın insanı bir portre olarak anlatılmasıdır.

    Kitabın anlatmak istediği İsa’da diğer insanlar gibi günah çağrıları ile boğuşmasıdır. Filmde ise İsa’nın günah işlediğini göstermez ama korku, şüphe, bunalım ve özellikle Hristiyan dünyasını öfkelendiren şehvet duygusu ile anlatılan İsa anlatımı tepkilerin nedeni olmuştur.

    Film Türkiye, Meksika, Şili ve Arjantin’de yasaklı kaldı veya gösterime giremedi. Filipinler ve Singapur’da ise halan yasaklıdır.

    Filme tam not veren sinema yazarı Rober Ebert ise, “Film İsa’ya bir övgü. Çünkü onu bir dini kartpostaldan fırlamış çafçaflı bir figür gibi göstermiyor. İsa etten, kemikten, mücadele veren, sorgulayan, kendisine ve “babasına” sorular soran bir kişilik” diyordu.

    Umut

    umut

    1970 yılında çekilen ve Adanalı faytoncu Cabbar’ın hayat mücadelesini anlatan film için Onat Kutlar şöyle der; “Türk sineması için bir dönüm noktası. Türk edebiyatının ve onun düzeyini geriden takip eden sinemamız Umut’a kadar gerçekçilik çoğu kez gerçek denmeyecek kadar bir yaklaşımla kavranmış, Yeşilçam kalıplarından kurtulamamış ya da natüralizmle karıştırılmıştır. Umut bu anlamda geleneksel sinemamızın kalıplarını kıran ilk ödünsüz filmdir.”

    Film, Adana Film Şenliğin’de En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Senaryo ödüllerini kazanır.

    Çekildiği ilk sene film ilk yasağı ile karşılaşır ve sansür kurulu kararı ile yasaklanır. 1971 yılında Cannes Film Festivalin’de Genç Yönetmenler bölümünde gösterilir. Ancak filmin üzerindeki yasak kalkmadan Yılmaz Güney filmi Cannes Film Festivali’ne gönderdiğinden kaçakçılık suçu ile yargılanır. Film yurt dışında gösterime girer ve festivallerde ödüller kazanır.

    Umut filmi 1989 yılında yasağın kalkmasıyla özgürlüğüne kavuşur ve aradan geçen 20 yılın ardından 1990 yılında tekrardan gösterime girer.

    Vurun Kahpeye

    vurun kahpeye

    İftira sonrası linç edilen Aliye öğretmenin hikayesini anlatan filmin yönetmeni “Ustaların Ustası” olarak bilinen Lütfi Akad’ın ilk filmidir.

    Lütfi Akad yönetmen koltuğuna oturuşunu şöyle aktarır; “Erman Film’de mali danışmanlık yapıyordum. Vurun Kahpeye’nin senaryosunu yazdım. Filmi de sen çek dediler. Senaryoya ilginç çalışmadır, yapabilirim belki diye yaklaştım. Ama yönetmenlik teklif ettiklerinde irkildim.”

    Film önce çok büyük ilgi görür ama sonra sansürlenir. “Müslüman Türk din ehli ağır ve yalan iftiralara uğruyor, sinemalarda rezil ediliyor. Müslüman Türk şeref ve haysiyetini koruyacak bir adalet yok mudur?” denilerek basında filme saldırı yazıları çıkar ve dönemin sansür kurulu tarafından film 3 kez sansürlenir.

    Film 2009 yılında restore edilip, 28.Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde yeniden izleyiciyle buluşur ve Türk Sinemasının bir klasiği olarak değeri teslim edilmiş olur.

  • Mutlaka İzlenmesi Gereken Filmler / 1

    Mutlaka İzlenmesi Gereken Filmler / 1

    Film severler merhabalar. Sizlere internet ortamında her yerde karşınıza çıkabilecek Mutlaka İzlenmesi Gereken Filmler listelerinden farklı bir liste hazırladım. Mutlaka aralarda o listelerde de bulunan filmler olacaktır ama elimden geldiğince sizlere belki ilk defa duyacağınız ya da ama ben bunların hepsini izledim diyebileceğiniz filmler de bu listede olacak.

    Mutlaka İzlenmesi Gereken Filmler listesini kendi DVD film arşivimden oluşturmuş olup, 25’er adetli 4 bölüm halinde toplamda 100 film ile karşınızda olacak.

    Şimdiden sizlere keyfili izlemeler ve okumalar.

    Ben X

    Flamanca’da “Ben X”in manası “Ben Bir Hiçim” anlamına gelmektedir. Orijinali “Ik ben iks” olan bu deyimden esinlenerek adını alan filmde, otizm hastası olan Ben’in çevresiyle olan uyum problemleri ele alınıyor. Archlord isimli internet üzerinden oynanan rol yapma oyununda, Ben’in yarattığı türev kişilik karizmatik ve güçlü bir karakterdir. Ancak gerçekte durum tam tersidir. Ben, gerçek hayatta okulda sürekli itilip kakılan, dışlanan, “kaybeden” bir çocuktur. Hayatında aynı oyundaki gibi saygı duyulan bir karaktere sahip olma hayaliyle yaşayan Ben, oyunda tanıştığı Scarlite ismindeki kızla tanışınca işler Ben için farklı bir hâl alacaktır. Nic Balthazar’ın kendi romanından sinemaya uyarladığı Belçika’nın adayı olarak Oscar yarışına gönderilmiş olan Ben X, ülkemizde de İstanbul Film Festivali kapsamında gösterildi. Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği tarafından Fipresci Ödülü’ne layık görülen film aynı zamanda Montreal Film Festivali’nde de Grand Prix Ödülü’nü kazandı.

    Buried – Toprak Altında

    ABD’nin Irak’ı işgal ettiği günden bu yana Hollywood’un çektiği film sayısı Bağdat’a düşen bombaların sayısını geçmiş olmalıdır. İşte Toprak Altında filmi de bu minvalde değerlendirebileceğimiz yapımlardan biri. Paul Conroy Irak’ta çalışan Amerikalı bir kamyon şoförüdür. Bir grup Iraklı direnişçi Paul’u derdest eder.  Paul, gözünü açtığında ölümle burun buruna olduğunu görür. Uyandığında kendisini bir tabutun içinde gömülü halde bulmuştur. Oraya nasıl ve kim tarafından getirildiğini bilmemektedir. Ölmemek için zamana karşı yarışmak ve klostrofobinin doruklarındaki bu kabusu atlatmak zorundadır.

    All Quiet On The Western Front – Batı Cephesinde Yeni Birşey Yok

    Birinci Dünya Savaşı esnasında bir erkek lisesinde öğretmenlik yapan Profesör Kantorek, öğrencilerini savaşa katılmanın ve bir asker olarak savaşta yer almanın son derece onurlu bir mevki olduğu gerekçesiyle doldurmaktadır. Bu etkileyici konuşmalardan etkilenen askerler gönüllü olarak askere yazılarak Alman ordusuna katılırlar. Ancak savaş ne kitaplarda yazdığı, ne de öğretmenlerinin anlattığı türden epik bir olay değildir. Genç askerler bu yanılgının farkında olsalar da artık geriye dönebilmeleri mümkün değildir; tüm toyluklarıyla olup biten tüm siyasi oyunların ve acımasız planların gölgesinde canları için mücade edeceklerdir.

    Of Mice And Men – Fareler ve İnsanlar

    Amerikalı yazar John Steinbeck’in aynı başlığının romanına dayanan 1937 oyununa dayanan ve Burgess Meredith, Betty Field ve Lon Chaney Jr.’ın başrollerini oynadığı 1939 tarihli bir Amerikan drama filmi.

    The 13th Warrior – 13.Savaşçı

    Ahmet Ibn Fahdlan, yaşadığı 10. yy. uygarlığının en önemli konumdaki birkaç adamından biridir. Oldukça saygıdeğer ve korkulan bir insandır. Bir gün bir kadınla olan ilişkisi ortaya çıkınca Ahmet’in tüm geçmişi bir anda silinir. Ülkesinden sürülerek özel bir göreve atanır. Artık Ahmet’in hayatı değişmiştir. Gittiği yerde kendisiyle konuşmak isteyen askerleri dinler. Onların anlattıklarına göre 13. bir savaşçı aralarına katılmazsa yenilecektirler. Ahmet Ibn Fahdlan’ın seçilmiş kişi olduğuna inanmaktadırlar. Başta buna sıcak bakmayan Ahmet, bir süre sonra onlara katılacaktır.

    The Wrestler – Şampiyon

    1980’li yılların efsanevi güreşçilerinden biri olan Randy, şimdilerde bir markette part-time çalışan, haftasonları da çeşitli güreş aktivitelerine katılan unutulmuş biz yıldızdır. Yerel bir maçı kazanmasının ardından çevresindekilerin de önerisiyle geçmiş zamanda en dişli rakiplerinden biri olan The Ayatollah’a karşı dövüşmeyi kabul eder ve herkesin gözü artık bu maçtadır. Randy her türlü hazırlığını yaptıktan sonra maça hazırdır. Son derece çetin geçen bu mücadele esnasında kalp krizi geçiren güreşçi için kariyerinin sonu demektir. Doktorları yaşlı adamın güreşmesini yasakladığında tezgahtar olarak işe girer ve bu süreci yıllardır görmediği kızıyla arasını düzeltmek için bir şans olarak görürü. Ancak bu beklediği kadar kolay olmayacak, ringler tekrar onu çağıracaktır.

    Die Welle / The Wave – Tehlikeli Oyun

    1967 yılında California’da yaşanmış gerçek bir olayı günümüz Almanyasına aktaran , The Wave ’Tehlikeli Oyun’, faşizmin köklerine dair etkileyici ve güncel bir hikaye.

    Film, enerjik ve karizmatik bir öğretmen olan Rainer Wegner’ın otokrasi üzerine verdiği ders ile başlar. Öğrencilerin ilgisizliği üzerine dikkatlerini çekmek için bir deney yapmaya karar verir: Öğrencilerinden kendisini liderleri olarak kabul etmelerini ve kendisine Mr. Wegner diye hitap etmelerini ister. ‘Disiplin aracılığıyla güç’ moto’sunu seçer; bir logo yaratır; herkese beyaz bir t-shirt giydirir ve gizli bir işaretle iletişim kuran bu gruba ‘The Wave’ adını verir.

    Öğrenciler, umulmadık bir şekilde bu birlikteliğin oluşturduğu güçten zevk almaya başlarlar. Kısa bir süre içerisinde yeni keşfedilen bu disiplin, diğer okul aktivitelerinde de kendisini göstermeye başlar ve gruba yeni üyeler katılmasını sağlar.

    ‘The Wave’ başlangıçta gençler için saf bir inanç, birlik ve dayanışma ifade etse de kişisel düşünce, değer ve inançlarının ortak bir paydada hareketlendirilmeleri ile giderek kontrolden çıkarlar ve bu durum çok kısa sürede farklı boyutlara ulaşır.

    The Greatest Game Ever Played – Hayatımın Maçı

    Yirminci yüzyılın sonlarına doğru genç Harry Vardon, golf şampiyonu olur. Ancak çok geçmeden bu olağanüstü yeteneğinin, sınıf sınırları ile pek uyuşmadığını anlar ve aslında İngiliz toplumunun centilmenlik kavramı dışında bırakılır. Bir düzine yıl sonra genç bir Amerikalı olan Francis Ouimet de aynı peşin hüküm kavramı ile savaşmaya başlar. Kendi babasının bile küçümsemeleri söz konusudur. İdolü Harry Vardon’dur. Bu iki adamın da kabul görme mücadelelerinin arka planında olağanüstü yetenekleri izleriz.

    Disconnect – Sanal Hayatlar

    Ailesini aramaya vakit yaratmakta zorlanan işkolik bir avukat, sırları internet ortamına yayılan bir çift, bir sınıf arkadaşına internet üzerinden kabadayılık taslayan çocuğunu yola getirmeye çalışan emekli bir polis memuru ve kariyer peşinde koşan bir bir gazetecinin yetişkin sitelerindeki mücadelesi… Tüm bu karakterleri aynı noktada buluşturan tek şey ise çağımızın buluşu internet! Modern iletişimin yeni adı olan internet tüm köşeli halleriyle masaya yatırılırken birbirinden farklı bir grup insanın hayatı üzerinde yaptığı benzer etki vurgulanıyor.

    District 9 – Yasak Bölge 9

    Değişik senaryosu, enteresan kurgusu ve bilim kurgu anlayışına alternatif bir gözle bakan içeriği ile, Yasak Bölge 9 hatırı sayılır büyüklükte bir izleyici kitlesine ulaşmayı başardı. Filmde, 1982 yılında hayatta kalan son uzaylıların, yaşamlarını idame ettirebilmek için dünyayı mesken tutmalarının hikayesi anlatılıyor. Güney Afrika’nın bir bölgesine yerleşen uzaylılar çok geçmeden bir araştırma ekibi tarafından keşfedilip gözlem altına alınırlar. MNU isimli özel bir şirketin denetimi altında tutulan uzaylılar, District 9 isimli bir bölgeye konuşlandırılırlar. Bu şirketin yetkilileri uzaylıların teknolojisinin sırlarını öğrenip uygulamayı, böylece de muazzam paralar kazanma peşindedir. Bunun için gerekli olan şey ise uzaylı DNA’sıdır. MNU çalışanı Wikus van der Merwe esrarengiz bir virüs tarafından saldırıya uğrar ve uzaylılara benzemeye başlar. Şirket şimdi kendi çalışanının peşine düşecek, Merwe ise tek sığınabileceği yer olan District 9’a doğru yola çıkacaktır.

    The Soloist – Virtüöz

    The Soloist - Virtüöz

    Juilliard’daki ikinci yılında şizofreniye yakalanan müzik dahisi Nathaniel Ayers, hastalığının ilerlemesi üzerine evsiz barksız kalarak Los Angeles sokaklarına düşer. Hayatını keman ile çello çalarak sürdürmeye çalışan Ayers’ın, zamanla hayatı değişmeye başlar.

    The Fountain – Kaynak

    The Fountain - Kaynak

    Film, geçmiş, bugün ve gelecekten üç ayrı hikâye sunuyor izleyiciye. Her biri aşka dair sonsuzluğun peşinde olan erkekler hakkında. Mayalı bir kâşif, esir düşmüş kraliçesini kurtarmak için hayat ağacını aramaktadır. Türlü ağaçlar üzerine çalışan bir tıp araştırmacısı, ölmek üzere olan karısını kurtaracak bir ilaç aramaktadır. Bir uzay yolcusu ise hava kabarcığı içindeki kapsül halindeki yaşlı bir ağaç ile seyahat etmektedir. Nebula ile örtülü, ölmek üzere olan bir yıldıza doğru yol almaktadır. Aşkı ve ölümsüzlüğü arayan üç hikâye kesişir.

    Copying Beethoven – Beethoven’ı Anlamak

    Copying Beethoven - Beethoven'ı Anlamak

    Tüm sanat yaratıcılarının en büyük sorunudur: Mevcut başarıları tekrar edememek. Eğer bu yaratıcı büyük besteci Beethoven ise, bu durumun çok daha sancılı geçiyor olması şaşırtıcı olmayacaktır. İşte, bu büyük deha da, hayatının son yıllarında yeni besteler üretmek konusunda sıkıntı çekmektedir. Başarı elde eden son çalışmasının üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen hala üzerinde çalıştığı besteyi bitirememekte ve zaten sıkıntılı olan durumuna bu, daha da çok sıkıntı eklemektedir. Sağırlığının gittikçe artması ve buna bağlı olarak da kendini çok daha fazla yanlız hissetmesi, içinde olduğu bunalımı daha da arttırmaktadır. Bu sıkıntılı durumda, son bestesini söz verdiği tarihte bitirebilmesi için çalışmalarını kopya edecek bir kişiye ihtiyaç duyar. O kişi ise genç ve güzel Anna Holtz olacaktır. Belki de, o çok bilindik söz yine kendini anımsatacaktır: “Her başarılı insanın arkasında bir kadın vardır”… Anna da, Beethoven ile yoldaşlık yapmak için elinden geleni ardına koymayacaktır. Ancak Beethoven da kolay bir kişilik değildir.

    Devrim Arabaları

    Devrim Arabaları

    İhtilalden bir sene sonra Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, uzun zamandır hasretini çektiği yerli üretim bir otomobil yapılmasını emreder ve görevin TCDD işletmesine verildiğini açıklar. Hemen işe koyulan 23 mühendisin önünde bu otomobili yapmak için Cumhuriyet Bayramı’na kadar yalnızca 130 gün vardır. Devrim adı verilecek olan bu arabayı üretmek için 23 mühendis el ele verecek, kariyerlerini ve aile hayatlarını riske atarak zamanla, yoklukla, politikayla, karşılarına çıkan sayısız engelle baş etmek zorunda kalacaktır. Benzini bitti diye yolda kalan araba etiketiyle unutulan Devrim’in hazin hikayesinin bilinen ve bilinmeyenlerinin anlatıldığı bir film Devrim Arabaları.

    Grave Encounters – Mezar Buluşmaları

    Grave Encounters - Mezar Buluşmaları

    Bir ekip hayaletler üzerine bir program yapmaktadır. Bu reality-show’da ekip hayaletleri avlamakta ve bunu kameraya almaktadır. Bir gün kendilerini muhtemelen lanetlenmiş ve terk edilmiş bir akıl hastanesinde bulurlar. Bu şovları için iyi kendileri için ise korkunç bir olay olacaktır.

    Red Lights – Medyum

    Red Lights - Medyum

    Üniversitenin psikoloji bölümünde öğretim üyesi olan Margaret Matheson ve asistanı Tom Buckley, ruh çağırma, psişik güçler, telepati vb. metafizik olarak tanımlanan olayları ülke çapında araştırarak, sahte medyumların ipliğini pazara çıkartmaktadırlar. İnsanları çeşitli, kurnaz yöntemlerle kandıran şarlatanlar çok büyük paralar kazanmakta, dahası ciddi hastalıkları olan insanları tıbbi yöntemler yerine bu sahte güçleriyle tedavi ettiklerine inandırmaktadırlar.
    Fakat ünlü medyum Simon Silver 30 yıl sonra yeniden gündeme gelip, gösterilere çıkmaya başlayınca Tom, Margaret’ın tüm ısrarlarına rağmen Silver’ın da peşine düşmek, bir yalancı olduğunu ispat etmek ister. Ve bu sefer büyük oynayacaktır.

    The Road To Guantanamo – Guantanamo Yolu

    The Road To Guantanamo - Guantanamo Yolu

    Pakistanlı Asıf, İngiltere’de yaşamaktadır. Annesinin evlenmesi için bulduğu kızla tanışmak için ülkesine geri döner. Arkadaşlarıyla buluşan Asıf, bir macera yaşamak için Afganistan’a gitmeye karar verirler.

    Dört arkadaş, tam da Amerika’nın Talibanı devirmek üzere yaptığı operasyon sırasında Afganistan’a gelmişlerdir. Kendilerini beklemedikleri bir savaşın ortasında bulan gençler, Pakistan’a geri dönmeye çalışsalar da terörist oldukları gerekçesiyle yakalanacaklar ve Küba’daki Guantanamo üssüne götürüleceklerdir.

    Die Falscher – Kalpazanlar

    Die Falscher - Kalpazanlar

    Alman Nazi Partisinin 1936’da gerçekleştirdiği en büyük kalpazanlık operasyonunu anlatan ve gerçek bir olaydan esinlenilerek çekilen bu film, II. Dünya Savaşı sırasında geçiyor. Irkçı Nazilerin, savaşın tek kazananı olabilmek için çevirdikleri dümenlerden biri de sahte para basarak diğer ülke ekonomilerini iflasa sürüklemektir. Bu operasyon için özel bir grup kurdurulur. Kurdukları oluşuma, el sanatları ve kalpazanlık konusunda çok iyi olan Salomon ‘Sally’ Sorowitsch (Karl Markovics) da dahil olur. Yoksulluktan kurtulan yaşamlarına rağmen, içinde bulundukları durum onları rahatsız eder, vicdanlarıyla karşı karşıya getirir.

    Glory Road – Zafere Doğru

    Glory Road - Zafere Doğru

    Kırk yıl önce Don Haskins, bir tür asker toplama yoluna çıkarak en yetenekli siyah ya da beyaz adamı bulmak ister. Yedi siyah ve beş beyaz 1965-66 Texas Batılı Madenciler efsanesini oluştururlar. Oyun alanında sahne aldıklarında yeri geldiğinde alay dahil edildikleri halde vazgeçmemişlerdir. Başa çıkılması zor tuhaflıklarla yüz yüze geldikleri halde Haskins ve Madencileri bir araya gelip bir ekip oluştururlar. Amaçları Milli Şampiyonluğu elde etmektir. Karşılarındaki güç ise Kentucky’dir. Kolay olmayacaktır ama zafer yoludur bu.

    North Face – Kuzey Yamacı

    North Face - Kuzey Yamacı

    Klasik anti-nazi propaganda filmlerinden farklı bir anlayışa sahip Kuzey Yamacı’nda 1936 yılının Nazi Almanyası döneminin arka planda olduğu, “zirveye ulaşma”nın en büyük ihtiras olduğu olaylar zinciri aktarılıyor. Birkaç dağ sevdağlısı, Avrupa’nın en yüksek dağlarından birini keşfetmek için, farklılıklarını bir tarafa koyarak işe koyulurlar. Yaşanmış bir olaydan yola çıkılarak oluşturulan filmin senaryosunda fonda Nazi Almanyasının hükumranlığı sürmektedir ve diktatörlük, dünyanın gözündeki yerini iyi konumlandırabilmek için yollar aramaktadır. Dünyanın en meşhur kuzey yüzüne sahip İsviçre’nin Eiger Dağı, kuzey duvarının ortalama 70 derecelik eğimiyle dünyanın en tutkulu dağcılarının hep gözdesi olmuştur. Bu dağa tırmanırken hayatını kaybeden birkaç Alman dağcıdan sonra başarılı olacak başka bir ekip aranmaktadır. Tony Kurz ve Andi Hinterstoisser o sıralar faşist Alman ordusunda görev yapmaktadırlar. Berlin’in en büyük gazetelerinden birinin editöryel sekreteri konuyu bilmekte ve Kurz’u tanımaktadır. Kurz ve Hinterstoisser’i dağa tırmanmak için ikna etmeye çalışır. Hinterstoisser bu işe olumlu bakarken Kurz Nazi Almanyası hakkında şüpheler içindedir. Sonunda kabul eder ama bu riski Alman liderleri mutlu etmek için değil, kendisi için yaptığının altını çizer. Kurz ve Hinterstoisser sonunda yaz ortası gibi tırmanmaya başlarlar ve bir grup Avusturyalı ile bir yarış içine girerler.

    Prisoners – Tutsak

    Prisoners - Tutsak

    Tutsak, adaleti kendi elleriyle sağlamaya çalışan bir adamın hikayesini anlatıyor. Maccachusetts eyaletinin Brockton bölgesinde, Şükran Günü’nü kutlamak için bir araya gelen Dovers ve Birches aileleri her şeyin yolunda gittiği bu yemek esnasında korkunç bir haberle altüst olurlar. Gecenin ilerleyen saatlerinde ailelerin iki küçük kızlarının kaybolması sonrasında panik dolu anlar yaşanır. Saatler ilerler, ancak kızlar halen daha ortada yoktur ve durum kaçırılmış oldukları gerçeğini kuvvetlendirir. Polise başvursalar da hızlı ve nitelikli bir sonuç alamazlar. Keller Dover ise bir hayli panik içerisindedir ve polisin çabalarını yetersiz bulup adaleti kendi elleriyle aramaya karar verir. Genç ve başarılı dedektif Loki’den de yardım isteyen genç adam, kendini suçlu ve masumun birbirine karıştığı oldukça şaibeli bir davanın içerisinde bulur.

    Takva

    Takva

    Kendi halinde, oldukça mütevazı bir yaşam süren Muharrem, dini inançları çok kuvvetli bir insandır. Öyle ki, gece gündüz sürekli ibadet etmekte, cinsellikten uzak, içine dönük bir hayat yaşamaktadır. Bütün bu özellikleri, çevresindeki insanlar tarafından büyük bir güvenilirlik kazanmasına neden olur. Bu durum, varlıklı bir tarikat şeyhinin dikkatini çeker ve Muharrem’in güvenilirliğini, tarikatın sayısız mülkünün kiralarının toplanması için kullanmaya karar verir. Birdenbire bambaşka bir dünyanın içine giriveren Muharrem için sahip olduğu değerler yavaş yavaş sarsılmaya başlar. Modern dünyanın içinde bulunduğu karmaşa, onun yıllardır alışık olmadığı kadar yıpratıcıdır. Ama işin kötüsü artık o da, bu dünyanın getirilerinden kendini uzak tutamaz.

    Zero Dark Thirty

    Zero Dark Thirty

    11 Eylül 2001’de Manhattan’daki Dünya Ticaret Merkezi kuleleri yerle bir edildikten sonra, yakın dünya tarihini değiştiren bu saldırıyı El-Kaide terör örgütü ve ABD’nin en azılı düşmanlarından biri olduğunu iddia eden Usame Bin Laden üstlenmişti. Önce Afganistan’da başlayan savaş, diğer Orta Doğu ülkelerine de yayıldı ve Pentagon saldırıların bir numaralı sorumlusu olarak gösterdiği Bin Ladin’i köşe bucak aramaktan asla vazgeçmedi. Pakistan’ın Abbottabad kentinde köşeye sıkıştırılıncaya kadar ABD’ye milyonlarca dolara mal olan bu arayış ve ‘insan avı’ operasyonu 1 Mayıs 2011’de düzenlenen gizli bir operasyonla nihayete ermişti.

    The Hunt – Onur Savaşı

    The Hunt - Onur Savaşı

    Onur Savaşı’nda 40 yaşındaki Lucas, geçirdiği zor boşanma döneminin ardından hayatını yeniden düzene koyabilmenin peşindedir. Kreşte bir iş bulur, yeni bir kız arkadaşı vardır ve ergenlik çağındaki oğluyla arasındaki sorunlu ilişkiyi onarmaya çalışmaktadır. Artık her şey yoluna girmek üzereyken işler ters gitmeye başlar. Sadece öylesine söylenmiş küçük bir yalan, içinde yaşadığı kasabaya bir virüs gibi yayılır ve Lucas kendini hayatı ve saygınlığı için savaşırken bulur.

    The Big Short – Büyük Açık

    he Big Short - Büyük Açık

    Sektör dışından dört kişi büyük bankaların, medyanın ve hükümetin görmekten kaçındığı şeyi, ekonominin küresel çöküşünü gördüğünde akıllarına bir fikir gelmişti: Büyük Açık. Cesur yatırımları, onları her şeyi ve herkesi sorgulamalarının gerektiği modern bankacılığın karanlık, hassas noktasına götürecek.

    Mutlaka İzlenmesi Gereken Filmler / 2
    Mutlaka İzlenmesi Gereken Filmler / 3
    Mutlaka İzlenmesi Gereken Filmler / 4