Adını “Peyk” ile yaptığı başarılı düetlerle duyuran Metin Önderoğlu, bağımsız bir müzisyen olarak üretimlerine aralıksız devam ediyor.
“Sakın Beni”, toplumla barışamayan birinin yalnızlığına sığınmasını anlatıyor. Özgün bir şarkı formuna sahip ve modern bir ağıt havasında. Derin bir melankoli ve döngüsellik içeren şarkı, dinleyiciyi içsel bir sorgulamaya ve yolculuğa itiyor.
Yine önemli isimlerin katkıda bulunduğu bir çalışmaya imza atan genç müzisyene bas gitarda Alman jazz müzisyeni Kaj André Zeller, Peyk’ten tanıdığımız Özgür Ulusoy vibrafonda, No Land’ den tanıdığımız Oğuzcan Bilgin trompette, Sufle’den tanıdığımız Çağdaş Topal davulda eşlik ediyor.
İrfan Güney, son eseri “Yansımalar”ı On Air Music Co. markasıyla yayımladı. Akademisyen, mühendis, besteci ve söz yazarı kimliklerini uzun yıllara yayılan üretim pratiğinde bir araya getiren Güney, bu eserde bilimsel disiplini ile sanatsal duyarlılığını ortak bir estetik çizgide buluşturuyor.
“Yansımalar”, insanın yaşam boyunca karşılaştığı makam, güç, şöhret, zenginlik gibi dış etkenlere rağmen koruduğu içsel niteliği ele alan bir kompozisyon olarak öne çıkıyor. Melodideki iniş ve çıkışlar hayatın değişken akışını temsil ederken, giriş ve finalde yer alan arp teması, tüm bu değişkenler karşısında karakterin taşıdığı sürekliliği simgesel bir dille ifade ediyor.
Eserin senfonik düzenlemesi, Türkiye’de orkestral müzik alanında önemli bir yere sahip olan Turhan Yükseler tarafından yapıldı ve Turhan Yükseler Filarmoni Orkestrası tarafından yorumlandı. Bu çalışma, klasik orkestrasyon geleneğini güncel bir anlatımla buluşturarak esere hem teknik hem duyusal bir derinlik kazandırıyor.
Kapak görseli, fotoğraf sanatçısı ve Sanat Okur Genel Yayın Yönetmeni Hasan Nazif tarafından hazırlandı. Çoklu aynaların kullanıldığı görsel kompozisyon, eserin merkezindeki metaforu destekleyerek, dış koşulların değişse bile kişinin özüne ait yansımaların sabit kaldığı fikrini görsel biçimde güçlendiriyor.
“Yansımalar”, yalnızca bir senfonik eser değil; kimlik, karakter, değişim ve süreklilik üzerine düşünsel bir odak öneren çağdaş bir müzikal anlatı. Güney’in akademik birikimi ve sanatsal üretimi arasındaki denge, bu çalışmada net biçimde hissediliyor.
Eser tüm dijital platformlarda yayında. Dinleyiciler, “Yansımalar” ile hem müzikal hem içsel bir yolculuğa davet ediliyor.
İrfan Güney – Yansımlar Dijital Medya Platformları Spotify
Efe, yeni şarkısı “Ücralar”ı On Air Music Co. etiketiyle yayımladı. İki versiyonlu olarak dinleyiciyle buluşan çalışmanın remix versiyonunda Lue’nin imzası bulunuyor.
“Ücralar”, unutmanın kolay olmadığı anılara ve bağımlılığa dönüşen bir sevginin geride bıraktığı izlere odaklanan içten bir hikâye anlatıyor. Efe, geçmişle bugünün sınırında duran bu duyguyu sade ama etkili bir anlatımla kurarken, şarkı zamanın içinde açılan küçük “ücraları”, sessizlik anlarını, eski alışkanlıkların çağrışımlarını ve geride kalmış bağların gölgesini müziğiyle birleştiriyor.
Parça iki farklı formda dinleyiciyle buluşuyor: Duygusal yoğunluğunu bütün açıklığıyla taşıyan orijinal versiyon ve Lue’nun elektronik dokunuşlarla yapılandırdığı, şarkıyı daha ritmik ve çağdaş bir duygu alanına taşıyan remix yorumu. Remix versiyonu, parçanın melankolik yapısını korurken aynı zamanda ona yeni bir hareket, yeni bir dinamizm katıyor.
Aynı duygunun iki ayrı yüzünü sunan bu çalışma, Efe’nin anlatımındaki samimiyeti korurken; Lue’nun dokunuşu şarkıya bambaşka bir atmosfer kazandırıyor. Böylece “Ücralar”, hem söz dünyası hem de iki farklı prodüksiyon yaklaşımıyla çok katmanlı bir dinleme deneyimi sunuyor.
Barış Çapkın’ın son yıllarda yayımladığı single çalışmalarından oluşan özel bir seçki, “Fezaya Bak” albümünde bir araya geliyor. On Air Music Co. etiketiyle yayımlanan albüm, sanatçının 2020 sonrası solo üretim dönemini hem tematik hem de sound açısından bütünlüklü bir yapıya kavuşturuyor.
Albümde yer alan şarkılar, farklı dönemlerde ortaya çıkmış olmalarına rağmen ortak bir duygu evreninde buluşuyor. Yüzleşme, kabul, içsel diyalog, arayış, geçmişle hesaplaşma ve bireysel özgürleşme gibi temalar, Barış Çapkın’ın anlatımında güçlü bir süreklilik oluşturuyor.
“Kaybolsam da” ile yıllar içinde olgunlaşan bir besteden “Gözlerin mi Kaldı”daki iyileşme arayışına; “Ağladım İçime”nin içsel çatışmalarından “Görsen Üzülürsün”ün kabullenişine; “Bil İstedim”in geç kalmış kararlarına ve “Deli Kral”ın kişisel başkaldırısına uzanan çizgi, albümü tematik açıdan bütünleyen bir çerçeve yaratıyor. Albümde ayrıca 2020 yılında yayımlanan “Otur da Dinle” parçası da yer alıyor. Bu şarkı, Barış Çapkın’ın albüme seçilen solo üretimlerinin başlangıç noktasını temsil ederek seçkiye kronolojik bir bağ ekliyor.
“Fezaya Bak”, Barış Çapkın’ın kendi stüdyosunda şekillendirdiği bağımsız üretim kültürünü de yansıtıyor. Sanatçının kayıt, düzenleme ve miks süreçlerinde üstlendiği aktif rol, albüme karakteristik bir bütünlük kazandırıyor. Kapak tasarımlarında Mr. Boyaci ve mastering’de Selim Sayarı gibi uzun soluklu iş birlikleri ise çalışmanın hem görsel hem de işitsel atmosferini güçlendiren önemli unsurlar arasında yer alıyor.
“Fezaya Bak” tüm dijital platformlarda yayında.
Barış Çapkın – Fezaya Bak Dijital Medya Platformları Spotify
1973 yılında kurulan 21.Peron, Türkiye’nin yarım asrı aşan geçmişiyle en köklü rock gruplarından biri. Saykodelik ve progresif rock’ı klasik müzik unsurları ve Anadolu ezgileriyle birleştiren grup, elli iki yıllık üretim yolculuğunu yeni albümü “Yeni 1973” ile bugünün dinleyicisine taşıyor. Albüm, çift 33’lük uzunçalar formatında ve tüm dijital platformlarda On Air Music Co. etiketiyle yayımlandı.
1975’te “Ümit Veren Grup” ödülünü alan 21.Peron, 1977’de yaylı ve nefesli sazlarla birlikte Petruşka balesini senfonik rock formunda sahneleyerek dönemine damga vurdu; TRT radyo ve televizyon programlarına katıldı, çeşitli jingle çalışmalarına imza attı. Grup, 1979 Eurovision Türkiye elemelerinde “Seviyorum” ile halk jürisinin birincisi oldu; o yıl politik koşullar nedeniyle İsrail’deki finale gönderilmese de; kaydettikleri uzunçalar Hey dergisinin listelerinde altıncı sıraya kadar yükseldi.
“Yeni 1973”, grubun önceki işlerine kıyasla daha belirgin saykodelik-progresif motifler, çok sesli vokaller ve organik tınılarla öne çıkıyor. Albümün retrofütüristik kapak tasarımı, grubun basçısı Cenk Dereli tarafından hazırlandı. Sözlü ve enstrümantal tüm parçalar 2016–2023 yılları arasında İzmir’de kaydedildi; vinil baskı için özel mastering uygulanarak dinamik aralık korunurken yüksek ses seviyelerinden kaçınıldı.
21.Peron’un mevcut kadrosu, grubun çok sesli yapısını ve uzun soluklu müzikal birlikteliğini yansıtan beş isimden oluşuyor. Klavye ve vokalde Andreas Wildermann, davulda Erden Erdem, gitarda ve vokalde Haluk Öztekin, basta ve vokalde Cenk Dereli yer alırken; grubun solistliğini Ahmet Safa İkis üstleniyor.
Albümden Öne Çıkan Parçalar
Yeni – Albümün açılış parçası; yeni sevgilerin, filizlenen umutların ve distopyasız günlere duyulan özlemin güçlü bir ifadesi. İçin – Melodik rock çizgisinde ilerleyen eser, içsel çatışma ve duygu yoğunluğunu merkeze alıyor. 52 – Deniz kenarında geçen hüzünlü bir doğum günü sahnesi üzerinden zaman, yaş alma ve yüzleşme temalarını işliyor. Süpürgesi Yoncadan / İzmir’in Kavakları – Geleneksel türküler, grubun imzası olan saykodelik-rock estetiğiyle yeniden yorumlanıyor. Hesap Açık – Progresif-saykodelik rock ile klasik yaylıların birleştiği epik bir kompozisyon. Çatalkaya Valsi – Gün Sonunda – İzmir’in coğrafyasından ilham alan, aynı temanın iki farklı formdaki yorumu. Birdenbire, Değil, Gelirli Şiir – Sözleri Orhan Veli Kanık’a ait üç eser, grubun şiirle ilişkisini güçlendiriyor. Umutları Çapaklı – Albümün 10 dakikayı aşan en uzun parçası; çok sesli vokaller ve deneysel saykodelik-elektronika unsurlarıyla öne çıkıyor.
21. Peron – Yeni 1973 Dijital Medya Platformları Spotify
TARİHTE İZ BIRAKACAK BİR İSYAN VE BAŞKALDIRI MANİFESTOSU BAĞIMSIZLIĞINI İLAN EDİYOR!
İlk single’ı “Anka”yı 2021 Ağustos ayında yayınlayan Türk Rock Müziği’nin güçlü sesli kadın vokali Pınar Azizoğlu, “Hiç” isimli 2. single’ından sonra, son çalışmaları “Soy Kalbini Şeytanlarından”, “ Nasıl Bi’ Şey Bu?”, “Kötüyüz Artık!” ve “Kır Kalbimi” ile devam ederek 11 adet single çalışmasından sonra diskografisini 2024 senesinde “Dünya Telaşı” isimli ilk stüdyo albümü ile taçlandırdı.
Sanatçı, sözleri ve müziği kendisine ait olan “Kötüyüz Artık!” albümünden sırasıyla;
En Sevdiğim Cehennemim, Seri Katil, Ruh Ver Bana, Sahne Hayvanları, Majör Depresif, Cellat, Kabuk, Karabatak gibi hit şarkılarını arka arkaya yayınlamasından sonra albümünü 14 Kasım 2025’te dinleyicileriyle buluşturdu.
Albümde şarkılar sizi önce yoğun duyguların olduğu bir yerden, canı yansa bile kendisini seçerek, orada çürümeyi ve kendini yok etmeyi reddeden bir kadından, kötü olma kararının, değişip dönüşerek nasıl alındığını bir süreç halinde anlatıp, sonrasında sizi zafere doğru sürüklerken, bağımsızlığın giderek artıp ilan edildiği ve son üç parçada özgürlüğü iliklerinize kadar hissedeceğiniz, dünyanızı sarsacak, ve sizi doruk noktasına taşırken nefes almayı unutacağınız rock marşlarıyla, dinleyiciyi cüretkar ve zamansız bir müzik ziyafetine, pervasız bir yolculuğa davet etmeye hazırlanıyor.
Pınar Azizoğlu’nun 2. stüdyo albümü “Kötüyüz Artık!”, içindeki tüm hit rock parçalarıyla tarihte iz bırakacak bir başkaldırı ve isyan manifestosu.
Zulu Band’ın yeni şarkısı “Histeri” On Air Music Co. etiketiyle yayımlandı.
“Dinleyiciyi karanlıktan aydınlığa taşıyan güçlü bir anlatıya sahip “Histeri”, zihinsel uyanış ve kişisel kurtuluş temalarını işliyor. Şarkı; geçmişin yüklerinden sıyrılan, içsel savaşlarını geride bırakmaya çalışan, çöle ve yeniden başlama cesaretine ulaşan bir adamın yolculuğunu anlatıyor.”
Grubun vokal ve gitarında Tuğhan Kurtulan, bas gitarda Sercan Erzan, davulda ise Tugay Öztürk yer alıyor. Zulu Band, geniş bir müzikal yelpazeden beslendiklerini vurgulayarak;
“Hendrix’in çığır açan sololarından Metallica’nın enerjik riff’lerine kadar birçok etkiden ilham alıyoruz. Bu etkileri kendi rock’n roll tavrımızla harmanlayarak özgün bir sound yaratmaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullanıyor.
“Histeri”nin söz, müzik, kayıt ve aranjelerini Tuğhan Kurtulan, Sercan Erzan ve grubun önceki davulcusu Utku Aras Say’a ait. Mix’te Tuğhan Kurtulan ve Hüseyin Karadeniz, mastering’de ise Hüseyin Karadeniz’in imzası var.
Aktif sahne ve konserlerine devam eden Zulu Band’ın yeni şarkısı “Histeri”, tüm dijital platformlarda yayında.
Zulu Band – Histeri Dijital Medya Platformları Spotify
Ege’nin ışığını, tuzlu rüzgârını ve taş sokakların yankısını müziğe dönüştüren Yalçın Konuk, Aegean Stillness Remix – Ashes Pulse Edition ile yeniden karşımızda.
On Air Music Co. etiketiyle yayımlanan albüm, dört bölümlük serinin ilk halkası ve toplam 23 remiks’ten oluşuyor. Her parça, aynı hikâyenin farklı bir ufuktan yankısı gibi duyuluyor.
Albüm, sabırla örülmüş bir ses manzarası kuruyor: yavaş-orta tempolar, taşıyıcı vurmalılar, sade ama sıcak armoniler ve pastel synth dokularıyla dengeli bir bütün. Reverb ve sessizlik, tıpkı bir fotoğrafın kadrajı gibi her nota etrafında nefeslik bir alan yaratıyor.
Müzik, dinleyiciyi acele ettirmeden içine çekiyor; bir yaz sabahında deniz kenarında yürürken hissedilen o “şimdi” duygusunu hatırlatıyor.
Albümdeki bazı yorumlar sinematografik kontrastları büyütüyor, bazıları organik sıcaklığı öne çıkarıyor, bazılarıysa suyun altında yankılanan bir melodi gibi derinleşiyor. Her biri aynı hikâyeyi farklı dillerde anlatıyor; hiçbiri diğerinin yankısı değil. Bu albümde remiks bir süs değil, bir bakış biçimi.
Ashes Pulse Edition bir bütün olarak dinlendiğinde, 23 parçanın bir hikâyeden çok bir his yarattığı görülüyor. Albümün devamı niteliğindeki üç proje daha önümüzdeki aylarda dinleyiciyle buluşacak; her biri aynı özden doğup farklı bir mevsimin ışığında yeniden var olacak.
Bu çalışma, yalnızca bir yeniden yorum değil; sessizliğe yeniden kulak verme biçimi.
Ege’nin sabah ışığını, ağır akan zamanını ve sıradan bir anın içindeki güzelliği fark edenler için: bazen müzik, sustuğunda duyulur.
Ünlü davulcu Alpay Şalt, Birthday Marathon etkinliği ile müzikseverleri dayanışmaya ve doğaya davet etti.
25 Ekim 2025’te DasDas İstinyePark’ta gerçekleşen konser gecesi, üç farklı tribute grubun arka arkaya sahne aldığı uzun soluklu bir müzik maratonuna dönüştü.
Gecede sırasıyla;
IN LIZZY & MOORE (Thin Lizzy & Gary Moore tribute)
KILLMISTER (Motörhead tribute)
GALLOWS POLE (Iron Maiden tribute)
performanslarıyla dinleyiciler sahne enerjisine doydu. Her grup 45 dakikalık setlerle sahne aldı; aralarda müzik videoları, sürpriz görseller ve kısa geçişler geceye sinematik bir akış kazandırdı.
Etkinliğin en anlamlı yönü, bilet gelirlerinin Şalt’ın hem gönüllüsü olduğu hem de vakfın kurucusu Hayrettin Karaca’nın yakın akrabası olduğu TEMA Vakfı’na aktarılacak olması.
Alpay Şalt, “Yıllardır arkadaşlarıma doğum günümde hediye almak yerine TEMA’ya fidan bağışı yapmalarını söylerdim. Ormanlarımızı kaybediyoruz ama üzülmek bir şeyi geri getirmiyor; elimizden gelenle iyileştirmek mümkün,” sözleriyle gecenin anlamını özetledi.
Sahne arkası da en az performanslar kadar renkliydi. Şalt’ın yıllar içinde farklı projelerde birlikte yer aldığı müzisyenlerin aynı sahnede buluştuğu Birthday Marathon ’25, müzik dünyasında nadir rastlanan bir dayanışma atmosferi yarattı. Genç dinleyiciler ve çocuklar da salondaydı; Şalt’ın ifadesiyle, “Ağaç yaşken eğilir… Onların o gece rock müzikle tanışması her şeye değerdi.”
Birthday Marathon, hem müzik hem doğa hem de dostluk adına sürdürülebilir bir geleneğe dönüşmüş durumda. Alpay Şalt, “Yılların ritmi hâlâ aynı: birlikte çalmak, paylaşmak ve yaşatmak,” diyerek geceyi noktaladı.
Kırık Pena, senfonik projesinden ilk tekli “Gecenin Ahı Var (Senfonik)”i dinleyiciyle buluşturdu!
Alternatif rock sahnesinin dikkat çeken grubu Kırık Pena, parçalarını senfoni orkestrasıyla yeniden kurguladığı özel projenin ilk yayını olan Gecenin Ahı Var (Senfonik) ile dinleyicinin karşısında!
Mayıs 2024’te İstanbul’da canlı olarak kaydedilen performans, şarkının duygusal yoğunluğunu yaylı ve üflemeli düzenlemelerle genişleterek sinematik bir anlatıya taşıyor.
Kırık Pena’nın tüm senfonik projesi ise 28 Kasım 2025’te Kırık Pena (Senfonik) adıyla ve BBI Music Co. etiketiyle yayınlanacak. Proje; grubun alternatif rock enerjisini orkestral bir görkemle birleştiren ve sahne kimliğini genişleten bir çalışma olarak konumlanıyor.
Gecenin Ahı Var (Senfonik) ile birlikte, parçanın Mayıs 2024’te İstanbul’da kaydedilen canlı senfonik performans videosu da yayında.